Mobilizasyona Karşı Sansür ve Türkiye

Ülke genelinde gözetim ve sansür yapılan Libya, Mısır ve Suriye gibi, Arap Baharı ile özellikle siyasi olarak motive olmuş ülkelerde İnternet’in rolü, nüfusun kontrolünü sağlayan ve mobilizasyonu engelleyen bir araç olarak ifade edilmektedir. Ülke çapında yaşanan trajediler dışarıdan rahatça gözlemlenebilirken, ülke içindeki gözetim ve sansürde uygulanan daha gizli yöntemler ülkelerin sansür konusunda seçici-transparan olmalarından dolayı (örneğin, ülke içinde basına baskı uygulayıp, dışarıda “basın özgür” demeleri) ve dünya çapındaki ağların mevcut durumundan dolayı daha zor gözlemlenebilir.

Bu çalışma, Türkiye’de yaşanan gelişmeler ışığında sansürün stratejik adımlarla nasıl uygulanabileceği, ve basit bir ‘karartma’dan ziyade neye karşı kullanılabileceğini genel hatlarıyla ifade etmektedir.

Çalışmanın daha çok anlam kazanabilmesi için, Çin’de uygulanan sansür hakkındaki bir akademik çalışmadan faydalanılmıştır; Türkiye için yapılacak ayrıntılı bir araştırma için, o örnek çalışmadaki gibi daha özel girdilerin toplanması ve analiz edilmesi gerekmektedir.

Çin’de yapılan bir akademik çalışmada (King, Pan ve Roberts, 2012) 85 farklı konu hakkında yaklaşık 1400 sosyal medya sitesinden toplanan milyonlarca girdi bilgisayar destekli metin analiz sistemleri ile analiz edilmiştir. Bu analize göre, Çin hükûmeti negatif yorumları ve hatta hükûmete, siyasilere ve politikalara ağır eleştiriler yönelten içerikleri sansürlememekte, fakat içerikten bağımsız olarak, toplumu mobilize eden veya gelecekte etmesi muhtemel durumları seçerek sansürlemektedir. Çin hükûmetinin seçici sansürü ve filtre sisteminin, toplumu bir araya getirecek toplumsal aktiviteleri engellemeye yönelik olduğu ifade edilmiştir.

İlk olarak, mobilizasyonla kast edilenin ne olduğunun daha iyi anlaşılabilmesi için sansür çerçevesinde tanımı yapılmalıdır. Sansür açısından mobilizasyon, bireylerin herhangi bir görüş, parti, dernek vb. topluluklar haricinde, bir olay karşısında bir araya gelerek potansiyel toplumsal bir hareket ve tepki haline dönüşmelerini ifade etmektedir. Bu bakış açısıyla mobilizasyon, birçok bireyin sosyal medya üzerinde aynı konularda iletişim kurmaları ve bilgi akışı içine dahil olmaları, henüz toplumsal bir hareket haline dönüşmese dahi, ileride dönüşebilecek olmasını da belirtmektedir.

Tüm bunlar dikkate alındığında genel anlamıyla İnternet, sadece çevrimiçi politik bir iletişim aracı değil, aynı zamanda açık bilgi akışı ile sınırlar ötesi akademik tartışmalar için de bir aracıdır. Ayrıca, bu teknoloji bazı ülkelerde demokratikleşmenin yolunu açarken bazı ülkelerde (özellikle otoriter rejimlerde veya otoriter rejime kayan ülkelerde) de monopoli oluşturmuştur. İnternet, tüm bunların ortasında, kendi akademik ajandası olan, küresel ve kolay erişime sahip bir teknolojidir. Bununla birlikte, birkaç özel mülkiyet alanında veya devlete ait devasa iletişim kanallarında sesini duyuramayan bireylerin susturulamayan sesidir. Böyle bir ses karşısında iktidar sahipleri, vatandaşların sesini susturabilmek ve toplumsal duyguları harekete geçirebilecek herhangi bir olay karşısında mobilize olmalarını engellemek için stratejik adımlarla sansür yolunu tercih etmektedir.

Sansür için uygulanan genel stratejik adımlar şunları içermektedir (Shadmehr ve Bernhardt, 2013):

  1. Sansür için strateji oluşturabileceği bir sansür yasası hazırlamak. (örnek, Türkiye’de 5651 sayılı kanun)
  2. Stratejiye uygun olarak sansür maliyetlerini artıracak iletişim teknolojilerine yönelmek. (örnek, Erişim Sağlayıcıları Birliği, otonom veya omurgaya eklenen/eklenmesi planlanan donanımlar)
  3. Elinin altında bulundurduğu iletişim kanalları ile hakkındaki olumsuz iddiaları veya toplumsal duyguları harekete geçirecek olayları hasır altı etmek/sansürlemek. (örnek, TRT ve havuz medyası)

Otoriter rejimlerde iktidar sahipleri, ellerindeki güç ile vatandaşları mobilize edebilecek bilgi akışını kontrol etmek istemektedirler. Çünkü, bir içeriğin yayımlanmasının yaratabileceği mobilizasyon etkisi, o içeriğe getirelecek sansür (yayın yasağı) ile minimize edilmektedir. Böylece, sansürlenmeyen bir içeriğin yaratabileceği büyük çaplı bir etki, daha az bir tepki çekecek doğrudan sansür yolu ile azaltılmaktadır. Böylece, sansürün maliyeti azaltılan toplumsal tepkiye eşit olur. Birçok birey, bilgi akışı kesildiğinde kötü olan değil kötü olabilecek haberlerin gizlendiğini düşünür. Bu şekilde boşluğa düşen birey, toplumsal bir tepkiye dönüşmekten hızla uzaklaşır.

Türkiye’de normal şartlarda mobilizasyon etkisi yaratacak yaşanmış olayları ve iktidarın sansür önlemlerine dair kronolojik bir sıralama aşağıdaki gibidir:

28 Aralık 2011 Roboski katliamı:

  • Yazılı ve görsel medya ile İnternet üzerine getirilen yayın yasağı
  • Fırat Haber Ajansı, Roj TV, Amed Haber Ajansı, Ajansa Kurdi gibi bağımsız Kürt haber sitelerinin sansürlenmesi

11 Mayıs 2013 Reyhanlı bombalı saldırısı:

  • Yazılı ve görsel medya ile İnternet üzerine getirilen yayın yasağı
  • Ktunnel, Vtunnel gibi proksi siteleri, Dailymotion ve Halkınsesi TV gibi sitelerin sansürlenmesi

17 – 25 Aralık 2013 yolsuzluk skandalı:

  • Yazılı ve görsel medya ile İnternet üzerine getirilen yayın yasağı
  • Vimeo, Vagus, Soundcloud, Twitter‘ın ardından çeşitli hesapların sansürlenmesi, bağımsız haber sitelerine gönderilen içerik kaldırma kararları, çeşitli WordPress siteleri ve YouTube‘da yer alan ses kayıtlarına ait içeriklerin URL-bazlı sansürlenmesi

1 Ocak 2014 MİT tırları skandalı:

  • Yazılı ve görsel medya ile İnternet üzerine getirilen yayın yasağı
  • MİT tır’larına ait görüntüleri paylaşan ana akım medya ve bağımsız haber siteleri ve içeriklerine uygulanan URL-bazlı sansür

13 Mayıs 2014 Soma maden faciası:

  • Yazılı ve görsel medya ile İnternet üzerine getirilen yayın yasağı

7 Haziran 2015 Türkiye genel seçimleri sonrası Doğu illerinde uygulanan sokağa çıkma yasakları ve katliamlar:

  • Bağımsız Kürt gazetecilere, içeriklere ve haber sitelerine uygulanan seçici sansür

20 Temmuz 2015 Suruç bombalı saldırısı:

  • Yazılı ve görsel medya ile Internet üzerine getirilen yayın yasağı
  • Özgür Gündem, Sendika.org, Anha, Ajansa Kurdi, Med Nuçe, Öteki Haber, Dağ Medya, ANF, DİHA, Halkınsesi TV gibi çok sayıda bağımsız haber sitesinin ve bağımsız gazetecilerin, bireylerin Twitter hesaplarının seçicilik yerine toplu şekilde sansürlenmesi

10 Ekim 2015 Ankara bombalı saldırısı:

  • Yazılı ve görsel medya ile İnternet üzerine getirilen yayın yasağı
  • Jiyan.org, Sendika.org, Dicle Haber Ajansı, Sterk, Nokta, DİHA, JİNHA, Direnişteyiz.org gibi çok sayıda bağımsız haber sitesinin ve bağımsız gazetecilerin, bireylerin Twitter hesaplarının toplu şekilde sansürlenmesi

1 Kasım 2015 Türkiye genel seçimleri sonrası Doğu illerinde devam eden sokağa çıkma yasakları ve katliamlar:

  • Çok sayıda bağımsız haber sitesinin devamı niteliğinde olan sitelerin ve bağımsız gazetecilerin, bireylerin Twitter hesaplarının toplu şekilde sansürlenmesi

Yukarıda bulunan kronolojik sıralamadaki sansürlenen siteler, hesaplar ve içerikler dikkate alındığında, AKP iktidarının öncelikle, toplumun tüketim alışkanlıklarını dikkate alarak yazılı ve görsel medya üzerine yayın yasağı getirerek toplumsal tepkiyi azaltma yoluna gittiği görülecektir.

Daha sonra ise, bilgi akışının daha zor kontrol edebileceği bir alan olan İnternet üzerinde geliştirdiği stratejiler ile sansürleme yolunu tercih etmektedir. Özellikle, sosyal medya sitelerini tamamen engellemenin yaratabileceği küresel tepkiden kaçmak için yıllar içinde geliştirdiği stratejiler ve edindiği yeni teknolojiler ile içerikleri hedefleyerek engellemektedir. İnternet üzerinde yer alan belirli bir içeriğin sansürlenmesi, sansürün maliyetini ve doğacak toplumsal ve küresel tepkiyi azaltmaktadır.

Sadece dünya çapında bilinirliği olan web siteler içerik sansürlemesi yöntemiyle hedef alınırken, yerli web siteler tamamen sansürlenmektedir. Bunun nedeni, küresel tepkinin toplumsal tepkinin altında kalacağı ve toplumsal tepkinin de parçalı olacağıdır. Bu tarz bir sansür, AKP iktidarına daha az maliyetli olacaktır.

AKP iktidarı yaşanan bu olaylar karşısında toplumun bir araya gelerek tek bir güce dönüşmesini ve elinde bulundurduğu gücü kaybetmesini engellemek adına yazılı ve görsel medya ile İnternet üzerine sansür getirerek toplumsal tepki maliyetini düşürmeye çalışmaktadır. Diğer taraftan, sosyal medya üzerine uygulanan içerik sansürleri sosyal medya sitelerinden herhangi birinin tamamen sansürlenmesinden daha az tepki çektiği için daha az maliyetlidir. Son dönemde muhalif, Kürt basın ağırlıklı hesaplar, içerikler ve web sitelere uygulanan toplu sansürler de bu yüzden AKP iktidarı için daha az maliyetli ve ülkedeki bölünmüşlük nedeniyle toplumsal bir tepkiye dönüşmekten ziyade bireysel veya kontrolü kolay olan küçük parçalı kitlelerden öteye geçememektedir.

Yukarıdaki bilgiler ışığında Çin ile Türkiye’nin sansür stratejisi benzer olarak, Çin içerikleri hedef alırken Türkiye sosyal medya üzerinde içerikleri, yerli websitelerde ise websitenin tamamını sansürlemeyi tercih etmektedir. Özellikle Çin’de hükûmet, siyasiler ve politikalar hakkındaki olumlu veya olumsuz geniş çapta paylaşımlara izin verilirken burada yatan esnekliğin asıl sebebinin kötü bir haberin ellerinde bulundurduğu gücü tehdit etmemesinden ileri gelmektedir. Tehdit ettiği anda da sansürlenmektedir. Bu da Çin vatandaşlarının bireysel olarak özgür fakat topluluk olarak zincire vurulu olduklarını göstermektedir. Türkiye’de durum ise Çin’e paralellik göstererek ve biraz da acemice içerik veya içeriği paylaşan hesap ve websitelerin toplu olarak tamamen sansürlenmesine kadar gitmektedir.

AKP iktidarı, yazılı ve görsel medya ile Internet üzerindeki kontrol gücünü test etmek için medya sansürleri ile birlikte Türkiye’de giderek artan, kitleleri mobilize edecek açık bilgi akışı ihtiyacını, otonom oluşumları ve bireyleri hedef alarak sansürlemektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, bireysel hak ve özgürlükler gibi konularda detaylı maddeler içerse de AKP devlet sırlarının ifşası gibi benzer nedenlerle medyaya, otonom yapı ve bireylere saldırarak kontrol gücünü test etmektedir. Ayrıca, Erişim Sağlayıcıları Birliği gibi bir yapı İSS ve telekomünikasyon operatörlerinin zorunlu olarak AKP ile sansür konusunda işbirliği yapmalarına neden olmaktadır. Özellikle neyin “sır” olduğuna karar vermenin tartışmalı olduğu durumlarda (kamu yararı güden ifşalarda), sansür, bu ve benzeri yapılar üzerinden ekonomik, politik ve özellikle iktidar çıkarlarını koruma yönelik stratejik bir metod olmuştur.

Sosyal medya, muktedir için toplumsal bir tepkiye dönüşmediği sürece birçok konuda bireylerin görüşlerine, olumlu veya olumsuz eleştirilerine dair efektif ölçümler sunan harika bir araçtır. Ayrıca, hükûmetler için de kitleleri tatmin etmek ve yatıştırmak için de güncel bir araç halini almaktadır. Teorik olarak, rejimler için sosyal medya kullanımı ellerinde bulunan gücü korumaya yönelik bir stratejiyi de içermektedir. Tüm bunlar dikkate alındığında AKP iktidarı bireysel olarak daha dar bir çapta olumsuz eleştiriyi kabul ederken, son dönemde hem kontrol gücünü test etmek hem de baskıyı artırarak muhalefetin kökünü kazımak için daha düşük maliyetli bir yol olarak sansürü tercih etmeye yönelmiştir. Bu şekilde muhalefet daha küçük ölçekte parçalara ayrılacak ve mobilize olmakta giderek güçlük çekeceği bir noktaya ilerlemektedir.

Son olarak, AKP’nin ve yandaş yazarların yaşadığı “şizofren” hali basın özgürlüğü ve bilgi akışının gitgellere rağmen bir ihtiyaç olduğu noktasında birleşirken, aynı özgürlüğün toplumsal bir tepkiye dönüşerek -yani mobilize olarak- AKP iktidarının da sonunu getireceği endişesinde yatmaktadır. Bu yüzdendir ki, yandaş köşe yazılarından açık oturumlara, medya üzerine uygulanan baskıdan ve sansürden gazeteci tutuklamalarına kadar birçoğunun haksız kararlar oldukları yönünde ve basın özgürlüğü çerçevesinde birleşmektedirler. Basın, özgür ve sansürsüz olmalıdır ama bu özgürlük onların verdiği/belirlediği kadar olmalıdır. Yoksa AKP açık ve sansürsüz bir bilgi akışı içinde kaybeden taraf olacaktır. Çünkü, bilgi akışı içinde aynı hızla bir bilginin yanlışlığı/yalan olduğu ispat edilecek ve toplumu bir araya getirecek tehlikeli bir güç halini alacaktır.


Kaynaklar:

Shadmehr, M. ve Bernhardt. D. (2013). State Censorship.

King, G., Pan, J. ve Robers, M. (2012). How Censorship in China Allows Government Criticism but Silences Collective Expression.

Türkiye’de Internet Sansürünün Son 6 Yılı

Bu çalışma, 2007’de çıkan 5651 sayılı kanun ile Türkiye’de Internet sansürünün genel hatlarıyla ne noktaya geldiğini, sansürlemede gerekçe olarak gösterilebilecek ve literatür tarafından kabul edilmiş kategoriler ve içerikler çerçevesinde belirlemek ve ileri çalışmalar yapacak olanlara bir klavuz olmaktır. Türkiye’de 07.07.2015 tarihi itibariyle sansüre maruz (engelleme yerine yazıda sansür kelimesi tercih edilmiştir) kalmış “bilinen” 81530 web sitesi bulunmakta, TİB’in 2009 yılından bu yana bilgi vermeyi kesmesi ile gerçekte kaç web sitesinin sansürlendiği tam olarak belirlenemektedir. Fakat, 2008 yılından bugüne gerçeğe en yakın verilerin bulunduğu Engelli Web, bu web sitelere ait karar tarih, alan adı, karar makamı ve karar noları yayımlamaktadır. Tüm bu veriler doğrultusunda hazırlanan bu çalışma, Türkiye’de en çok sansürlenen kategorilerin ve (yüzeysel) içeriklerin, sansürlemede kullanılabilecek yöntem veya donanımların neler olabileceğine dair ön bilgiler sunarken, basit ve tartışmaya açık bir önerme mantığı üzerinden istatistiksel olarak sonuçlar sunmaktadır.

Veriye Ulaşım

Çalışmanın temel veri kaynağı Engelli Web veri tabanıdır. Bununla birlikte, kendi tanımlarıyla; “Türkiye’deki internet sansürünün boyutunu gözler önüne serme amacıyla 2008 yılında kurulan Engelli Web, erişime engellenen web siteleri, IP adresleri ve URL/nesne tabanlı erişim engellemelerini detaylarıyla birlikte listelemekte ve istatistiğini yayınlamaktadır.” Engelli Web, site üzerinde yayımlamış olduğu sansürlenen web siteleri bir JSON üzerinden sayfa başına 25 veya en fazla 50 girdi ile listeler halinde paylaşmaktadır. Bu listelerden 0, kategorisel ayrım yapmadan sansürlenen tüm web sitelerini içermekte ve bu yaklaşık 07.07.2015 tarihi itibariyle 2009’dan bu yana –tarih bilgisi içermeyenler dahil– 81530 web sitesine ve 1632 sayfaya denk gelmektedir.

İlk olarak, bu sayfaları çekebilmek için basit bir Bash betiği yazılmıştır. Bu betik, sayfaları JSON formatını bozmadan ve otomatik olarak aktarılmasını sağlamaktadır. İkinci olarak, oluşturulan 1632 JSON dosyasının daha iyi analiz edilebilmesi ve verilerin okunurluğunun artırılabilmesi için CSV formatına dönüştürülmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, birden fazla CSV dosyası ile uğraşmanın zorluğu da dikkate alınarak bütün JSON dosyaları bir başka Bash betiği ile tek bir JSON dosyasına dönüştürülmüştür. Fakat, birleştirilen JSON dosyalarının toplam boyutunun 16mb’ı aşması ve JSON’dan CSV’ye aktarılmasında ortaya çıkan kodlama hataları ile çevrimiçi çözüm aranma yoluna gidilmiştir.

Son olarak, kodlama hataları ve dosya boyutuna rağmen çevrimdışı denemeler sonucunda JSON’dan CSV’ye dönüşüm için en iyi çevrimiçi çözümün https://json-csv.com * web sitesinde olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan, dönüşüm aşaması bu web sitesinin ücretsiz üyelikler için günlük 1mb’lık sınırına takılmıştır. Web site yönetimine e-posta üzerinden çalışmanın içeriği anlatılarak herhangi bir ücret ödemeden üyelik hesabı açılması sağlanmıştır. Dönüşüm sonucunda, toplam 76578 web sitesi ve bilgileri alınmış, yaklaşık 5000 web sitelik eksikliğin nedeni ise bulunamamıştır.

Verilerin Sınıflandırılması

Toplumlar, ifadeleri her zaman sakıncalı ve kabul edilebilir olarak ikiye bölmüşlerdir. Bilgi akışını sınıflandırmak içinse Internet, bu tartışmayı kategoriler üzerinden keskinleştirmiştir (Crandall, R., J., Zinn, D., Byrd, M., Barr, E. ve East, R. 2007). Verilerin daha iyi analiz edilebilmesi ve daha anlaşılır kılınabilmesi için kategoriler ve kategoriler için de içerikler belirlenmiştir. Bu kategoriler (Faris, R., ve Villeneuve, N. 2008):

  • Siyaset ve Güç
  • Sosyal Normlar ve Ahlak
  • Ulusal Güvenlik
  • Ekonomik Çıkarlar ve Telif Hakları
  • Ağ Araçları
  • Diğer

Siyaset ve Güç: Otoriter ve baskıcı rejimlerde iktidarın muhalefeti baskı altında tutması için uygulanan sansürleri içermektedir. Bunlar, siyasi bloglar, dini siteler, silahlı/silahsız örgütler, sırları ifşa eden siteler, haber siteleri gibi çeşitli içerkleri barındırmaktadır.

Sosyal Normlar ve Ahlak: Toplumsal normlara uymayan veya baskıcı rejimlerde zorla dayatılmaya çalışılan ahlaka aykırı sitelere uygulanan sansürleri içermektedir. Bunlar, erotizm, pornografi, fetiş, LGBT, kumar, şiddet, nefret söylemi, siyasi taşlama gibi çeşitli içerkleri barındırmaktadır.

Ulusal Güvenlik: Birçok işletme, hükûmet ve birey daha derin bir güvenlik sağlayabilmek ve kendilerini zararlı yazılımlardan koruyabilmek veya hack saldırılarıyla mücadele edebilmek veya aşırı radikal gruplar için sansür uygulamaktadır. Bu siteler, dünya’da Müslüman Kardeşler’den sızıntı sitesi Wikileaks’e veya hack gruplarına kadar çeşitli içerikleri barındırmaktadır.

Ekonomik Çıkarlar ve Telif Hakları: Ucuz Internet üzerinden telefon hizmeti (VoIP), dosya paylaşımı, P2P siteleri, müzik paylaşımı, vergi dışında kalan bahis siteleri gibi çeşitli içerikleri barındırmaktadır.

Ağ Araçları: Sansürü aşabilmek için anonimlik araçları, proksiler, VPN, blog siteleri, sosyal medya siteleri, çevrimiçi oyun siteleri, tercüme siteleri, hosting siteleri, e-posta sağlayıcıları, arama motorları ve medya paylaşım siteleri gibi çeşitli içerikleri barındırmaktadır.

Diğer: Yukarıda bahsedilen içeriklerin dışında kalan, zamanında sansürlenen ama sansürlenmesiyle ilgili olarak kesin bir fikre varılamayan siteleri içermektedir.

Veriler kategorilendirildikten sonra içeriklerinin belirlenmesi için sansürlemede kullanılan filtreleme mantığına benzer bir önerme mantığı kullanılmıştır. Bu örneme mantığının temel prensibi aşağıdadır.

Eğer alan adı α içeriyorsa, β kategorisinde ve γ içeriğine sahiptir.
α => β ˄ γ

Bu önerme ile ilgili çeşitli örnekler verilmek gerekirse:

  • Eğer alan adı “porn” içeriyorsa, “sosyal normlar ve ahlak” kategorisinde ve “pornografik” içeriğe sahiptir (porn => sosyal normlar ve ahlak ˄ pornografik).
  • Eğer alan adı “gay” içeriyorsa, “sosyal normlar ve ahlak” kategorisinde ve “LGBT” içeriğe sahiptir (gay => sosyal normlar ve ahlak ˄ LGBT).
  • Eğer alan adı “mp3” içeriyorsa, “ekonomik çıkarlar ve telif hakları” kategorisinde ve “paylaşım” içeriğine sahiptir (mp3 => ekonomik çıkarlar ve telif hakları ˄ paylaşım).

Sansürlenen 76578 web sitesini tek tek inceleyerek kategorilendirmek çok uzun bir zaman alacağı için temel bir mantık üzerinden hareketle otomize edilmiştir. Fakat, bu yöntem çeşitli kısıtları ve belirli bir düzey hata oranını da beraberinde getirmektedir. Örneğin, http://luxor.com sitesi Las Vegas’ta yer alan ve MGM‘e bağlı bir kumarhane/oteldir. Fakat, sansürlenen web siteler içerisinde yer almaktadır. Diğer taraftan, çevrimiçi bir kumar hizmeti de vermemektedir. “Lux” kelimesi üzerinden bir sansüre maruz kaldığı düşünülmektedir ama bunun %100 bir kesinliği de bulunmamaktadır.

Kısıtlar daha da detaylı incelenmek istenirse; yukarıda kurulan önerme mantığı, sansürün arkadasında yatan nedeni tam olarak ifade etmenin karşılığı olmayabilir. Bununla birlikte, siteler kategori ve içerik olarak sınıflandırılsalar bile artık hizmet veriyor, sunucuyla erişim sağlanmıyor da olabilir. Hatta, buna rağmen sınıflandırılmış bile olabilmektedirler. Tüm bunları daha anlamlı hale getirebilmek için sonuçlar doğrultusunda, belirli bir örneklem grubunun içerikleri %95 güven aralığında ve %5 hata payı ile elle kontrol edilmiştir. Diğer taraftan, yazının başında da belirtildiği üzere %100 doğru ve çok kapsamlı bir analiz sunmaktan ziyade, genel sansür kategorilerinin ve bu kategorilere giren içeriklerin Türkiye’deki ön çalışmasını oluşturmaktır.

Kategori Analizi ve İstatistiksel Sonuçları

Elde edilen veriler doğrultusunda, Türkiye’de sansürlenen sitelerin kategorik olarak dağılımı aşağıdadır.

kategorik

07.07.2015 itibairyle, siyaset ve güç kategorisinde toplam 140, sosyal normlar ve ahlak kategorisinde 71064, ulusal güvenlik kategorisinde 12, ekonomik çıkarlar ve telif hakları kategorisinde 3350, ağ araçları kategorisinde 25, bu kategorilerin dışında kalan 14 ve artık çevrimdışı (erişilemeyen, alan adı süresi dolan, silinen) 1963 site tespit edilmiştir. Bununla birlikte, sansürlenen websiteler sosyal normal ve ahlak kategorisi dışında kalan tüm kategorilerde toplam %7.2’lik bir alanı kaplarken, sosyal normlar ve ahlak %92.8 gibi çok ciddi bir fark atmaktadır. Bu farkın temel nedeni 2009 ile Türkiye Internet deneyimini son derece derinden etkileyen filtre sisteminin kelime/URL tabanlı bir filtreleme sunmasıdır.

Siyaset ve Güç Kategorisi ve Sansürlenen İçerikler

Siyaset ve güç kategorisinde sansürlenen içerikler itibariyle, bloglar, dini siteler, forumlar, haber siteleri, 17 Aralık yolsuzluk sürecine dair ifşaların yapıldığı siteler, metin paylaşım sitesi, sosyalist örgütler, partiler, siyasi hivic siteleri, televizyon ve tarihe sahiptir.

siyaset

İçerikler sayı itibariyle, 30 blog, 11 dini web site, 5 forum, 45 haber sitesi, 32 ifşa sitesi, 1 metin paylaşımı sitesi (http://pastebin.com), 7 örgüt sitesi, 1 parti sitesi, 1 siyasi hiciv sitesi (http://shockhaber.com), 4 TV (Roj TV, Halkınsesi ve Newroz), 3 resmi tarih dışında tarih anlatan site şeklindedir. Özellikle, Kürtçe haber sitelerinin yoğunluğu (yaklaşık 35 haber sitesi ve 3 TV kanalı) da dikkate değer başka bir bulgudur. İfşa sitelerinde ise ağırlık 17 Aralık yolsuzluk süreci sonrasıda ortaya çıkan anonim grupların paylaymış oldukları ses kayıtlarını veya milletvekillerine ait video kayıtlarını içermektedir. Pastebin.com’un sansürlenmesinde ise RedHack’in duyularını/yazı paylaşımlarını buradan yapması etkili olmuştur.

Sosyal Normlar ve Ahlak Kategorisi ve Sansürlenen İçerikler

Sosyal normlar ve ahlak kategorisi sansürlenen içerikler itibariyle, bloglar, alış-veriş siteleri (sex-shop), çizim (anime, manga, hentai vb.), erotik siteler (erotik hikayeler vb.), eşlikçi hizmeti sitesi (eskort, masöz, jigolo vb.), falcılık, fetiş, hosting hizmeti (porno sitelere hosting hizmeti verenler), mizah siteleri (aynı anda erotik/pornografik -karma- içeriğe de sahip), ilaç tanıtım ve satış siteleri (cinsel, zayıflama vb.), LGBT siteleri (erotik, pornografik, forum, arkadaşlık vb.), cinsel içerikli bilgisayar oyunlara ait siteler, pornografi (video, porno yıldızlarının kişisel siteleri, listeler, gif, fotoğraf, bloglar vb.), şiddet teşhirciliği siteleri (gore), sosyal ağlar, tasarım sitesi, uyuşturucu satış siteleri (marijuana -çoğu ülkede uyuşturucu olarak değerlendirilmese bile temel mantık Türkiye-) ve zoofili siteleridir.

sosyalnorm

İçerikler sayı itibariyle, 6 blog, 46 alış-veriş sitesi, 926 çizim, 747 erotik site, 2275 eşlikçi hizmeti sitesi, 2 falcılık sitesi, 322 fetiş temalı site, 2 hosting sitesi, 2 mizah sitesi, 56 ilaç tanıtım ve satış sitesi, 4155 LGBT sitesi, 72 cinsel içerikli bilgisayar oyun sitesi, 62346 pornografik site, 2 şiddet teşhirciliği yapan site, 9 sosyal ağ, 1 porno web sitesi tasarlayan site, 4 uyuşturucu satış sitesi ve 101 zoofili sitesini içermektedir. LGBT’nin özellikle pornografi içeriğinin dışında tutulmasının sebebi Türkiye’de sansürlenen web sitelerin özellikle sürekli artan nefret söylemleri ve şiddetle beraber LGBT içeriğin ağırlığını ortaya koyabilmek ve buna göre değerlendirebilmektir. Diğer taraftan, aynı mantıkla fetiş, zoofili, anime, manga ve hentai siteleri de bu yüzden pornografi altında yer almamaktadırlar. Penis büyütücü veya yasaklanan diyet haplarına dair satış sitelerinin yanında yasayla işletmelerin zorunlu web sitelerine sahip olmaları zorunlu tutulmuşken sex shoplara ait web siteleri (özellikle yerli) de sansüre maruz kalmıştır. Daha önce de belirtildiği üzere, pornografik sitelerin bu denli fazla çıkmasının nedeni kelime/URL tabanlı filtreleme sistemi ile listelerin daha kolay ve hızlıca sansürlenebilmesidir.

Ulusal Güvenlik Kategorisi ve Sansürlenen İçerikler

Ulusal güvenlik kategorisinde sansürlenen içerikler itibariyle bir hack grububa ait (RedHack) blogları ve sanatsal eserlerinin (çizim, 3d vb.) paylaşıldığı bir çevrimiçi topluluk sitesini (Deviantart) bulundurmaktadır.

ulusal

Sansürlenen içerikler sayı itibariyle, 10 blog ve 2 sanatsal siteden oluşmaktadır. Sansürlenen 12 site de RedHack’e aittir.

Ekonomik Çıkarlar ve Telif Hakları Kategorisi ve Sansürlenen İçerikler

Ekonomik çıkarlar ve telif hakları kategorisinde sansürlenen içerikler itibariyle, bahis siteleri (yasal olmayan veya Türkiye’ye vergi vermeyen), bulut hizmeti veren siteler, alış-veriş siteleri, kütüphane siteleri (Scribd), foreks siteleri, ücretsiz forum kurulmasını sağlayan hosting sitesi, kumar siteleri, P2P (torrent vb.) paylaşım siteleri, ücretsiz SMS gönderilmesine olanak sağlayan siteler, sosyal ağlar ve canlı maç yayını yapan siteler içermektedir.

ekonomik

Sansürlenen içerikler sayı itibariyle, 864 bahis sitesi, 3 bulut hizmeti sitesi, 10 çevrimiçi alış-veriş sitesi, 2 çevrimiçi kütüphane (Scribd ve tr.scribd.com), 27 foreks sitesi, 1 hosting sitesi (ücretsiz forum servisi), 214 kumar sitesi, 14 P2P sitesi (torrent), 154 ücretsiz SMS servisi sitesi, 1951 paylaşım sitesi (çevrimiçi film, dizi, albüm, müzik paylaşımı vb.), 19 sosyal ağ (sohbet servisleri) ve 91 Internet üzerinden canlı maç yayını yapan sitelerdir. Bununla birlikte, foreks siteleri, Lig TV ile özellikle Blogspot‘a (Google araçlarına) uygulanan IP bazlı sansür, vergi vermediği için Türkiye’de yasal olmasına rağmen sansürlenen bahis siteleri, son olarak da çevrimiçi fim ve dizi servisi sunan sitelerin ekonomik çıkarlar ve telif hakları doğrultusunda engellenen sitelerin büyük bir ağırlığını oluşturduğu dikkati çekmektedir.

Ağ Araçları Kategorisi ve Sansürlenen İçerikler

Ağ araçları kategorisinde sansürlenen içerikler itibariyle, DNS hizmeti veren site, çevrimiçi oyunlar ve oyunlara ait hile yapılmasına olanak sağlayan uygulamalar, anonim olarak Internette gezinmeyi sağlayan proksiler, sosyal ağlar ve URL kısaltma servisleridir.

ağ

Sansürlenen içerikler sayı itibariyle, 1 DNS servisi, 16 oyun ve oyun hilesi sitesi (Ogame, KoXP vb.), 3 proksi (tunnel), 3 sosyal ağ (VK, digg ve MySpace) ve 2 URL kısaltma servisi (bit.ly ve dld.bz)’dir. Bit.ly TİB’in yapmış olduğu açıklamaya göre yanlışlıkla yaplımıştır fakat, aynı şekilde hizmet veren dld.bz de engellenen URL kısaltma servislerinden bir tanesidir. Burada yanlıştan çok, filtrelemede kullanılan listenin bu iki alan adını içermesi ve bit.ly’nin çok kullanılan bir URL kısaltma servisi olduğundan dolayı kamuoyunun dikkatini çekmesi ve hızlı bir tepki dalgasının oluşturulmasıdır. Diğer taraftan, aynı tepki dld.bz’de görülmemiştir.

Diğer Kategorisi ve Sansürlenen İçerikler

Diğer kategorisinde sansürlenen içerikler itibariyle, bloglar, hiçbir kategoriye giremeyen siteler (diğerin diğeri), otel ve siyasi parti sitesidir.

diğer

Kırılma Dönemleri ve Sansürlenen Site Sayısı

5651 sayılı kanun ile Internet sansüründeki ivmenin giderek hız kazanması ve seçici sansürden daha radikal bir sansüre doğru kayması beraberinde AKP hükûmetini bir içeriğin sansürlenmesinde daha hızlı ve kolay çözümler için yeni teknoloji arayışlarına itmiştir. Özellikle, 28 Mayıs 2013 tarihinde başlayan Gezi Parkı protestoları ve 17 Aralık 2013 tarihinde yapılan yolsuzluk ve rüşvet operasyonları ile iki büyük ve Türkiye tarihi açısından çok önemli kırılma dönemleri yaşanmıştır. Bu kırılma dönemlerinde sosyal ağların bir mesajın paylaşılmasında en etken araç olarak kullanılması, Internet üzerinde paylaşılan ve yolsuzluğa ait ses kayıtlarının veya görüntülerin en hızlı ve kolay şekilde engellenmesi istendiğinde yaşanan teknik yetersizlikler, 5651 sayılı kanunda yeni düzenlemeye gidilmesini yol açarken, basına da sansür ve gözetim araçlarının alınacağına dair haberlerin yansımasına neden olmuştur.

Bu dönemlerin daha iyi incelenmesi ve sansürlenen sitelerin istatistiksel verilerinin belirlenmesi de bu çalışmanın önemli bir basamağını oluşturmaktadır. Bu yüzden, Gezi Parkı protestoları için 28 Mayıs 2013 – 30 Ağustos 2013 ve yolsuzluk operasyonu için 17 Aralık 2013 – 24 Mart 2014 tarihleri inceleme aralığı olarak seçilmiştir.

28 Mayıs 2013 – 30 Ağustos 2013

Bu dönem aralığında toplam 3475 web sitesi sansürlenmiştir. Sansürlenen web sitelerine ait kategoriler, ekonomik çıkarlar ve telif hakları (125 web sitesi), siyaset ve güç (2 web sitesi), sosyal normlar ve ahlaktır (3225 web sitesi)’dir. 123 web sitesi ise çevrimdışıdır. Ekonomik çıkarlar ve telif hakları kategorisinde içerik olarak, 35 bahis sitesi, 6 çevrimiçi alış-veriş sitesi, 2 kumar sitesi, 57 paylaşım sitesi ve 25 ücretsiz SMS sitesini içermektedir. Bununla birlikte, siyaset ve güç kategorisinde içerik olarak, 1 tarih sitesi ve 1 dini site bulunmaktadır. Son olarak, sosyal normlar ve ahlak kategorisinde içerik olarak, 5 çevrimiçi alış-veriş sitesi, 66 anime, manga ve hentai sitesi, 134 erotik site (erotik hikayeler vb.), 156 eşlikçi hizmeti sitesi, 6 fetiş sitesi, 52 ilaç tanıtım ve satış sitesi (cinsel, diyet vb.), 108 LGBT sitesi, 5 cinsel içerikli oyun sitesi, 2681 pornografik site, 3 uyuşturucu sitesi (marijuana) ve 9 zoofili sitesini içermektedir.

Sonuçlar dikkate alındığında, dönemin hükûmetinin sahip olduğu filtreleme sistemi ve bu sistemin sahip olduğu anahtar kelime/URL listesi üzerinden içerik sansürlemeye devam ettiği gözlemlenmekte ve Internet üzerindeki hakimiyet ve baskı eksikliği dikkati çekmektedir. Bu dönem aralığında sosyal ağlardaki paylaşımları nedeniyle gözaltına alınanlar olsa da anlık ve hızlı bir sansür tepkisi veremediği, kontrolü altında bulunan medyanın (gazete, TV vb.) ise açık bir sansür uyguladığı gözlemlenmektedir. Buradan hükûmetin Gezi Parkı protestolarını ve protestolarda yaşananları ilk olarak kendi halkına duyurmak istemediği ve bunun için de Türkiye’de hükûmetin yaygın olarak başvurduğu TV’nin sansürlenmesi ve baskı altına alınmasını tercih ettiği -zorlama bir sonuç da olsa- söylenebilir.

17 Aralık 2013 – 24 Mart 2014

Bu dönem aralığında toplam 3645 web sitesi sansürlenmiştir. Sansürlenen web sitelerine ait kategoriler, ekonomik çıkarlar ve telif hakları (207 web sitesi), siyaset ve güç (9 web sitesi) ve sosyal normlar ve ahlak (3318 web sitedi)’dir. 111 web sitesi ise çevrimdışıdır. Ekonomik çıkarlar ve telif hakları kategorisinde içerik olarak, 14 bahis sitesi, 1 bulut servisi, 1 çevrimiçi kütüphane (Scribd), 20 foreks sitesi, 1 kumar sitesi, 141 paylaşım sitesi, 7 ücretsiz SMS servisi, 12 sosyal ağ (sohbet servisi) ve 8 Internet üzerinden canlı maç yayını sitesidir. Bununla birlikte, siyaset ve güç kategorisinde içerik olarak 1 TV (Halkınsesi TV), 2 blog ve 2 ifşa (yolsuzlukla ilgili olarak), 4 sosyal ağ (Twitter) sitesi bulunmaktadır. Son olarak, sosyal normlar ve ahlak kategorisinde içerik olarak, 2 çevrimiçi alış-veriş sitesi, 30 anime, manga ve hentai sitesi, 114 erotik site, 233 eşlikçi hizmeti sitesi, 9 fetiş sitesi, 2 ilaç tanıtım ve satış sitesi, 158 LGBT sitesi, 1 cinsel içerikli oyun sitesi, 2763 pornografik site ve 6 zoofili sitesini içermektedir.

Özellikle, yolsuzluğa dair bilgi, belge ve ses kayıtlarının yoğun olarak paylaşımında kullanılan Twitter, dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’ın 20 Mart 2014 tarihindeki Bursa mitinde “Twitter mivitır hepsinin kökünü kazıyacağızçıkışıyla beraber toplamda 4 kez sansürlenmiştir. Diğer dikkati çeken bir nokta ise yeni 5651 sayılı kanun düzenlemesinin 15 Ocak 2014 tarihi itibariyle meclisten geçmesi ile Twitter, Şubat ve Mart 2014 tarihlerinde 4 kez sansürlenmiştir. Fakat, 17 Aralık 2013 ve 3 Şubat 2014 tarihleri arasında hükûmetin yasal ve teknik yetersizliği bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Bu aralık sonrası ise Soundcloud, Vimeo, Vagus.tv, T24 ve soL Haber portallarına yayılmaya başlayan bir sansür dalgası gözlemlenmiştir. Ardından Tayyip Erdoğan ve Bilal Erdoğan arasındaki telefon konuşması Youtube’a aktarılmış ve URL tabanlı engelleme yapılmış, dönemin cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün danışmanı olan Yusuf Gül’ün açıklamaları doğrultusunda Türkiye’deki Internet kullanıcılarının sadece metadata bilgilerinin paylaşılacağı söylenmiş ve 8 Ocak 2014 tarihinde Wikileaks’in paylaşmış olduğu tweetler ile Türkiye’nin URL tabanlı engelleme sistemi olan Netclean’i satın alacağına yönelik bilgiler paylaşıldı. Gene aynı dönemde Necdet Özel’in sosyal medyanın denetim altına alınması için bir yazılım alınması gerektiğine dair haberler de paylaşılmıştı.

Sonuç

Türkiye, Internet sansürü konusunda son 6 yılda sayısal olarak sürekli artan bir filtreleme sistemi ile Internet’i, mevcut iktidarın ahlak anlayışına göre şekillendirirken diğer yandan da bu yığınların içerisine fazla dikkati çekmeden çok çeşitli web siteleri ve servisleri de “yanlışlık” bahanesiyle eklemektedir. Özellikle, haberleri çıkan URL engelleme/filtreleme sistemleri de dikkate alındığında -muhtemelen bu donanımı ve hizmeti verenler tarafından- düzenli güncellenen bir liste üzerinden yığınlar halinde (özellikle sosyal normlar ve ahlak kategorisinde) siteleri sansürlemektedir. Öte yandan, Gezi Parkı protestolarında basını ve TV kanallarını baskı altında tutup sansürleme yolunu tercih ederken, 17 Aralık 2013 yolsuzluk operasyonu ile başlayan süreçte de en etkili doğrulama ve paylaşım ortamı olduğu için Internet’i baskı altında tutup sansürlemeye çalışmış ve 5651 sayılı kanununda radikal değişikliler yapma yoluna gitmiştir.

Diğer taraftan, Arap Baharı da dikkate alındığında, baskıcı rejimlerin Internet üzerinde bir sansür uygulamak yerine web siteleri ve bu web sitelere olan trafikleri monitörlemeyi tercih etmişler, diğer bir deyişle DPI ile gerçek zamanlı olarak trafiği analiz etmişlerdir. Öte yandan, bu monitörleme/analiz işlemleri için de çeşitli donanımlar satın aldıkları bilgisi sızdırılmıştır. İlerleyen süreçte ise bu ülkelerde radikal bir sansür döneminin başladığı ve devam ettiği bilinmektedir. Aynı şekilde Türkiye’ye bakıldığında, Gezi Parkı protestoları döneminde de benzer olarak Internet’i radikal bir şekilde sansürlemek yerine trafiğin analizi yoluna gidildiği, 17 Aralık 2013’ten sonra radikal bir sansürleme sitemine adım atıldığı Arap Baharı dönemine paralellik göstermektedir.

Ayrıca, sosyal normlar ve ahlak kategorisinin bu denli yüksek bir sonuç vermesinin temel nedeni listenin dışarıdan güncellenmesi ve genel olarak pornografi, zoofili, fetiş, LGBT vb gibi içeriklerin global olarak bu donanım/yazılım hizmeti alan ülkelerde de ortak olarak engellenmesinden kaynaklanmaktadır. Diğer taraftan, Türkiye’nin kendi iç sorunlarına dair içeriklerin sansürlenmesinde ilk aşamada pasif veya geç kalınmasının temel nedeni de bu olarak gözükmektedir. Çünkü, filtreleme sistemi bu içerikleri tarayamayacak veya bu sistemi Türkiye’de yönetenler tarafından URL’lerin elle girilmesi gerekecektir.

Akademi çerçevesinden bakıldığında ise ULAKBİLİM veya üniversitelerin kendi içinde nasıl bir sansür uyguladığı, hangi sitelerin neye dayanarak sansürlendiği veya veritabanlarında hangi akademik içeriklere sansür uyguladığının da herhangi bir verisi bulunmamaktadır. Bu konuda şeffaf bir bildirim de yapılmamıştır. Bununla birlikte, Orta Doğu’da yaşanan trajedi de dikkate alındığında şiddetin bu kadar teşhir edilmesine rağmen sansürlenen içeriklerde yer bulamaması da bir başka düşündürücü noktadır.

Bu çalışmanın daha anlamlı ve daha iyi sonuçlar verebilmesi için geriye yönelik daha derin taramalar yapılması ve sansürlenen içeriklerin ve sansürlenme nedenlerinin bir önerme mantığı üzerinden sınıflandırmak yerine tek tek araştırılması gerekmektedir. Sansürlenen site sayısının 90000’e yaklaşması ve birçok sansürlenmiş sitenin ise artık çevrimdışı veya silinmiş olması yüzünden de gerekçesinin tam olarak netleştirilememesi, bir diğer zorluk olarak gözükmektedir. Öte yandan, Türkiye’deki sansürlenen URL’lere dair bilgilerin bulunmaması, sansür bilgilendirmelerinin devlet kurumları tarafından kamuoyuyla paylaşılmaması da analizi (ve gelecek analizleri) rasyonellikten uzaklaştırmaktadır. Ama her şeye rağmen, genel hatlarıyla Türkiye’de uygulanan Internet sansürüne dair web sitelere ait veriler ışığında Türkiye’nin gelmiş olduğu noktayı, kırılma dönemlerinde izlemiş olduğu baskı ve sansür yollarını, temel kategoriler ışığında genel bir sınıflandırma yapılabileceği gibi teorik bilgilerin de ortaya konabileceği görülmektedir.

Son olarak, ileri çalışma yapmak veya mevcut veriyi tekrar analiz etmek isteyenler için ODT formatında hem yalın hem de işlenmiş haliyele yazının altında verilen bağlantıdan indirip incelenebilir.

Yalın veriler
İşlenmiş veriler
* Thank you so much Brendon! I wouldn’t make this happen without your great support!
Crandall, R., J., Zinn, D., Byrd, M., Barr, E. ve East, R., ConceptDoppler: A Weather Tracker for Internet Censorship, 2007.
Faris, R., ve Villeneuve, N., Measuring Global Internet Filtering, 2008.