Yeni Türkiye’nin Twitter Aşkı

Geçen hafta BirGün gazetesinin MİT tırlarına ilişkin Twitter üzerinden yayımlamış olduğu gizli belgeler mahkeme kararıyla Twitter tarafından engellendi. BirGün’ün bu gizli belgeleri Twitter’da yayımlasının gerekçesi ise MİT tırlarına ilişkin getirilen yayın yasağı olmuştu. Twitter, hesabı askıya almak yerine mahkeme kararı çıkartılan tweetleri engellemeyi tercih etmişti. Aradan birkaç gün sonra, daha önce de defalarca tartıştığımız, içeriğinin ifade özgürlüğünü tamamen engelleyecek –zaten engellenmedik bir kulak arkamız kaldı– ve sansür sürecini ciddi bir şekilde hızlandıracak olan “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Kanunu” cilalanarak yeniden meclise taşındı. Üzerine en sık kullanılan bahanelerden biri olan “yaşam hakkı ile kişinin can ve mal güvenliği, milli güvenlik ve kamu düzeni ile genel sağlık açısından tehlike oluşturan, suç işlenmesine sebebiyet vererek vatandaşların hak ve özgürlüklerini tehlikeye atan” ibaresi getirildi. Benzer şekilde, anayasada bireyin hak ve özgürlüklerine ilişkin maddelere paralel olarak ön plana halkın korunması, gizliliğinin sağlanması, ifade özgürlüğünün desteklenmesi bahane edilmiş oldu. Buradaki temel maksat şudur; anayasada bireyin haklarını koruyan maddelere paralel olarak alınacak bu ve benzer sansür kararlarında, toplumun tepkisini çekmek yerine bireylerin devlet tarafından kötülüklerden, dış mihraklardan, paralel yapılardan, gâvurlardan vb şeylerden korudukları hissiyatı verilmeye çalışılır. Bununla birlikte, bugüne kadarki söylemler de toplumun ahlakının korunması üzerinden şekillenen baskıcı yapıtırımlardı.

Tekrar çok yakın bir tarihte, fuatavni’nin hesabına mahkeme kararı çıkartıldı ve Twitter bu sefer tweetleri engellemek yerine hesabı askıya aldı. Twitter aşkı ile yanıp tutuşan yeni Türkiye, hızını alamayıp çok sayıda tweet için de mahkeme kararı almış ve bu tweetlerin erişime engellenmesine karar vermişti. Aşağıdaki resimde engelleme kararı istenen tweetleri görebilirsiniz (Kaynak: Diken).

twitter-liste

Kısa bir analiz için ilk sayfada yer alan hesapları ve tweetleri sırayla aşağıdaki tabloda bulabilirsiniz.

Tweet İçerik Hesap
 https://twitter.com/ibrahim_balta/status/493447567351742464  Silinmiş  Gazeteci
 https://twitter.com/nvngorgulu/status/493442440032821249  Silinmiş  Bireysel
 https://twitter.com/ibrahim_balta/status/493438264263852033  Silinmiş  Gazeteci
 https://twitter.com/ibrahim_balta/status/493435844867674112  Silinmiş  Gazeteci
 https://twitter.com/ibrahim_balta/status/493435029377134592  Silinmiş  Gazeteci
 https://twitter.com/sahinbeyoglu_/status/493431850837499904  Silinmiş  Bireysel
 https://twitter.com/etkaaslan/status/493425966258327552  Silinmiş  Bireysel
 https://twitter.com/ibrahim_balta/status/493425014499078146  Silinmiş  Gazeteci
 https://twitter.com/gercekgundemcom/status/493424037008125952  Silinmiş  Online Haber Sitesi
 https://twitter.com/sosyaloda/status/493423233165975552  Silinmiş Bireysel
 https://twitter.com/mevlutvakur/status/493416518328127488 Silinmiş Bireysel
 https://twitter.com/nep_yilmazer/status/493410121561944064  Silinmiş  Silinmiş
 https://twitter.com/asimm4th/status/493405545995714560  Silinmiş  Bireysel
 https://twitter.com/poisonlandy/status/493402599094517760 Silinmiş  Silinmiş
 https://twitter.com/senocakselim/status/493397189193109504 Aktif (1)  Bireysel
 https://twitter.com/TABLdotTV/status/493395156172045336  Silinmiş  Online Haber Sitesi
 https://twitter.com/bugun/status/493386361211072512 Silinmiş  Ulusal Gazete
 https://twitter.com/ilyas__55/status/493386261181530112  Aktif (2)  Bireysel
 https://twitter.com/bayrak25/status/493384982778220544  Aktif (3)  Gazeteci
 https://twitter.com/AALIAVCI/status/493382947571904514 Aktif (4)  Bireysel
 https://twitter.com/TrkYavuz/493382826364919808  Aktif (5)  Bireysel
 https://twitter.com/ibrahimince_/status/493380481329545217  Silinmiş  Bireysel
 https://twitter.com/etkaaslan/status/493378610775224321  Silinmiş  Bireysel
 https://twitter.com/aktif_haber/status/493377989892386816  Silinmiş  Online Haber Sitesi
 https://twitter.com/yakupsaglam/status/493377971055775744  Silinmiş Gazeteci
 https://twitter.com/interyayin/status/493375002381541377  Aktif (6)  STK
 https://twitter.com/Erkeles/status/493374427741315072 Aktif (7)  Bireysel
 https://twitter.com/kahtirical/status/493371785312997376  Aktif (8)  Bireysel
https://twitter.com/bulent_korucu/status/493371606949838848 Aktif (9)  Gazeteci
 https://twitter.com/kamilmaman/status/49336866707866009  Silinmiş  Gazeteci
 https://twitter.com/bilalsahin_/status/493366402217439233  Silinmiş  Gazeteci
 https://twitter.com/nevbahar111/status/493365680990089218  Aktif (10)  Bireysel
https://twitter.com/mehmetzengins/status/493360413556219904 Aktif (11)  Bireysel
 https://twitter.com/etkaaslan/status/493359516785082368  Silinmiş  Bireysel
 https://twitter.com/mehmetkolluk/status/493358925190664193  Aktif (12)  Bireysel
 https://twitter.com/busra_erdal/status/493055001984782337 Silinmiş  Gazeteci
 https://twitter.com/yaziciaysun/status/492613998354104320  Silinmiş  Gazeteci
 https://twitter.com/arzuyldzz/status/491622172679733248  Aktif (13)  Gazeteci

Tabloda yer alan bilgilere göre:

  • İlk sayfada toplam 38 tweet’e mahkeme kararı çıkartılmıştır.
  • Bu tweetler toplam 32 eşsiz hesaba aittir.
  • Bu hesapların 18 tanesi bireysel, 9 tanesi gazeteci, 3 tanesi online haber sitesi, 1 tane ulusal gazete resmi Twitter hesabı ve 1 tane STK bulunmaktadır.
  • İncelenen tweetlerden 2 tanesine ait hesap bulunamamıştır.
  • 25 tweet silinmiştir. 13 tweet ise hâlâ aktiftir.

Tweetlerin içeriklerine gelecek olursak:

1. Üzeri kapatılmaya çalışılan Selam-Tevhid dosyasına ilişkin Hakim Bekir Altun ile ilgili skandal bir gelişmeye dair tweet.

Aktif (1)2. Selam-Tevhid dosyası ve Hakim Bekir Altun ile ilgili tweet.

Aktif (2)3. Selam-Tevhid dosyası ve Hakim Bekir Altun’a ilişkin aktifhaber’de yer alan bir habere ilişkin tweet.

Aktif (3)4. Selam-Tevhid dosyası ve Hakim Bekir Altun’a ilişkin Bugün gazetesinin Internet sayfasında yer alan bir habere ilişkin tweet.

45. Selam-Tevhid dosyası ve Hakim Bekir Altun’a ilişkin Bugün gazetesinin Internet sayfasında yer alan bir habere ilişkin tweet.

5

 

6. Selam-Tevhid dosyası ve Hakim Bekir Altun’a ilişkin t24’te yer alan bir habere ait tweet.

6-

7. Selam-Tevhid dosyası ve Hakim Bekir Altun’a ilişkin Radikal gazetesinin Internet sayfasında yer alan bir habere ilişkin tweet.

68. Selam-Tevhid dosyası ve Hakim Bekir Altun ile ilgili tweet.

79. Selam-Tevhid dosyası ve Hakim Bekir Altun’a ilişkin Radikal gazetesinin Internet sayfasında yer alan bir habere ilişkin tweet.

810. Selam-Tevhid dosyası ve Hakim Bekir Altun’a ilişkin Radikal gazetesinin Internet sayfasında yer alan bir habere ilişkin tweet.

911. Selam-Tevhid dosyası ve Hakim Bekir Altun ile ilgili Facebook bağlantısına ilişkin tweet.

1012. Selam-Tevhid dosyası ve Hakim Bekir Altun’a ilişkin t24’te yer alan bir habere ait tweet.

1113. Selam-Tevhid dosyası ve Hakim Bekir Altun’a ilişkin t24’te yer alan bir habere ait tweet.

12

Öncelikle, tweetlerin silinmesi veya Twitter tarafından engellenmesi olasılığını dikkate alarak hepsinin ekran görüntülerini aldım. Diğer taraftan, aktif olan bütün tweetlerin ortak özelliği Selam-Tevhid dosyası ve Hakim Bekir Altun‘dur. Kısaca Selam-Tevhid hakkında bilgi vermek gerekirse, Türkiye’de Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı gibi aydınlara yapılan suikastlerle gündeme gelmiş ve şer-i hükümlerle yönetilen İran modelli bir devlet kurmayı hedefleyen örgüt olarak geçmektedir. Bununla birlikte, Hakan Fidan’ın bir İran ajanı olduğu yönünde Hükümet-Cemaat çekişmeleri olmuş ve buna bağlı olarak ilişkiler kopup bir erk savaşına (17 Aralık ve sonrası) dönüşmüştür.

Tweetlerde verilen haber bağlantıları teker teker incelendiğinde, bütün haber içeriklerinin aktif olarak yer aldığı ve henüz bir engelleme gerçekleşmediği sonucuna ulaşılacaktır. Fakat, her ne hikmetse bu bağlantıları veren tweetlere ilişkin mahkeme kararı çıkartılmıştır. Burada kafa karıştıran noktalardan en önemlisi, bunun Twitter’da yer alan bir içeriğe erişim engelenin denenmesi mi yoksa acemice ve aceleye getirilmiş bir engelleme girişimi mi olduğuna karar vermek çok güç. Çünkü, haber içerikleri engellenmemişken bu haberleri paylaşanların tweetleri engellenmiş durumdadır.

Her iki durumda da yaşam hakkı ile kişinin can ve mal güvenliği, milli güvenlik ve kamu düzeni ile genel sağlık açısından tehlike oluşturacak, suç işlenmesine sebebiyet vererek vatandaşların hak ve özgürlüklerini tehlikeye atacak bir içerik olmadığı gibi keyfi bir yaptırımdan yola çıkılarak Twitter’a mahkeme kararı ulaştırılmış ve kullanıcıların yasal bir içeriği dahi yayınlamamaları için baskı oluşturulmuştur. Her şeyden öte, Twitter’ın buradaki hukuki saçmalığı anlayabilme olasılığı da yoktur. İlgili ülkenin tatbik edilebilir mahkeme kararından yola çıkarak kullanıcılarına karara ilişkin içeriğin kaldırılmasını ve bu içerikle ilgili taraflarına mahkeme kararı ulaştığını tarafına düşen yükümlülük doğrultusunda bildirmiştir.

Mahkeme kararının detayına ve Twitter’a nasıl ulaştırıldığına ilişkin herhangi bir ayrıntıya ulaşılmış gibi görünmüyor. Twitter’a gönderilen kararda, ilgili tweetlerin içeriklerini hangi kapsamda silinmesi/engellenmesi gerektiği de belli değil. Kaldı ki, tweetler haber bağlantılarını içermektedir. Haberler ise engellenmemiş ve içerikleri Internetten kaldırılmamıştır. Burada tweetlere uygulanan yaptırımın hangi hukuksal değerlendirmeye tabi olacağını da kestirmek güç. Twitter’ın bu tweetlerin içeriklerini değerlendirmediği ve mahkeme kararını kullanıcılarına ulaştırmış olabileceği gerçeği de mevcut. Peki, burada sorulması gereken sorular şunlar olabilir mi; Twitter’a yollanan mahkeme emirlerini nasıl bir incelemeden geçirip bunları kullanıcılarına iletmektedir? Diğer taraftan, tweetlerin aslında hiçbir yasayı ihlal etmediğinin ayrımını nasıl yapacaktır? Yoksa Twitter eline ulaşan mahkeme emirlerini kullanıcılarına direkt iletmekte midir? Bu noktada Twitter ifade özgürlüğü açısından çok ince bir çizde yer aldığının da umarım farkındadır.

Anlaşılan o ki, Hakim Bekir Altun meslektaşlarından birine hakkında çıkan ve kendi yalancılığını ispatlayan haberlere ilişkin girilen tweetlerin ortadan kaldırılmasını istemiş ve gözüne kestirdiği tweetler aceleyle seçilerek mahkeme kararı çıkartılmış. Fakat, Avrupa Parlamentosu da dahil olmak üzere birçok müttefikinden basın ve ifade özgürlüğü konusunda azar işiten Yeni Türkiye henüz bu haberler için bir girişimde de bulunamamıştır.

Sonuç olarak, insan sevdiğine kötülük edermiş misali Yeni Türkiye de hıncını biricik aşkı Twitter’dan çıkarmış.

Suriye’den Türkiye’ye Internet Sansürü

~Bütün diktatörler aynı yolu izler.

Suriyeli yetkililerin Internet kullanıcılarına ait trafiği monitörlemek ve filtrelemek için kullandığı Blue Coat SG-9000 proxylerinin tuttuğu 600GB’lık kullanıcı verisi 2011 yılının Ekim ayında Telecomix isimli hacktivist grup tarafından sızdırıldı. Ardından da bu verilerle ilgili akademik bir analiz yapıldı. Analizin detaylarına çok girmeden Türkiye’nin jet hızıyla onaylanan yeni Internet düzenlemesi ile çok benzer yönlerinin olduğunu farkettim. Bu benzer yöntemler Suriyelilerin sansürü aşmak için kullandığı yöntemler kadar sansür yöntemlerini de içermekte.

Blue_Coat_ProxySG9000_open

Öncelikle ProxySG 9000‘nin ne olduğunu açıklayalım. Blue Coat isimli firmanın ürettiği bu proxyler birleşik güvenlik çözümleri için üretilmiş ve kullanıcı kimliği denetimi, web filtreleme, denetleme, ssl ile şifrelenmiş trafiği görüntüleme, trafik yönetimi gibi web trafiği üzerinde tam bir kontrol olanağı sağlamakta olan araçlardır. Ayrıca, ProxySG 9000’lerin bir tanesi 15000GB kapasitelidir. Makaleye göre Suriye’de bunlardan 7 tane varmış. Ek olarak, sansür sisteminin altında yatan ve gerçek bir sansür sistemi oluşturan bu teknolojiyi de dikkate almanın gerekli olduğunu düşünüyorum. Hatta, hiç ummadığımız bir yerde ProxySG 9000 bile görebiliriz.

Suriye’deki sansür sistemine kısaca bakacak olursak:

  1. Kategori tabanlı filtreleme: Blue Coat’ın proxysi ilgili URL’ye ilişkin her isteği kategorilendirmekte ve her kategori de farklı filtreleme kurallarına sahip olmaktadır.
  2. Karakter dizisi tabanlı filtreleme: Bunu basitçe şöyle ifade edeyim: A; sansürlü URL’ler B’de erişime açık URL’ler. c karakter dizisinin sıkça A’da gözükmekte olduğunu farzedelim. c karakter dizisinin A ve B’de görülme sıklıklarının da bir sayısı olsun. Eğer A’da 1’den fazla ve B’de hiç gözükmezse A’dan tüm c dizisi içeren istekleri silerek c’yi sansürlü diziler listesine ekliyor.
  3. URL tabalı filtreleme: Twitter’da bir profile erişimi engelleyeceksiniz. Bunun için gidip komple siteyi erişeme engellemek yerine o profile ait URL’ye erişimi engelliyorsunuz.
  4. Kelime tabanlı filtreleme: Çeşitli kelime grupları (haydar, mini etek, liseli gibi) üzerinden bir filtreleme. Bu alışık olduğumuz bir yöntemdir. Tahminen TİB bu yöntemle Türkiye’de 36000 küsür siteyi engelledi.
  5. IP tabanlı sansürleme: Doğrudan IP adreslerinin erişime engellenmesi. Yani kısaca ISS’lerin bu IP adreslerine gelen istekleri hiç ulaştırmaması da denilebilir.

Bu filtrelemeler sonucunda kullanıcının istekleri iki şekilde cevaplanmaktadır. Ya yapılan istek reddedilecek (erişim engellendi, access denied gibi sayfalar) ya da başka bir adrese (… sayılı kararla erişime engellenmiştir) yönlendirilmektedir.

Dikkati çekeceğim noktalardan bir diğeri de Arap Baharı yaşanırken Suriyeli yetkililer Şubat 2011’de Facebook, Twitter ve Youtube gibi sosyal ağlara erişimi engellememişlerdir. Bunun yerine bu siteler monitörlenmekte ve seçici olarak sansürlenmekteydi. Diğer bir deyişle DPI gibi yöntemlerle trafiği gerçek zamanlı olarak incelenmişlerdir. Bununla birlikte, anlık mesajlaşma uygulamaları (Skype), video paylaşım siteleri (upload.youtube.com, metacafe), anti-sansür uygulamaları içeren siteler (Tor vd.), haber ve muhalefet siteleri de seçici olarak sansürlenen trafik içerisinde yer almaktaydılar.

Suriye’deki Internet sansürü yapısını alıp Türkiye’ye uyarladığımızda, yeniden düzenlenen 5651 sayılı kanunun beraberinde getireceği sansürle çok ciddi benzer noktalar içermektedir. Birincisi, Türkiye’de bu yeni düzenleme öncesinde seçici bir sansür vardı. Kelime tabanlı olarak filtreleme uygulanmaktaydı. Diğer taraftan IP tabanlı sansürleme de yapılmıştı. Şimdi, yeni düzenleme ile URL tabanlı filtreleme geldi ve web trafiğinin gerçek zamanlı olarak incelenebileceği bir yapıya kavuşturuldu. İkincisi, bu şekilde Facebook veya Twitter gibi siteler direkt olarak erişeme engellenmeden, Türkiye’deki Internet kullanıcılarının bu sitelere olan trafikleri monitörlenebilecek ve böylelikle de kullanıcı profilleridiğer deyişle fiş dosyalarıoluşturulabilecek. Üçüncüsü, Türkiye tüm bunlara yasal bir zemin hazırlamakla beraber MİT geçmişli bir başkan ve koruma kalkanı ile TİB’i dokunulmaz yapmıştır. Son olarak da yeni MİT yasa tasarısı bu dokunulmazlığı alıp bir korku-baskı-ölüm yapısına dönüştürecektir.

Erdoğan bir zamanlar Esad için kardeşim diyordu. Daha sonra onu katil, diktatör Esed olarak anmaya başladı. Internet sansürü anlamında Türkiye’de yapılanlara baktığımızda Erdoğan Esad ile aynı yolu izlediğini kendi adıma söyleyebilirim. Çünkü, Suriye’deki Internet sansür sistemi Türkiye’nin mevcut yapısına rahatça uyarlanmaktadır. Yapılan yeni Internet düzenlemesi de ortak noktaları çok açık bir şekilde göstermektedir. Umarım bir gün Suriye’de yaşanan trajediyi Türkiye’ye de uyarlamak zorunda kalmayız.

Fişlemeyi Normalleştirmek

Özellikle iktidarın devamlı ihbar edin çıkışları, son bulacağını söyledikleri fişmele ile doğrudan çelişmektedir. Epey deneysel bir yazı oldu. Bir eleştiri yazısı olarak yorumlarınızı beklerim.

Gezi sürecinden bildiğimiz üzere insanlar Gezi’ye destek vermek amacıyla geceleri ülkenin birçok ilinde “tencere tava” çalmaya başlamıştı. Çok geçmeden Erdoğan; “Komşuyu rahatsız etmek suçtur. Ben değil yasalar söylüyor. Müracaatınızı yapacaksınız, yargıya bildireceksiniz.” diyerek tencere tava çalanların ihbar edilmesini istemişti. Ardından, bu konuyla ilişkin olarak “Sırdaş Polis İhbar Noktası” projesinden bahsetmişti:

Mahalle aralarına yerleştirilecek bu sistem sayesinde, bir suç işlendiğinde, insanlar ‘kimliğim tespit edilir mi?’ endişesi yaşamayacak. Bu sistem ile ister yazılı olarak, isterse de sesli olarak bu kutulara ihbarda bulunabilecek. Bu kutulara yapılan ihbarlar ise kesinlikle gizli kalacak. Projenin kısa bir zaman diliminde başlatılması hedefleniyor.

Görüldüğü üzere yazılı veya sesli olarak mahalle aralarına yerleştirilmiş bu sisteme insanlar kimlikleri gizli kalacak şekilde ihbarlarda bulunabilecekler. Ek olarak, bu proje sayesinde “polise olan ihbarların artırılması ve ihbar sisteminin işlevlik kazanması” amaçlanmakta olduğu söylenmiştir. Bir süre sonra, gündem değiştirme gücünü iyice kaybeden Erdoğan’ın kızlı-erkekli öğrenci evleri çıkışı olmuştu. “Üniversite öğrencisi genç kız, erkek öğrenci ile aynı evde kalıyor… Vali Bey’e bunun talimatını verdik. Bunun bir şekilde denetimi yapılacak.” demişti. Bu söyleminden sonra epey tepki çekmiş, kızlı-erkekli öğrenci evlerinin ihbarı başlamış, kendilerini ihaber edenler olmuş ve ihbar sonucunda da bir kişi hayatını kaybetmişti. Görüldüğü üzere her iki söylemin de ortak yönleri; neyin suç olduğunun bir kişi tarafından belirlenmesi ve  “ihbar.”

Bu sefer çok yakın bir tarihte, 6 Aralık 2013’te “Trafikte Yeni Dönem! Herkes Polis Olabilecek” başlıklı yeni bir haber yayımlandı. Ayrıca, bu haber tv programlarında da gösterildi. Haberde geçen bölümden bir altıntı yapayım:

Tasarı Meclis’ten geçerse elinde kameralı cep telefonu bulunan herkes trafik casusluğu yapabilecek. Vatandaş aşırı hız, kırmızı ışık ihlali, emniyet kemeri, yasak park, araç kullanırken cep telefonu ile konuşma, hatalı sollama, araçtan sigara izmariti, çöp atma gibi eylemleri ya fotoğraflayarak tespit edecek ya da videoya çekecek.

Alıntıdan da görüldüğü üzere insanlar ellerindeki cep telefonları ile isterlerse trafik casusluğu yapabilecekler. Yani tekrar aynı bahaneyle, yasalara aykırı bir durumun ihbar edilmesi istenmektedir. Bununla birlikte, “casusluk” kelimesi “Sırdaş Polis İhbar Noktası” projesi ile -bence- doğrudan ilişkilidir. Çünkü, her ikisinin de ortak noktası kimlik gizliliğidir (e-posta ile ihbar bu konuda biçilmiş kaftan). Şimdi bir ayrım yapalım. Mobese, devletin kendi eliyle koyduğu bir gözetleme sistemidir. Haberlerde insanlara “evlilik teklif eden çiftler, enteresan kazalar, mobese kameralarına takılan ilginç görüntüler vs.” şeklinde gösterilmekte, asıl çalışma amacı gizlenerek ve normalleştirilerek anlatılmaktadır. Öte yandan, bahsedilen ihbarlar bir sivil muhbirlik olup, ayrıca yasal bir dayanağı olmadan, farklı veya karşıt görüşlerde olanları devletin fişleyemediği noktada fişlenmesine yardımcı olmaktır.

İlk olarak, elinde kameralı cep telefonu olan herkesin trafik casusluğu yapmasını (kurallara uymayan sürücüler için bile) kabul edilemez buluyorum. Trafikteki kural ihlallerinin çözümü “ihbar” sisteminden geçmemektir. Ayrıca, bununla  fişleminin ilerleyen süreç içerisinde daha normal bir algı yaratacağına inanmaktayım. Bunu şundan dolayı söylüyorum; ilk iki ihbar isteğinde neyin suç olduğu bir kışı tarafından belirlenirken bu sefer de yasalara aykırı durumlar bahane edilerek bir ihbar sistemi kurulmaktadır. Çünkü, hem tencere-tava hem de kızlı-erkekli ihbarların toplumun belirli bir kesimi tarafından (iktidar gibi düşünmeyenler diyelim ya da siz ne derseniz) “fişleme” olarak algılanmasına rağmen “kurallara, trafiğe vs. yardımcı olmak” adıyla fotoğraf çekilmesinin ve bununla ihbarda bulunulması gözden kaçırılmaktadır. Tıpkı Mobese haberleri ile yaratılmaya çalışılan algı gibi bu tarz ihbarların da asıl resmin üzerini örttüğünü düşünüyorum. Bu resim de fişlemenin ve devletin fişleme mekanizmasına yardımcı (gönüllü, sivil muhbirlik) olmanın ta kendisidir.

Son olarak, iktidar söz vermesine rağmen fişlemeyi son vermemektedir. Askine, fişlemeyi normalleştirmekte ve bunun için de elinden geleni yapmaktadır. Fişlemenin zeminini hazırlayan ve normalleştiren bu tarz haberler ve ihbarların altında yatanlar iyi görülmelidir. Bugün için makul gelebilecek bir ihbar/ihbarlar ilerleyen süreçte fişleyen bir toplum mekanizmasına dönüşebilir/dönüştürebilir.

Bilim Etiği, 5651 ve Sansür

Amacım bilimsel araştırmalarda gerçeğe uymayan yanıltmalara yönelik sorunların ve bu konularda uyulması gereken etik kurallarının saptanmasından ziyade, Internet sansürünün genel anlamıyla bilim etiğini nasıl ve hangi yönde etkilediğini tartışmaktır.

İlk önce kavramları kısaca açıklayarak ilerleyeceğim. Araştırma, araştırmacıların doğru bilgiye ulaşmak için yaptığı eylemlerden oluşan bir süreci ifade eder. Bunu hepimiz hayatımızın birçok alanında gerçekleştirmekteyiz. Ayrıca, Internet günümüzde araştırma eylememizin en büyük halkasıdır. Bununla birlikte, araştırmacılar alanlarında “özgürce“, planlı ve sistemli olarak veri toplar, analiz yapar, yorumlar, değerlendirilmesi ve geliştirilmesi için başkalarının da incelemesine ve kullanmasına izin verir. Buna, araştırmacılıkta bilim etiği denir.

Araştırmacılıkta bilim etiğine en uygun örneklerden biri GNU/Linux’tur. GNU/Linux’u herkes ücretsiz olarak indirebilir ve kullanabilir. Fakat, GNU/Linux ile Windows arasındaki en önemli fark, ticari yazılım modelinden ziyade GNU/Linux’un “açıklığıdır“. Bilim etiğinde de söylediğim gibi nasıl ki veriler incelenmesi, kullanılması ve geliştirilmesi için başkalarının da kullanmasına ve geliştirmesine sunuluyorsa, aynı şekilde GNU/Linux da sunulmaktadır.  Ayrıca, açık kayak modelin bilim adamları tarafından seçilmesinin nedeni sadece etik değil, bilimsel bilgiye ulaşmanın en başarılı yolu olmasıdır (Himanen, 2005: 77-162).

17 Aralık 2013 yolsuzluk operasyonu ile başlayan yeni süreçten sonra bilgiye açık erişim için Internet en yoğun kullanılan, bilginin incelenmesi, kullanılması, değerlendirilmesi ve yeniden paylaşılması için en etkin ortamdı. Bunu sadece yolsuzluk operasyonu ile sınırlandırmıyorum. Fakat, AKP Şanlıurfa Milletvekili Zeynep Karahan Uslu, “5651SayılıKanun’nda değişiklik teklifimiz toplumsal ihtiyaçlar&özgürlükler dengesi hassasiyetleGÖZETİLEREKhazırlandı” tweet’i ile 5651 S. Internet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun değişikliği talebinde bulmaktadır. Değişiklik son olarak torba kanun tasarısı içine de taşındı. Bu tasarının zamanlaması ise Internet’in açık bilgi akışındaki rolü açısından çok önemlidir.

Tasarının içeriği, Internet sansürünün kapsamını daha da çok artırmaya, daha keskin ve sert kurallarla Internet’teki ifade özgürlüğünü kısıtlamaya yöneliktir. Şunu iyi anlamak lazım; Internet özgürlüğü ifade özgürlüğünün koruyucusudur. Çünkü, araştırmacılık bulguların ifade edilmesini ve özgürce paylaşılmasını da gerektirir. Eğer siz, kendinizi özgürce ifade edemiyorsanız araştırma özgürlüğüne de sahip olamazsınız. Bu, doğrudan açık bilgi akışını etkiler. Açık bilgi akışında bahsettiğim verilerin analizi, değerlendirilmesi, başkalarına sunulması, geliştirilmesi ve yeniden sunulması döngüsü etkilenecek, döngü içerisindeki aşamaların bir kısmı ya da tamamı sansürden dolayı etkilenmiş/engellenmiş olacaktır.

Internet özgürlüğü, ifade özgürlüğü, açık bilgi akışı, bilim etiği gibi haklar ve süreçler girifttir. Sizin bunlardan herhangi birine uygulayacağınız sansür diğerlerini de doğrudan ve olumsuz yönde etkilemektedir. Günümüzde en etkin araştırma yöntemi Internet’te kaynak taramasıdır. Ayrıca, içeriklere rahat ve sansürsüz erişimden, test ve bulguların Internet’te paylaşılmasından ve tartışılmasından geçer. Açık bilgi akışının, şeffaf, sansürsüz ve herkesin erişimine izin vermediği durumlarda bilimin ve toplumun ilerlemesi söz konusu dahi olamaz.

Sonuç olarak ısrarla vurguladığım şey; Internet muktedirin keyfiyetine, kendi çıkarlarına ve kendisini kormaya yönelik  bir süzgeçten geçirilemez. Internet özgürlüğü ve erişimi bir insan hakkıdır. Bu hak, birçok hakla girift haldedir ve birçok hakkın koruyucusudur.  21. yüzyılın toplumsal sorunları daha çok artmış ve daha karmaşık bir hal almıştır. Her alanda yaşanan yozlaşmalara çözüm olarak etik kavramı ortaya çıkmıştır. Bilim etiğinin kendi iç sorunları dışında bir de Internet özgürlüğüne vurulacak darbe ile uğraşmak zorunda kalması, bilimsel gelişimi yavaşlatır ve hatta durdurabilir. Bu, her toplum için kabul edilemez bir durumdur.

* Himanen, Pekka. (2005). Hacker etiği. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

* Korsan Parti Bildirisi

* Higgs Bozonu’nun Keşfinde GNU/Linux ve Özgür Yazılımlar Kritik Bir Rol Oynadı (Murat’a teşekkürler!)

Kızlı Erkekli Gizlilik Hakkı

Amacım, gizlilik hakkını hukuki boyutta tartışmaktan ziyade gizlilik hakkının kısaca ne olduğu, Türkiye’de yaşanan son kızlı-erkekli saçmalığı üzerine bu konularda daha önceden alınmış kararların ne olduğu ile ilişkilendirip bir inceleme yapmaktır.

Tayyip Erdoğan, Kızılcahamam’daki parti kampında yaptığı konuşmadaDenizli ilinde şahit olduk. Yurtların yetersizliği beraberinde çeşitli sıkıntılar doğuruyor. Üniversite öğrencisi genç kız, erkek öğrenci ile aynı evde kalıyor. Bunun denetimi yok. Muhafazakar Demokrat yapımıza bu ters. Vali Bey’e bunun talimatını verdik. Bunun bir şekilde denetimi yapılacak.” dedi. Bu söylem çok uzun bir süre tartışılacak elbette, kimi “gündem yaratmak için böyle diyor” diyebilir kimi “ahlak polisi hayaldi gerçek oluyor” diyebilir, birçok farklı bakış açısından incelenebilir. Ben bunu gizlilik hakkı üzerinden kısaca bir değerlendireceğim.

Politik, sosyal ve ekonomik değişiklikler, yeni hakların tanınmasına yol açmakta ve bunlar toplumun ihtiyaçları doğrultusunda gelişmektedir. Bunlardan bir tanesi, özellikle son dönemde giderek önemi artan ya da ağırlığı artan gizlilik hakkıdır. Gizlilik hakkı, öncelikle bir insan hakkıdır. Bu, bizi, devletlerin ve gizli oluşumların ya da partilerin yasal veya yasal olmayan yollardan tehdit etmelerini kısıtlar veya engeller. Bir diğer tanıma bakacak olursak, kişinin özel alanına rızası alınmadan girmemek demektir. Bu tanımı en iyi açıklayan cümle de 1890 yılında yazılmış olan The Right to Privacy makalesinde geçiyor. Warren ve Brandeis, buna “yalnız kalma hakkı” demektedir. 2005 yılında yayınlanan Privacy in the Digital Environment kitabından (sayfa 7) gizlilik hakkı üzerine (sadece dijital ortamlar için geçerli değil tabi ki) bir alıntı yapayım;

Gizlilik hakkı, bizi biz yapan şeylerin tümünü içeren, örneğin bedenimiz, evimiz, mülkiyetimiz, düşüncelerimiz, duygularımız, gizlerimiz ve kimliğimiz gibi, bizi çevreleyen bir alana sahip olma hakkıdır. Gizlilik hakkı, bizlere, bu alandaki parçalara kimlerin erişip erişemeyeceğini, ve açığa çıkarmak istediğimiz parçaların kapsamını, niyetini ve zamanlamasını kontrol etme yeteneği verir.

Gizliliğin korunması üzerine kronolojik alıntınlar yapmadan önce benim de benimsediğim (Privacy in the Digital Environment, sayfa 12-14) şu şeyleri netleştirelim;

  1. Gizlilik hakkı kendimizi özgürce ifade etmek için bizleri cesaretlendirir.
  2. Gizlilik hakkı bizim için yapay bir ada gibidir. Bu ada üzerinde hem fiziksel hem de sanal bir alana sahip oluruz ve bu alanda aşağılanacağım hissi olmadan hatalar yapabilir, birileri beni izliyor korkusu ve toplum baskısı olmadan deneyim kazanabiliriz.
  3. Gizlilik olmadan neyin iyi veya neyin kötü olduğuna dair özgürce düşünemez ve karar veremeyiz.
  4. Gizlilik, izlendiğimiz zaman daha farklı davranmamızın (oto-kontrol, oto-sansür) önüne geçer.
  5. Gizlilik hakkı yarattığı özel alan ile insanların fiziksel ve akıl sağlığını korumasına yardımcı olur.
  6. Konuşmalarımız dinleniyorsa bu bizi daha resmi olmaya iter ve dürüstlüğümüzden ödün verebiliriz. Gizlilik, daha etkili ve daha dürüst (bu tartışılabilir) konuşmamızı sağlar.
  7. Bir göz tarafından devamlı gözetlenirsek bireyselliğimizi kaybediriz (mobese’ler ne güzel örnek buna). Fikirlerimiz, düşüncelerimiz bu gözün yarattığı baskı tarafından şekillendirilir ve hiçbir eşsizliği kalmaz.
  8. Gizlilik hakkıyla ilişkili olarak konuşma özgürlüğümüz kısıtlanırsa bu ayrıca araştırma özgürlüğünün de kıstılanmasını tetikler.
  9. Konuşma özgürlüğünün kısıtlanması demek açık bilgi akışının da bundan olumsız etkilenmesi demektir. Açık bilgi akışı varolan bilgilerden yeni bilgilerin yaratılmasını, paylaşılmasını ve geliştirilmesini sağlar. Eğer bu açık bilgi akışı bundan etkileniyor/engelleniyor ise bu yeni bilgilerin araştırılması, okunması ve kullanılması da etkilenmiş/engellenmiş olur.

Yukarıda saydıklarım elbette çoğaltılabilir. Gizliliğin korunması üzerine alıntılara geçecek olursak (felix‘e yönlendirme için teşekkürler.);

1. 1948 yılı İnsan Hakları üzerine Evrensel Deklarasyonu, bölüm 12;

Hiçkimsenin gizliliğine, özel ve aile yaşamına, konutuna veya haberleşmesine keyfi veya hukuka aykırı olarak müdahale edilemez; onuru veya itibarı hukuka aykırı saldırılara maruz bırakılamaz.Herkes bu tarz müdahale ya da saldırılar karşısında hukuk tarafından korunma hakkına sahiptir.

2. 1950 yılı İnsan Hakları üzerine Avrupa Kongresi (AİHS), bölüm 8;

“1. Herkes özel hayatına, aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
“2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak ulusal güvenlik, kamu emniyeti, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda zorunlu olan ölçüde ve yasayla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabilir.

3. 1966 yılı Kişisel ve Siyasal Haklar üzerine Birleşmiş Milletler Kongresi, kısım 17;

“1. Hiçkimsenin özel ve aile yaşamına, konutuna veya haberleşmesine keyfi veya hukuka aykırı olarak müdahale edilemez; onuru veya itibarı hukuka aykırı saldırılara maruz bırakılamaz.
“2. Herkes, bu tarz müdahale ve saldılara karşı hukuk tarafından korunma hakkına sahiptir.

4. 2000 yılı Temel İnsan Hakları üzerine Avrupa Sözleşmesi, bölüm 7;

Herkes özel hayatına, aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

5. 2007 yılı Avrupa Birliği’nin Temel Haklar üzerine sözleşmesi, bölüm 7;

Herkes özel hayatına, aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

Israrla vurgulanan şey, her birey, gizliliği için, özel hayatı için, aile hayatı için, evi için, iletişim özgürlüğü için (telefon, e-posta vs.) saygı görme hakkına sahiptir ve bu hak (ayrıca kişisel verilerin kötüye kullanılmaması için) bir yasa ile korunmalıdır. Bunu, ne tür bir muktedir olursa olsun, kendi keyfi yaptırımları için eğip bükmesi, kafasına göre müdahale etmesi ya da ettirmesi, karışması ya da gözetlemesi söz konusu olamaz. Muktedir dedim ama buna “ihbarcı komşular” da dahildir. Her ne kadar bana göre böyle bir demokratlık olmasa da Tayyip Erdoğan’ın muhafazakar demokrat yapısı, kendi şahsi ve parti yapısıdır. Bunun üzerinden toplumu hukuk dışı olarak denetlemesi ya da denetletmenin, ihbar ettirmenin yolu ne insan haklarıyla bağdaşır ve bir sonucu olarak ne de gizlilik haklarıyla. Hukuk dışı deniliyor diye yarın bir kanun çıkartılıp (özellikle ulusal güvenlik çıkarlarını bahane ederek, Muammer Güler’in bu konuda bir çıkışı oldu) bu tarz bir denetlemenin ve ihbarın yolu hukuki olarak açılırsa, sanmayın ki bu insan hakları ihlali değildir. Türkiye’nin yukarıdaki alıntıların altında (1, 2, 3) imzası vardır.

Benim şahsi görüşüm, burada direkt gizlilik haklarına da bir saldırı vardır. Amaç kızlı-erkekli evlerden çok yukarıda saydığım gizlilik haklarının sağladığı faydaları engellemeye yönelik olduğunu düşünüyorum. Farklı açılardan değerlendirenler olacaktır, farklı görüşler yazılıp çizilecektir. Yazıya yeni şeyler eklemekten çekinmeyin. Sağlam miğdeli günler dileğiyle.