Monthly Archives: September 2014

Erkekler Seksle İlgili Gerçeği Söyleyebilirler mi? – Noah Brand

Çağdaş cinselliği tartışan erkek sesleri nerede? Hayır gerçekten, erkekler nerede?AdultShop

Geçenlerde BBC’de çok ilginç bir makale okudum. Yazar Sarah Dunant, seksin insan deneyiminde ve toplumdaki rolüyle ilgili süregelen tartışmalarla kendi ilişkisini ve bu tartışmadaki son durumu özetliyor. Sonra da cesur ve zor bir soruyla bitiriyor yazıyı, sorulması gereken bir soruyla.

“Çağdaş cinselliği tartışan gür erkek sesleri nerede? Çok zor iş erkekleri seks hakkında dürüstçe konuşturmak. Barda birbirini dürtükleyerek yapılanından değil, ya da komedyenlerin laf arası esprilerinden de değil, ciddi bir sorgulamadan bahsediyorum.

Feminizmin ardından erkek olarak yetişmenin zor olduğunu kabul ediyoruz hepimiz; ama hani nerede erkeklerin cinselliğiyle ilgili büyük kamusal tartışmalar? Pornografinin etkisi. Bizim arzularımız onlarınkini ne kadar değiştirebildi? Neyin kabul edilebilir olup olmadığıyla ilgili çizgileri bizimkinden farklı mı?

Bu gibi itiraflar çoğunlukla politik açıdan doğrucu olmaz – seks çoğunlukla değildir zaten. Erkekler büyük sahnede ağızlarını açar açmaz kararlı bir hamleyle oradan indirilmeleri hiç de yardımcı olmuyor. Hem George Galloway hem de eski Adalet Sekreterimiz Ken Clarke beyanlarında düşüncesizlik etmiş olabilirler, ama beğenin ya da beğenmeyin onlar bir şeyler denmesi gerektiğini düşünmüşlerdi – ki ardından patlayan bir kadın öfkesi fırtınasında tüm tartışma boğuldu gitti.

Evet, daha gidecek çok yolumuz var. Ama bunun erkeklerin görüşleri olmadan yapamayız.

Dunant’ın temas ettiği nokta ciddi ve kamusal söylemin bir parçası olması gerekiyor. Erkeklerin sesleri, seksin işlevi ve arzularımızla ilgili kamusal alandaki konuşmaların bir parçası değil.

Tabii tam bu noktada geleneksel feminist düşünce canhıraş devreye girer: “Dur bir saniye, bizim tek duyduğumuz şey erkeklerin sesleri ! Erkek bakışı öyle yaygın ki kadınların buna uyum sağlaması insani değer konusundaki tek kaynağımız olmuş durumda. Porno ölçülemez miktarlarda üretiliyor ve neredeyse tamamı da erkeklerin arzuları hedeflenerek hazırlanıyor. Erkeklerin cinsel arzularla ilgili deneyimini biliyoruz çünkü bize ha bire toplumdaki her şeyin, her canlı kadının kamusal alandaki kılığından piyasaya çıkan her reklama kadar her şeyin, ona hizmet etmek için var olduğu anlatılıyor.”

Sorun şu ki, bu söylenenler tamamen yanlış değilse de otantik erkek arzuları hakkında hiçbir şey söylemiyor. Hayali ortalama erkek arzusunu tanımlıyor; geleneksel sağduyu ve toplumsal baskının en küçük ortak paydasından ortaya çıkan bir tanım bu, kimsenin donundan değil. Ve allah aşkına, eğer cinsel arzudan bahsedeceksek, gerçek insanların gerçek donlarının içinde neler olduğuna önem vermemiz gerekiyor, bizim orada ne olduğunu varsaydığımıza değil. (Ay yok, endişenmeyin, bu makale boyunca hiç sertleşme esprisi yapmayacağım.)

Seksle ilgili geleneksel sağduyu anlatısı der ki erkeklerin tek istediği incecik, büyük göğüslü, yirmi yaşında sarışınlardan çekilişsiz kurasız oral seks hizmeti almaktır; kadınların tek istediğiyse bronz tenli zengin doktorlarla oynaşmak ve bağlılık yeminleridir. Bu varsayımın her iki yönü de kelimenin tam anlamıyla sıç-bok. İnsan deneyiminin ve arzusunun zenginliğini, neredeyse kimsenin gerçekten sevmediği ama herkesin başkaları seviyor diye idare ettiği iki karikatüre indirgiyorlar.

İyi haber şu ki seks-pozitif feminizm birçok kadının Nuh-u nebi’den kalma bu saçmalığa karşı sesini yükseltmelerini ve kendi cinselliklerini ve onun icap ettirdiği ne varsa her şeyi gururla sahiplenmelerini sağladı. Evet, daha hâlâ bol miktarda şıllık-aşağılaması, toplumsal baskı ve basmakalıplaştırma var, ama nitelikli bir ilerleme de sağlandı.

Öte yandan erkekler büyük ölçüde bu toplumsal anlatıya hapsolmuş olarak kaldılar. Her yana nüfuz eden geleneksel sağduyu modelinin kendisi, ona karşı ses yükseltmeyi zorlaştırıyor. Eğer karşınıza çıkan her reklam bütün erkeklerin aynı sıkıcı şeyi istediğini varsayıyorsa, belki de onların bilip de sizin bilmediğiniz bir şey vardır? Sırf kendilerinden beklendiğini sandıkları için gündelik seks istiyormuş gibi yapan erkekler gördüm. Toplumsal baskıdan çekindikleri için iri kadınlardan hoşlansalar da zayıf kadınlarla çıkan erkekler gördüm. Erkekliklerine zeval gelmesin diye kendi cinselliklerinin kimi yanlarıyla ilgili yıllar yıllar boyunca yalan söyleyen erkekler gördüm. Ve bahse varım, bir oturup düşünseniz, siz de görmüşsünüzdür onları.

***

Erkek cinselliğinin ve arzusunun gerçekleriyle ilgili konuşan daha çok erkek sesine ihtiyacımız var. Basmakalıp laflar değil, önden varsayılmış roller değil, ucuz şakalar değil; aşk ve şehvetlerimizin karmaşıklığı ve çeşitliliğiyle ilgili ayağı yere basan gerçekleri duymaya ihtiyacımız var. Biz Good Men Project‘te bu diyaloğu başlatmaya çalışıyoruz, ama bir arabayı yokuş yukarı ittirmeye benziyor bu biraz. Bu benzetmedeki “ağırlık”, kültürel varsayımların, egemen erkeksiliğin, erkeklerin ne olması gerektiğiyle ilgili tüm o fikirlerin ve tüm o kriterleri sağlamıyorsan işi yanlış yaptığını başına kakan söylemin sonu gelmez yükünü temsil ediyor.

Esasında bu fenomenin bir ismi bile var: Çoğulcu cehalet deniyor buna. Birçok insanın bir şeyi beğenmediği, ama geri kalan herkesin beğendiğini varsaydıkları, böylece de görgülü davranma kaygısı veya garip kaçma korkusuyla seslerini çıkaramadıkları durumlar için kullanılıyor. Binlerce insanın hepsinin aptalca olduğunu bildikleri bir planın peşinden nasıl olup da gidebildiklerini açıklıyor bu durum, zira her biri tek şüphe duyanın kendisi olduğunu düşünüyor. Ve hepimizin yapay, üretilmiş, tuhaf derecede spesifik ve sınırları keskin biçimde çizilmiş erkek cinselliği kalıbını nasıl “normal” kabul ettiğimizi de açıklıyor.

Bir grup erkeği alın karşınıza ve onlara dergi kapaklarındaki sahte kadınları mı yoksa gerçek, kusurlu, insani kadınları mı tercih ettiklerini sorun; hep bir ağızdan size gerçek olanı tercih ettiklerini söyleyecekler. Gerçek kadınlar (burada gerçek derken kastım neyin gerçek olduğuyla ilgili bir tanım yapmak değil, sözcüğün ilk anlamıyla “hayali olmayan”ı kast ediyorum) incinebilirler. Gerçek kadınlarla ilişkilenilebilir. Gözenekleri yok olana kadar çılgıncasına zımparalanmış ve boyanmış fotoşop eseri aynı mayo modelinin bilmem kaçıncı versiyonunun aksine, gerçek kadınlar birçok renk, doku, şekil, ses ve kokuyla çıkabilirler karşınıza.

Gayet mantıklı. O yapay görseller plastik ne kadar seksiyse o kadar seksi. Endüstriyel ve medya kültürünün birer ürünü onlar – pazarlama komitelerinin, hiçbir kültürel varsayımın kılına dokunmadan ve böylece de markanın anahtar demografik gruptaki pazar payını maksimize edecek optimum konumunu garanti edecek şekilde beklentileri yerine getirmek için tasarlanmış toplantılarının mutabakata vardıkları ürün onlar. Ve size ciddi ciddi soruyorum, kim sikini böyle bir şeye sokmak ister?real

Yanıt, maalesef: Bazıları istiyor. Sesi can sıkıcı derecede çok çıkan bir erkek azınlık, hakikaten de kadınların kendi tüketimleri için işlenmiş bir ürün olduğunu düşünüyor. Ve daha da fenası, bu görüşlerinin duyulması konusunda da hiç çekingen değiller – özellikle de kendilerinin hatalı ürün olarak gördükleri kadınların duyması konusunda.

Aynı olay, biraz farklı bir formda olsa da, genel kabul gören erkek cinsel arzusu hikayesinde de geçerli. Tamamen penis odaklı, tamamen yüzeysel, tamamen penetrasyon ve kontrol hakkında… hepimizin bildiği şeyler işte. Yine; çoğu erkeğin asıl arzuları bundan sonsuz defa daha karmaşık, daha nüanslı, daha şapşalca ve hassas, ve çok çok daha acayip. Ama varsayılan normallikle ilgili koronun sesi öyle gür ve tuhaf ya da zayıf görünmek konusundaki toplumsal yaptırım öyle büyük ki, çoğu erkek gıkını çıkaramıyor ve anca kendinden ne yapması beklendiğini düşünüyorsa onu yapmaya çalışıp duruyor. Ve sonuçta herkes, ortalama olarak, aslında yaşayabileceğinden daha az eğlenceli bir seks yaşıyor.

Bu böyle gitmez. Erkeklerin cinselliğindeki olağanüstü çeşitliliği ve derinliği görmezden gelmeye devam edemeyiz. Sözcüğün ilk anlamıyla, insanları öldürüyor bu durum. Ve her şeyden önce de, durum son derece aptalca. Böylesine kişisel bir konu hakkında sesini yükseltmek zor olabilir, ama her birimizin yapabileceği bir şey var: “normal” normalmiş gibi davranmaktan vazgeç.

İşbu yazıyla tüm erkekleri haberdar etmek istiyorum ki, bira reklamları ya da sit-kom esprilerindeki tanımlardan sapan cinsel arzulara sahip tek erkek siz değilsiniz. Yalnız değilsiniz. Aslında galiba neredeyse hepimiz aynı vaziyetteyiz. Birçoğu gibi siz de bu yanlış mutabakatın bir parçası olmayı bırakmak için birilerinden izin bekliyorsanız, izin sizin. Normalmiş gibi davranmayı bırakın çünkü öyle bir şey yok ve hiç var olmadı.

***

[Noah Brand, Good Men Project‘in baş editörü. Bu yazının orijinali Good Men Project’te 1 Ekim 2012 tarihinde “Can Men Tell The Truth About Sex?” başlığıyla yayınlandı.]

Irene – Louis Aragon

Louis Aragon’un 1928’de Albert de Routisie mahlasıyla yazdığı Irene romanı (Fransızca orijinali “Le Con d’Irène” (Irene’nin amı)) yaşlılığa yelken açmış bir adamın hayatını detaylandırıyor ve frengi sebebiyle konuşma ve hareket etme yeteneğini kaybetmesinin ardından aklından geçirdiklerini anlatıyor. Sürrealizmin en şiirsel eserlerinden biri sayılan bu romandan kısa bir parçayı paylaşmak istiyorum.irene

Öykünün ilk kısımları kahramanın ağzından anlatılıyor. Kitabın başlarında bir genelev sahnesi var. Özellikle ana akım pornografide cinselliğin hep kusursuz bir fantezi gibi anlatılığından bahsettikten sonra (1928’de yayınlanmış) böyle bir metin okumak ilginç bir kontrast oldu.

İngilizce’den çeviriyorum, yani çevirinin çevirisini okuyacaksın, ama İngilizce metni de sona ekledim. Bir rüyanın içinde başlıyoruz:

Bir sürü dini motifle süslenmiş incik boncuk takan yaşlı bir kadın aletimi ağzına aldı, ve müthiş bir utanç içinde uyandım. Akşamdan kalmışlık hissini hayal et. Sonra bir de çarşaflardaki rahatsızlık, yapış yapış kısa kıllar, ve yataktan kalkıp da temizlenmek için gereken zaman. Mola yirmi dört saat bile sürmedi. Korkunç iğrenme, ziyan ve benzer hisler de cabası. Üç gün sonra bir rüya daha. Pisliğimin içinde yatarken, kerhaneye gitmeye karar verdim.

Üst kata çıktık. Bana refakat eden kadın haklı olarak sıkılmıştı, okumayı sevmiyordu ve tığ işi yapmayı da bilmiyordu. Yani ben tam zamanında ortaya çıkmıştım. Dikkatimi eş zamanlı olarak, solmuş ve telleri gözüken kumaş süsen çiçekleriyle dolu turuncu ve altından bir Çin vazosuna ve göğüslerine çekti. Bunlar hali hazırda birbirlerine çok yakın duracakları şekilde konumlanmışlardı ve bir eliyle onları iyice birbirlerine yaklaştırdı, çünkü bu doğal kıtlığın çekiciliğini arttırdığını düşünüyordu. Karın tümseği, rengini muhafaza etmiş kıllarla gölgelenmişti. Labya, biraz uzunca, sarkmıştı. Görece uzun bedeni için omuzları bayağı yirene türkçeuvarlaktı ve boynu yeni yeni tombul kıvrımlar oluşturmaya başlamıştı, bunlar ayrıca kremle abartılmıştı. Yatakta birden bir makarna yığınını andırdı. Canı sıkılma başlamıştı, nazını çektirmek istiyordu. Arsızca kıçını gösterdi. Yatakta yuvarlandı. Olduğu yerde kıpırdanıp duruyor “Seni heyecanlandırdım, seni pis hayvan” falan filan diyordu. Ne yapsa nafileydi. Hiçbir şeyin üzerimde en küçük bir etkisi yoktu, ateş etseler ereksiyonum inmezdi. Olaya girişmek istediği söyledi ve tam soyunurken beni kavradı – pantolon aşağıda, ayakkabılarımı daha çıkarmamışken. Yatakta sıçradı, kendini öne ittirdi, tıpkı kendinden ayrık bir hayvanmış gibi, ucuz dolgu sebebiyle ağzında mavi bir diş. Gayretle tutmakta olduğu sikime dili değdiği anda sperm gözlerine fışkırdı. Ben ne olup bittiğini yarım yamalak bile hissetmemiştim. Yani işte, rüyadakinden daha iyi değildi.

Bu satırları geçtiğimiz hafta çevirdiğim şu makaleyle birlikte okuyunca ilginç oluyor bak:

“Eşit derecede sorunlu bir konu da, ana akım pornografinin sunduğu temiz ve ambalajlı seks imajı. Ana akım porno dünyasında ereksiyonlar sipariş üzerine hazır edilir ve o ereksiyonun sahibi seksin bittiğine karar verene kadar devam ederler, ve hemen o noktada da orgazm devreye girer. Seks pozisyonları ve etkinlikleri katılımcıların hislerinde değil, kamerada nasıl göründüklerine göre seçilir. Herkes hep sekse hazırdır, libido dalgalanmaları arasında uyum aramaya gerek yoktur. Kimse vajinal osurma yaşamaz, ne pozisyonda olursa olsun kimse penisini kaldıramazlık etmez ve kimse asla yataktan düşmez.”

Neyse, lafı uzatmadan:

Irene, her şeyden önce sanatsal olarak iyi bir kısa roman. Bundan başka, paralize olmuş ve dolayısıyla kendini ne konuşarak ne de beden diliyle ifade edebilen bir insanın cinsel arzularıyla nasıl ilişkilendiği hakkında oldukça özgün fikirler içeriyor. Son olarak, öykünün çizildiği ortamın tamamı kadınlar tarafından yönetiliyor ve yazar da bu konuyu özellikle işliyor.

Denk gelirsen okumanı öneririm. Türkçe çevirisi de mevcut.

Louis Aragon

***

An old woman who was there, wearing a rosary adorned with numerous religious medallions, stuffed my member in her mouth, and I awoke with the greatest embarrassment. Talk about something giving you a hangover. Then that discomfort in the sheets, the sticky short-hairs, and the time it takes to bring yourself to get up and wash. The respite didn’t last twenty-four hours. Apart from a horrible sensation of waste, disgust and everything else. Three days later another dream. Lying in my filth I decided to go to the brothel.
We went upstairs. My companion was quite rightly bored, she didn’t like reading, not her, and she didn’t know how to crochet. So I’d turned up at just the right moment. She drew my attention simultaneously to an orange and gold Chinese vase filed with big cloth irises which had wilted, showing their wire, and to her breasts. These were already set very close together and with one hand she pressed them closer still until they touched, because she considered this natural paucity enhanced her attraction. Her mound was prettily shaded by hairs which had retained their own colour. The labia, somewhat long, drooped. For her rather long body, the shoulders were quite rounded, and her neck was only just starting to show pudgy creases, exaggerated by cream. On the bed she suddenly resembled a pile of macaroni. She was getting bored, she wanted to indulge her whims. She cheekily displayed her arse. She rolled over. She was wriggling around and saying: I’ve made you hot, oh you dirty beast, etc… It was futile. Nothing had the slightest effect on me any more, gunfire couldn’t have got my erection down. She said she wanted to get going and grabbed me as I was undressing, trousers down and shoes still on. From the bed she’d flung herself onto, she thrust forward, as if it were some animal utterly separate from herself, a mouth in which I was a blue tooth due to cheap filling. No sooner had her tongue reached the prick she was strenuously holding than the sperm spurted into her eyes. I’d hardly felt what was happening there. Well, it was no better than a dream.

The Exploits of a Young Don Juan – Guillaume Apollinaire

Guillaume Apollinaire’in 1911 yılında yazdığı “Les exploits d’un jeune Don Juan” kitabının İngilizce çevirisini okudum.exploits-don-juan

Bugünün gözlükleriyle bakınca, o dönemin ana akım pornosuymuş gibi görünüyor. Her bir bölümünde ayrı bir sevişme sahnesi olan, genellikle bir olay örgüsü kurmayan bir kısa roman.

Okurken aklıma, porno ile ilgili geçtiğimiz hafta çevirdiğim makaledeki şu cümleler geldi:

“Porno bir fantezidir. Fantezilerden gerçekçi olmamaları beklenir.”

“Sorun şu ki seksi pornodan öğrenmek silahları aksiyon filmlerinden öğrenmeye benziyor. Aksiyon filmleri olay örgüsü veya pek bir havalı bir patlama uğruna gerçekçiliği kurban ediyorlar. Aksiyon filmleri insana silah güvenliği öğretmez. Aksiyon filmleri şiddete alternatif yöntemlerden bahsetmez. Ve aksiyon filmleri – kahramanımızın bitmek tükenmek bilmeyen cephanesi gibi – gerçeği yansıtmayan bazı hilelerle öykünün akmasını sağlarlar. Ama bu bir sorun değil, yeter ki herkes bu filmleri sadece eğlendirici fanteziler olarak görsün.”

Bir yandan dönemi için porno işlevi görse de, sanki bir yandan da dönemi için fazlasıyla kinky gibime geldi kitap. Ta 1911 yılında yazılmış bir metni okurken aklıma gelenler, aslında o günden bugüne seksin sunuluşunda nelerin ne ölçüde değiştiğiyle ilgili ilginç ipuçları veriyor.

  • Kahramanımız ilk ereksiyonunu annesi ve teyzesi onu yıkarken yaşamış. (Annesi, ablasını yıkıyormuş; onu teyzeyi yıkarken.) Ta 13 yaşına kadar başkaları tarafından yıkanmak bana biraz tuhaf geldi. Benim ergenliğimin başlarındayken artık ailemle hiçbir günlük zorunlu tensel temasım kalmamıştı.
    • Ayrıca, cinsellikle tanışma sırasında ailenin ortamda olması da farklı bir his olmalı. Benim için bu gelişme süreci tamamen kendi mahremiyet alanımda gerçekleşmişti. Herhangi bir noktada annem veya babam ortamda olsalar (ama “basılma” manasında değil, doğal olarak ortamda olsalar) acaba cinsellik konusunda daha mı açık olurdum yoksa utanıp içime mi kapanırdım, bilmiyorum.
  • Kahramanımız herkesle sevişiyor. (Kitapta on bir bölüm var, böylece en az on bir tane de sevişme sahnesi var.) “Herkes” derken:
    • Ablaları, teyzesi ve evlerinde çalışan hizmetçi kadınlardan karşısına çıkan her biriyle sevişiyor.
    • Annesiyle sevişmiyor nedense ve bu konuya değinilmiyor bile.
    • Bir dünya şey deniyor bu kadınlarla ve yalnız başınayken, ama kesinlikle erkeklerle en küçük bir yakınlaşması olmuyor. Hatta kitapta erkeklerden (kendisi hariç) hiç bahsedilmiyor.
  • Kendini anal yoldan uyarıyor. Partnerlerinden bazıları da sonra onu anal olarak uyarıyorlar.
  • İstisnasız tüm kadınlar, önce azıcık direniyorlar sonra da zevkle kabul ediyorlar sevişmeyi. Kahramanımız asla reddedilmiyor. Asla ereksiyon sorunu yaşamıyor, asla penetrasyon esnasında hata yapmıyor.exploits-of-a-young-don-juan
  • İlginç bir şekilde, kadınların sıçmalarını ve işemelerini seyretmekten zevk alıyor. (İlginç çünkü bunun o tarihte (bu tarihte bile) “normal” karşılandığını sanmıyorum.) Sevişme sahnelerinde dışkı kokuları tasvir ediliyor detaylıca. İğrenerek falan değil, doğal bir şey olarak.

20. yüzyıl erotik yazınının en parlak örneklerinden biri sayılıyor bu kitap. Yazar Apollinaire’in özellikle de Fransız yazınında etkisi büyük olmuş. Sürrealizmin öncüllerinden sayılıyor. Biraz da bu yüzden önemli olabilir bu yukarıda bahsettiğim ayrıntılar.

***

Not: Sanırım sonradan bu kitabın başlığıyla film de çekilmiş.

Pornonun seksle ilgili öğrettiği absürd mitler – Noah Brand, Ozy Frantz

Seksi porno izleyerek öğrenen gençlerin, cinsellik hakkında, hatalı inançlardan ve kavram yanılgılarından oluşan muhteşem bir hazinesi var.

xxx

Üniversite öğrencisi Lynette, eski erkek arkadaşlarından biriyle mercimeği fırına verirken, ana akım pornonun cinsellik hakkındaki gerçekdışı idealleriyle yüz yüze geldi.

“Kadınların kasık kılları olduğunu bilmeyen bir erkek arkadaşım oldu.” diyor bir röportajda. “Sırf porno izlediği ve porno dışında hiç çıplak kadın görmediği için, kasık kılı olayını bir şekilde fark edememişti.”

“Bu durum tam donumu çıkaracakken ortaya çıktı.” diye ekliyor. “Yani vaziyetin ne kadar tuhaf olduğunu siz hayal edin.” Duraksıyor. “Yüzünü unutamıyorum. ‘Allahım benim derdim ne, bir daha kimsenin önünde donumu çıkarmayacağım.’ der gibi bir bakış vardı yüzünde.”

Porno son yüzyılda son derece popüler hale geldi. İnternet pornografisinin yükselişiyle birlikte, artık tam teçhizatlı cinsel etkinliklere tanıklık etmek için şehrin karanlık bir köşesindeki pespaye bir sex-shop’a gitmenize gerek kalmadı. Hızlı bir Google araması, en aleladesinden (misyoner pozisyonunda sevişen mutlu amatör çiftler) en acayibine (balonlarla ilgili bir seks fetişi olan looner’lar internet olmasa nasıl bir araya gelebilirlerdi ki?) her tür seks etkinliğini önünüze koyuyor. Birçok ergen cinsellikle ilk olarak bilgisayar ekranının parıltıları arasında karşılaşıyor.

Ve bugünlerde, tüm bunlar bazı gülünç yanlış kanılara yol açabiliyor.

Seksİ Pornodan Öğrenmek

Rick Santorum’un yakın zamanda pornoya açtığı savaşa rağmen, porno bir bela değil. Avusturalyalı üniversite profesörü ve pornografi araştırmacısı Alan McKee, AlterNet’e durumu şöyle anlatıyor: “Pornografi yaşam boyu eğitim olarak, açık iletişim için, cinsel gelişimin agresif, mecburi veya zevksiz olmaması için, kendini kabul etme ve farkındalık için, seksin keyif veren bir şey olduğunu kabul etmek için, ve aracılı cinsellikte beceri için çok iyi.” Kısacası, pornografinin sağlıklı bir cinsel hayatın temeli olabileceğini iddia ediyor – sağlayacağı solo orgazmlar da cabası.

Sorun şu ki seksi pornodan öğrenmek silahları aksiyon filmlerinden öğrenmeye benziyor. Aksiyon filmleri olay örgüsü veya pek bir havalı bir patlama uğruna gerçekçiliği kurban ediyorlar. Aksiyon filmleri insana silah güvenliği öğretmez. Aksiyon filmleri şiddete alternatif yöntemlerden bahsetmez. Ve aksiyon filmleri – kahramanımızın bitmek tükenmek bilmeyen cephanesi gibi – gVoyeurerçeği yansıtmayan bazı hilelerle öykünün akmasını sağlarlar. Ama bu bir sorun değil, yeter ki herkes bu filmleri sadece eğlendirici fanteziler olarak görsün.

Maalesef, bugün cinsel açıdan aktif hale gelen birçok genç insan için, ana akım pornonun eğlendirici fantezileri, zamanlarının çoğunu geçirdikleri seks öğretmenleri olmuş durumda. Ve ana akım porno berbat bir öğretmen.

Birçok genç insanla porno ve cinsellik hakkında konuştuğumuzda hemencecik keşfettiğimiz şey, seks hakkında sandıkları dolduracak miktarda, üzücü şekilde hatalı inançları olduğuydu. Tüm kadınların, kendileri her ne şekilde karşı gelirse gelsin, aslında seks esnasında onlara sürtük denmesini istediklerine inanan bir genç erkek. Önsevişmenin seksten önce birkaç parmağınla birinin vajinasını karıştırmaktan ibaret olduğunu düşünen erkekler. Anal seks için kayganlaştırıcı kullanmak gerektiğini bilmeyen insanlar…

Blogger Holly Pervocracy “Kadınların penetrasyondan daha sık olarak ellerini sıkarak veya klitorislerini ovarak mastürbasyon yaptıklarını duyduğunda çok şaşıran birçok erkekle karşılaştım.” diyor.

“Bana yanlış yaptığımı söyleyen bir erkek bile oldu.” diyor Lynette. “Eğer klitorisimi ovuyorsam, o gerçek mastürbasyon değildi. G noktasından haberi bile yoktu; vajinamda parmaklarımın sürtünmesiyle boşalmam gerektiğini düşünüyordu.”

Kadınlar göz kamaştırıcı anatomik hataların tek kurbanı değiller. Ana akım porno starlarının devasa, daima sert, hazır ve nazır penisleri de eşit derecede gerçek dışı. “İlk erkek arkadaşım bana, son derece ciddi bir havayla, onunkinin bayağı küçük olduğunu söylemişti – sadece 19 cm.” diyor Pervocracy. “Ortalamayı 23 santim sanıyordu.”bilmiş

Lynette de katılıyor. “Ortalama olduğunu düşünen bir erkekle konuştum, emin değildi, belki de küçüktü. Gerçekten abartıyordu.” diyor. “En sonunda 20 cm olduğunu kabul etti. Ben kahkahalarla gülmeye başladım. Utanarak bana baktı ve ‘gerçekten o kadar mı küçük?’ diye sordu.”

Cinsellikle ilgili bu mitler komik görünebilir, ama trajik bir gerçeği gizliyorlar. Bush’un sadece kaçınmaya dayalı seks eğitimine (abstinence-only sex education) verdiği rekor kaynakla koca bir nesil ergen yetişti.

Her ne kadar Obama bu kaynakları devre dışı bıraktıysa ve kanıta-dayalı kapsamlı seks eğitimini desteklediyse de, olan oldu. Ve Cumhuriyetçi Parti adaylarından her ikisi de (Santorum ve Romney) sadece kaçınmaya dayalı seks eğitimi taraftarı – bu eğitimin bekaretin kaybedilmesini epi topu sekiz ay ötelediğine dair kanıtlara rağmen. Guttmacher Enstitüsü’nde yapılan bir araştırmaya göre, yirmi yaşından genç bireylerde, sadece kaçınmaya dayalı seks eğitimi alanlarda hamilelik ve cinsel kaynaklı hastalık görülme oranı almayanlara kıyasla çok çok daha yüksek.Bennett editorial cartoon

Kapsamlı seks eğitimi denen şey de cidden sınırlı aslında. Sıklıkla, birçok başka konuyu es geçip cinsel yolla bulaşan hastalıklara ve prezervatiflere odaklanıyor. Queer olmak veya rıza gibi temel fikirler bile çoğunlukla ihmal ediliyor. Benim kapsamlı seks eğitimi dersimde, kadın cinsellik organı diyagramını doldurmuştuk. Diyagramda klitoris yoktu – bazı insanların kadınların vajinaya sürtünme yoluyla boşalması gerektiğini düşünmelerinde şaşılacak bir şey yok. Bu kadar sınırlı bir seks eğitiminde, insanların penis büyüklüğü veya kadın orgazmı hakkındaki yanlış bilgilerini düzeltmeyi de unutabilirsiniz.

İşin doğrusu, iyi bir seks eğitimi yokken bile, porno kullananların çok az bir kısmı pornoyu seksin “gerçekte nasıl olduğunu” öğrenmek için kullanıyor. Gençlerin çoğu pornoyu geri kalan herkes neden kullanıyorsa ondan kullanıyor – cinsel uyarılma, mastürbasyon ve orgazm. Yine de, ana akım pornonun insana fark ettirmeden öğrettiği şeyler de gayet cesaret kırıcı olabilir.

Susie Bright, “The Prime of Miss Kitty MacKinnon” yazısında, ana akım pornonun sorunlu yanlarını eleştiren birçok  insanı, birkaç bardak tuzlu su içip sadece birinin tuzlu olduğunda ısrar eden insanlara benzetiyor. Yine de, tuzlu su olan bardaktaki su hâlâ tuzlu ve porno hâlâ ırkçı, cinsiyetçi ve queer-fobik öğeler içeriyor. Daha da kötüsü, gerçekten kapsamlı bir seks eğitiminin yokluğunda, birçok insan gerçek seksin de bu öğeleri yansıtması gerektiğine inanıyor.

“Porno bizim için “she-male” ve “siki olan piliç” gibi şaşalı isimler uyduruyor. … Ben bunu bir yanlış kanı olarak görüyorum çünkü insalar bize böyle hitap etmenin meşru olduğuna inanıyorlar.” diyor trans aktivist Ami Angelwings. “Asyalı trans kadın pornosu, eski erkek arkadaşlarımdan birine, trans kadınların daha çekici oldukları ve beyazlardan daha iyi oldukları izlenimi vermişti. Hatta bir gün bana ‘En iyi kadınlar Asyalı erkeklerden olur’ demişti (ve evet, ondan bu yüzden ayrıldım).”

“Japon kadınları fetişleştiren erkeklerin çoğunluğu buna anime pornosu izleyerek ulaşıyor,” diyor Pervocracy, “ve kendi Japon kadınlarının çocuksu, ağlamaklı derecede itaatkar ve çizgi film karakteri gibi şirin olmadığını görünce çok büyük hayal kırıklığına uğrayacaklar.”

“Ben itaatkar Asyalı kız olayının daha ziyade ABD’de üretilen Asyalı pornosunun bir parçası olduğunu düşünüyorum. … bunlar çoğunlukla Asyalı kadınları egzotikleştiriyor.” diyor Angelwings.xxx movie

Ve ekliyor. “Japon pornosundaki kadınların tepkilerindeki farklardan (ABD pornosuna kıyasla), Japon erkeklerin tecavüzden keyif aldığı sonucuna ulaşmış birden fazla insan tanıyorum.”

Bazıları, bir kişinin zihin sınırlarından çıkmayan özel fantezilerinin diğer insanları endişelendirmesine karşı çıkıyor. Ancak, trans kadınlara “siki olan piliç” veya Japon kadınlara çocuksu ve itaatkar muamelesi yapan ve küresel ölçekte dağıtımı yapılan medya yayınları, bir kişinin özel seks hayatından oldukça farklı. Fantezi bir şeydir; alçaltıcı ve hatalı kalıpyargılar oluşturmak bambaşka bir şey. Ama az ama çok, okullar en azından insanları ırklarına veya cinsel kimliklerine göre kalıplara sokmamanız gerektiği fikrini vermeye çalışırlar, pornonun aksine.

Eşit derecede sorunlu bir konu da, ana akım pornografinin sunduğu temiz ve ambalajlı seks imajı. Ana akım porno dünyasında ereksiyonlar sipariş üzerine hazır edilir ve o ereksiyonun sahibi seksin bittiğine karar verene kadar devam ederler, ve hemen o noktada da orgazm devreye girer. Seks pozisyonları ve etkinlikleri katılımcıların hislerinde değil, kamerada nasıl göründüklerine göre seçilir. Herkes hep sekse hazırdır, libido dalgalanmaları arasında uyum aramaya gerek yoktur. Kimse vajinal osurma yaşamaz, ne pozisyonda olursa olsun kimse penisini kaldıramazlık etmez ve kimse asla yataktan düşmez.

Porno bir fantezidir. Fantezilerden gerçekçi olmamaları beklenir. Erkek oyuncunun ereksiyonunu kaybetmemesiyle görevli fluffer’ları, art arda çekimleri veya porno yıldızının kıçındaki kılların alınışını göstermek filmi berbat ederdi. Nitelikli bir seks eğitimi insanlara ereksiyonların ve orgazmların sıklıkla öngörülemez olduklarını, akrobatik seks pozisyonlarının iyi seks için illa ki gerekli olmadığını, libidoların farklı olduğunu ve seks esnasında bazen hatalar yapılabileceğini öğretmeli. Ama bunun yokluğunda, porno fantezisi – ve pornonun fantezi olmadığı fantezisi – seksin ne menem bir şey olduğu konusunda gerçekle alakası olmayan inançlara yol açabilir.

Gerçekten kapsamlı bir seks eğitiminin avantajı budur. Tabii ki kadınların çoğunlukla multi-orgazmik olmadıklarını açıklanabilir veya nasıl güvenli seks yapılacağını anlatılabilir; ve bunlar çok değerli. Ama daha önemlisi, gerçekten kapsamlı bir seks eğitimi, seksin çeşitliliğine dikkati çekebilir: insanların farklı bedenleri, farklı arzuları ve farklı yetenekleri var; ana akım pornonun sunduğu seksin en iyi seks olması ve diğer insanlarınkinin daha az iyi olması diye bir şey yok, aksine binlerce farklı zevkli seks yaşamı mümkün. Seks insanidir, tuhaftır ve çoğunlukla da gayet eğlencelidir; bunlar seksin pornoda çok seyrek olarak görülen yanları.

“Porno benden ‘ihtiraslı’ ve ‘baskın’ dışında cinsel ruh halleri olabileceğini sakladı.” diyor Pervocracy. “Anca cinselliğin gerçek dünyasına girince, uykulu seks diye bir şey olduğunu, kıkırdamalı aptalca seks diye bir şey olduğunu, şipşak sabah seksi ve ağırdan almalı akşam seksi diye şeyler olduğunu, donunu tişörtünü çıkarmaksızın itiş kakışlı sarsak seks yapılabileceğini, oynaşmalı seks diye bir olduğunu, biri üzgünse onu avutmak için seks yapılabileceğini, ‘hımm, görelim bakalım’ havasında deneysel seks, dünya tatlısı tuhaf inek seksi ve her şeye meydan okuyacak derecede atletik seks diye şeyler olduğunu öğrendim.”

Ve ekliyor: “Cinselliğin gerçek dünyasına girene kadar, seks sırasında gülümseyebileceğimi bilmiyordum.”

***

SexEdLikeDriversEd

[Noah Brand, Good Men Project‘in baş editörü. Ozy Frantz No Seriously, What About Teh Menz? blogunda yazıyor. Bu yazının orijinali AlterNet’te 26 Mart 2012 tarihinde “The Absurd Myths Porn Teaches Us About Sex” başlığıyla yayınlandı.]

Blog okuması: Özgür seks efsanesi

Özgürlük çetrefilli konu. Hele ki cinsellik bağlamında…

Ama işte tutup kişisel cinsel deneyimimle ilgili blog yazmaya başlayınca, lafın dönüp dolaşıp geleceği yer tabii ki seks, cinsellik ve özgürlük konuları oluyor.sexual freedom

Seks ve cinsellik açısından özgürlük meselesi, her birimizin her gün yaşadığı üzere, sadece devlet baskısından kurtulmak anlamına gelmiyor. Ailemizden komşu teyzeye, otobüs şoföründen kahvede boş boş oturan adamlara kadar (hatta ders kitaplarına, filmlere kadar) hayatın her anında cinsellik daracık kutulara sıkıştırılıyor. Bu anlamda, mesela

  • “toplumsal cinsiyet baskısından, yani “kadının yapması gerekenler”, “erkeğin yapması gerekenler” gibi rollerden özgürleşmiş,
  • cinselliği anormal bir şey gibi gören (giderek, aynı evi “kızlı-erkekli” paylaşan insanları fuhuşla zinayla falan suçlayan) muhafazakar zihniyetten özgürleşmiş,
  • cinsel deneyimi sadece çoğalma merkezli gören (aslında muhtemelen Musa’nın başlattığı ama bugün Katolik Kilisesi’yle özdeşleşen ve İslam’ın da benimsediği) aile odaklı, dini hukuki cinsellik algısından özgürleşmiş,
  • kadınla erkeği sadece cinsellik için var olduğuna inanan, böylece bir kadınla bir erkeğin yaşayabilecekleri tüm duygusal, tensel vb. paylaşımların ancak ve sadece seks için olabileceğini düşünen, cinselliğin bastırıldığı ve tabulaştırıldığı bir bakış açısından özgürleşmiş, ve öte yandan
  • cinselliğin sadece kadınla erkeği ilgilendiren bir husus olduğunu sanan cinsiyetçi ve heteronormatif zihniyetten özgürleşmiş

bir cinsellik istiyoruz sanırım.” (Özgür seks ne kadar özgür?)

Bu örneklerin her birinde kendisinden özgürleşilecek şey de devlet veya kültür düzeyinde kurumsallaşmış bir toplumsal yapı oluyor. Bununla ilişkili olarak: Özgür seks yerine seksin özgürleşmesi lafını kullanıyorum dikkat edersen. Özgürlükten sadece “istediği gibi yaşama”yı anlamıyorum. Oradaki “istediği gibi” lafının altında yatan sosyal kabulleri de özgürlük açısından sorgulamak gerekiyor bence. Bu konuda uzun uzun ahkam kesmeyeceğim burada (keza şurada hazır kesilmişi var). Konuya dönelim.how sex looks like

Bu bloga başlamanın (hem düzenli yazma eyleminin, hem de arkadaşlarımla burada yazdıklarımdan hareketle yaptığım sohbetlerin) benim için özgürleştirici bir etkisi oldu.

Bu başarı blogun veya benim değil, toplumundur: Özgürleşilecek o kadar çok şey var ki, azıcık kafa yoran herkes bir ton ilginç şeye rastlayacaktır kendi cinsel hayatında.

Flört edeceğim diye şekilden şekile girmekten sünnete, yeni bir insanla tanışmaya çabalarken yaşadığım utançtan penetrasyonla ilgili dertlerime, partnerimin yaşadığımız cinsellikten zevk alıp almadığıyla ilgili kaygılarımdan daha geçen gün onu hayal ederek mastürbasyon yaptsensual danceığım bir arkadaşımla dedikodu yaparken yaşadığım gerginliğe kadar günün ve hayatın her anında cinselliği baskılayan unsurlarla çevriliyiz.

Ama madem ki bu blogun benim kişisel deneyimlerime dayandığını iddia ediyorum, o zaman burada tutup kadın cinayetlerinden, tacizden falan bahsetme ukalalığını etmeyeyim. Onun yerine, bu bloga yazarken keşfettiğim bazı özgürleşme noktaları hakkında ukalalık edeyim.

  • Neyin seks olup neyin seks olmadığı konusunda genellikle çok katı sınırlar çiziliyor. Mesela bekaret ve ilk sevişme konusunda hizayı vajinal penetrasyondan çiziyoruz ve olay bitiyor. Ama bence cinsel deneyimler sanıldığından daha geçişli. Örneğin dans etmek veya birlikte uyumak gibi son derece erotik eylemler bazen hiç de seks sayılmıyor. (Seks değilse bile seksi bir şey olduğuna eminim oysa ben.)
  • Yine de, seks sayılmayan bu şeyler bazen aldatma sayılabiliyor. (Bazen de sayılmayabiliyor.) Birçoğumuz şu ya da bu ölçüde açık ilişkiler yaşıyoruz, hatta çok-aşklı deneyimlerimiz oluyor, ama sırf o kalın çizgiler bu ayrıntıları göremediği için tüm o deneyimler de yokmuş gibi davranıyoruz.

Belki de yukarıda saydığım toplumsal yapılardan özgürleşme mücadelesi, bu yapıların kendi ahlak kalıplarımıza nasıl yansıdığını görerek onlardan özgürleşme çabasıyla el ele ilerlemeli. Bu da tabii yeni bir ahlak seti hakkında kafa yormak demek olacak. Yani kısacası diyorum ki, bence daha çok konuşmalıyız seks ve cinsellik hakkında.

really-sex

Blog okuması: İdeal partner

Burada şimdi sana hayalimdeki güzel prensesin nasıl biri olduğunu, nasıl bir insanla hayatımın sonuna kadar yaşamak isteyeceğimi anlatacak değilim. En romantik muhasebeciye bile baygınlık geçirtecek böyle bir girişimin yerine, cinsellik açısından partnerimin ne gibi özellikleri olsa iyi olurdu, onu anlatacağım. Bunun ilk dediğimden daha eğlenceli olacağına garanti veremiyorum, ama daha sıkıcı olmayacağına emin olabilirsin.

BİR GÖZLEM: HAYIRCI KADINLAR, EVETÇİ ERKEKLER

Erkek-egemen toplumdan uzun uzadıya bahsetmeden ve yazıyı görece özgür iletişim kuran insanlarla sınırlayarak, şöyle bir gözlemle başlayayım: Cinsel özgürleşme ve cinselliğin özgürleşmesi, kadın ve erkek için farklı şekillerde yola çıkıyor.

Vaziyetimiz öyle harap ki, kadın için cinsel bir obje olmaktan çıkmak, “Hayır” demekle başlıyor. Bu Hayır, kadının partnerine kendisine zevk vermeyen veya canını acıtan bir şeyi söylemesine yarıyor. Her şeyden önce, kadın cinselliğin aktif bir öznesi haline geliyor böylece. Ayrıca, cinselliği porno videolardan öğrenmiş erkekler kitlesinin belki de en acil ihtiyacı da bu.akıllı ol

Erkek içinse özgürleşme, yeni şeylere “Evet” demekle başlıyor sanırım. Son elli yılın cinsel yaşama belki de en ciddi katkısı, kadın orgazmıyla klitorisin ilişkisinin ortaya konması oldu. Böylece erkek için oral seks yapmak vb. cinsel davranışlar norm haline geldi. İşte mesela erkek buna Evet diyerek, partnerinin zevk almasını ve seksin çok daha zevkli geçmesini sağlayabiliyor. (Banal şeyler söylüyor gibi olduğumun farkındayım, ama ben tüm bunları çok çok geç fark ettim ve fark edince de hakiki bir aydınlanma yaşadım. O yüzden bahsetmeden geçmek ayıp olur.) Öte yandan erkek açısından da, prostatın anal olarak uyarılması gibi eskiden homofobik sayılıp dışlanan pratikler ortaya çıkageldi. Bunlara Evet demeyi deneyerek de cinsel deneyimini iyileştirmesi mümkün bir erkeğin.

Uzun lafın kısası: Cinsellik açısından, kadınların özgürleşmesi “Hayır” ile erkeklerin özgürleşmesiyse “Evet” ile başlıyor.

Bunu ne kural olarak ne de iyi bir şey olarak söylüyorum; sadece şimdiye kadarki minnacık gözlemimi paylaşıyorum. Ayrıca, böyle başlıyor diye böyle devam edecek diye bir kural yok, hatta lütfen böyle devam etmesin.

EVETÇİ KADINLAR, HAYIRCI ERKEKLER

Demin söyledim ama tekrar etmeye değer: Erkeklerin (ve maalesef kadınların) büyük bir kısmı cinselliği endüstriyel pornodan öğreniyorlar. İşte bu yazının özeti de budur: İdeal seks partnerimin bu bilgiyi iyicene sindirmiş olmasını isterdim.bilmiş

Birkaç millenyumluk erkek-egemen düzenden süzülerek kristalleşen porno videoların kadınlar hakkında çizdiği imajdan bir kez şüphe duymaya başlayınca insan varoluşsal bir krize sürükleniyor. Haberin olsun. Benim geldiğim nokta şudur:

“Fazla mı hızlı gidiyorum, fazla ısrarcı mı oluyorum, sıkıcı ölçüde yavaş mı gidiyorum? … Hadi diyelim o anda yapmakta olduğum bir şeyden hoşlandığı sonucuna vardım bir şekilde, iyi ama yapmaya devam etmem gerektiği sonucu çıkmaz ki bundan. Ve nihayet: Onu tatmin ediyor muyum?? Yoksa her şey “idare edilen” bir hayal kırıklığı mı?“(Kadınlar ne ister?)

Hadi partnerimi rahatsız etmemeyi başarmak görece kolay böyle takıntı derecesinde temkinli olunca. Ama mesela: “Partnerimin orgazm olup olmadığını anlayamıyorum.” (Devamı şurada: Kadın orgazmı da neymiş?)

Yani bu anlamda erkeğin geçmişten öğrendiği şeylere Hayır demesi lazım bir miktar:

“Cinselliği penetrasyona, erkekliği de başarılı cinselliğe endekslemişiz. “Kadını yatakta memnun edememek” başarısız bir ilişkinin göstergesi (hatta karikatürlere bakılırsa boşanmanın tek geçerli nedeni (bkz. “kocalık görevlerini yerine getirememek”) ) oluyor. Cinselliğin başarısını da, uzun süre boşalmadan durabilmekle ve birçok kereler boşalmaya rağmen sevişmeye devam edebilmekle tanımlamışız. …

Eğer cinselliğin tanımı penetrasyonla veriliyorsa ve dolayısıyla penetrasyonun süresi ve niteliği karşımdaki insanın tatminini belirleyecekse, penetrasyonun benim için ne kadar kaygı verici bir şey olacağını görüyor musunuz?” (Penetrasyon ve diğer belalar)

Ya da mesela fast and furious olmayan bir sevişmenin aslında bana daha çok keyif verdiğini fark ettim ben. (Devamı şurada: every one of themDaha hızlı ! Evet ! Daha hızlı !) Hem pornonun öğrettiği hem de ergenlikte arkadaş çevremde birbirimize “öğrettiğimiz” bu kalıba Hayır demek tabii ki kolay, ama Hayır demeyi akıl etmek çok zamanımı aldı.

Ama işte bu Hayır’lar kadının Evet’leriyle dengelenmediği zaman benim gibi ne yapacağını şaşıran ördekler beliriyor.

O yüzden, ne kadar deneyimli, o kadar iyi.

… “Deneyim”den kastım sevişme sayısı, seviştiği erkek/kadın sayısı, denediği pozisyon sayısı gibi niceliksel bir ölçü değil. Daha ziyade, kendi bedenini bilen, nelerin onu heyecanlandırdığıyla ilgili fikri olan, sevişmeyi kendi istekleri doğrultusunda yönlendirebilen veya en azından benim sorularıma yanıt verebilen birini kast ediyorum, deneyimli derken.” (İlk sevişme)

Yani ideal partnerim, konuşan, beni yönlendiren, böylece nelere Hayır dediğinin yanında nelere Evet dediğini de benimle açıkça paylaşan biri olurdu. Burada “açıkça” lafı önemli, çünkü o kadar çömeziz ki bu konuda, söyleneni anlamak bile bir marifet. Bu yüzden, basit, anlaşılır bir dille açıkça ifade etmek kritik.

(Bu konuyu “Oral seks nasıl yapılmaz” ve “Cunnilinugs’ta dikkat edilecek hususlar” yazılarında detaylandırmışım biraz. İletişimin önemine ikna olduysan ve spesifik olarak neler yapılabileceğini düşünmek istiyorsan, o iki yazıyla devam edebilirsin.)

Sanırım bu konuyu “gereğinden fazla” tekrar etmeme imkan yok.

“Benim şimdiye kadarki deneyimim, hiçbir kadının ben sormadan bana ne yapacağımı söylememiş olması. Konuyu, tabii ki gayet tedirgin bir biçimde, hep ben açıyorum. Açtıktan sonra da genellikle partnerimin ağzından cımbızla laf alıyormuş gibi hissediyorum.

Sadede geleyim:

Tüm cinsellik bilgisini abuk subuk porno filmlerden edinmiş olan bunca erkek, eğer kimse onları uyarmazsa uzunca bir süre kendilerini kandırarak (ve partnerlerini mutsuz ederek) yaşayacak.

İşin kötüsü, doğrusunu öğrenmenin bir yolu yok, çünkü “doğrusu” diye bir şey yok. Her kadının tahrik oldukları şeyler farklı, her kadını rahatsız eden şeyler farklı. Dolayısıyla her partnerin bedeniyle baştan tanışmak gerekiyor. Kolay yol, her kadının profesyonel porno vidtalkaboutiteolarındaki kadınlar gibi olduğunu varsayıp bodoslama dalmak. Daha az kolay yol, her yeni kadının, önceki partnerlerimizle hemen hemen aynı olduğunu varsayıp bodoslama dalmak. Zor olan ama cinselliğin sağlıklı bir paylaşım haline gelmesini sağlayan yol içinse, mutlaka ve mutlaka kadınların açıkça konuşmaları lazım.

Kadınlar, her şeyden önce kendi cinsel hazlarını kurtarmak için ama aynı zamanda benim durumumdaki güvensiz ve kararsız erkekleri “adam etmek” için de seslerini çıkarsalar ne güzel olurdu.” (Friends with Benefits ve Hollywood’un seksten anladığı)

İnternette "ideal woman" sözcüklerini aratınca bu çıktı karşıma.

İnternette “ideal woman” sözcüklerini aratınca bu çıktı karşıma.

***