#24 Seksi bir şey satın al.

ETİK SÜRTÜK, ALIŞTIRMA #24. Bir dükkana, herhangi bir dükkana gidin – indirimli giysi mağazası olur, ikinci el mağazası olur, iç çamaşırı dükkanı olur, erotik oyuncak mağazası olur – ve kendinize seksi bir şey alın. Bugün bedeninizi seksi hissetiren bir şey. Duyumsal iyi bir başlangıç olabilir – ipekten yumuşak yeni bir fanilaya veya çok ince pamuğa kadar… Gevşek veya dar, siz kendinizi o giysiyle iyi hissettiğiniz sürece önemi yok. Hangi renkleri seksi buluyorsunuz? Koyu renkleri mi, yoksa rengarenk desenleri mi? İçinizdeki sürtük kendini nasıl dışa yansıtır? Gözlerinizi kapatın ve rafların arasında yolunuzu bulmaya çalışın. Deri ve kadife dokunuşa hitap eder, hayalinizdeki dokunuşa davet çıkarın. Hatta kimi kot kumaşları bile şaşırtıcı ölçüde duyumsaldır, sırf hislerinize güvenerek kendinize bir kot pantolon alın. Neyin nasıl olması gerektiğiyle ilgili her şeyi bir yana bırakın, cildiniz ne istiyorsa onu alın. Eve dönün ve o giysiyle dolaşın.

Kendimi seksi hissetmek için alışveriş yapmıyorum, ve bence iyi de yapıyorum. Bunun yerine, kendimi çekici hissettiğim bir günü anlatayım sana.hippie

  • Üzerimde “en seksi kıyafetlerim” falan yok. Bu ne demek onu da pek bilmiyorum zaten. Rahat hareket etmemi sağlayan, hava soğuksa beni sıcak tutan, yok hava sıcaksa ferah tutan kıyafetlerim var.
  • Kendimi temiz hissediyorum. Yeni duş almış olabilirim, tıraş olmuş olabilirim, ya da sadece denizden yeni çıkmış olabilirim.
  • Uykumu almışım. Omurgam dik yürüyorum, kamburumu çıkarmadan.
  • Bir şarkı mırıldanıyor olabilirim, ya da güzel bir kitap okuyorumdur. Ya gülümsüyorum ya da yüzümde hazır bir gülümseme var.
  • Kıyafetlerimin rengi önemli değil. Genelde aynaya bakmadığım için bazen tek renk giyindiğim oluyor, bazen de rengarenk oluyorum.

Böyleyken böyle.

Son olarak, hayalinizdeki dokunuşa davet çıkarın, demişler. Hayalimdeki dokunuş kıyafetimin üstünden değil, doğrudan tenime dokunulmasını içeriyor; bunun için de alışverişe çıkmaya ihtiyacım yok.

#23 Sağlıklı bir ayrılık

ETİK SÜRTÜK, ALIŞTIRMA #23. Sağlıklı ve yapıcı bir ayrılık hikayesi uydurun. Her kişinin zor duygularla nasıl baş ettiğiyle ilgili detaylara girin. Ayrılıktan hemen sonrası için, altı hafta sonrası için, altı ay sonrası için anlaşmalar icat edin.

Bunu Uzun Ayrılık başlıklı öyküde yanıtladım. Olayların büyük bir kısmı gerçektir veya gerçeğe çok yakındır.

#22 Aşk sözcükleri

ETİK SÜRTÜK, ALIŞTIRMA #22.
1. Bir veya birden fazla sevgilinize, yollamayacağınız bir veya birden fazla mektup yazın ve onlar hakkında ne hissettiğinizi anlatın: onların en çok hangi yanını sevdiğinizi, onları ne kadar çok sevdiğinizi.
2. On dakika boyunca serbest yazın: insanlara onları sevdiğinizi anlatmakta utanacak ne var?
Bu yazdıklarınızın herhangi bir kısmını sevdiğiniz biriyle paylaşıp paylaşmamaya sonradan karar verebilirsiniz.

İlkini yapmaya çalıştım beş gün boyunca, ama fark ettim ki duygularımı anlatmakta gerçekten de zorlanıyorum. Üstelik utandığımdan falan da değil bak, basbayağı bilmiyorum ne yazabileceğimi.

Ama partnerim oturdu iki mektup birden yazdı. İlkinde doğaçlama bir şekilde, bundan 10-20 yıl sonra birlikte olduğumuzu hayal etti ve kısa bir öykü yazdı. İkincisinde de onun için aşık olmanın ne anlama geldiğini yazdı.love

Herkes aşktan başka bir şey anladığı için ben pek bulaşmamaya çalışıyorum bu işlere. Ama onun “Benim için, aşık olmak şu demek…” diye yazdığı şeylerin bayağı bir kısmının aslında benim için de geçerli olduğunu fark ettim.

Böylece tuhaf bir şey dikkatimi çekti.

Bu tereddütlü halimle partnerimin güvensizliğinin üstünden gelmeme imkan yok, çünkü her ne hissedersem hissedeyim – tam olarak onu mutlu edecek şeyleri hissediyor olsam da – onun içini rahatlatacak romantik sözcükleri seçmekten kaçınıyorum. Baksana, bir aşk mektubu bile yazamadım, oysa onun yazdığı iki mektubu ben de gayet yazabilirmişim – tabii aynı mektubu değil ama işte bir varyantını.

İşte bunları düşündüm mektubu yazmayı planladığım beş gün boyunca. Beşinci gün, oturdum şu kısa mektubu yazdım:

Dört gündür düşünüyorum ve şu karara vardım: Seviyorum seni.

Mektup bundan ibaret. Ve sanırım ona kendini daha iyi hissettirdi gerçekten de.

#21 Havaalanı oyunu

ETİK SÜRTÜK, ALIŞTIRMA #21. Hava alanı ya da AVM gibi kamusal bir alanda biraz zamanınız olduğunda, dikkat çekmeden insanları gözlemleyebileceğiniz bir yere oturun. Sonra, baktığınız her insan hakkında hayal kurun: Bu kişinin sevgilisi için bu kişinin en güzel yanı nedir? Kuvvetli adımları mı, tatlı gülümsemesi mi, parlak gözleri mi, güçlü omuzları mı, yumuşacık saçları mı? Hemen herkes biri tarafından sevilmiştir ya da seviliyordur. Bakın bakalım – sizin bu gözle bakmaya alışmadığınız biri bile olsa – bu kişinin onu sevilir veya arzu edilir kılan yanlarını görebilecek misiniz.

Sırf bu alıştırmayı yapmak için bir alışveriş merkezine gittim oturdum.

Yarım saatin ardından, soruyu beğenmediğimi fark ettim: Karşımdaki kişinin sevgilisi açısından en güzel yanından bana ne?! Birçok şey birçok insanın hoşuna gidiyor ve bence çok saçma şeyler bunlar. (örneğin ruj, oje ve bilumum makyaj…) Saçma olmasa da farklı olabilir. Sırf başkasının zevkinin benimkinden farklı olduğunu keşfetmek için alıştırma yapmaya da gerek yok.

O yüzden soruyu başka türlü sordum kendime: Karşımdaki bu kişiyle tanışmak için ne gibi sebeplerim olabilir?

Dürüst olmak gerekirse uydurduğum sebeplerin büyük bir kısmı “merak” kategorisine giriyor: Yani onu çekici bulmamı sağlamayan, hatta büyük ihtimalle beni pek de olumlu etkilemeyecek, ancak onunla tanışırsam öğrenebileceğimi düşündüğüm şeyler.

Yani anlaşılan bu alıştırmayı yapamadım ben.

#20 Formalitesiz randevu

ETİK SÜRTÜK, ALIŞTIRMA #20. Birlikte dışarı çıkıp bir şey yapmayı planlayın. Bu randevu boyunca, ilişkinizde, iş yerinizde, çocuklarla ilgili veya ekonomideki sorunların hiçbiri hakkında konuşmayın. Tanıdığımız bir çift bir keresinde birlikte yemeğe ve dans etmeye gittiler ve ilk buluşmalarıymış gibi davrandılar. Ergenlik çağındaki gençler gibi dans ettiler ve eve geldiklerinde seks bir şekilde yenilenmiş gibiydi.

Böyle rol yapma oyunları bende hiç işe yaramıyor, çünkü oyunun tam ortasında bunun bir oyun olduğunu hatırlıyorum ve bununla beraber yokuş aşağı gidiyoruz.problem

Öte yandan, dertlerden konuşmadığım randevularım oldu. Çoğunlukla sebep ilişkiyi yenilemek değildi, aksine dertlerin çokluğundan partnerimin yorulduğunu fark etmemdi. Böyle buluşmalarda uzun bir masaj, internetten videolar izlemek, güzel bir müzikle birlikte dans etmek gibi şeyler yaptık.

Sekse veya ilişkimize bir faydası olduğunu sanmıyorum, ama o gün partnerimin biraz olsun rahatlamasına yaradı gayet.

Benim sorunları konuşmakla bir derdim yok. Yani dertlerin varlığı bir dert değil. O yüzden bu alıştırmayı geçiyorum.

#19 Randevular listesi

ETİK SÜRTÜK, ALIŞTIRMA #19. Yapılacak işlerin telaşından (çocuklara bakmak, duvarı boyamak, ağacı budamak, alışverişe gitmek) birçok çift sırf keyif almak için birbiriyle zaman geçirmeyeli bayağı zaman olduğunu fark ediyor. Birlikte yapabileceğiniz şeylerden oluşan bir randevu listesi çıkarın – plaj, kahvaltı, dans, spor, oyun, güreş maçı, o yeni açılan lokanta – ve onları gerçekleştirmek için neler yapmanız gerektiğini düşünün. Sen ve partner(ler)in bu listeyi birlikte yapabileceğiniz gibi, ayrı ayrı da yapabilirsiniz. En azından beş maddeye ulaşmaya çalışın.
Sonra programlamaya başlayın. Ne kadar zor olduğunu fark ettikçe aynı anda partnerinle geçirdiğiniz anların aslında ne kadar değerli olduğunun da farkına varacaksınız. Yaylada bir akşamüstü ilişkiniz için önemli bir yatırımdır.

Detaylı plan yapmayı sevmeyen biriyle birlikteysen, bu alıştırmayı yapman imkansız. Detaylı plan yapmayı çok seven biriyle birlikteysen, bu alıştırmayı bitirmen imkansız. :)

Detaylı plan yapmayı çok seven partnerimle oturduk ve iki saat içinde yaklaşık 20 maddelik bir liste çıkardık. Sonra bunlardan beş tanesini seçmeyi denedik ve yarım saatin sonunda yedi tanesinde karar kıldık. Ardından, birlikte yapmak istediğimiz bu yedi şey için alt-maddeler ve basamaklar oluşturduk. Bu basamakları hangimizin ne zaman yapacağını planladık. (örn. Arkadaşına sor. Müzenin açık olduğu saatlere bak. vb.) Böylece yaklaşık üç buçuk değerli saatimizi bir randevuyla geçirmek yerine bir meta-randevuya dönüştürdük.

Dönüp alıştırmayla ilgili ne yazacağımı düşünürken şu cümleyi baştan okudum:

partnerinle geçirdiğiniz anların aslında ne kadar değerli olduğunun da farkına varacaksınız

Bu cümleyle birlikte, zaten yapmış olduğumuz onca şeyi düşündüm. Evet, önceden plaja gitmekten birlikte bir müzeyi gezmeye kadar her yapmak istediğimiz şeyde de aslında kağıda geçirmesek de bu kadar planlama yapıyorduk. Daha doğal oluyordu elbette: Birimiz müze saatlerine bakıyordu, sonra “Bu haftasonu o müzeye gitsek ya.” diyordu birimiz, sonra da gidiyorduk işte çok kafa yormadan. Birlikte film izlemek de aynı şekilde; mesela o öneriyordu “Şu filmi izlesek ya..” diye, ben hemen bilgisayarıma indiriyordum, sonra belki haftalar sonra bir boş vaktimizde aklımıza geliyordu ve izleyiveriyorduk.

Zaman yönetimi falan elbette önemli. Ve nihayetinde iyi-kötü bir planlama her türlü etkinlik için zaten bir şekilde yapılıyor. Görünen o ki asıl sıkıntı, partnerinle bir dünya şey yapmak istiyorsan başlıyor.

todolist

#18 Muhteşem seks öyküsü

ETİK SÜRTÜK, ALIŞTIRMA #18. Hayat partnerinle yaptığın en iyi seksle ilgili bir öykü yaz. Detaylara gir, hisleri tarif et: sesler, kokular, nabız atışları falan. Her ikiniz de öyküler yazın – farklı deneyimleri yazıyor olabilirsiniz, sorun yok – ve birbirinizle paylaşın. O seksi bu kadar iyi kılanın ne olduğu hakkında konuşun.

Bu yazıyı Öyküler bölümünde yayınladım: Beklentiler ve “performans değerlendirme”

#17 Yirmi dakikalık kavga

ETİK SÜRTÜK, ALIŞTIRMA #17. Partnerinizle anlaşamadığınız bir konuyu tartışmak için 20 dakika ayırın. Odaklanabileceğiniz, hemen ardından bir şeye yetişmeniz gerekmeyen (belki sonrasında bir film izlemeyi planlayabilirsiniz) bir zaman dilimi olmasına dikkat edin.
Bunu önce küçük bir anlaşmazlıkla deneyin; pratik olması açısından, başa bela bir konu seçmeyin. Yirmi dakika dolunca ama tartışma bitmeyince, nasıl duracaksınız? En zorlu anlaşmazlıklarımız, saatlerce konuşmayla, bağrışmayla, tartışmayla dahi çözümlenmeyecek – hatta belki haftalar, aylar sonra bile. Zor konular zaman isterler. Bu yüzden önemli becerilerden biri çelişkiyi açmak ve ardından bir sonraki tartışmaya kadar kapatmayı becermektir.
İyi iletişim araçları kullanın ve alarmı kurun. Yirmi dakika dolunca, birkaç derin nefes alın, ve bırakın gitsin. Tartışmanın neresinde olursanız olun, bırakın gitsin. Nasıl duracağını bilmek, muhteşem faydalı bir beceridir. Bir anlaşmazlık hakkında konuşmak, birbirinizi helak edene kadar bağrışmayacağınıza ortaklaşa karar verdiğinizde çok daha güvenlidir. Konuşma bittikten sonra, söyledikleriniz veya partnerinizin söyledikleri hakkında düşünürken bulabilirsiniz kendinizi. Ve birkaç gün içinde, neyin işe yarayabileceğiyle ilgili yeni fikirler gelebilir aklınıza. Haftayaki Yirmi-Dakikalık-Kavga raunduna gelene kadar birbirinizin pozisyonunu ne kadar iyi anladığınızı ve kabul ettiğinizi görerek şaşıracaksınız.

Kitapta birçok çatışma çözümleme yöntemi sunuluyor. Ben bu alıştırmayı yapmadım. Böyle bir alıştırma yapmamı gerektirecek bir durum oluşmadı, ben de sırf yapmış olmak için tartışma uydurmak istemedim.

Ama şununla ilgili başka bir şey deniyorum:

Bir anlaşmazlık hakkında konuşmak, birbirinizi helak edene kadar bağrışmayacağınıza ortaklaşa karar verdiğinizde çok daha güvenlidir.

Benim tartışmalarımda hiç bağırış çağırış olmuyor. Genellikle sakin geçiyor, hiç “kavga” boyutuna ulaşmıyorlar. Ama bu, iletişimi sağlıklı biçimde sürdürebildiğimiz anlamına gelmiyor. Dahası, çoğunlukla iletişimi tıkayan ben oluyorum.round-2

Tartışmayı asla yarıda kesmiyorum, mekanı asla terk etmiyorum, asla karşımdaki insanı aşağılamıyorum. Ancak onun söylediklerine odaklanıp söylemek istediklerini görmemeye başladığım anlar oluyor. Dinliyorum sözde, ama mesajı almıyorum, söylediklerini duymuyorum.

Tartışma kızıştığında, haklı çıkma dürtüsüyle iletişimi verimsiz düzlemlere taşıdığımı gözlemledim.

Gerçi bunu bana defalarca söylemişti partnerlerim de arkadaşlarım da. Biraz ciddiye almıştım, ancak yakın zamanda, bunun sandığımdan daha sık gerçekleştiğini fark ettim.

Böylece bir partnerime bir güvenlik sözcüğü (safeword) kullanmamızı önerdim:

Herhangi bir konuşmayı sürdürmek için kendini rahat hissetmediğinde “X” de. [Burada X’in ne olduğunu yazmak istemiyorum.] Sadece “X!” diyebilirsin. Başka insanlar varsa ve onların yanında X demek çok saçma olacaksa, X’i bir cümle içinde kullanabilirsin. Ben mesajı alacağım, kendime çeki düzen vereceğim.

Partnerimle sohbet ve tartışmalarımızda BDSM muamelesi yapmak biraz absürt olsa da, bir ölçüde (yani, iletişim kanallarımı kapattığım ölçüde) BDSM’ye benzediğini söyleyebiliriz.

Böylece bir soluk alma arası, yani ilk anlamıyla “teneffüse çıkma” yöntemi denemeye karar verdik.

Birkaç nokta önemli:

  • Bu güvenlik sözcüğü tek taraflı çalışıyor, çünkü partnerlerimin beni dinlemekle sorunu olduğunu düşünmüyorum.
  • Sözcüğün varlığı bile içimi rahatlatıyor. Dilediğim gibi tartışabilirim, çünkü biliyorum ki partnerimin, haddimi aştığımda beni uyandırmasını sağlayacak bir aracı var.
  • Güvenlik sözcüğünü söylediğinde ne yapacağımızı tam netleştirmedik. Bir ara verebiliriz, birer çay içebiliriz, belki gider yüzümüzü yıkarız, belki bulaşıkları aradan çıkarmaya karar veririz. Önemli olan, alıştırmada geçtiği gibi, “birbirimizi helak etmemeye” odaklanmamız.
  • Belki bu teneffüsün ardından konuşmamızı başka bir şekilde sürdürmeyi seçeriz. Mesela 13. alıştırmadaki gibi bir dinleme egzersizi yapabiliriz, veya 14. alıştırmadaki kazan-kazan yöntemini deneyebiliriz.

Şimdilik bunun ne ölçüde işe yarayacağını bilmiyorum. Alıştırma hakkında düşünürken uydurdum bu yöntemi. Uymazsa, başkasını uydururuz.

rubisco

#16 Zorluk hiyerarşisi, ya da, Son derece basit adımlarla buradan oraya nasıl gidilir?

ETİK SÜRTÜK, ALIŞTIRMA #16. Kaygı duyduğunuz bir konuyla ilgili çok somut bir hedef koyun önünüze. Çok-aşklı meseleler şunları içerebilir: birlikte internet profillerine bakmak, sevgililerinizi birbiriyle tanıştırmak, bir buluşma ayarlamak, yatıya kalma planı yapmak, güvenli seks hakkında konuşmak. Pratik yapmak için, sizin için bugün kolay olan bir konu seçin.
Buradan oraya gitmek için atabileceğiniz adımları düşünün – anlaşmalar, müzakereler, dürüstlükler, ne istediğinizi söylemek, zaman planlamak, bebek bakıcısı bulmak gibi. Her adımı bir fişe yazın. Çok büyük görünen her adımı daha küçük birkaç adıma bölün. Üç yaşındaki çocuğa kurabiye yapmayı öğretir gibi, her bir adımı son derece kolay hale getirene kadar parçalara bölün.
Fişleri kapalı olarak üst üste koyun. En kolay en üstte olacak şekilde zorluk sırasında olsunlar. Ya da en korkuncu en altta, sizi en güvende hissettiren en üstte olsun. Bu sıralamayı, her bir adımın size hissettirdiklerine göre yapın. Bunu yaparken kendinizle ilgili birçok şey öğrenebilirsiniz.
Sonra en güvenli, en kolay kardı çekin, bu adımı nasıl gerçekleştirebileceğinizi düşünün, ve ileri marş! Bunu başarınca ve başarırken her ne öğrendiyseniz onu öğrenince, kardı kenara koyun ve sıradakini, kalanlar arasındaki en kolay adım kartını seçin.
Daima en basit adımı atın.

İşte sonunda enteresan bir alıştırma!

Daha önceki yazılarda da söylediğim gibi, ben bu alıştırmaları mümkün olduğunca partner(ler)imle birlikte yapmaya çalışıyorum. İşte bu alıştırmayı da, “anal seks” başlığında bir partnerimle yapmaya karar verdik. Ama önce bağlamı vereyim:

  • Partnerimin vajinal penetrasyon sorunları olmuş geçmişte. Biraz da bunun etkisiyle, anal seks yapmışlar eski partnerleriyle. Hoşlandığı yanları var anal seksin, ve bizim yapmamızı önerdi.
  • Benimse aşılmaz bir tabum var anal seksle, daha doğrusu genel olarak rektal bölgeyle ilgili. “Götten sikmek” vb. lafların da etkisi olabilir, ama sonuçta bir çeşit homofobi bu. (Homofobiyi ilk anlamıyla kullanıyorum burada, yani eşcinselliğe şahsen yaklaşmaktan korkma anlamıyla.)
  • Tuhaf bir şekilde porno izlerken kaçınmasam da, gerçek dünyada değil penetrasyon, görmek, dokunmak ya da benim rektal bölgeme dokunulması vb. bile tüylerimi diken diken ediyor. Partnerim kazara kalçamı biraz ters bir noktadan kavradı mı tüm cinsel heyecanımı kaybediyorum.

Bu konuyla yüzleşmek benim için çok zor. Daha önce denedim ve tek başıma altından kalkamadığımı gördüm. O yüzden bu alıştırmayı partnerimle birlikte yapacağız. Saatlerce uğraştıktan sonra şu kartları yazdık:mission-impossible-do-it-anyway

  1. O, beni prezervatif takılıyken krem kullanarak eliyle uyarır.
  2. Giyinik halde, anal seks yapacağımız pozisyonda sürtünürüz. (x2)
  3. Soyunuk olarak, anal seks yapacağımız pozisyonda sürtünürüz. (x2)
  4. Ben, prezervatif takılıyken onun eliyle uyarmasıyla orgazm olurum.
  5. O beni ağzıyla uyarırken bir yandan yapay penisle kendini vajinal yoldan uyarır.
  6. Onun anal seksi ne kadar sevdiğiyle ilgili konuşma seansı
  7. Anal seks yapacağımız pozisyonda vajinal penetrasyon yaparız. (x2)
  8. Ben, o beni ağzıyla uyarırken ben vajinal penetrasyon için yapay penis kullanırım.
  9. O penisimi anüse dayayıp krem kullanarak eliyle uyarır.
  10. Seks yaparken o krem kullanmaksızın kendi eliyle kendini anal yoldan uyarır.
  11. Kartları güncelle.
  12. Seks yaparken o krem kullanarak kendini anal yoldan uyarır.
  13. Soyunuk olarak, anal seks yapacağımız pozisyonda anüsle sürtünürüz. (x2)
  14. Seks sırasında o anal penetrasyon için yapay penisi kullanmayı dener.
  15. Beklentiler hakkında konuşma seansı
  16. Anal penetrasyon deneriz.
  17. Kartları güncelle.
  18. Anal seks yaparız.
  19. O anal seks sırasında klitorisini eliyle uyarır.
  20. O anal seks sırasında vibratör kullanır.
  21. O anal seks sırasında orgazm olur.

Bu kartlarla ve sıralamalarıyla ilgili birkaç gözlem yapmak istiyorum. Böylece (belki başka insanların da paylaştığı) bu tabumun nasıl çalıştığını görebilirsin:

  • Benim doğrudan bir tabum olmamasına karşın, alışık olmadığım aletlerin devreye girmesi için ayrı basamaklar tanımladık. (Örn. 5)
  • Anüsü görmem ve hissetmem gerekmeyen pozisyonları, anüsle temas edeceğim pozisyonlara önceledik. (Örn. 2 -> 3 -> 13. Dikkat edersen 2 ve 3’te anüse sürtünmüyorum.)
  • Bu konuları konuşmak, bazı şeyleri yapmaktan daha zor çünkü çok geriliyorum konu açıldığında. Bu yüzden konuşma seanslarını öteledik. (Örn. 6, 15)
  • Bir noktadan sonraki adımları parçalara bölmek dahi şu anda benim için imkansız. Konuşurken bile irite oluyorum. Bu yüzden, ben alıştıkça kartları güncelleme basamakları var. (Örn. 11, 17)
  • Dikkat edersen hiçbir adımda ben elimle onun anüsünü uyarmıyorum. Hatta hiçbir basamakta anüse bakmam gerekmiyor. Şu anda bunlar 21.’den dahi sonraki adımlar gibi görünüyor. Yani anal seks sırasında vibratör kullandığını hayal etmekten bile daha korkutucu. Belki de bu kartları güncellerken değişebilir, ama şu aşamada benim onu elimle uyarmam gündemimizde bile değil.
  • Son olarak, partnerimin anlamakta zorlandığı bir noktada daha oldu sıralamayı yaparken: Onun kendini eliyle rektal yoldan uyarması basamağında, kremsiz seçenek kremli seçenekten önce geliyor?! Buradaki ayrım, seksi yarıda bırakıp kreme uzandığı anda benim “Aha basamaklardan birini yapıyoruz galiba.” diye gerilme ihtimalimde. Kremsiz daha zor (hatta onun dediğine göre muhtemelen penetrasyon imkansız) olacaksa da, direkt kremle denemesindense kendiliğinden deneyip seksten sonra “Bak ben şu şu pozisyonlarda elimle uyardım kısa bir süre.” demesi daha az korkutucu.

Kartları hazırlarken partnerimin şaşırdığı, kahkahalarla güldüğü ve kafasının karıştığı birçok an oldu. Ben de kendimi açıklamakta bayağı zorlandım. (Bir tabuyu rasyonel olarak açıklamaya çalışmak zorlu bir görev.) Ama şimdilik elimizde yirmi bir tane kart var.

Bu kartların ilk ikisini yaptık bile. Sırada 3. var. Belki ilerledikçe yeni bir şeyler daha yazarım burada.

long to do list

#15 Öfke ne işe yarar?

ETİK SÜRTÜK, ALIŞTIRMA #15. Bu alıştırma için bir ekolojist gibi düşünmeye başlamanız gerekiyor. Okulda, doğadaki her şeyin bir işlevi, bir katkısı olduğunu öğretmişlerdi, hatırlıyor musunuz: Kurtlar ölü fareyi yerler ve zengin toprağa dönüştürürler ki sonra bu toprakta güller açar.
Peki biz neden öfke duyuyoruz? Bizim bireysel ekolojimize ve ilişkilerimize katkısı nedir öfkenin? Öfkeniz size nasıl yardımcı oluyor? Sizi nasıl koruyor? Bir liste hazırlayın. Örnekler şunları içerebilir: sınırlarınızı keşfetmenize yardımcı oluyor; sizi eyleme geçirmek üzere hareketlendiriyor; gerilimi deşarj etmenizi sağlıyor.angrybaby
Bu listeyi buzdolabı kapısına yapıştırıp bir iki hafta boyunca aklınıza yeni şeyler geldikçe eklemeler yapabilirsiniz.
Sonraki ilk öfkelenmenizde kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: “Öfkem bana nasıl göz kulak oluyor?”

Öfkem bana nasıl yardımcı oluyor?

Pek olmuyor.

Daha doğrusu:

Harekete geçmemi sağlıyor. Sorunu çözmem için bana kararlılık veriyor. Bunu mesela Özgecan öldürüldüğünde, Tayyip her ağzını açtığında hissediyorum. İyi ki de hissediyorum. Yoksa nasıl yaşanır…

Ama kişisel ilişkilerimde öyle seyrek öfkeleniyorum ki…

Hatta öfkelenerek kendimi korumuş bile olmuyorum çoğunlukla.

Partnerim beni incitiyorsa bunun sebebi benim, çünkü ben kendisine beni incitme fırsatı veriyorum, çünkü ona duygularımı açık ediyorum. Eğer partnerim beni incitiyorsa, demek ki bir derdi olmalı.

Yani, partnerime karşı gardımı aşağıda tutarak bana zarar vermesini sağlıyorum ki bir derdi olduğunda kolaylıkla anlayabileyim. Zaten o da canımı çok yakacak şeyler yapmıyor pek. Bir laf, bir dokundurma oluyor genellikle tek yaptığı. (Yoksa mesela made-by-AKP esnafın da bir derdi oluyor bazen, bu derdini ifade etmek için de seni beni bıçaklıyor. Buna kıyasla “söylenmek”, “dır dır etmek” falan bile gayet hafif kalır.)

Bir derdi olduğunu fark ettiğimde de bu derde odaklanmaya çalışıyorum. Yoksa tutup “Ay bak beni incitti.” deyip kendime odaklanmıyorum.

Tabii bazı durumlarda öyle sert şeyler söylüyor ki o lafları yutmak için bile zamana ihtiyacım oluyor, bu durumda savunma mekanizmalarım çalışıyor – gerçi benim bu mekanizmalarım arasında öfke yok, sessizlik var daha ziyade. Oysa öfkenin tam da bu noktada devreye girmesini bekleriz: Karşındaki insan seni şoke edecek bir şey söylediğinde keskin bir reaksiyon verip etkisini hafifletirsin, anca bundan sonra onu dinleyebilir hale gelirsin. Bir önceki alıştırmanın öfkeyi boşaltarak başlamasının sebebi de bu muhtemelen.

Bu savunma mekanizmalarından yoksun olduğumu iddia etmiyorum bak, sadece öfkeden başka mekanizmalar kullandığımı söylüyorum. Bir kalemde,

sessiz kalmak,angry-bird-icon
karşımdakinin canını yakacak bir yorum yapmak,
algılarımı kapatmak / başka şeyler düşünmek,
konuyu değiştirmek,

gibi yöntemlerim var mesela. Bunlar öfkeden daha mı iyi? Bilmem. Bana daha uygun olduklarını gözlemledim sadece.