Scaricare video da Youtube con Safari?

Scusate non è un post che di solito scriverei, ma stavo cercando con Google una cosa e ho visto mille mila risultati su programmi a pagamento, freeware, guide, per scaricare video da Youtube con OSX; sembra una di quelle cose incredibili da fare, che cazzo, ok che la vita è complicata, ma non complicatevela dove non serve! Non per fare il bastian contrario, ma non vi serve una ceppa di nulla per scaricare i video da Youtube. Se usate OSX di sicuro avete anche Safari, quindi ……

Continue reading “Scaricare video da Youtube con Safari?”

Report of Barclays Picket – Divest from Israel and the arms trade

Over 30 people turned out on Saturday 25th February to demonstrate against Barclays’ investments in the arms trade and in Israeli companies.

The demonstration was called by Brighton Jordan Valley Solidarity, Smash EDO and Brighton and Hove Palestine Solidarity Campaign. After demonstrators arrived security guards, clearly fearing a repeat of UK-Uncut style protests, shut the front doors of the bank and would only grant access to customers who were carrying Barclay Cards.

photos at  http://yfrog.com/gyu24vurj

Barclays is the largest global investor in the arms trade and is the market maker for arms company ITT Exelis.
Continue reading “Report of Barclays Picket – Divest from Israel and the arms trade”

Come usare un Pc come Media Center con Xbmc

Io non guardo la TV. Non ho il digitale terrestre e non ho nessun interesse nel vedere tutto ciò che mi propone la TV italiana, nonostante ciò sono un avido divoratore di serie televisive/films/documentari.

Diciamo la verità, guardare i film dal computer è abbastanza scomodo, io voglio vederli in grande, che si senta bene e seduto nel divano comodo e con la copertina vista la mia età avanzata.

Beh, ho un televisore Flat da 32, un vecchio PC Desktop IBM Pentium IV regalato da un mio amico (Kemo detto il pignolo ndr) e un po’ di tempo libero.. così ho pensato di farmi un Media Center fatto in casa. Easy peasy.

Continue reading “Come usare un Pc come Media Center con Xbmc”

[Bitcoin] come funzionano e cosa sono (parte 1)

Nel post precedente in cui parlavo del Deep Web, ho menzionato come valuta in uso i Bitcoin; non ero ubriaco o sotto droghe psicotrope, dicevo la verità. In tempi di incertezza sociale/economica, è cosa buona e giusta guardarsi un attimo intorno e approfondire un argomento che in pochi conosco, la valuta digitale.

Se non avete vissuto in una bolla temporale negli ultimi diciamo 2400 anni, dovreste essere al corrente del fatto che nel mondo ci sono varie monete/valute, che servono per dare un corrispettivo in valore a quello che noi comperiamo/vendiamo, prima c’era l’ oro, prima ancora li baratto e prima ancora non ne ho idea, ma, vi siete mai chiesti cosa ci sarà dopo l’ attuale carta moneta? No? Lo immaginavo. Beh qualcuno l’ ha fatto e questo qualcuno si chiama Satoshi Nakamoto (a quanto pare il nome è solo uno pseudonimo ndr).

Continue reading “[Bitcoin] come funzionano e cosa sono (parte 1)”

Neden Ateistler Komünistleri Ciddiye Almalıdır? Giriş.

  1. Giriş

Bu yazıyla “Neden Komünistler Ateistleri Ciddiye Almalıdır? Giriş” yazımızdaki tartışmayı genişletmeyi amaçlıyoruz. Bahsi geçen yazıda, önce ateistlerle komünistleri birbirine yakınlaştıran özelliklere (tarihsel yaklaşım, devrimci tutum, militanlık) değinmiş, ardından ateistlerin mücadele hedefi olan dinden özgürleşmenin komünist oluşumların siyasal programlarına koyabileceği katkıyı vurgulamıştık. Böylece sonuç kısmında

Dinlere karşı yürüyüşlerinde komünistlerin kendilerine ne katabileceğini dinlemek, ateistlerin görevlerinin bir parçasıdır. … Ateistler, kendi görüşlerine en yakın olan örgütlerle, yani komünistlerle yoldaşlaşmayı ciddiye almalıdır.

demiştik. Şimdi bu sözümüzü daha detaylı olarak tartışacağız.

Süreklilik sağlamak adına, önceki yazıda kullandığımız tanımları kullanacağız: Komünist ve sosyalist sözcükleriyle, tarihin materyalist kavramsallaştırılmasını benimseyen ve (en azından) üretim araçlarının özel mülkiyetinin ilgasını hedefleyen kişileri kast edeceğiz. (Tanım olarak aldığımız bu iki özellik, başlıktaki sorumuzun cevabını verecek.) Ayrıca, inançsızlar ile ateistler arasındaki ayrımımızı sürdüreceğiz ve inançsız kişiyi herhangi bir çeşit tanrının varlığına inanmamayı tercih etmekle karakterize ederken, ateisti – konuyla ilgili ne kadar kafa yorduğuna bağlı olarak – tanrı kavramını, tanrının olasılığını, tanrının olanağını, tanrının varlığını ya da en azından tanrının kurumsallaşmasını bilinçli olarak reddeden bir kimse olarak tanımlayacağız.

  1. Komünistlerin dinsiz/ateist damgası yemeleri doğru mudur?

Yanıtı uzatmadan verelim, evet doğrudur. Tarihsel materyalizm, toplumsal olguların açıklanmasında bilimsel yöntemin kullanılmasını gerektirir.1 Komünist teoriler; ulusun, erkek egemenliğinin, sanayileşmenin vb. oluşumunu, tarih içerisinde üretici güçlerin gelişmesiyle açıklarlar. Din, bu analizden muaf değildir. Bir komünist açısından dini (veya herhangi bir toplumsal olguyu) bu tarihsel analizden muaf tutmak yöntem hatasıdır ve açıkça anti-Marksist bir tutumdur. Hem Türkiye’de hem de dünyada komünist oluşumlar bu hataya düşmekten büyük ölçüde kaçınmayı başarmışlardır. Dolayısıyla (“halkın değerleri”ne saygı duymak isteseler de istemeseler de) tanrı yanılgısıyla alakaları olamaz. Komünistler dinsizliğe mecburdurlar.

Üstelik, tarihsel materyalizm dinlerin bugüne kadar nasıl geldiklerini açıklar. Bu açıklama, liberal ateist düşünürlerin (dinî-olmayan dogmalara referansla) yaptıkları spekülasyonlardan hem daha tutarlıdır, hem de dinin nasıl ortadan kaldırılacağına dair bir yol haritası çizmesi bakımından daha kuvvetlidir.

Üretici güçlerin gelişimini tarih içinde izlemek, dinlerin iktidarı kazanma-kaybetme süreçlerini gözler önüne serer. Örneğin İbrahimî dinler, Avrupa-Ortadoğu coğrafyasında erkek egemenliğini ve heteroseksizmi inşa etmişlerdir. Bir devletin gücünün sahip olduğu insan sayısıyla ölçüldüğü bir devirde, eşcinsel ilişkiyi topyekün yasaklayan Musa da, her spermi kutsal sayan Katolik kilisesi de, iktidar ilişkileri açısından doğru hamleyi yapmışlardır. Örnekler çoğaltılabilir ve tüm bu hamlelerin tarihsel doğruluğu, kuruluşundan yaklaşık iki milenyum sonra Katolik kilisesinin hâlâ dünyanın en zengin mafyası ve en güçlü illegal politik örgütü olmasıyla tarihsel olarak ispatlanmıştır. (Arap dünyasını, Avrupa’da ve Anadolu’da yaygınlaşan bu toplumsal işbölümüne entegre etme görevi Muhammed’e düşmüştür.)

Ancak bu hamlelerin tarihsel doğruluğu, sanayileşme sürecinde tarihsel bir yanlışa dönüşmüştür. Sadece tek bir tane üretilip milyarlarca insanın kullanımına sunulabilen yazılımların dünyasında, tüm dünyada insan yaşamını defalarca kez ortadan kaldırmaya muktedir nükleer bombaların dünyasında, nüfus, gücü ifade etmekten çok uzaktır. Kapitalizm, ekonomik yapıyı devrimcileştirirken, bu devrimi dinlerin geçmişteki kimi nesnel dayanaklarına karşı yapmıştır. Dinlerin bu süreç içinde iktidarlarını kaybetmeleri tesadüf değildir.

Öte yandan, kapitalist üretimin gericileşmesiyle, yani üretici güçlerin önünde bir engel haline gelmesiyle birlikte kapitalizm el altındaki diğer gerici ideolojilerle işbirliği yapmıştır. Dinlerin (ve ırkçılık ile milliyetçiliğin) son dönemdeki hortlayışlarını açıklamak açısından bu gözlem oldukça önemlidir. (Orta Çağ boyunca batıl inanç denerek yok sayılan cadılığın, Yeni Çağ’da birdenbire kilise tarafından tanınmasını, toplumu birbirine düşürmek ve sosyal histeri ortamı yaratmak üzere – özellikle kadınlarda – çeşitli günah keçileri icat edilmesini açıklayan da budur.)2 Bu da bizi yazının ikinci kısmına getiriyor.

 

  1. Komünistler mi daha ateisttir, ateistler mi?

Birçok ateistin siyasal hedefi sonuna götürülmüş bir laiklikten, yani devletle dinin ayrıştırılmasından öteye geçmez. Bu hedef, kapitalizm sınırlarında liberal bir taleptir. Oysa, yukarıda da değinildiği üzere kapitalist üretimle beraber bu “çözüm”ün miadı dolmuştur. Komünistler için devlet de din de sınıflı toplumun üstyapı kurumları olarak siyasal birer sorundurlar.

Üstelik şimdi eskisinden daha çok tanrı vardır. Para, serbest ticaret, ücretli emek, metalaştırma, kâr etme güdüsü, kalkınma vb. formlarda görünen, özel mülkiyetin çocukları olarak özetleyebileceğimiz çeşit çeşit tabular ve eleştirilmezler dört bir yanı sarmıştır. Ateizm, sadece yaratıcı tanrıları değil, bütün “her şeye kadir”leri reddetmek olmalıdır. Bu anlamda, komünistler ateistlerden daha ateisttirler. Eğer ateistseniz ancak hakkı verilen bir laiklikle yetiniyorsanız, komünistler (paranın saltanatını da reddederek) bir tanrı önünüzdedirler.

  1. Komünistler değil de kim?

Komünistler ateistlerden daha ateist oldukları içindir ki dinle ilgili çatışkıların hepsinde laiklere ve ateistlere taraf olmuşlardır. Sırf bu gözlem dahi ateistlerin komünistlerin dediklerini dikkatle dinlemeleri için yeterli olabilirdi; ama dahası var.

Din, tarihin geri kalanından ayrı atomik olarak durup duran bir sorun değildir. “Vatanın kalkınması” adına yapılması planlanan nükleer santrallere ve hidroelektrik santrallere karşı ayaklanan ve yaşadığı ekosistemi ekonomiye tercih eden ekoloji hareketleri ile “ahlakî değerlerin korunması” adına dindar bir nesil yaratmayı planlayan iktidara karşı öfkelenen ve mutluluğu başka dünyalara havale etmeyen ateistler arasındaki fark, dikkatli gözler için, sadece şekildedir. Dert tektir, görünümü çeşitlidir.

Önceki yazımızda,

Tipik bir ateist, tarikat lideriyle herhangi bir Müslüman arasındaki farkı ve bu ikisinin tarih içerisinde birbirlerini nasıl yeniden ürettiklerini gayet iyi bilir.

demiştik. Din, sosyolojik bir olgu olmaktan öte, iktidar ilişkilerinin bir parçasıdır. Din iktidar ilişkilerinden ayrı düşünülebilir elbette, ama dine karşı mücadele o şekilde kazanılamaz. Nasıl ki ateistleri insanlığın kurtuluşu için mobilize etmek komünistlerin görevlerinden biriyse, dünyayı tüm tanrılardan kurtarmak için komünistleri ciddiye almak da ateistlerin en önemli görevlerindendir.

1  Marx’ın Hegel eleştirisi tam da bu noktada başlar. Hegel’de felsefe başaşağıdır, çünkü Hegel gerçek dünyayı İdea’nın bir görünüşü olarak tarifler. Oysa bilimsel yöntem, somut gerçekliğe bakıp ardından soyutlama yapılmasını gerektirir. Hegel tüm olguları tarihsellik içerisine yerleştirir, ancak tarihin kendisini mutlaklaştırır. Marx, bilimsel yöntem vurgusunu, metaların değerinin nasıl belirlendiğini tartışırken de tekrarlar. Sömürüyü, artı-değer üretimini ve emek gücünü inceleyerek açıklar ve tam da bu mefhumlar sebebiyle sömürünün, üretim araçlarının özel mülkiyetinin ilgasından başkaca bir şekilde yok edilemeyeceğini gözlemler. Marx ve Engels’in tarif ettikleri sosyalizmi bilimsel sosyalizm yapan budur.
 
2  Bu paragrafın daha kapsamlı bir şekilde tartışılması gerektiğinin farkındayız, ancak yazının sınırlarından taşmamak adına burada belirtildiği kadarıyla yetinmeyi tercih ediyoruz.
 
 
Ege M. Diren

23rd February 2012

Guest:
James ‘Bar’Bowen

Playlist:
Minor Threat -Salad Days -Dischord
The Coastals -Betrayed
Jello Biafra and Mojo Dixon Toad Liquors -Love Me (I’m A Liberal) -Alternative Tentacles
James ‘Bar’ Bowen -Holiday In Cambodia (Live In The Studio)
James ‘Bar’ Bowen -Never Never Land
James ‘Bar’ Bowen -The Trial (Live In The Studio)
James ‘Bar’ Bowen -My Wartime Sweetheart (Live In The Studio)
Conflict -I Heard A Rumour
Blacklight Mutants -Love Yourself
The Domestics -Slave to Clock Time
The Big Society Cast -No-One Trusts A Copper Anymore

23rd February What’s On

Friday February 24th

Slit presents: Dead To Me
Night and Day
7:30pm £8 Advance

Blacklight Mutants and others
Crescent 20 (next to Crescent pub, Salford)
7.00pm FREE

Saturday February 25th

**FREE ENTRY**
Donations on door to www.sophielancasterfoundation.com

Doors 2pm, First Band 230pm
2 Stages.

230-Luke Hoggarth

245 -315pm Firing Blanks

330-4pm Skip Rat

415-445 Bullet Kings

530-6 First Time Riot

615-645 Hated Til Proven

715-745 Sky Rocket Jack

815-845 Olive Branch

9-930 Swindells

945-1015 TBC

1030-11 Acid Drop

1115-1145 Homebrew

Midnight-Oi!cotts

Upstairs Bar – acoustic stage

445-Cayn White

5-530pm James Bar Bowen

645-715 Paul Carter

745-815 Robin Leitch (Random Hand)

Bradford 1 in 12 Club
All Day from 2.00pm/ FREE/ Donations

Eastfield & DJs
The Lockwood, Woodhead Road, Huddersfield HD4 6ER
8.00pm  FREE

From Sunday 26th February…

The OK Cafe returns.
Find out more at okcafe.wordpress.com

Wednesday 29th February-Saturday 3rd March

Gerry Potter: “The Men Pomes… because men don’t say “poems”.
Studio Salford, Kings Arms, 11 Bloom Street, Salford
8pm £7/ £5

Thursday 1st March

Subhumans and Blacklight Mutants
The Witchwood, 152 Old Street, Ashton-under-Lyne
8.30pm £8 Online Tickets / £10 on the door.

Friday 2nd and Saturday 3rd March

Equalfest II


Bradford 1 in 12 Club

Saturday 3rd March

TNS Records All Dayer with Stand Out Riot, Beat the Red Light, Faintest Idea, Revenge of the Psychotronic Man, Hated Til Proven, Black Star Dub Collective , Bootscraper, Sense of Urgency, The Kirkz, Sounds of Swami, Rising Strike (running order to be announced nearer the time).
Kraak Studio, Stevenson Square £5 Advance

Saturday 10th March

Ethel Carnie Holdsworth (1886-1962) was a working class writer, socialist and feminist who started in the mills in Lancashire at the age of 11. Her poetry brought her to the attention of the editor of The Clarion, Robert Blatchford, who helped her to get work as a writer . She wrote poetry and novels, edited the Woman Worker as well as anti-fascist magazine the Clear Light. One of her novels, Helen of Four Gates, was filmed in 1920.

On Saturday 10 March at 2pm Dr Nicola Wilson will speak about Ethel at the Working Class Movement Library as part of the library’s celebration of International Women’s Day. Nicola has written the introduction to a new edition of This Slavery, first published in 1925. Also speaking at this event will be Karen Bosson, NW Women’s Committee, Communication Workers union, who will discuss her exeriences as a trade union activist
Wednesday 28 – Saturday 31 March (Post-show discussion on Thursday 29th March)
Wizard: A new theatre show by Dominic Berry
When an agoraphobic Wizard shares his world of tea loving carpet goblins and a zombie slaying dish rack with a neighbour from the flat above, three days of magic change both their lives forever.
Contact, Oxford Road, Manchester, M15 6JA8pm Tickets: £8/5
Booking: http://contactmcr.com/whats-on/896-wizard/ 0161 274 0600

Red Flag Walks

Friday 24 February, meet at noon, outside the Pankhurst Centre, Nelson Street, Chorlton-on-Medlock. Take a gentle stroll up Oxford Road and discover its surprisingly radical associations including the suffragettes, Friedrich Engels, a visit by Malcolm X, student occupations and protests, the origins of punk rock in Manchester and the 1945 Pan African Congress.

Wednesday 29 February, meet at noon, outside the Black Lion public house, Chapel Street Salford. This walk will explore Salford radical history including socialism, Chartism, the fight for safe birth control, the General Strike, the Battle of Bexley Square in 1931, the suffragettes and the Working class Movement Library.

Saturday 3 March 10. 30am. I will be speaking about Len Johnson, the Manchester black boxer and Communist. Len was one of Manchester’s finest boxers in the 1920s, but was denied a title because of his race. In later life he was an active Communist in the 1940s and 1950s. This talk will take place in the Friends Meeting House.

Sunday 4 March, meet at noon, outside the Co-operative bank, Corporation Street. This walk is called “Up Then Brave Women”. and will explore the history of radical and socialist women in Manchester, including the Co-operative movement, the Town Hall, trade unionism, the Clarion movement, the Manchester Guardian and Peterloo

The walks cost £7/£6, the talk is free. Numbers are limited and bookings can be made through the Manchester Histories Festival website. http://www.manchesterhistoriesfestival.org.uk.

Any what’s ons?

Email radio@underthepavement.org

Otosansür – Autocensorship

Scroll down for English.

 

Otosansür

Bilimsel şüphecilik ilkesi sebebiyle (ve yalnızca bu sebeple); İslamiyet’in Sünni mezhebinin Gülen cemaatince yorumlanmış versiyonunun, kabul gördüğü kadar muhteşem olmama ihtimalinin yok sayılması, bazı durumlarda, doğru bilgiye erişmekte sorunlara yol açabilir.

 

 

Bu nedir? Bu budur.

 

Muhalif görüşleri sebebiyle tutuklanan

veya işten atılma korkusuyla görüşlerini açıklayamayan

tüm gazetecilere yoldaşça selamlarımızla.

 

 

 

 

 

Autocensorship

 

Due to the scientific scepticist method (and only because of that); we would like to highlight that the ignorance of the probability that the Gülen movement’s interpretation of the Sunni fraction of Islam may not be as wonderful as found by many, might cause, in some situations, tiny difficulties in reaching correct information.

 

 

What is this? This is this.

 

Our salutations to all the journalists

who are in jail because of their critical opinions

or who cannot declare their opinions because of the fear of getting fired.

I drift, I dream

It’s hard to say where I begin in terms of time.
Some even use me as a way to understand how living flows away and yet will always be.
I am at once my source and my conclusion. My essence stretches out complete.
No part of me is seen to be more valid, or more recent, than another.
I draw myself together from beneath and all around, my substance rising up from living earth.
I bubble and I chatter as I start out on a journey which itself defines my form.
No sooner have I begun, than I have finished. No sooner have I finished, than I have begun.
There is a finishing in my beginning and a beginning in my finishing.
And all the rest in between gives the impression of permanence, but can never remain the same, even for a second.
I trade my primal purity for a growing sense of weight and force, as I absorb the teachings of the times through which I live.
Streams of consciounsess swell my understanding as I allow myself to become the offspring of the place where I belong.
The fluids surge within and I barely can contain my own strength. You’d think twice before crossing me.
Muddied now, broadminded and more calm, I still retain that freshness at my core, feeding into me from a higher level.
I open up under the sky so vast and lie drifting on in perfect rest and motion without cease.
I feel the tingling of my utmost points in vales and hills remote.
I sense the lives within me, separate and yet not, our purposes entwined within the whole.
I lap it up, the deepest dream of being what I know I was and am.
The rain falls into me, turns into me, as I will turn one day to rain.
And as I reach my greatest point, my destiny fulfilled, I am absorbed into the sea of all.
Winds blow, clouds form – the stuff of life has rearranged.
And here I am again, where once I did awake.
I never lived. I never died. I simply am. A river.