Erkekler boşalmadan orgazm olabilir sanki…?

Birçok erkek için (ve yakın tarihe kadar benim için de) boşalmak ve orgazm aynı olayı ifade eder. Yani bu iki sözcük tamamen aynı anlamdadır; tek fark, biri olayın tamamen fiziksel/gözlemlenebilir kısmını anlatırken diğerinin daha duygusal/hormonal kısmına işaret etmesi.

Keşke gerçekten bu kadar basit olsaydı. Bak mesela; orgazm olmadan boşaldığım zamanlardan bir demet:

  • Sırf fiziksel rahatlama için porno izleyerek boşaldığım oluyor. Bunların ciddi bir kısmında “boşalma” dediğimiz, gerçekten üzerimdeki bir yükü atmaktan ibaret. Hiç de öyle transa geçecekmişim gibi hissetmiyorum, büyük hazlar falan da almıyorum.
  • Sevişmekten sıkıldığımda, sırf sonrasında penisim sızlayacak diye boşalmayı seçtiğim oluyor. Bu durumda artık zirveye çoktan ulaşmış ve inişte oluyorum. Belli uyarıcılara odaklanıp hızlıca boşalmak hayatımı kolaylaştırıyor.
    Buna bir diğer örnek, sevişme esnasında partnerimle sevişmek istemediğimi fark ettiğimde oldu. (Bu, bir kez (rakamla: 1 kez) başıma geldi.) Cinsel deneyim hoşuma gitmedi; ama başlamış bulunduğumuzdan, onun en azından bir kez orgazm olmasını sağladım. Sonrasında ben “Hadi uyuyalım artık.” dediğimde, benim boşalmamla ilgili bir beklentisi olduğunu gördüm. Böylece, benim pek orgazm saymayacağım bir şekilde boşaldım.
  • Son örnek daha uç bir örnek, ama aslında birçoğumuzun başına geliyor. (Benim başıma en az üç kez geldi.) Sorunsuz bir cinsel deneyim sırasında (mastürbasyon da olabilir bu), yavaş ve emin adımlarla orgazma yaklaşıyoruz, tam zirveye ulaşacakken kapıya vuruluyor, ya da biri sesleniyor, ya da telefonumuz çalıyor, ya da evde birinin olduğunu fark ediyoruz vb. O şaşkınlık anında duygusal anlamda olaydan kopuyoruz, ama bir yandan da boşalıyoruz.peak

Bence bu boşalma örneklerinin hiçbirinde orgazm yok.

İşin kötüsü, tersine de örnek var:

  • Ergenliğin ilk dönemlerinde henüz sperm oluşumu tamamlanmadan yaşadığımız cinsel deneyimler var. Bir şeylere sürtünme, elle uyarma vb. Bunların ciddi bir kısmı, bir çeşit zirveye ulaşıyor. Ama bu zirvede boşalma denebilecek hiçbir şey yaşanmıyor.

Soru: Erkekler boşalmadan orgazm olabilir mi?

Bu soruyu daha önce “Yanıt ‘Hayır’ değil.” diye yanıtlamıştım. Geçen bir yılın ardından yanıtımı değiştirmek istiyorum.

Yanıtım şu: Yanıt ‘Evet’ olabilir.

Bugün seninle bir deneyimimi paylaşmak istiyorum.

Duygusal olarak beni haşat edecek kadar zevk aldığım deneyim. Sonunda, birkaç dakika kadar, değil hareket etmek, nefes almakta bile zorlandığım bir deneyim. Açıkça fark edebildiğim, ancak herhangi bir boşalma içermeyen bir zirveye ulaştığım bir deneyim.

Şiirsel bir deneyim… falan değildi. Ya da en azından ben böyle anlatmayacağım. Yaşadığım deneyimi en kaba saba haliyle, fizyolojik değişimleri tarif ederek anlatacağım. Somut bir şeyden bahsediyorum. Nirvanaya falan erişmedim. Düz bildiğin orgazmı andıran, orgazmdan başka bir isim veremediğim bir deneyim yaşadım; ve basitçe, olayın sonunda spermlerim hala yumurtalıklarımda bekliyorlardı.

Sanırım yukarıdaki “orgazmsız boşalma” örneklerimde geçen bir tümce, olaya ışık tutuyor. Bak şöyle bir şey yazmışım anlatırken:

“Belli uyarıcılara odaklanıp hızlıca boşalmak …”

Yani yazar burada demek istiyor ki belli uyarıcılara odaklanmak boşalmamı kolaylaştırıyor. Ne bileyim, kalça hareketleri olur, ses olur, saç olur, bacak olur, ayak olur, seni ne azdırıyorsa onu düşün.sketch

Ama işte fark ettim ki bu bir şartlanma yaratmış bende. Uyarıcılara odaklanarak boşalıyorum.

Oysa bu anlatacağım anlatacağım deyip bir türlü konuya giremediğim deneyimimde, öyle çok uyarıcı vardı ki boşalmadım. Bak şöyle:

  • Partnerim üstümde, dizleri üstüne oturur pozisyondaydı.
  • İç çamaşırlarımızı çıkarmamıştık. Birbirimize dokunuyor ve sürtünüyorduk.
  • Hemen hemen eşzamanlı olarak, şunlar tarafından uyarılıyordum:
    • Cinsel organlarımızın sürtünmesi.
    • Bir elimle kalçasına dokunmam ve hareketlerini takip etmem.
    • Bir elinin tırnaklarını bedenimde gezdirmesi.
    • Ensemi yavaşça ısırması.
    • Saçlarının yüzüme dökülmesi.
    • Diğer elimle (bazen tırnaklarımı da kullanarak) onun sırtını okşamam.
    • Onun çıkardığı sesler ve benim çıkardığım sesler.
    • Tüm bunların her birinin hızında benim kontrolüm dışında gerçekleşen değişimler.
  • Hiçbir uyarıcı, ona odaklanıp boşalmamı sağlayacak kadar uzun sürmüyordu. Dikkatim sürekli yukarıda saydığım noktalardan bir başkasına kayıyordu. Sürekli yeni bir şey keşfediyordum.
    Aldığım hazzın artışını aslında Keeling eğrisi iyi açıklıyor. 875px-Mauna_Loa_Carbon_Dioxide_Apr2013Birbirini takip eden kısa yükseliş ve düşüş eğrileri var, ama genel trend, aldığım hazzın giderek artması yönünde.
  • Tabii bu eğride olmayan şey, benim artık imkan yok devam edemeyeceğim bir noktaya erişmem: Nefes almakta zorlandığım, tüm uyarıcıların birbirine girdiği ve artık hiçbir şeye odaklanamadığım, üstelik fiziksel olarak da yorulmaya başladığım bir an geldi.
  • Bir doygunluk hissiydi yaşadığım. Evet, devam etmek istiyordum; ama önce bir kendime gelmem gerekiyordu.
  • Ve boşalma yaşamamıştım. (Öyle ki, partnerim bile her şeyin yolunda olup olmadığını sormak ihtiyacı hissetti.)

Ben bu yaşadığımın “çok çok zevk almak” deyip geçilemeyecek kadar farklı bir şey olduğunu düşünüyorum. Çok istersen, buna orgazm deme de başka bir isim vermeyi dene. Bence buna orgazm demezsek, neye orgazm diyeceğimiz konusunda çok daha ciddi bir kafa karışıklığı yaşarız.

Neyse işte, daha fazla uzatmayayım. Demem o ki, belki gerçekten de erkekler boşalmadan orgazm olabilirler. Bunun ne zaman ve ne şartlarda olabileceğini bilmiyorum; olması iyi bir şey midir onu da bilmiyorum. Tek söylediğim şu: “Erkekler boşalmadan orgazm olabilir mi?” sorusunun yanıtı belki de ‘Evet’ olabilir. Yani, cinsellikten aldığımız hazzı arttırmak veya cinsel deneyimlerimizi daha özel kılmak için uğraşırken boşalmayı bir gerek koşul olarak görmemek belki yeni imkanları fark etme fırsatı sağlayabilir.

 

Kadın orgazmı da neymiş?

Partnerimin orgazm olup olmadığını anlayamıyorum. Evet, söyledim işte.

Bundan önce cunnilingus’dan bahsederken ve daha da önemlisi penetrasyonla ilgili kaygılarımı anlatırken bu alt metinden hiç bahsetmemiş olduğumu fark ettim.

Olay kısaca şudur: Eğer partnerim doğrudan sözlü olarak orgazm olduğunu söylemiyorsa, neredeyse daima bir belirsizlik kalıyor aklımda.Female_Orgasm-1

Biraz daha emin olmamı sağlayabilecek tek şey, yoğun bedensel tepkilerin ardından (bu tepkiler ses olabilir, hareket olabilir, kasılmalar olabilir) bir rahatlama ve gevşeme yaşadığını gözlemlemek. İşte asıl sorun da burada !

Açıklayayım.

Kafamın bastığı kadarıyla, kadınların orgazmı erkeklerde olduğu gibi noktasal değil. Yani, eğer doğru anlıyorsam, kadın cinselliğinde, erkeklerde “cum shot” dediğimiz şeye denk gelen bir deneyim pek yaşanmıyor. Kadın orgazmı daha “sürekli” bir şey, erkek orgazmına kıyasla daha geniş bir zaman dilimine yayılıyor. Üstelik çoklu orgazm mümkün; yani bir orgazm yaşanması, sonrasında ortalığın durulması anlamına gelmeyebiliyor.

Bu lafları ederken çok tereddüt ediyorum. O yüzden “bilgi” olarak değil de “bir erkeğin bildiği” olarak kabul edin. Yanlış olabilirler gayet, hatta yanlış olma ihtimalleri hiç de az değil sanıyorum.*

Şimdi bu “bilgi”leri cebimize atıp yukarıdaki lafımı tekrarlıyorum: Biraz daha emin olmamı sağlayabilecek tek şey, yoğun bedensel tepkilerin ardından bir rahatlama ve gevşeme yaşadığını gözlemlemek.

every one of them
Burada da görebileceğin üzere, bana yaşattığın tüm orgazmları burada özenle listeledim.

Yani bir kadının orgazm olduğunu anlamamı sağlayabilecek tek şey, onun bir erkek gibi orgazm olması !

Bu kadar saçma bir şeyi fark etmemin yıllarımı alması ne hödükçe !

Şimdi, bu saçmalığın yarattığı birkaç soruna değinelim:

  • Penetrasyon sırasında çok heyecanlandığım için ve “erken” boşalmaktan korktuğum için, partnerimin boşaldığından emin olmak ve beni çok heyecanlandırabilecek şeyleri ancak ondan sonra yapmak istiyorum. Ama orgazm olup olmadığını anlayamıyorum.
  • Mesela cunnilingus’u düşünün: Eğer ben yavaşlamazsam, ortada bir yavaşlama olmaz ki?! Yani, eğer ben orgazmı fark edemezsem, partnerimin gevşemesi mümkün değil. Ama partnerim gevşemezse de benim orgazmı fark etmem mümkün değil gibi görünüyor. Ne çelişki!
  • Partnerimin orgazmı nasıl yaşamak istediğini bilmiyorum. (Rahatlamak ve soluklanmak mı istiyor, yoksa mesela daha çok uyarılmak mı istiyor?)
  • Partnerim orgazmı nasıl yaşamak isterse istesin, benim ona bunu sağlamama imkan yok. Olayın farkında bile değilim ki çoğunlukla ! Belki de o orgazm olurken ben hızlanmam gerektiği mesajını alıyorum. Ve yahut o orgazma yaklaşırken ben orgazm olduğunu ve bu yüzden yavaşlamam gerektiğini sanıyorum.
  • En talihsiz yanı, partnerimin orgazmını seyredemiyorum. Çünkü ne zaman gerçekleştiğini dahi bilemiyorum.

    mesela
    – Neden orgazm olduğunda bana söylemiyorsun?
    – Söylerdim de, ben orgazm olduğumda sen hiç evde olmuyorsun ki.

Bu sorunların hiçbirine mantıklı bir çözümüm yok. Sadece ilkine, yani erken (“erken”den kastım: partnerim açısından erken) boşalmaktan kaçınma meselesine bir “çözüm” buldum. (Ama ne çözüm!)

Çok heyecanlandığımı ve boşalmak istediğimi hissettiğimde, partnerime bunu doğrudan soruyorum. Tabii ki insanlar öyle bir durumda “Ay yok devam et ne boşalıyon hemen” demeyecek kadar nazik olduklarından, asla gerçekten ne istediklerini bilemiyorum. Ama en azından kendimi daha iyi hissetmemi sağlıyor.

Kendimi daha fazla utandırmadan burada bitiriyorum.

Kadın orgazmı nasıl bir şey acaba…

***

* Ama sonuçta şu bir bilgidir: Oralarda bir yerlerde, cinsellik konusunda görece açık görüşlü bir erkek var ve kadın orgazmının böyle böyle bir şey olduğunu düşünüyor.

Daha hızlı ! Evet ! Daha hızlı !

Sevişirken partnerimin ne istediğini anlamadığımı ya da en azından anladığımı hissetmediğimi söylemiştim. Özellikle seks etkinliğini bir etkinlik olarak sadece pornodan öğrenen benim gibi insanların, partnerlerini anlamak için mutlaka bir çeşit yönlendirmeye ihtiyacı olduğunu düşündüğümden bahsetmiştim.

Yakın zamanda, meselenin sandığımdan da karışık olduğunu fark ettim.neverseenanythinglikethis

Geleneksel porno sektörü, bir erkeğe, sadece kadınların ne istediğiyle ilgili yanlış bilgi vermiyor. Aynı zamanda, nelerin erkeğin hoşuna gideceğiyle ilgili de gizli varsayımlar yapıyor.

Penetrasyonun daha hızlı ve daha sert olması gerekmediğini, hatta bunun çoğunlukla (ama her zaman değil) sikmek anlamını içerdiğini, yani seksin kadının bir çeşit cezalandırılması (ve kadının da bunu istediği) anlamına geldiğini fark etmek için dahi olmaya falan gerek yok. “Lan ben ne izliyorum?” diye bir an düşünseniz, ilk aklınıza bu gelir zaten.

Ama nihayetinde, erkek egemen bir toplumda olduğumuzu, bu fast and furious tarzın erkeğin fiziksel hazzını arttırdığını ve dolayısıyla – kadınların orgazmı diye bir derdimiz olmadığına göre – kendi keyfimize bakmamızın öğütlendiğini sanmıştım. Oysa erkeğin en çok keyif aldığı yöntemin bu olduğu da hiç bariz değil. Mesela sevişmenin sonuna doğru bilinçli olarak yavaşlamak hiç aklıma gelmemişti yakın zamana kadar. Bir süredir bunu deniyorum ve şaşırtıcı derecede zevk alıyorum.erkekorgazm

Evet, hızlanmak bazen çok eğlenceli olabiliyor. Sadece partnerimin çıkardığı sesler veya bedenlerimizin birbirine çarpmasıyla çıkan sesler değil, etrafımızdaki nesnelerden (koltuk, yatak, masa, artık her ne varsa çevremizde) çıkan sesler de ayrıca tahrik edici olabiliyor.

Yine de, cinselliğin yavaş ve yumuşak başlayıp (öpüşme, sarılma vb.) düzenli olarak hızlanması ve en hızlı şekilde de bitmesi diye bir kural yok. Daha doğrusu, böyle bir kural varmış gibi hareket ediyoruz sanki. Oysa ben boşalma anımı daha ziyade “düzensiz kasılmalar” ve “sarsıntılar” şeklinde ifade ederim. Yani tam da hızın aksi şeyler oluyor bedenimde orgazm esnasında.*

Bu bariz gözlemin ardından, cinselliğin sonuna doğru yavaşlamayı denedim. (Tabii bunu önce mastürbasyon yaparken denedim, yoksa partnerimi deney alanı olarak kullanıyor değilim.) Ve çok ilginç bir şey fark ettim !

Yavaş ve yumuşak bir penetrasyonla orgazma yaklaştığım takdirde, orgazm esnasında ne sarsılma ne de benzeri bir kesintili tepki veriyor bedenim. Aynı tempoda devam ederek boşalıyorum.

“E ne var yani, bu da başka bir yöntem sadece.” diyebilirsiniz, ama bence birkaç ciddi faydası var:

  • Boşalma anını yaşamamı sağlıyor. Genellikle tüm diğer cinselliği yaşayıp son boşalma anında kelimenin ilk anlamıyla “boşalmak” yerine, orgazmın bizzat kendisini de deneyimleyebiliyorum. Görüntülere, hareketlere, seslere odaklanabiliyor, beni daha da heyecanlandıracak şeyler (bedenimin/bedeninin özel bir noktasına dokunmak, öpmek vb.) yapabiliyorum.
  • Bu anı yaşamak, ayrıca, sonrasındaki takıntılarımın da bir kısmını çözüyor. Diğer durumda orgazm anında hiçbir şey gözlemleyemediğim için her aklımın bir köşesinde “Acaba bu onun hoşuna gidiyor mu?”, “Canını acıtacak bir şey yapmış olabilir miyim?” gibi sorular dururdu. Oysa bu yavaşlık, partnerimle iletişimimi korumamı sağlıyor ve bahsettiğim dertlerden muaf olabiliyorum.oneofmany
  • Son olarak, sarsıntılarla boşaldığımda her şey çok aniden olurken, penetrasyonu yavaşlattığımda orgazmın daha da uzadığını gözlemledim.

Kısacası, orgazmı yavaş penetrasyonla yaşamanın cinsel zevki arttırabileceğini fark ettim. Daha da ilginci, bugüne kadar böyle yapmamamın ardında sadece izlediğim/okuduğum/gördüğüm/duyduğum kalıplardan doğan bir şartlanma olduğunu fark ettim.

Oysa her zaman “başka türlü bir şey” mümkün.

***

* Orgazmla boşalma aynı şey mi bilmiyorum ama karıştırma şimdi başka şey anlatıyorum bak.

Penetrasyon ve diğer belalar

60’ların ve sonrasının kadın özgürlük hareketlerinin düşünsel kazanımlarından bir tanesi var ki “Kadınların kurtuluşu erkekleri de özgürleştirecektir.” lafının benim hayatımdaki belki de en faydalı uygulaması oldu. Elbette birçok başkaca kazanımı oldu o mücadelenin, ancak beni şahsen etkileyen en önemli kazanım, cinsellikle penetrasyonun birbirinden kavramsal olarak ayrıştırılması oldu sanıyorum.rhino uninterested

Bu yazıda, penetrasyonun baş belası bir şey olduğuna dair bir şeyler söylemek istiyorum.

Cinselliği penetrasyona, erkekliği de başarılı cinselliğe endekslemişiz. “Kadını yatakta memnun edememek” başarısız bir ilişkinin göstergesi (hatta karikatürlere bakılırsa boşanmanın tek geçerli nedeni (bkz. “kocalık görevlerini yerine getirememek”) ) oluyor. Cinselliğin başarısını da, uzun süre boşalmadan durabilmekle ve birçok kereler boşalmaya rağmen sevişmeye devam edebilmekle tanımlamışız.

Öyle bir hal ki, sırf yatakta iyi olduğu için makbul sayılan erkekler oluşmuş. Sırf yatakta iyi olduğunu söyleyerek kadınları tavlamaya çalışan erkekler ortaya çıkmış. E ama bir de pek kimseyi tavlayamayanlar var!whatya lookin at

Burada “erkeklik” sözcüğü üzerine ahkam kesecek değilim. Benim dert ettiğim husus başka: Eğer cinselliğin tanımı penetrasyonla veriliyorsa ve dolayısıyla penetrasyonun süresi ve niteliği karşımdaki insanın tatminini belirleyecekse, penetrasyonun benim için ne kadar kaygı verici bir şey olacağını görüyor musunuz?

İşin kötüsü, penetrasyon, tam o anda kadının ıslak ve açık olmasını, benim de erekte olmamı gerektiriyor. Ama eğer ben durumun “ciddiyetinin” farkındaysam, yani serde erkeklik varsa, o ereksiyonu korumama zaten imkan yok ki.

Gerçekten de başıma gelen bu oluyor. Eğer partnerimin yanında kendimi çok rahat ve güvende hissetmiyorsam, eğer partnerimin cinsellikten beklentileri yüksekse ve benden ne beklediğini tam olarak bilmiyorsam; sevişirken sıra penetrasyona geldiğine çok geriliyorum ve dikkatimi “penetrasyonun düzgün bir şekilde gerçekleşmesine” odaklıyorum. Oysa, herkesin bildiği gibi, penetrasyonun düzgün bir şekilde gerçekleşmesi için, tam da, penetrasyonun düzgün bir şekilde gerçekleşmesine odaklanmamak gerekiyor.intercourse

Bir de bunun üstüne, “erken boşalmak” kaygısını ekleyin: Hele ki ilk kez sevişiyorsak, partnerimin bedeninin her noktası ayrı bir keşif oluyor ve sevişirken fazla heyecanlanabiliyorum. Bunu biraz da olsa anlatmıştım başka bir yazımda, şimdilik değinip geçmekle yetineyim.

Burada, cinsellikle penetrasyonun ayrıştırılmasının bana en az iki açıdan faydası oluyor:

  • Öncelikle, penetrasyonun cinsellik için gerek şart olmadığına ikna olduğum için, “ön sevişme” denen zilyon etkileşimi, bir şeylerin önünde görmeyebiliyorum. Her yaptığımın “penetrasyona giden yolda bir adım” olduğunu düşünmemek, o etkileşimlerin niteliğini değiştiriyor. Böylece öpüşme ve sürtünmeden oral seks, elle uyarma vb. hardcore etkinliklere kadar birçok şey, kendi başına keyif alınabilen cinsel etkinliklere dönüşüyor.
  • Penetrasyon yapmadan cinselliği sonlandırabileceğini bilmek de ayrıca rahatlık sağlıyor. Yeni tanışmakta olduğum ve yanında çok da sakin hissetmediğim bir partnerle birlikteysem, cinselliği buna göre yönlendiriyorum (ve çoğunlukla bunu yaparken partnerime de durumu açıklıyorum). Böyle olunca penetrasyon opsiyonel bir eyleme dönüşüyor ve hatta bazen sırf bu “Amaan yapamazsak da bu seferlik yapmamış oluruz. Ne ki?” düşüncesi sayesinde penetrasyon gerçekleşebiliyor sevişmelerimde.
Yani diyorum ki, başarılı / tatmin edici cinsellik deyince neden aklımıza sırf böyle görüntüler geliyor ki?
Yani diyorum ki, başarılı / tatmin edici cinsellik deyince neden aklımıza sırf böyle görüntüler geliyor ki?

Sonuç olarak, erkeklerin penis-vajina odaklı “sikip atma” yaklaşımına getirilen, üreme ile sevişmeyi (bazen kesişebilen) iki ayrı etkinlik olarak gören feminist eleştiri; hem maço erkekleri “iktidarsızlık” gibi takıntılardan özgürleştirebilir, hem de benim gibi özgüveni düşük erkeklerin görece daha huzurlu cinsellikler yaşamasını sağlayabilir. Maço erkekleri bilemiyorum ama feminist yazını okumak bana bu açıdan ciddi somut yarar sağladı diyebilirim.

Mastürbasyon “gerçek” cinselliğin yedeği midir?

Önceki bir yazımda

Fark ettim ki mastürbasyonu neredeyse her zaman “boşalmak” amacıyla yapıyorum. Mastürbasyonun kendisinden keyif almak gibi bir kaygım olmuyor, önceliğim boşalmak oluyor.

demiştim. Şimdi buradan devam ederek, partnerli cinsel ilişkilerim ile mastürbasyon arasındaki ilişkiye bakmak istiyorum kısaca.

İlk gözüme çarpan fark, sevişmekteki “amacımın” boşalmak olmaması.  Daha doğrusu, en azından birçok başka amaçtan biri olması. Zaten tek amaç boşalmak olsa ne bunca kur yapmakla ne de sevişirken karşımdaki insanın hisleriyle uğraşmazdım; nihayetinde elim ne istediğimi bütün kadınlardan daha iyi anlıyor.

right hand

Bu açıdan bakınca mastürbasyon, partnerimin olmadığı durumda fizyolojik bir ihtiyacımı karşılamaktan başka bir işe yaramıyormuş gibi görünüyor. Yani, bir yanda, mastürbasyonun tek manası olan boşalmayı da sağlayan ve ama birçok başka şey de içeren sevişme var; diğer yanda sevişmenin yokluğunda boşalma işini gören mastürbasyon var. Hele ki mastürbasyonun benim için ne kadar meşakkatli bir iş olduğunu da göz önünde bulundurursak bu gayet akla yatkın bir açıklama gibi görünüyor.

Tam öyle değil ama olay.

MASTÜRBASYON (BAŞKA) NE İŞE YARAR?

Yukarıda alıntıladığım cümleyi tekrar okuyunca, iki önemli husus çarptı gözüme.

Birincisi, boşalmak “neredeyse her zaman” amaç oluyor, ama her zaman değil. Hayatınızda toplam kaç kez mastürbasyon yaptığınızı bir hesap ederseniz, bu “neredeyse her zaman”ın dışında kalan istisnaların da gayet çok sayıda olabileceğini fark edebilirsiniz. Bu bol miktarda bulunan istisnalarda, kendi cinselliğimle ilgili birçok enteresan şey keşfettim. Bunlardan bazıları,

  • penisimin hangi bölgelerine hangi şekilde dokunduğumda kendimi nasıl hissettiğim,
  • mastürbasyon sırasında vücudumun hangi bölgelerine dokunmanın beni tahrik ettiği ve
  • mastürbasyon esnasında penisime dokunmak yerine vücudumun neresine dokunmanın heyecanımı arttırdığı.

get to learn

Bu listeyi fizyolojik konuları genişleterek (hangi pozisyonda oturduğum veya uzandığım gibi) ve fizyolojik olmayan konuları dahil ederek (kimi ve nasıl hayat ettiğim gibi) uzatabilirim. Şimdilik, mastürbasyonun partnerim olup olmamasından ve/veya düzenli olarak sevişip sevişmememden “bağımsız” olabileceğini söylemekle yetineceğim. Mastürbasyon, benim kendi bedenimle iletişim kurmamı sağlayan araçlardan biri olarak da çok önemli bir yer tutuyor hayatımda.

Bu verdiğim üç örnekle ilgili bir not: Bu gözlemler bir kere keşfedilince sonra kayıt altına alınan sabit gerçekler falan değil. Hissetiklerim zaman içinde veya yeni deneyimlerle değişebiliyor. Dolayısıyla da bu deneme/inceleme eylemini arada bir tekrar etmenin faydası oluyor.

Alıntıda fark ettiğim ikincisi konuysa şu: Amaç boşalmak olsa bile, boşalmayı partnerim olmadığı için değil tam tersine partnerim olduğu için istiyor olabilirim. Bu, sıklıkla deneyimlediğim bir durum. Bazen, partnerimle sevişirken fazla heyecanlanacağımı fark ediyorum. Tabii bu fark etme, onunla buluşmamdan çok önce oluyor. Heyecanlanacağımı tahmin etmemin farklı sebepleri olabilir; onu çok arzulamam, uzun süredir görüşmemiş olmamız veya yeni bir pozisyon denemek istemem gibi. Her ne sebeple olursa olsun, buluşmaya İngilizce’de loaded gun denen bir şekilde gitmemeyi tercih edebiliyorum, sevişirken boşalmamı geciktirmekle falan uğraşmamak isteyebiliyorum.havin it

Dikkat ederseniz bu ikinci durumda amaç yine “boşalmak”, ama sebep partnerli cinselliğin yokluğu değil, partnerli cinselliğin varlığı. Yani bu durumda mastürbasyon sevişmenin yerine geçmiyor, sevişmeyi tamamlıyor ve geliştiriyor.

Bu iki husus, sevişmenin yedeği olarak görmediğim birçok mastürbasyon yaşadığımı gösteriyor.

Mastürbasyonun bizzat kendisinin sevişmenin bir parçası olabileceği gibi aslında gayet normal bir seçeneği birçoğumuza tuhaf geleceğini düşünerek şimdilik es geçiyorum. (Ben partnerimi mastürbasyon yaparken izlemeyi sadece tahrik edici değil, ayrıca onun bedenini tanımak için da iyi bir fırsat olarak görüyorum. Gerçi bunu şimdiye kadar sadece bir kez deneyimleme imkanım oldu.) Yine de, mastürbasyonun sevişmeye dahil olarak yapılabileceği gözlemi bile, mastürbasyonun sevişmeyi ikame ettiği tespitini kökten bir biçimde çürütüyor. Ayrıca, alıntıya dönersek, mastürbasyonun, o anda cinselliği yaşayan herkesin keyif almasına da yarayabileceğini gösteriyor.

Sonuçta, evet, çoğunlukla sadece fizyolojik bir ihtiyacımı karşılamak için mastürbasyon yapıyorum, ama birçok kez de bambaşka amaçlarım oluyor. Aslında azınlıkta olan ama az olmayan bu diğer durumlar benim için mastürbasyonun asli işlevini ifade ediyorlar.

Bu arada, tüm bu anlattıklarım sadece erkeklerin mastürbasyonuyla ilgili gibiydi, ama kadınların deneyimlerini de çok merak ettiğimi eklemeden geçmeyeyim.

Erkekler boşalmadan orgazm olabilir mi?

Yıllardır düşündüğüm bu soruya şimdi “Yanıt ‘Hayır’ değil.” şeklinde net bir yanıt verebilirim.

Çok tatmin edici bir yanıt gibi durmuyor, ama zayıf da olsa ortada bir iddia olduğunda anlaşalım.

Öncelikle, sanırım orgazmın ne olduğu konusunda çok az fikrim var.orgasmic hand

Genellikle, boşalmam orgazm olduğumu ifade ediyor, ama her zaman değil. Biraz kötü bir örnek ama “tanım” yapmaya çalışırken tanımı uç örneklerle test etmekte fayda var: Uykumda boşalmama orgazm diyemem. Daha fizyolojik bir şey o; bedenin sperm üretme döngüsünü bana rağmen çalıştırmasından ibaret. (Zaten, tatmin edici bir cinsel hayatım varken uykumda boşalmıyorum.)

Bu durumda ilk akla gelen, duygusal başka kriterlerin yanında, boşalmayı da orgazm için bir gerek koşul olarak görmek. Bu diğer kriterleri tartışmak da eğlenceli olabilirdi, ama ben boşalmanın orgazm için gerekli olup olmadığından bile emin değilim.

Biriyle hem duygusal olarak yoğun hem de erotik bir anı paylaştığınızı, ancak daha ileri* bir aşamaya geçmenizi engelleyen şartlar olduğunu farz edin. Benim buna verebileceğim birkaç örnek var. Soyut konuşmamak için, gerçekte olanı azıcık değiştirerek kendimden örnek veriyorum:

  • Hep çekici bulmuş olduğum bir arkadaşımla bardaydık. İkimiz de biraz sarhoştuk; hani başın dönmeye başlar ama hala bilincin sağlamdır ya, öyle. Birbirimize normalden biraz daha fazla izin verip dansın kendisini bir cinsel deneyim dönüştürmüştük. (Ya da en azından benim için öyleydi. Zaten, dansla sevişmek arasında ne fark var ki?)
  • Bir arkadaşımla deniz kıyısında oturmuştuk. Önümüzden kimse geçmiyordu, ama sonuçta başka insanlar vardı çevremizde. Birbirimizi çok özlemiştik. Birbirimizin bedenine dokunmaya başladık. Uzunca bir süre birbirimizi okşadık, sonra yürüyüşümüze devam ettik.
  • Bir de şu çok önemli örnek var: Ciddi romantik hisler beslediğim bir arkadaşıma masaj yaptım. Benim hislerimden haberdardı, ama sevgilisi vardı ve ilişkileri benimle yakınlaşmasına açık olmadığı için tereddüt yaşıyordu. Buna ve benim hislerimi bilmesine rağmen, masaj yapmamı kabul etti. (Basit bir omuz masajından massage examplebahsetmiyorum.) Saatlerce süren ve benim birçok “normal” cinsellik deneyimimden daha yoğun, daha mahrem, daha erotik olan bir şey yaşadık. Bu örneği diğerlerinden ayıran birkaç nokta var: Yalnızdık. Bizi daha ileri* gitmekten alıkoyan, etik gerekçelerdi. Dahası, bir bakıma, sadece ben bir şeyler yapıyordum; o daha ziyade yaptıklarımı kabul ediyordu.

Tüm bu örneklerde ortak olan birkaç şey var, benim deneyimim açısından:

  • Penisime hiçbir temas olmadı. Ne dokunma, ne sürtünme.
  • Çok heyecanlandığımı hissettim. Karşımdaki insanla yaşadığım şey özel bir andı, ve ikimiz de bunun farkındaydık.
  • Bitti. Yani, bu hissin bir sonu vardı. Anın sonlanmasını değil, benim hissimin sonlanmasını kast ediyorum. Bir zirveye ulaştım, yavaşlamak ve ara vermek ihtiyacı hissettim.
  • Boşalmadım.

Örneklerden sadece sonuncusunda (masaj örneği) olan ve aslında bana yazının başındaki yanıtı (“Yanıt ‘Hayır.’ değil.” yanıtını yani) böyle net bir biçimde verdiren bir şey var. “Normal” bir cinsellikte dokunmayacağım, hatta birçok partnerimde hiç dokunmamış olduğum bölgelerine dokundum onun. (Bu bölgelerin “erotik” bölgeler olmasına gerek yok.) Ve bunun farkındaydım. Karşımdaki kadının bedeniyle çok yoğun bir iletişim içerisindeydim. Eğer bu yaşadığımız cinsellik değildiyse, cinsellik sözcüğü işe yaramaz bir sözcüktür. Bir diğer deyişle, içinde ne penetrasyon, ne çıplaklık, ne cinsel organlar, ne de öpüşme bulunmasına rağmen; yaşadığımız şey cinsellik değilse, cinselliğin istediğim bir şey olduğuna emin değilim. Sonuç olarak, bu uzun saatlerin ardından huzurlu bir şekilde uyuyabildim. Yaşanacak başka bir şey kalmamıştı. Daha ileri* gitmek diye bir şey kalmamıştı.

Yani ortada bir “zirve” var. Ve ben bu zirveyi orgazmdan ayırt etmenin kolay bir yolunu bulamadım.peak

Gerçi yukarıdaki anlatımda bir hususu düzeltmem lazım: Boşalmayı sadece spermle sınırlamazsak ve zevk suyu denilen (asla neyin nesi olduğunu anlamadığım) sıvıyı da dahil edersek, ortada bir boşalma vardı.

(Sanırım birçok erkek için zevk suyu, spermin geçişini kolaylaştırmak üzere “boşalma öncesinde akan” bir sıvıdır. Bu “biyolojik” olarak büyük ihtimalle doğru. Ama bu blogun tüm olayı zaten “cinsellik” ve “üreme” arasındaki denkliği sorgulamak olduğuna göre, adında bile “zevk” geçen bir sıvıyı sadece evrimsel terimlerle anlamaya çalışmak kaçak dövüşmek olur.)

 Üstelik düşünsenize: Ergenliğe girme sürecimde mastürbasyon yapıyordum ve gayet de orgazm oluyordum. Ortada sperm falan yoktu, ama basit bir “şeyiyle oynama”dan falan ibaret değildi. Aslında, şu anki mastürbasyonlarımın aynısıydı, tek farklı olan şey spermin olmayışıydı. (Tekrar düşününce, gayet iyiymiş öylesi. Çünkü mastürbasyon çok meşakkatli bir iştir.) Bence “Sperm yoksa orgazm da yok” diyemeyiz. Dahası, “O sayılmaz. Yetişkinliğe erişmemiş ki daha.” demeyi o sivilceli çocuğun deneyimlerine bir hakaret sayarım. Orgazmı nasıl tanımlarız bilmiyorum, ama o yaşadıklarımda kesinlikle bir çeşit orgazm vardı.

İnternette orgazm olan erkek fotoğrafı bulmanın çok zor olduğunu fark etmiş miydiniz? Bir deneyin. Ne yazarsanız yazın, çığlık atan kadın fotoğrafları çıkıyor karşınıza.
İnternette orgazm olan erkek fotoğrafı bulmanın çok zor olduğunu fark etmiş miydiniz? Bir deneyin. Ne yazarsanız yazın, çığlık atan kadın fotoğrafları çıkıyor karşınıza.

Toparlayayım.

Orgazm için, mutlaka duygusal bir boyutu olmalı işin. Ayrıca, bir çeşit zirveye ulaşma hissi olmalı. Bu hissi kalp atışlarımdan vücudumun kasılmasına kadar çeşitli şekillerde fizyolojik olarak fark edebilirim. Ancak “boşalma” dediğimiz şey, her ne kadar çoğunlukla gerçekleşse de, tanıma dahil değil.

Belki de, çoğunlukla boşalmaksızın orgazm olamayışımın bizzat kendisi düşünmeye değer bir konudur.

* “Daha ileri” derken ne kast ettiğimi pek bilmiyorum. Genel kabul gören bir anlamda kullanıyorum sözcüğü. Hareketlerin ve hızın artmasını anlayın siz.

***

Not: Bu yazının yayınlanmasından tam bir yıl sonra, aynı soruyla ilgili bir şeyler daha karaladım: Erkekler boşalmadan orgazm olabilir sanki…?

Kadınlar ne ister?

Shere Hite’ın erkek cinselliğiyle ilgili 1981’de tamamladığı bir araştırması var. Kompoziyon tipi anket yöntemi kullanarak yapılan araştırmada erkeklere 170 civarında soru yöneltiliyor.

Yanıt veren bir kişi, şöyle bir laf etmiş: “It is remarkable how much men think they know what a woman needs without asking her.” [906. sayfa]are you ok

Yani diyor ki “Erkeklerin, kadının neye ihtiyacı olduğunu ona sormadan da gayet iyi bildiklerini düşünmeleri ne acayip.”

Doğru hatırlıyorsam bu yorum “kadınlarla seks” başlığı altındaki bir soruya cevaben yazılmış. Öyle değilse bile, ben öyleymiş gibi yapacağım. Çünkü bugün kadınların ne istediği hakkında zerre fikrim olmadığından bahsetmek istiyorum.

Aman diyeyim, buradan “Kadınlar anlaşılamaz varlıklardır.” gibi klişeler çıkarmayın. Çok somut bir şey söylüyorum: Sevişirken, sevişmeye başlarken veya sevişmeyi sonlandırırken, karşımdaki kadının neden hoşlandığını ve ne zaman rahatsız olduğunu anlayamıyorum.

Doğru anda doğru yerde olmak diye bir şey var ya. Sevişirken sıklıkla aklıma geliyor o. Çünkü ya zamanlamamdan ya da yapmakta olduğum şeyden şüpheye düşüyorum.

Obama disappointed (in me?)
Obama disappointed (in me?)

Fazla mı hızlı gidiyorum, fazla ısrarcı mı oluyorum, sıkıcı ölçüde yavaş mı gidiyorum? (Burada “gitmek” geniş bir anlamda, öpüşmekten okşamaya ve (karşılıklı) oral sekse kadar birçok faaliyeti anlatıyor.) Hadi diyelim o anda yapmakta olduğum bir şeyden hoşlandığı sonucuna vardım bir şekilde, iyi ama yapmaya devam etmem gerektiği sonucu çıkmaz ki bundan. Ve nihayet: Onu tatmin ediyor muyum?? Yoksa her şey “idare edilen” bir hayal kırıklığı mı? Gerçi, benimle ilgili kırılacak herhangi bir hayali olduğunu düşünmek için bile bir sebep yok ya, neyse.

Üstelik kafa karışıklığım çift yönlü çalışıyor: Bu dokunuşla ne demek istedi? Bir şey demek istedi mi? Acaba açıkça verdiği ve benim kaçırdığım bir mesaj oldu mu? Ve nihayet: Acaba bu yaptığını kendi hoşuna gittiği için mi yapıyor yoksa benim hoşuma gittiğini düşündüğü için mi yapıyor?? (Buna kimi hassas okşamalardan oral sekse ve çeşitli “pozisyon”lara kadar birçok örnek verebilirim.)

mesela
mesela

Benim özgüven sorunum olduğunu söyleyip meseleyi çözebiliriz belki. Ama bu bir çözüm mü emin değilim. Sonuçta, o anki performanısımı daha önceki deneyimlerimle ya da başka insanlarla kıyaslayıp da telaşa düşüyor değilim. Dikkat ederseniz ortada hiçbir kıyaslama yok. Zaten mesele (en azından bu yazı için) “erkekliğimi ispat etmek” falan değil. Karşımdaki insanın keyif aldığına emin olmak ve ona keyif vermenin yollarını bilmek istiyorum. Olay bundan ibaret.

Aklıma gelen en bencil yorumla, partnerime “Yine bekleriz.” mesajı vermek istiyor olabilirim: Yaşadığımız cinselliğin onun açısından güzel bir deneyim olmasını (ve tekrarını istemesini) istemekte çok da büyük bir sorun yok sanırım.i always do

Sorunumu açık ve net bir biçimde ortaya koyduğuma göre şimdi “diğer insanlar”ın sorunu çözmek için ne yapabileceği konusunda ahkam kesebilirim. (Kendi sorunumu kendim çözecek değilim herhalde.)

Bir kere şunda anlaşmak lazım: 1) Partnerimin ne istediğini ve ne hissettiğini anlamıyorum, ya da en azından anladığımı hissetmiyorum. 2) Partnerimin ne hissettiğini ve ne istediğini bilmeyi çok önemsiyorum.

Şimdiye kadar söylediklerimde olabilir ama bu iki madde açısından yalnız olmadığımı sanıyorum.

Birbirinden tuhaf yöntemler denedim, hepsi de bir miktar yararıma bir miktar zararıma oldu. Bunlar arasında, sevişme esnasında kısa yönlendirmeler halinde konuşmak (“İyi hissediyorum.”, “Boşver şimdi onu, buraya gel.” vb), sevişmenin ardından konuşmak (“Son yaptığın çok hoşuma gitti.”, “O denediğimle ilgili ne hissettin?” vb.) ve hatta sevişmeden önce konuşmak (Buna örnek vermeye utandım şimdi.) var. En çok işime yarayan yöntem, kendi orgazmımı ikincil ve hatta opsiyonel bir mesele olarak kabul ederek sevişmek oldu. Özellikle ilk kez seviştiğim insanlarlayken bu, onların tepkilerine odaklanmamı kolaylaştırdı.demotivational

Son olarak, eğer partnerinizin benim gibi beceriksizin teki olduğundan şüpheleniyorsanız, size önerim yatakta (ya da her neredeyse) iletişim kurmanız. Bunu illa ki sözlü olarak yapmanıza gerek yok tabii ki. Konuşmanın yanı sıra, onu eliniz ve/veya bedeninizle yönlendirebilir, yaptıklarına sesli olarak tepki verebilirsiniz. Eğer hödüğün teki değilse belki bu mesajlardan bazılarını alacaktır ve kim bilir belki de zamanla sizin ihtiyaçlarınızı daha iyi anlamaya başlayacaktır.

Bana sorarsanız, partnerimi daha iyi anlıyor muyum bilemem, ama yukarıda saydığım bütün yöntemlerin benim daha rahat hissetmemi sağladığı kesin.

Başlarken bahsettiğim kitabın Türkçe çevirisi yok. İngilizce künyesi şöyle:
The Hite Report on Male Sexuality ; Shere Hite ; Alfred A.Knopf, New York, 1981; 1129 sayfa.