#24 Seksi bir şey satın al.

ETİK SÜRTÜK, ALIŞTIRMA #24. Bir dükkana, herhangi bir dükkana gidin – indirimli giysi mağazası olur, ikinci el mağazası olur, iç çamaşırı dükkanı olur, erotik oyuncak mağazası olur – ve kendinize seksi bir şey alın. Bugün bedeninizi seksi hissetiren bir şey. Duyumsal iyi bir başlangıç olabilir – ipekten yumuşak yeni bir fanilaya veya çok ince pamuğa kadar… Gevşek veya dar, siz kendinizi o giysiyle iyi hissettiğiniz sürece önemi yok. Hangi renkleri seksi buluyorsunuz? Koyu renkleri mi, yoksa rengarenk desenleri mi? İçinizdeki sürtük kendini nasıl dışa yansıtır? Gözlerinizi kapatın ve rafların arasında yolunuzu bulmaya çalışın. Deri ve kadife dokunuşa hitap eder, hayalinizdeki dokunuşa davet çıkarın. Hatta kimi kot kumaşları bile şaşırtıcı ölçüde duyumsaldır, sırf hislerinize güvenerek kendinize bir kot pantolon alın. Neyin nasıl olması gerektiğiyle ilgili her şeyi bir yana bırakın, cildiniz ne istiyorsa onu alın. Eve dönün ve o giysiyle dolaşın.

Kendimi seksi hissetmek için alışveriş yapmıyorum, ve bence iyi de yapıyorum. Bunun yerine, kendimi çekici hissettiğim bir günü anlatayım sana.hippie

  • Üzerimde “en seksi kıyafetlerim” falan yok. Bu ne demek onu da pek bilmiyorum zaten. Rahat hareket etmemi sağlayan, hava soğuksa beni sıcak tutan, yok hava sıcaksa ferah tutan kıyafetlerim var.
  • Kendimi temiz hissediyorum. Yeni duş almış olabilirim, tıraş olmuş olabilirim, ya da sadece denizden yeni çıkmış olabilirim.
  • Uykumu almışım. Omurgam dik yürüyorum, kamburumu çıkarmadan.
  • Bir şarkı mırıldanıyor olabilirim, ya da güzel bir kitap okuyorumdur. Ya gülümsüyorum ya da yüzümde hazır bir gülümseme var.
  • Kıyafetlerimin rengi önemli değil. Genelde aynaya bakmadığım için bazen tek renk giyindiğim oluyor, bazen de rengarenk oluyorum.

Böyleyken böyle.

Son olarak, hayalinizdeki dokunuşa davet çıkarın, demişler. Hayalimdeki dokunuş kıyafetimin üstünden değil, doğrudan tenime dokunulmasını içeriyor; bunun için de alışverişe çıkmaya ihtiyacım yok.

#23 Sağlıklı bir ayrılık

ETİK SÜRTÜK, ALIŞTIRMA #23. Sağlıklı ve yapıcı bir ayrılık hikayesi uydurun. Her kişinin zor duygularla nasıl baş ettiğiyle ilgili detaylara girin. Ayrılıktan hemen sonrası için, altı hafta sonrası için, altı ay sonrası için anlaşmalar icat edin.

Bunu Uzun Ayrılık başlıklı öyküde yanıtladım. Olayların büyük bir kısmı gerçektir veya gerçeğe çok yakındır.

Uzun ayrılık

Kitabından başını kaldırdı ve Hikmet’i gördü. Hikmet henüz onu görmemişti. Ayracı kitabın arasına koydu ve kitabı çantasına kaldırdı, bu arada saate göz attı: Selim sadece on dakika geç kalmıştı.

Hikmet gözlerini kocaman açarak yüzünü buruşturdu: “Abi arkadaş kalmak nedir? İnsan biraz ara verir. Çok mutsuz olmayacak mısın?”

Bunu öyle çok düşünmüştü ki, trafik ışığının kırmızından yeşile dönmesinden arkadaki arabanın korna çalmasına kadar geçen süre kadar bile duraksamadı: “Hiç haber almasam daha mutsuz olurum. Görüşmememiz demek, bu geçiş döneminde onun yaşayacağı değişimleri gözlemleyememem demek. Yani mesela tekrar birlikte olacaksak eğer… sonuçta benim istediğim bu değil mi?… tekrar birlikte olacaksak, bunun için birbirimizden uzaklaşmamamız lazım. Şimdi koparsak bir daha anca bir mucize birleştirir bizi ve o tarihte o mucizeyi ben ister miyim onu dahi bilmiyorum.”

“Nasıl yani? Sen böyle devam edebilir miydin yani?” dedi Turgut. O daha yanıt vermeden garson araya girdi: “Siz bir şey içer miydiniz?”very very healthy

Yeni gelenler birer bardak bira istediler.

“Evet. Hatta bir bakıma o benden ayrılmadı diyebiliriz. Sonuçta öteki çocuk benim varlığımı kabul etmediği için ayrıldı benden, doğrudan kendi istediği için değil.” Masadakiler gözlerini kıstılar, kimse inanmamıştı bu yoruma. “Yani evet, sonuçta bu tercihi yapan o oldu, ama hani, bizim ilişkimizde derin, çözülemez sorunlar olduğu için değil. Hatta mesela bana ‘Bak ben böyle biriyle tanıştım. Bu sıralar onun hayatımda olmasına ihtiyacım var. Bana birkaç ay var.’ dese ben ona da vardım. Ama böyle dandik bir taahhüt bile vermedi.”

Nermin kendini tutamadı. “Yahu çok saçma. Siz bile ayrılacaksanız insanlar neden ilişkiye falan başlıyorlar ki daha hala?” Gülüşmelere Nazlı da katıldı: “Evet ya ben de mesajı alınca birkaç kez okudum, hatta sonra telefon ettim doğru anlamış mıyım diye. Hiç beklemiyordum böyle bir şey.”

Herkes güncel duruma az çok hakim olmuştu artık. Olmadılarsa da artık çok geçti, üçüncü biralar servis ediliyordu bile. Çantasının ön gözünden anahtarını çıkardı, ayağa kalktı, anahtarını kadehine vurarak herkesin dikkatini ona çevirmesini sağladı: “Sizler için bir konuşma hazırladım.”

Gülüşmeler, “Vaaay, hazırlıklı gelmiş!”ler arasında not defterini açtı. Birkaç dakikayı aşmayan konuşmasını üç maddelik “kararlar” bölümüyle bitirdi. Sonra masadakilerin imzalaması için hazırladığı destek metnini hızlıca okudu ve elden elde dolaşması için bir dolma kalemle birlikte yanındaki Metin’e verdi.

Masada küçük bir alkış koptu. Başıyla selam verdi ve yerine oturdu. İmza metni dolaşmaya başlamıştı ve masadaki herkes kendince bir yorum yapıp imzalıyordu.charlie browns supper

Tam altı ay geçmişti. Haftada bir görüşüyorlardı. Hayatları yavaş yavaş birbirinden ayrılıyor, bambaşka bir denge noktasına ilerliyordu.

“Bize acilen bir megafon lazım. Her sabah toplantı yapıyoruz, sonra akşam eylemde bu toplantıdaki kararlarımızı uygulayamıyoruz çünkü sesimizi duyuramıyoruz. Mesela forum yapamıyoruz.” demişti ona. Şimdi para transferinin bir an önce yapılabilmesi için telefondaydı.

“Evet evet. Yani en erken derken, eğer ışık hızını geçebilirsen dün yatırmanı rica edeceğim. Olmaz dersen hemen şimdi şu anda gidiver bankaya.” Bir yandan önündeki bilgisayardan son gelişmeleri takip ediyor ve ayaklanmayla ilgili en güncel ve önemli haberleri paylaşmaya çalışıyordu.

İstanbul’a uçağı yarın kalkıyordu ve daha hala halletmesi gereken bir dünya küçük detay vardı.

İki yıl geçmişti ayrılıklarının üstünden. Ne zaman nasıl görüşebilecekleriyle ilgili bir e-posta yollamıştı, onu çok özlediğini, mutlaka birkaç gün görüşmek istediğini yazmıştı.

Şimdi yanıt vermiş olduğunu gördü. Mektup şöyle başlıyordu:

“ohoo, arada kaynatmışım mailini…”

Bilgisayarını kapattı ve öğlen yemeği için kafeteryaya gitti.

***

#22 Aşk sözcükleri

ETİK SÜRTÜK, ALIŞTIRMA #22.
1. Bir veya birden fazla sevgilinize, yollamayacağınız bir veya birden fazla mektup yazın ve onlar hakkında ne hissettiğinizi anlatın: onların en çok hangi yanını sevdiğinizi, onları ne kadar çok sevdiğinizi.
2. On dakika boyunca serbest yazın: insanlara onları sevdiğinizi anlatmakta utanacak ne var?
Bu yazdıklarınızın herhangi bir kısmını sevdiğiniz biriyle paylaşıp paylaşmamaya sonradan karar verebilirsiniz.

İlkini yapmaya çalıştım beş gün boyunca, ama fark ettim ki duygularımı anlatmakta gerçekten de zorlanıyorum. Üstelik utandığımdan falan da değil bak, basbayağı bilmiyorum ne yazabileceğimi.

Ama partnerim oturdu iki mektup birden yazdı. İlkinde doğaçlama bir şekilde, bundan 10-20 yıl sonra birlikte olduğumuzu hayal etti ve kısa bir öykü yazdı. İkincisinde de onun için aşık olmanın ne anlama geldiğini yazdı.love

Herkes aşktan başka bir şey anladığı için ben pek bulaşmamaya çalışıyorum bu işlere. Ama onun “Benim için, aşık olmak şu demek…” diye yazdığı şeylerin bayağı bir kısmının aslında benim için de geçerli olduğunu fark ettim.

Böylece tuhaf bir şey dikkatimi çekti.

Bu tereddütlü halimle partnerimin güvensizliğinin üstünden gelmeme imkan yok, çünkü her ne hissedersem hissedeyim – tam olarak onu mutlu edecek şeyleri hissediyor olsam da – onun içini rahatlatacak romantik sözcükleri seçmekten kaçınıyorum. Baksana, bir aşk mektubu bile yazamadım, oysa onun yazdığı iki mektubu ben de gayet yazabilirmişim – tabii aynı mektubu değil ama işte bir varyantını.

İşte bunları düşündüm mektubu yazmayı planladığım beş gün boyunca. Beşinci gün, oturdum şu kısa mektubu yazdım:

Dört gündür düşünüyorum ve şu karara vardım: Seviyorum seni.

Mektup bundan ibaret. Ve sanırım ona kendini daha iyi hissettirdi gerçekten de.

#21 Havaalanı oyunu

ETİK SÜRTÜK, ALIŞTIRMA #21. Hava alanı ya da AVM gibi kamusal bir alanda biraz zamanınız olduğunda, dikkat çekmeden insanları gözlemleyebileceğiniz bir yere oturun. Sonra, baktığınız her insan hakkında hayal kurun: Bu kişinin sevgilisi için bu kişinin en güzel yanı nedir? Kuvvetli adımları mı, tatlı gülümsemesi mi, parlak gözleri mi, güçlü omuzları mı, yumuşacık saçları mı? Hemen herkes biri tarafından sevilmiştir ya da seviliyordur. Bakın bakalım – sizin bu gözle bakmaya alışmadığınız biri bile olsa – bu kişinin onu sevilir veya arzu edilir kılan yanlarını görebilecek misiniz.

Sırf bu alıştırmayı yapmak için bir alışveriş merkezine gittim oturdum.

Yarım saatin ardından, soruyu beğenmediğimi fark ettim: Karşımdaki kişinin sevgilisi açısından en güzel yanından bana ne?! Birçok şey birçok insanın hoşuna gidiyor ve bence çok saçma şeyler bunlar. (örneğin ruj, oje ve bilumum makyaj…) Saçma olmasa da farklı olabilir. Sırf başkasının zevkinin benimkinden farklı olduğunu keşfetmek için alıştırma yapmaya da gerek yok.

O yüzden soruyu başka türlü sordum kendime: Karşımdaki bu kişiyle tanışmak için ne gibi sebeplerim olabilir?

Dürüst olmak gerekirse uydurduğum sebeplerin büyük bir kısmı “merak” kategorisine giriyor: Yani onu çekici bulmamı sağlamayan, hatta büyük ihtimalle beni pek de olumlu etkilemeyecek, ancak onunla tanışırsam öğrenebileceğimi düşündüğüm şeyler.

Yani anlaşılan bu alıştırmayı yapamadım ben.

#20 Formalitesiz randevu

ETİK SÜRTÜK, ALIŞTIRMA #20. Birlikte dışarı çıkıp bir şey yapmayı planlayın. Bu randevu boyunca, ilişkinizde, iş yerinizde, çocuklarla ilgili veya ekonomideki sorunların hiçbiri hakkında konuşmayın. Tanıdığımız bir çift bir keresinde birlikte yemeğe ve dans etmeye gittiler ve ilk buluşmalarıymış gibi davrandılar. Ergenlik çağındaki gençler gibi dans ettiler ve eve geldiklerinde seks bir şekilde yenilenmiş gibiydi.

Böyle rol yapma oyunları bende hiç işe yaramıyor, çünkü oyunun tam ortasında bunun bir oyun olduğunu hatırlıyorum ve bununla beraber yokuş aşağı gidiyoruz.problem

Öte yandan, dertlerden konuşmadığım randevularım oldu. Çoğunlukla sebep ilişkiyi yenilemek değildi, aksine dertlerin çokluğundan partnerimin yorulduğunu fark etmemdi. Böyle buluşmalarda uzun bir masaj, internetten videolar izlemek, güzel bir müzikle birlikte dans etmek gibi şeyler yaptık.

Sekse veya ilişkimize bir faydası olduğunu sanmıyorum, ama o gün partnerimin biraz olsun rahatlamasına yaradı gayet.

Benim sorunları konuşmakla bir derdim yok. Yani dertlerin varlığı bir dert değil. O yüzden bu alıştırmayı geçiyorum.

#19 Randevular listesi

ETİK SÜRTÜK, ALIŞTIRMA #19. Yapılacak işlerin telaşından (çocuklara bakmak, duvarı boyamak, ağacı budamak, alışverişe gitmek) birçok çift sırf keyif almak için birbiriyle zaman geçirmeyeli bayağı zaman olduğunu fark ediyor. Birlikte yapabileceğiniz şeylerden oluşan bir randevu listesi çıkarın – plaj, kahvaltı, dans, spor, oyun, güreş maçı, o yeni açılan lokanta – ve onları gerçekleştirmek için neler yapmanız gerektiğini düşünün. Sen ve partner(ler)in bu listeyi birlikte yapabileceğiniz gibi, ayrı ayrı da yapabilirsiniz. En azından beş maddeye ulaşmaya çalışın.
Sonra programlamaya başlayın. Ne kadar zor olduğunu fark ettikçe aynı anda partnerinle geçirdiğiniz anların aslında ne kadar değerli olduğunun da farkına varacaksınız. Yaylada bir akşamüstü ilişkiniz için önemli bir yatırımdır.

Detaylı plan yapmayı sevmeyen biriyle birlikteysen, bu alıştırmayı yapman imkansız. Detaylı plan yapmayı çok seven biriyle birlikteysen, bu alıştırmayı bitirmen imkansız. :)

Detaylı plan yapmayı çok seven partnerimle oturduk ve iki saat içinde yaklaşık 20 maddelik bir liste çıkardık. Sonra bunlardan beş tanesini seçmeyi denedik ve yarım saatin sonunda yedi tanesinde karar kıldık. Ardından, birlikte yapmak istediğimiz bu yedi şey için alt-maddeler ve basamaklar oluşturduk. Bu basamakları hangimizin ne zaman yapacağını planladık. (örn. Arkadaşına sor. Müzenin açık olduğu saatlere bak. vb.) Böylece yaklaşık üç buçuk değerli saatimizi bir randevuyla geçirmek yerine bir meta-randevuya dönüştürdük.

Dönüp alıştırmayla ilgili ne yazacağımı düşünürken şu cümleyi baştan okudum:

partnerinle geçirdiğiniz anların aslında ne kadar değerli olduğunun da farkına varacaksınız

Bu cümleyle birlikte, zaten yapmış olduğumuz onca şeyi düşündüm. Evet, önceden plaja gitmekten birlikte bir müzeyi gezmeye kadar her yapmak istediğimiz şeyde de aslında kağıda geçirmesek de bu kadar planlama yapıyorduk. Daha doğal oluyordu elbette: Birimiz müze saatlerine bakıyordu, sonra “Bu haftasonu o müzeye gitsek ya.” diyordu birimiz, sonra da gidiyorduk işte çok kafa yormadan. Birlikte film izlemek de aynı şekilde; mesela o öneriyordu “Şu filmi izlesek ya..” diye, ben hemen bilgisayarıma indiriyordum, sonra belki haftalar sonra bir boş vaktimizde aklımıza geliyordu ve izleyiveriyorduk.

Zaman yönetimi falan elbette önemli. Ve nihayetinde iyi-kötü bir planlama her türlü etkinlik için zaten bir şekilde yapılıyor. Görünen o ki asıl sıkıntı, partnerinle bir dünya şey yapmak istiyorsan başlıyor.

todolist

#18 Muhteşem seks öyküsü

ETİK SÜRTÜK, ALIŞTIRMA #18. Hayat partnerinle yaptığın en iyi seksle ilgili bir öykü yaz. Detaylara gir, hisleri tarif et: sesler, kokular, nabız atışları falan. Her ikiniz de öyküler yazın – farklı deneyimleri yazıyor olabilirsiniz, sorun yok – ve birbirinizle paylaşın. O seksi bu kadar iyi kılanın ne olduğu hakkında konuşun.

Bu yazıyı Öyküler bölümünde yayınladım: Beklentiler ve “performans değerlendirme”

Beklentiler ve “performans değerlendirme”

Birçok şart altında başladılar oynaşmaya.

Erkeğin hem ereksiyonunu korumakla sorunu vardı, hem de boşalmakla. Kadınsa yıllardır vajinismusla mücadele ediyordu: Kitaplar okuyor, alıştırmalar yapıyor, doktora gidiyordu.

Ortamın gergin olmamasında anlaştılar sessizce. Maksat başarı değildi (çünkü ikisi de peşinen kabullenmişti başarılı olmadıklarını), maksat keyif almaktı. Erken mi olmuş, geç mi olmuş dert etmeyeceklerdi. Beklentiler arasında penetrasyon zaten yoktu ya, orgazmı da “opsiyonel” kabul ettiler.

Sonra bir şey oldu. Erkeğin kalçası mı, kadının beli mi, tam bilinmiyor. Ama bir şey, ikisinin de  heyecanını dengeledi ve birlikte heyecanlanmaya devam ettiler.

Kokular birbirine karıştı, saçları birbirinden ayırt edilemez oldu. Erkeğin önceliği gerilmemekti. Bu yüzden her şeyi bıraktı, kadından sözlü izin aldı ve onun özellikle hoşlanmadığını bile bile oral seks yapmaya başladı. (“Bunu ben kendim istediğim için yapıyorum, öyle çok çok hoşuna gitmiyor biliyorum.” dedi kadına.)clothes on

Daha yalamaya başlarken, kadının ıslaklığı çekti dikkatini. Hiç beklemiyordu bunu. Hemen ardından, vajinasının ne kadar açılmış olduğunu fark etti. Çok kafa yormamaya karar verdi buna – kadın çok heyecanlanmışsa ve başka beklentiler yaratmışsa da, bunların onun üstünde baskı kurmasına izin vermeyecekti.

Ancak “Bunu ben kendim istediğim için yapıyorum” lafı boş laf değildi. Kadının kalçalarına ve ayak bileklerine dokundukça, o da heyecanlanmaya başladı. Kadının bir bacağını yatağa uzatmasını sağladı ve penisini kadının bacağına sürtmeye başladı. Onun ereksiyonu kadını daha da kızıştırdı.

Erkek bir hamlede doğruldu, yataktan kalktı, bir prezervatif alıp penisine taktı. Kendi kendine “Sadece sürtüneceğim, bunu da sırf güvenli seks için takıyorum.” diyordu, beklentilerini aşağıda tutmak konusunda çok hassas davranıyordu. Kadının ne hissettiğini, ne istediğini ise hiç bilmiyor, bilmek de istemiyordu. (Böyle bir anda kadın ne isterse istesin onun kaygılanmasına yol açacaktı.)

Erkek kadının üstüne çıktı.

Kadının söylediğine göre, penetrasyon sırasında çok dikkatli olması gerekiyordu ve vajinanın alt kısmına (kadının sırt üstü yatarken aşağıda kalan kısmına) sürtünmemesi gerekiyordu. Bunlar hızla geçti aklından, ve “Bana ne, ben istediğim pozisyonda olmak istiyorum, penetrasyonla uğraşamam şimdi.” diye düşündü. Kadının bacaklarını omzuna aldı. Böylece hem onun ayaklarını okşayabiliyor, hem de kadının tüm vücudunu seyredebiliyordu. Bir süre bu pozisyonda sürtünmeye devam etti, sonra kadının bacaklarını açtı, göğüsleri birbirine temas edecek kadar yaklaştı ve onu öpmeye başladı.

Sonra başka bir şey daha oldu. Sürtünürken, hiç beklemedikleri bir anda, rahatlıkla penisini vajinanın içine soktu. Duraksadılar. Derin bir nefes aldılar ve birbirlerine sımsıkı sarıldılar. Kadın usulca “Bu çok iyi bir his.” diye fısıldadı, erkek yanıt vermedi. Çekine çekine, penisini ileri geri hareket ettirmeye başladı. Kadının canını acıttığına dair hiçbir emare yoktu. Erkeğin kafası karışmıştı, ama bir yandan da çok heyecanlıydı.slow but steady

İşte ilk penetrasyonları, ilişkiye başlamalarından üç ay sonra, böyle gerçekleşti.

O gece, kadının değil denemek, değil kendisinin yapabilmesi, herhangi bir şekilde mümkün olduğunu dahi bilmediği birçok pozisyonda seviştiler. Kadın müthiş bir merakla kendi bedenini keşfediyordu; erkek de kadının bedeniyle deneyler yapıyordu.

Uzun bir geceydi, çok uzun. O geceden sonra seks hayatları tamamen değişti.

#17 Yirmi dakikalık kavga

ETİK SÜRTÜK, ALIŞTIRMA #17. Partnerinizle anlaşamadığınız bir konuyu tartışmak için 20 dakika ayırın. Odaklanabileceğiniz, hemen ardından bir şeye yetişmeniz gerekmeyen (belki sonrasında bir film izlemeyi planlayabilirsiniz) bir zaman dilimi olmasına dikkat edin.
Bunu önce küçük bir anlaşmazlıkla deneyin; pratik olması açısından, başa bela bir konu seçmeyin. Yirmi dakika dolunca ama tartışma bitmeyince, nasıl duracaksınız? En zorlu anlaşmazlıklarımız, saatlerce konuşmayla, bağrışmayla, tartışmayla dahi çözümlenmeyecek – hatta belki haftalar, aylar sonra bile. Zor konular zaman isterler. Bu yüzden önemli becerilerden biri çelişkiyi açmak ve ardından bir sonraki tartışmaya kadar kapatmayı becermektir.
İyi iletişim araçları kullanın ve alarmı kurun. Yirmi dakika dolunca, birkaç derin nefes alın, ve bırakın gitsin. Tartışmanın neresinde olursanız olun, bırakın gitsin. Nasıl duracağını bilmek, muhteşem faydalı bir beceridir. Bir anlaşmazlık hakkında konuşmak, birbirinizi helak edene kadar bağrışmayacağınıza ortaklaşa karar verdiğinizde çok daha güvenlidir. Konuşma bittikten sonra, söyledikleriniz veya partnerinizin söyledikleri hakkında düşünürken bulabilirsiniz kendinizi. Ve birkaç gün içinde, neyin işe yarayabileceğiyle ilgili yeni fikirler gelebilir aklınıza. Haftayaki Yirmi-Dakikalık-Kavga raunduna gelene kadar birbirinizin pozisyonunu ne kadar iyi anladığınızı ve kabul ettiğinizi görerek şaşıracaksınız.

Kitapta birçok çatışma çözümleme yöntemi sunuluyor. Ben bu alıştırmayı yapmadım. Böyle bir alıştırma yapmamı gerektirecek bir durum oluşmadı, ben de sırf yapmış olmak için tartışma uydurmak istemedim.

Ama şununla ilgili başka bir şey deniyorum:

Bir anlaşmazlık hakkında konuşmak, birbirinizi helak edene kadar bağrışmayacağınıza ortaklaşa karar verdiğinizde çok daha güvenlidir.

Benim tartışmalarımda hiç bağırış çağırış olmuyor. Genellikle sakin geçiyor, hiç “kavga” boyutuna ulaşmıyorlar. Ama bu, iletişimi sağlıklı biçimde sürdürebildiğimiz anlamına gelmiyor. Dahası, çoğunlukla iletişimi tıkayan ben oluyorum.round-2

Tartışmayı asla yarıda kesmiyorum, mekanı asla terk etmiyorum, asla karşımdaki insanı aşağılamıyorum. Ancak onun söylediklerine odaklanıp söylemek istediklerini görmemeye başladığım anlar oluyor. Dinliyorum sözde, ama mesajı almıyorum, söylediklerini duymuyorum.

Tartışma kızıştığında, haklı çıkma dürtüsüyle iletişimi verimsiz düzlemlere taşıdığımı gözlemledim.

Gerçi bunu bana defalarca söylemişti partnerlerim de arkadaşlarım da. Biraz ciddiye almıştım, ancak yakın zamanda, bunun sandığımdan daha sık gerçekleştiğini fark ettim.

Böylece bir partnerime bir güvenlik sözcüğü (safeword) kullanmamızı önerdim:

Herhangi bir konuşmayı sürdürmek için kendini rahat hissetmediğinde “X” de. [Burada X’in ne olduğunu yazmak istemiyorum.] Sadece “X!” diyebilirsin. Başka insanlar varsa ve onların yanında X demek çok saçma olacaksa, X’i bir cümle içinde kullanabilirsin. Ben mesajı alacağım, kendime çeki düzen vereceğim.

Partnerimle sohbet ve tartışmalarımızda BDSM muamelesi yapmak biraz absürt olsa da, bir ölçüde (yani, iletişim kanallarımı kapattığım ölçüde) BDSM’ye benzediğini söyleyebiliriz.

Böylece bir soluk alma arası, yani ilk anlamıyla “teneffüse çıkma” yöntemi denemeye karar verdik.

Birkaç nokta önemli:

  • Bu güvenlik sözcüğü tek taraflı çalışıyor, çünkü partnerlerimin beni dinlemekle sorunu olduğunu düşünmüyorum.
  • Sözcüğün varlığı bile içimi rahatlatıyor. Dilediğim gibi tartışabilirim, çünkü biliyorum ki partnerimin, haddimi aştığımda beni uyandırmasını sağlayacak bir aracı var.
  • Güvenlik sözcüğünü söylediğinde ne yapacağımızı tam netleştirmedik. Bir ara verebiliriz, birer çay içebiliriz, belki gider yüzümüzü yıkarız, belki bulaşıkları aradan çıkarmaya karar veririz. Önemli olan, alıştırmada geçtiği gibi, “birbirimizi helak etmemeye” odaklanmamız.
  • Belki bu teneffüsün ardından konuşmamızı başka bir şekilde sürdürmeyi seçeriz. Mesela 13. alıştırmadaki gibi bir dinleme egzersizi yapabiliriz, veya 14. alıştırmadaki kazan-kazan yöntemini deneyebiliriz.

Şimdilik bunun ne ölçüde işe yarayacağını bilmiyorum. Alıştırma hakkında düşünürken uydurdum bu yöntemi. Uymazsa, başkasını uydururuz.

rubisco