Kendi işini kendin gör (?)

Yeni biriyle tanıştın, birkaç buluşmadan sonra iyice yakınlaştınız ve bir de baktın ki berabersiniz. Acayip mutlusun. O sabah birlikte uyandınız, kalktın kahvaltı hazırlamaya gittin, o da önce elini yüzünü yıkamaya gitti, sonra sana katıldı. “Kaç dilim ekmek yersin?” diye sordun, “Glüten alerjim var, ekmek yeyince iki saat kusuyorum ve gün boyu ishal oluyorum. Kusura bakma. Ben bir baksam olur mu buzdolabında yiyebileceğim ne var diye?” diye yanıtladı.

Ne yaparsın? “Ay yok, seninle hiç uğraşamam.” deyip ayrılır mısın? Baştan söyleyecek hali yok, ilk fırsatta söylemiş işte. Sen de herhalde ilk randevuya elinde başvuru formuyla gelip “Alerjin var mı? Ailende şeker hastalığı olan var mı?” falan diye sorularla yapmadın açılışı.

Ben diyorum bak, kadın ilgimi çekmiştiyse, hiç çemkirmem, hemen adapte olurum. Ha, büyük ihtimalle işgüzarlık edip gidip konunun internet-diyorsa-doğrudur-uzmanı da olmaya uğraşmam. Onu dinlerim, bir şey hazırlamadan önce sorarım, çoğunlukla da önceden okey verdiği yemeklere falan odaklanırım ki bir kaza çıkmasın. Yarın öbür gün, “Ya biz kendi ekmeğimizi evde kendimiz yapsak.” derse eyvallah, gece yatmadan ekmek makinesinin çalışıp çalışmadığına bakarım, evde malzemelerin olup olmadığını hep kontrol ederim, falan filan.

Yok, glüten takıntılı biriyle çıkmaya başlamadım. Konu o değil.

Örneği değiştirelim: Glüten bilmem ne demesin de, “Ben her sabah 6’da kalkıp jimnastik yapıyorum.” demiş olsun. Erken yatmaya, onun da uykusunu yeterince almasına özen gösterir misin?

Ya da: “Annem hasta, haftada en az iki günü onunla geçirmem lazım.” demiş olsun. Onunla gider misin? Hayatını buna göre düzenler misin?

Bu örnekleri çoğaltmak kolay. Mesele şu: Senin normalinin dışında bir özelliği, takıntısı, hastalığı, özel durumu vb. olsun partnerinin. Ayak uydurur musun?

Benim genel yanıtım: Evet. Bunu galiba şimdiye kadarki partnerlerim de kabul edecektir.

Ama işte kadın “Benim orgazm olmam için şu şu olması lazım.” deyince niye hiç sallamıyorum? Bu sorun üç farklı şekilde karşıma çıktı bak:

  1. Süre: Orgazm olması için bana gerekenden daha uzun zamana ihtiyacı vardı. (benden daha uzun dediğim de öyle saatler falan değil bak, ben de şipşak-foto sayılırım sonuçta)

  2. Sıklık: Cinsel tatmini için haftada iki-üç kez orgazm olması gerekiyordu. Bana sorsan haftada bir-iki anca, onların da kaçında ona orgazmı garanti ederim zeus bilir.

  3.  Faaliyet: Burada bak iki farklı sorunum oldu. Bir partnerim illa ki penetrasyonla heyecanlanıyordu, ama benim öyle uzun uzun ereksiyon koruyup (ve o heyecanlandıkça boşalmadan) ona hizmet sunmam pek mümkün değildi. Başka bir partneriminse, klitorisinin yirmi dakika kadar uyarılmasına ihtiyacı vardı orgazm için. Hadi bunu oral uyarma (cunnilingus) ile yapmaya varım, ama yirmi dakika nedir?

Neyse, diyeceğim o ki, benim partnerimi cinsel olarak tatmin etmekle ilgili genel tutumum kaba bir tabirle “Ne halin varsa gör” şeklinde özetlenebilir.

Peki bu neden böyledir?

Diğer konularda feminist feminist ahkam keserken, yataktaki gerginliklerimi neden çat diye meşru kabul ediyorum?

Hadi hakkımı yemeyeyim, dandik de olsa şöyle çözümler sunuyorum partnerime:

  • Yorulana kadar cunnilingus yapabilirim her seviştiğimizde, bu her seviştiğimiz dediğim çok sık olmasa da.

  • Ben yalnızca bir kez boşalıyorum, boşalınca da işim bitiyor. (Yani “işi bitmiş” oluyorum, manasında.) Mesela sen bir oyuncakla falan devam edersen ben de oynaşmaya, öpüp okşamaya devam edebilirim. Ama kendi işini kendin göreceksin yani sonuçta.

  •  Tüm bunlar kesmezse, ilişkimiz açık yahu, git eğlen, ihtiyaçlarını gider, beni germe.

Partnerim “İyi ama ben bunları seninle yaşamak istiyorum.” dediğinde o kadar da umurumda olmaması sinir bozucu. Yani, partnerimin sinirini bozucu demek istiyorum. Yoksa benim keyfim yerinde…ydi.

Şimdi ise soru şu: Bu kendinden menkul benmerkezcilikten nasıl kurtulabilirim? Partner(ler)imi umursamayı nasıl öğrenebilirim?

One response to “Kendi işini kendin gör (?)

Leave a Reply

Your email address will not be published.