Alternativa a Google: DuckDuckGo e l’ applicazione per iOS e Android

Alzi la mano chi usa Google per le proprie ricerche su Internet? Direi che tutti abbiamo alzato la mano. Negli ultimi anni Google è diventato in assoluto il miglior motore di ricerca, ma dopo il caso Prism, molti utenti hanno cominciato a cercare alternative a Google, arrivando a DuckDuckGo, un motore di ricerca che potregge la nostra privacy! Continue reading “Alternativa a Google: DuckDuckGo e l’ applicazione per iOS e Android”

Lo smartphone con la migliore batteria

Già qualche tempo fa avevamo parlato dei problemi di batteria dell’ iPhone (Poca durata della batteria iPhone: colpa di Facebook?) cercando di dare una spiegazione, o una scusa, e sono felice di vedere oggi che effettivamente non mi sbagliavo nel dire che qualcosa non quadra. Which, una rivista Inglese simile al nostro Altroconsumo, ha analizzato la batteria di 7 smartphone attualmente in vendita, e l’ iPhone 5 è arrivato 6°.

Continue reading “Lo smartphone con la migliore batteria”

Hiç Kimsenin Yanıtıdır…

Biliyorum ki ben hep arka safları tercih ettim. Asla önde gaz fişeğini geri atan insan olamadım.” Günlerdir tam olarak bunun üzerine düşündüğüm için, Bianet’te Elvan Salman imzasıyla yayınlanan “Hiç Kimsenin Çağrısıdır…” yazıda bu satırları okuyunca, yorum yapma hakkım varmış gibi hissettim. Elvan, yazısında, “şiddete başvurmadan eylem yapan kişilerin zarar görmeyeceği bir evreye geçmek istiyorum” demiş. Şiddetle ilgili teorik ve politik tartışmaları bir kenara bırakalım, acaba Elvan’ın bu önerdiğini gerçekleştirmek mümkün mü, mümkünse de doğru mu, bunları konuşalım.

Yazısında şu soruları yöneltmiş Elvan: “Eğer evindeysen neden evindesin? Sığındıysan neden sığındın? Senin sığındığın eve sığınamamış ve senin kadar şanslı olmayan biri olabilir mi? Sen önde durma cesaretini gösteremiyorken, birilerini bunu yapmak zorunda bıraktığının farkında mısın?” Tam da bu soruları soruyorum kendime günlerdir, ama yanıtım daha farklı.

İlk paragrafta ortasından kestiğim cümlenin devamında Elvan şöyle diyor: “Asla önde gaz fişeğini geri atan insan olamadım, olamayacağımı da. Bu gerçek önümde dururken benden daha cesaretli olanları o tehlikenin içine atmayı vicdanıma sığdıramıyorum.” Oysa tüm bu sürecin, yüzbinlerce insanın hep bir ağızdan “Biber gazı oley !” sloganını attığı bir hareketin devrimci ahlakla ilgili bana ve bize öğretmesi gereken bir şeyler yok mu? “Cesaret” kişilerle ilgili sabit bir veri midir? Yoksa konfor bölgemizle tanımladığımız bir değer midir? Benim konuştuğum dostlarımdan duyduğum kadarıyla, onların motivasyonu korkusuz olmaları değil, o anda orada bulunmaları gerektiğinin bilincidir. Şimdi Elvan bu bilincin kendisinde ve bende olmayışına “önümde duran gerçek” diyor. Burjuva konformizmine gerçek adını takmayı, gaz bulutunun içinde “Talcid isteyen var mı? Talcid’e ihtiyacı olan?” diye dolaşan, atılan gaz bombasının peşinden koşan dostlarıma hakaret olarak algılıyorum. Ve bizzat kendimin günlerce bu hakareti etmiş olduğumu hissediyorum. Hele ki elimde tüm bu ahlakı sorgulamamı sağlayacak araçlar hazırken.

Buraya kadar, Elvan’ın önerisinin doğruluğuyla ilgiliydi söylediklerim. Ama ortada daha temel bir sorun var. Zarar görmediğimiz bir evreye geçip geçmemek, malesef bizim kontrolümüzde değil. Bu zarar görmeme perspektifi, bir an olsun devletin saldırısının durduğunu veya duracağını varsayıyor. Bununla ilgili herhangi bir kanıt göremiyorum.

Elvan “Üzülüyorum, kafasına isabet eden gaz fişeği ile çocuğundan daha çocuk olmuş Beşiktaşlıyı düşününce üzülüyorum. Korkuyorum, gözüne gelen fişek kanına nüfuz edince art arda kalp krizi geçiren gencin yaşadığı acıyı düşününce korkuyorum. Endişeleniyorum, gözü çıkan gençlerin geleceğini düşünerek endişeleniyorum.” demiş. Görüyorum ve arttırıyorum: Üzülüyorum, Etkin Haber Ajansı’nın polis işgali altında kalıp neredeyse bir tam gün boyunca yayın yapamamasına üzülüyorum. Endişeleniyorum; İzmir’de, Ankara’da, İstanbul’da, Adana’da, Kocaeli’de yapılan ev baskınlarını, hala gözaltında tutulan yüzlerce dostumuzu, sayıları her geçen gün artan tutuklu yoldaşları düşünerek endişeleniyorum. Haydi bunların çoğu devrimci dostlarımız, nelerle karşılaşacaklarını bilen yoldaşlarımız. Ama: Korkuyorum, Hüseyin Çelik’in “Serbest kalanlar fazla sevinmesin – Deliller yolda.” sözlerinin gerçek anlamını fark ederek, Adana ve İzmir’de sosyal medya paylaşımları sebebiyle yapılan gözaltıları hatırlayarak, hepimiz adına korkuyorum.

Devletin polis şeklini alarak bize saldırmasının sebebi, eylemlilik biçimimizin alternatif olmayışı falan değil, bizzat bizim varlığımız. Faşizmin çalışma ilkelerini doğru anlayalım. “Muktedir gücün bir noktada hatasını kabul edeceğine inanacak kadar naif dimağlar” olmaktan çıkalım, faşizme karşı omuz omuza verelim.

Hadi faşist versiyonunu anlamadıysak, bari kapitalizmin genel ruhunu anlayalım. Keza, bunu kast etmediğine emin olmakla beraber, Elvan’ın “Bir can bile kurtulacaksa, bir genç kadının gözünü kaybetme ihtimalini azaltmak için farklı bir yol düşünelim.” sözlerinde, Gezi Parkı’nda görmüş olduğum kadın cinayetleri, tersane ve madenlerdeki iş (kaza süsü verilmiş) cinayetleri, Suriye’ye dönük saldırgan ve emperyalist politikalar, trans bireylerin linç edilmeleri, Reyhanlı ve Roboski pankartları vb. vurguları geçiştiren bir ima olduğunu hissediyorum. Evet, bir can bile kurtulacaksa, bu sistemi değiştirmek (devirmek değil, çünkü öyle yazarsak suç olur, terör olur) için elimizden geleni ardımıza koymayalım. Zira benim de, “Zarar görenleri izlediğimde kanım donuyor.”

Ben bu satırları yazarken, mahkeme, Ethem’in katilini tutuklama talebini reddediyor ve “Tutuklanmasının ilerde telafi edilmeyecek zararlara yol açacağı anlaşılmıştır.” diyordu.

Katil polis sokakta, emri veren Tayyip sokakta, emri ileten yetkililer sokakta. Haydi şimdi sen de #sokağadön .

Gezi Parkı’ndaki kampımızdan başka, Gündoğdu Meydanı’ndaki kampımızdan başka, Kuğulu Park’taki kampımızdan başka, Türkiye’nin park ve meydanlarından başka huzurlu bir yer yok bize.

Ege M. Diren

Datagate: The Snowden Identity

Abbiamo parlato di Snowden e del leak dei dati NSA in un post di qualche tempo fa, ora volevo fare il punto della situazione su quello che è successo al giovane dopo le rivelazioni di inizio giugno. Molti avvenimenti sono accaduti dal video pubblicato dal Guardian il 9 giugno, e Snowden è stato protagonista di una fuga stile 007, compreso il rilascio di false informazioni, depistaggio, richieste di asilo e travestimenti. Continue reading “Datagate: The Snowden Identity”

Native Instruments Traktor Kontrol Z1

La Native Instruments ha sempre prodotto software audio molto sfiziosi ed estremamente potenti, ricordiamo il Reaktor, un must per la produzione di vsynth.

Da qualche anno si è data allo sviluppo di hardware da abbinare ai suoi software. Da qui nasce il Traktor Kontrol Z1: un mixer a due vie, con una scheda audio da 24bit integrata, equalizzatore a tre bande per poter effettuare il mixaggio di brani con il programma Traktor Pro o Traktor DJ.

TK_Z1_sopra

Qui si vedono i connettori posteriori USB, audio e l’alimentatore:
TK_Z1_davanti

E qui le cuffie, per ascoltare in premixing in maniera da riuscire a sincronizzare bene i brani e non fare figure di m…
TK_Z1_cuffie

Abbinata al Kontrol X1 e il Kontrol F1, su mac o win vi consente di sfruttare il mixing e le funzioni complete del software Traktor PRO, avendo a disposizione il fade, i vari potenziometri e i tasti di loop realmente “toccabili” e non su interfaccia grafica. Abbinata all’iPad o all’iPhone vi consente di avere una console ultraportatile per fare un DJ set, piccolo ma efficace.

traktor-combo

Sta sullo store della NI a 199€, che non è poco, ma in confronto ai CDJ e DJM di Pioneer può dare agli esordienti una possibilità di effettuare delle performance dal vivo senza diventare matti con i controlli e poter rimandare l’acquisto di un’attrezzatura più pro. O perchè no, ai DJ più navigati può essere comoda come attrezzatura “light” senza doversi portare dietro valigioni di roba… Tanto nella foga della disco nessuno si accorge se state mixando degli mp3…

ASUS ROG, roba da gamer…

Questo è un articoletto che volevo scrivere da un po’, dato che si tratta ancora di robine belle che sono state presentate all’ultimo Computex…
ASUS è un marchio che conoscete sicuramente se siete smanettoni, una scelta quasi ovvia quando volete una scheda madre di ottima fattura per il vostro pc assemblato. Però queste cosine che vi presento non sono proprio produzioni standard della casa… Un intero marchio della società Taiwanese, denominato ROG (republic of gamers) si dedica alla produzione di componentistica ad elevate prestazioni per farvi schizzare gli occhi fuori dalle orbite e spaccarvi i timpani quando volete giocare seriamente con il pc.

asus-poseidon-formula

Iniziamo con la scheda madre, la Maximus VI Formula, le innovazioni più interessanti sono:

Maximus-VI-Formula

– Dotata del chipset Z87 per i vostri iCore di IV generazione
– Sistema di raffreddamento ibrido aria-liquido “CrossChill”, ovvero potete sfruttare la dissipazione termica offerta dall’armatura in metallo della scheda madre oppure combinare il sistema ad aria (quello resta sempre funzionante) con un raffreddamento a liquido, dato che ci sono dei connettori predisposti sulla MB. Asus parla di una temperatura media di operatività di 23°C
– “Supreme FX” audio, ovvero l’evoluzione dell’audio FX presente nelle sorelle Maximus V, offrono un amplificatore che spara 120db a 600ohm (tanto per diventare sordi dopo la prima frag) e tutti i componenti schermati per prevenire disturbi audio
– Interfaccia M.2 per NGFF SSD (un sacco di sigle per dire che ci puoi attaccare gli hard disk a stato solido con lo specifico fattore di forma ultra compatto)
– Standard elevati di connettività 802.11ac WIFI e Bluetooth 4.0 oltre alla Ethernet Gb
– Mosfet, Condensatori e compagnia bella progettati per l’overclocking più estremo e per la stabilità dell’alimentazione
– Se la sovralimentate a 1,21GW attivate il Flusso Canalizzatore, per poter viaggiare nel tempo… ;-)
Un bel gioiellino, costerà tantissimo ma varrà ogni singolo centesimo, ancora non sono riuscito a trovare il prezzo, vi lascio con un po’ di scatti ed un filmatino hype. “TIME TO GAME!!”

La scheda video invece è la Poseidon, dotata della GPU NVIDIA GeForce GTX 700 e dello stesso sistema ibrido della scheda madre che abbiamo visto sopra

Poseidon

Hanno inoltre presentato una MB a fattore di forma Mini-ITX, la Maximus VI Impact, con la quale potete costruire un efficentissimo minipc da gamer

Maximus_VI_Impact

Il Tytan G30 Desktop (preassemblato) sempre con processore i7 IV generazione, la GTX 780 e svariati programmini proprietari per il controllo delle prestazioni e del raffreddamento.

ASUS_ROG_G30

Il G750, portatile da 17″, con processore i7 IV generazione e sempre la nVidia GTX 780.

ROG_G750

A presto, dai vostri amichevoli Geek di quartiere.