Hayır, yeni veriler “küresel ısınma alarmcılığında büyük bir gedik” falan açmıyor.

* Yazı, Phil Plait’in Discover Magazine’deki Bad Astronomy blogundaki “No, new data does not “blow a gaping hole in global warming alarmism”” başlıklı yazısından çevrilmiştir.



Dün; Forbes dergisinde serbest kürsüde çıkan ve yeni NASA verilerinin “küresel ısınma alarmcılığında büyük [bir] gedik açacağını” iddia eden bir makale ile ilgili olarak birkaç eposta, Twitter mesajı ve blog yorumu aldım.

Bir tek küçücük sorun dışında; işin aslı pek de öyle değil. Makale safi hava civa, ve iklim bilimciler makalenin dayandığı araştırmanın özü itibariyle kusurlu ve basbayağı yanlış olduğunu söylüyorlar.

Sadece birkaç kelime okumak bile, makalenin müthiş taraflı olduğunu anlamaya yetiyor. “Alarmcı” sözcüğü ve çeşitlemeleri en azından 14 kez geçiyor, eğer resim yazısını ve başlığı da sayarsanız 16. “Alarmcı” sözcüğünün, iklim bilimciler arasında Dünya’nın ısınmakta olduğu ve bunun insan kaynaklı olduğu konularındaki oydaşmayı çarpıttığı gayet açık.*

Yine de, makale hakikaten ne diyor?

Remote Sensing isimli hakemli bilim dergisindeki yeni bir çalışma; NASA uydularının 2000-2011 arasındaki verilerine göre, Dünya atmosferinin, alarmcı bilgisayar modellerinin öngördüğünden çok daha fazla ısının uzaya salınmasına izin verdiğini gösteriyor. Çalışma, gelecekte, Birleşmiş Milletler’in bilgisayar modellerinin öngördüğünden çok daha az küresel ısınma gerçekleşeceğini belirtiyor ve atmosferik karbondioksitteki artışların ısı tutuşuna etkisinin çok daha az olacağına dair önceki çalışmaları destekliyor.

Oldukça açık görünüyor: eğer doğruysa, bu bilim insanlarının öngördüğü kadar da çok ısınmadığımız anlamına gelir.

Elbette, o sinir bozucu “eğer doğruysa” şerhi var. Forbes makalesi, Remote Sensing dergisinde çıkan bir araştırmaya dayanıyor (PDF). Bu çalışmanın ilk yazarı Roy Spencer – insan kaynaklı iklim değişimini inkar eden müthiş az sayıdaki iklim bilimcilerden biri, kendisiyle ilgili daha çok bilgi az sonra – ve çalışmasının baştan aşağı yanlış olduğu ana akım iklim bilimciler tarafından gösterilmiş durumda.

LiveScience’tan Stephanie Pappas, Spencer’ın araştırması hakkında çeşitli iklim bilimcilerle irtibata geçti ve varılan sonuç oldukça ağır. Spencer’ın modelinin “gerçek dışı”, “kusurlu” ve “biçimsiz” olduğunu söylüyorlar. ThinkProgress’in de işaret ettiği gibi, bir coğrafya kimyacısı, Spencer’ın modellerinin telafi edilemez şekilde kusurlu olduğunu, “hiçbir fiziksel anlama gelmediğini” ve Spencer’ın dilediği sonuca varmak üzere kusurlu analiz kullanmak konusunda sabıkalı olduğunu gösterdi.

[GÜNCELLEME: RealClimate’ta şu anda Spencer’ın araştırmasını bilimsel ve metodolojik olarak da paramparça eden bir yazı var.]

Ve araştırmanın kendisiyle ilgili olarak:

Yayınlandığına inanamıyorum”, diyor Ulusal Atmosferik Araştırma Merkezi’nin (National Center for Atmospheric Research) kıdemli bilim insanı Kevin Trenberth.

Bu kulağa hiç de küresel ısınma teorilerinde büyük bir gedik açıyormuş gibi gelmiyor. Ve bu da Forbes makalesinde kullanılan nefes kesici retoriğin, konunun bilimiyle uğraşmaktan ziyade ihtilafı coşturmakla alakalı olduğu izlenimi uyandırıyor.

İnterneti biraz kurcaladım ve Forbes makalesini birebir tekrar eden bir sürü aşırı-sağ blogun bu fırsata balıklama atladığını fark ettim. Acaba kaç tanesi gerçekten araştırmayı okudu ve dışarıdan görüş bulmayı denedi?

Bizim durumumuzda, bu dışarıdan görüşler çok önemli. Neden mi? Dr. Spencer’ın evveliyatı sebebiyle: kendisiyle ilgili şu tartışmayı ilginç bulabilirsiniz. Kendisi, muhafazakar ötesi Heartland Enstitüsü’nün yazarlarından (Forbes makalesinin yazarı James Taylor da öyle), ki bu kuruluş bir şirketten azımsanmayacak kadar fon alıyor: (Şirketi tahmin edebildiniz mi?) ExxonMobil. Kendisi ayrıca ExxonMobil tarafından fonlanan iki ayrı düşünce kuruluşuyla da ilişkide. Cidden, Dr. Spencer’ın arkaplanı hakkında bayağı bir bilgi edinmek için o bağlantıyı okuyun.

Ayrıca Spencer’ın Akıllı Tasarım’ın da büyük bir destekçisi olduğunu öğrenmek şaşırtıcı. Başta bundan bahsetmek konusunda biraz ketumluk ediyordum, çünkü ad hominem1 gibi görünüyordu. Ama bence konumuzla alakalı: Akıllı Tasarım’ın yanlışlığı defaatle gösterildi ve Akıllı Tasarım gerçekten yeniden ısıtılıp önümüze konmuş yaratılışçılıktan başka bir şey değil. Yahu, muhafazakar bir yargıç bile o meşhur Dover duruşmasında bunu böyle karara bağladı. Büyük ihtimalle yanlış bilim karşıtı bir iddia için tüm biyolojik bilimleri çöpe atan biri kesinlikle kafanızda alarm çanları çaldırmalı, ve böyle kişilerin iddiaları daha da şüpheci bir gözle incelenmeli.

Çok tatsız, biliyorum. Ad hominem hayranı falan değilim, ama iklim değişimi, evrim ve Big Bang gibi bilim alanlarına aşırı sağın yakın zamandaki saldırıları – ve tıbba aşırı solun saldırıları2 – makale okurken yazar hakkında bilgi sahibi olmayı mecbur kılıyor. Eğer gerekli özeni göstermeden dediklerini kabul ediverirseniz, sizi gerçekliğin adamakıllı uzağına gönderecek bir yola girebilirsiniz.




*  Tabii unutmayın ki ben de konuyu tartışırken sıklıkla “inkarcı” sözcüğünü kullanıyorum, ama bu durumda parçalar oturuyor. Eğer ezici çoğunlukta kanıtı inkar ediyorsanız, bir inkarcısınızdır. Bilimin kendilerine söylediklerini halkla paylaşmaya çalışan bilim insanları alarmcı değildirler. Bilim insanıdırlar. Başka iklim bilimcilerin de söylediklerinden göreceğiniz üzere, Forbes makalesinin dayanağı anlaşılan iyi bilim değil.
 
1  Adam karalama safsatası: Öneri yerine, öneriyi yapan kişi tartışma konusu edilerek iddialara karşı çıkmak suretiyle yapılan mantıksal bir safsata. (Çevirenin notu)
2  Out For Beyond, yazıyı sansürlememek adına, yazarın bu yorumuyla ilgili eleştirisini saklı tutar. (Çevirenin notu)



Ege M. Diren

1 comment

  1. Müthiş bilgilendirici oldu, ben de son zamanlarda Doğuş Medyası’nın bazı bireylerinde görülen ve daha önce takındıkları “çevreci” tutumla çelişen Forbes makalesi savunuculuğunun nereye dayandığını merak ediyordum. Her zamanki gibi, din ve sermayeye dayanıyormuş.

Leave a Reply to Bilge Foyle Cancel reply

Your email address will not be published.