Mobilizasyona Karşı Sansür ve Türkiye

Ülke genelinde gözetim ve sansür yapılan Libya, Mısır ve Suriye gibi, Arap Baharı ile özellikle siyasi olarak motive olmuş ülkelerde İnternet’in rolü, nüfusun kontrolünü sağlayan ve mobilizasyonu engelleyen bir araç olarak ifade edilmektedir. Ülke çapında yaşanan trajediler dışarıdan rahatça gözlemlenebilirken, ülke içindeki gözetim ve sansürde uygulanan daha gizli yöntemler ülkelerin sansür konusunda seçici-transparan olmalarından dolayı (örneğin, ülke içinde basına baskı uygulayıp, dışarıda “basın özgür” demeleri) ve dünya çapındaki ağların mevcut durumundan dolayı daha zor gözlemlenebilir.

Bu çalışma, Türkiye’de yaşanan gelişmeler ışığında sansürün stratejik adımlarla nasıl uygulanabileceği, ve basit bir ‘karartma’dan ziyade neye karşı kullanılabileceğini genel hatlarıyla ifade etmektedir.

Çalışmanın daha çok anlam kazanabilmesi için, Çin’de uygulanan sansür hakkındaki bir akademik çalışmadan faydalanılmıştır; Türkiye için yapılacak ayrıntılı bir araştırma için, o örnek çalışmadaki gibi daha özel girdilerin toplanması ve analiz edilmesi gerekmektedir.

Çin’de yapılan bir akademik çalışmada (King, Pan ve Roberts, 2012) 85 farklı konu hakkında yaklaşık 1400 sosyal medya sitesinden toplanan milyonlarca girdi bilgisayar destekli metin analiz sistemleri ile analiz edilmiştir. Bu analize göre, Çin hükûmeti negatif yorumları ve hatta hükûmete, siyasilere ve politikalara ağır eleştiriler yönelten içerikleri sansürlememekte, fakat içerikten bağımsız olarak, toplumu mobilize eden veya gelecekte etmesi muhtemel durumları seçerek sansürlemektedir. Çin hükûmetinin seçici sansürü ve filtre sisteminin, toplumu bir araya getirecek toplumsal aktiviteleri engellemeye yönelik olduğu ifade edilmiştir.

İlk olarak, mobilizasyonla kast edilenin ne olduğunun daha iyi anlaşılabilmesi için sansür çerçevesinde tanımı yapılmalıdır. Sansür açısından mobilizasyon, bireylerin herhangi bir görüş, parti, dernek vb. topluluklar haricinde, bir olay karşısında bir araya gelerek potansiyel toplumsal bir hareket ve tepki haline dönüşmelerini ifade etmektedir. Bu bakış açısıyla mobilizasyon, birçok bireyin sosyal medya üzerinde aynı konularda iletişim kurmaları ve bilgi akışı içine dahil olmaları, henüz toplumsal bir hareket haline dönüşmese dahi, ileride dönüşebilecek olmasını da belirtmektedir.

Tüm bunlar dikkate alındığında genel anlamıyla İnternet, sadece çevrimiçi politik bir iletişim aracı değil, aynı zamanda açık bilgi akışı ile sınırlar ötesi akademik tartışmalar için de bir aracıdır. Ayrıca, bu teknoloji bazı ülkelerde demokratikleşmenin yolunu açarken bazı ülkelerde (özellikle otoriter rejimlerde veya otoriter rejime kayan ülkelerde) de monopoli oluşturmuştur. İnternet, tüm bunların ortasında, kendi akademik ajandası olan, küresel ve kolay erişime sahip bir teknolojidir. Bununla birlikte, birkaç özel mülkiyet alanında veya devlete ait devasa iletişim kanallarında sesini duyuramayan bireylerin susturulamayan sesidir. Böyle bir ses karşısında iktidar sahipleri, vatandaşların sesini susturabilmek ve toplumsal duyguları harekete geçirebilecek herhangi bir olay karşısında mobilize olmalarını engellemek için stratejik adımlarla sansür yolunu tercih etmektedir.

Sansür için uygulanan genel stratejik adımlar şunları içermektedir (Shadmehr ve Bernhardt, 2013):

  1. Sansür için strateji oluşturabileceği bir sansür yasası hazırlamak. (örnek, Türkiye’de 5651 sayılı kanun)
  2. Stratejiye uygun olarak sansür maliyetlerini artıracak iletişim teknolojilerine yönelmek. (örnek, Erişim Sağlayıcıları Birliği, otonom veya omurgaya eklenen/eklenmesi planlanan donanımlar)
  3. Elinin altında bulundurduğu iletişim kanalları ile hakkındaki olumsuz iddiaları veya toplumsal duyguları harekete geçirecek olayları hasır altı etmek/sansürlemek. (örnek, TRT ve havuz medyası)

Otoriter rejimlerde iktidar sahipleri, ellerindeki güç ile vatandaşları mobilize edebilecek bilgi akışını kontrol etmek istemektedirler. Çünkü, bir içeriğin yayımlanmasının yaratabileceği mobilizasyon etkisi, o içeriğe getirelecek sansür (yayın yasağı) ile minimize edilmektedir. Böylece, sansürlenmeyen bir içeriğin yaratabileceği büyük çaplı bir etki, daha az bir tepki çekecek doğrudan sansür yolu ile azaltılmaktadır. Böylece, sansürün maliyeti azaltılan toplumsal tepkiye eşit olur. Birçok birey, bilgi akışı kesildiğinde kötü olan değil kötü olabilecek haberlerin gizlendiğini düşünür. Bu şekilde boşluğa düşen birey, toplumsal bir tepkiye dönüşmekten hızla uzaklaşır.

Türkiye’de normal şartlarda mobilizasyon etkisi yaratacak yaşanmış olayları ve iktidarın sansür önlemlerine dair kronolojik bir sıralama aşağıdaki gibidir:

28 Aralık 2011 Roboski katliamı:

  • Yazılı ve görsel medya ile İnternet üzerine getirilen yayın yasağı
  • Fırat Haber Ajansı, Roj TV, Amed Haber Ajansı, Ajansa Kurdi gibi bağımsız Kürt haber sitelerinin sansürlenmesi

11 Mayıs 2013 Reyhanlı bombalı saldırısı:

  • Yazılı ve görsel medya ile İnternet üzerine getirilen yayın yasağı
  • Ktunnel, Vtunnel gibi proksi siteleri, Dailymotion ve Halkınsesi TV gibi sitelerin sansürlenmesi

17 – 25 Aralık 2013 yolsuzluk skandalı:

  • Yazılı ve görsel medya ile İnternet üzerine getirilen yayın yasağı
  • Vimeo, Vagus, Soundcloud, Twitter‘ın ardından çeşitli hesapların sansürlenmesi, bağımsız haber sitelerine gönderilen içerik kaldırma kararları, çeşitli WordPress siteleri ve YouTube‘da yer alan ses kayıtlarına ait içeriklerin URL-bazlı sansürlenmesi

1 Ocak 2014 MİT tırları skandalı:

  • Yazılı ve görsel medya ile İnternet üzerine getirilen yayın yasağı
  • MİT tır’larına ait görüntüleri paylaşan ana akım medya ve bağımsız haber siteleri ve içeriklerine uygulanan URL-bazlı sansür

13 Mayıs 2014 Soma maden faciası:

  • Yazılı ve görsel medya ile İnternet üzerine getirilen yayın yasağı

7 Haziran 2015 Türkiye genel seçimleri sonrası Doğu illerinde uygulanan sokağa çıkma yasakları ve katliamlar:

  • Bağımsız Kürt gazetecilere, içeriklere ve haber sitelerine uygulanan seçici sansür

20 Temmuz 2015 Suruç bombalı saldırısı:

  • Yazılı ve görsel medya ile Internet üzerine getirilen yayın yasağı
  • Özgür Gündem, Sendika.org, Anha, Ajansa Kurdi, Med Nuçe, Öteki Haber, Dağ Medya, ANF, DİHA, Halkınsesi TV gibi çok sayıda bağımsız haber sitesinin ve bağımsız gazetecilerin, bireylerin Twitter hesaplarının seçicilik yerine toplu şekilde sansürlenmesi

10 Ekim 2015 Ankara bombalı saldırısı:

  • Yazılı ve görsel medya ile İnternet üzerine getirilen yayın yasağı
  • Jiyan.org, Sendika.org, Dicle Haber Ajansı, Sterk, Nokta, DİHA, JİNHA, Direnişteyiz.org gibi çok sayıda bağımsız haber sitesinin ve bağımsız gazetecilerin, bireylerin Twitter hesaplarının toplu şekilde sansürlenmesi

1 Kasım 2015 Türkiye genel seçimleri sonrası Doğu illerinde devam eden sokağa çıkma yasakları ve katliamlar:

  • Çok sayıda bağımsız haber sitesinin devamı niteliğinde olan sitelerin ve bağımsız gazetecilerin, bireylerin Twitter hesaplarının toplu şekilde sansürlenmesi

Yukarıda bulunan kronolojik sıralamadaki sansürlenen siteler, hesaplar ve içerikler dikkate alındığında, AKP iktidarının öncelikle, toplumun tüketim alışkanlıklarını dikkate alarak yazılı ve görsel medya üzerine yayın yasağı getirerek toplumsal tepkiyi azaltma yoluna gittiği görülecektir.

Daha sonra ise, bilgi akışının daha zor kontrol edebileceği bir alan olan İnternet üzerinde geliştirdiği stratejiler ile sansürleme yolunu tercih etmektedir. Özellikle, sosyal medya sitelerini tamamen engellemenin yaratabileceği küresel tepkiden kaçmak için yıllar içinde geliştirdiği stratejiler ve edindiği yeni teknolojiler ile içerikleri hedefleyerek engellemektedir. İnternet üzerinde yer alan belirli bir içeriğin sansürlenmesi, sansürün maliyetini ve doğacak toplumsal ve küresel tepkiyi azaltmaktadır.

Sadece dünya çapında bilinirliği olan web siteler içerik sansürlemesi yöntemiyle hedef alınırken, yerli web siteler tamamen sansürlenmektedir. Bunun nedeni, küresel tepkinin toplumsal tepkinin altında kalacağı ve toplumsal tepkinin de parçalı olacağıdır. Bu tarz bir sansür, AKP iktidarına daha az maliyetli olacaktır.

AKP iktidarı yaşanan bu olaylar karşısında toplumun bir araya gelerek tek bir güce dönüşmesini ve elinde bulundurduğu gücü kaybetmesini engellemek adına yazılı ve görsel medya ile İnternet üzerine sansür getirerek toplumsal tepki maliyetini düşürmeye çalışmaktadır. Diğer taraftan, sosyal medya üzerine uygulanan içerik sansürleri sosyal medya sitelerinden herhangi birinin tamamen sansürlenmesinden daha az tepki çektiği için daha az maliyetlidir. Son dönemde muhalif, Kürt basın ağırlıklı hesaplar, içerikler ve web sitelere uygulanan toplu sansürler de bu yüzden AKP iktidarı için daha az maliyetli ve ülkedeki bölünmüşlük nedeniyle toplumsal bir tepkiye dönüşmekten ziyade bireysel veya kontrolü kolay olan küçük parçalı kitlelerden öteye geçememektedir.

Yukarıdaki bilgiler ışığında Çin ile Türkiye’nin sansür stratejisi benzer olarak, Çin içerikleri hedef alırken Türkiye sosyal medya üzerinde içerikleri, yerli websitelerde ise websitenin tamamını sansürlemeyi tercih etmektedir. Özellikle Çin’de hükûmet, siyasiler ve politikalar hakkındaki olumlu veya olumsuz geniş çapta paylaşımlara izin verilirken burada yatan esnekliğin asıl sebebinin kötü bir haberin ellerinde bulundurduğu gücü tehdit etmemesinden ileri gelmektedir. Tehdit ettiği anda da sansürlenmektedir. Bu da Çin vatandaşlarının bireysel olarak özgür fakat topluluk olarak zincire vurulu olduklarını göstermektedir. Türkiye’de durum ise Çin’e paralellik göstererek ve biraz da acemice içerik veya içeriği paylaşan hesap ve websitelerin toplu olarak tamamen sansürlenmesine kadar gitmektedir.

AKP iktidarı, yazılı ve görsel medya ile Internet üzerindeki kontrol gücünü test etmek için medya sansürleri ile birlikte Türkiye’de giderek artan, kitleleri mobilize edecek açık bilgi akışı ihtiyacını, otonom oluşumları ve bireyleri hedef alarak sansürlemektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, bireysel hak ve özgürlükler gibi konularda detaylı maddeler içerse de AKP devlet sırlarının ifşası gibi benzer nedenlerle medyaya, otonom yapı ve bireylere saldırarak kontrol gücünü test etmektedir. Ayrıca, Erişim Sağlayıcıları Birliği gibi bir yapı İSS ve telekomünikasyon operatörlerinin zorunlu olarak AKP ile sansür konusunda işbirliği yapmalarına neden olmaktadır. Özellikle neyin “sır” olduğuna karar vermenin tartışmalı olduğu durumlarda (kamu yararı güden ifşalarda), sansür, bu ve benzeri yapılar üzerinden ekonomik, politik ve özellikle iktidar çıkarlarını koruma yönelik stratejik bir metod olmuştur.

Sosyal medya, muktedir için toplumsal bir tepkiye dönüşmediği sürece birçok konuda bireylerin görüşlerine, olumlu veya olumsuz eleştirilerine dair efektif ölçümler sunan harika bir araçtır. Ayrıca, hükûmetler için de kitleleri tatmin etmek ve yatıştırmak için de güncel bir araç halini almaktadır. Teorik olarak, rejimler için sosyal medya kullanımı ellerinde bulunan gücü korumaya yönelik bir stratejiyi de içermektedir. Tüm bunlar dikkate alındığında AKP iktidarı bireysel olarak daha dar bir çapta olumsuz eleştiriyi kabul ederken, son dönemde hem kontrol gücünü test etmek hem de baskıyı artırarak muhalefetin kökünü kazımak için daha düşük maliyetli bir yol olarak sansürü tercih etmeye yönelmiştir. Bu şekilde muhalefet daha küçük ölçekte parçalara ayrılacak ve mobilize olmakta giderek güçlük çekeceği bir noktaya ilerlemektedir.

Son olarak, AKP’nin ve yandaş yazarların yaşadığı “şizofren” hali basın özgürlüğü ve bilgi akışının gitgellere rağmen bir ihtiyaç olduğu noktasında birleşirken, aynı özgürlüğün toplumsal bir tepkiye dönüşerek -yani mobilize olarak- AKP iktidarının da sonunu getireceği endişesinde yatmaktadır. Bu yüzdendir ki, yandaş köşe yazılarından açık oturumlara, medya üzerine uygulanan baskıdan ve sansürden gazeteci tutuklamalarına kadar birçoğunun haksız kararlar oldukları yönünde ve basın özgürlüğü çerçevesinde birleşmektedirler. Basın, özgür ve sansürsüz olmalıdır ama bu özgürlük onların verdiği/belirlediği kadar olmalıdır. Yoksa AKP açık ve sansürsüz bir bilgi akışı içinde kaybeden taraf olacaktır. Çünkü, bilgi akışı içinde aynı hızla bir bilginin yanlışlığı/yalan olduğu ispat edilecek ve toplumu bir araya getirecek tehlikeli bir güç halini alacaktır.


Kaynaklar:

Shadmehr, M. ve Bernhardt. D. (2013). State Censorship.

King, G., Pan, J. ve Robers, M. (2012). How Censorship in China Allows Government Criticism but Silences Collective Expression.

Sansüre Karşı Hep Birlikte

Ben tek başıma iletişime geçtiğimde dikkat çekememiştim. Gelin, hep birlikte Türkiye’de hizmet sunan haber sitelerinden başlayarak her gün ziyaret ettiğimiz websitelere aşağıdaki mesajı gönderip daha modern teknolojiler ve açık bilgi akışı için dikkat çekelim. Sansür için ortak bir mücadeleyi tekrar başlatalım.

Yazıyı değiştirebilir, ekleme veya çıkartmalar yapmakta özgürsünüz. Elimizden geldiğince ve mümkünse tıpkı 20010 ve 2011’deki sansüre karşı yürüşlerde olduğu gibi yüksek katılımlı bir paylaşım yapmaya çalışalım.

———-
Değerli okuyucu,

Günümüzde Internet açık bilgi akışını demokratikleştiren en önemli araçlardan bir tanesidir. Öte yandan, rejimler/şirketler/örgütler kendi çıkarları doğrultusunda bu bilgiyi elde etmek ve onu kontrol etmek istemişler ve kendi çıkarları doğrultusunda bu akışı ve içerikleri sansürlemişlerdir.

Türkiye’de ise 2009 yılında yürürlüğe giren 5651 sayılı kanun ile Internet ve bilgi akışı seçici olarak sansürlenmeye başlanmış ve 2015 yılına geldiğimizde bilinen 82585 websitesi sansürlenmiştir. Böylece, Türkiye’de seçici sansürden radikal sansüre geçilmiştir.

Diğer taraftan, Türkiye’de gözetim ve takip için kötücül casus yazılımlar satın alma yoluna gidildiği ve bireyin gizliliğinin anayasaya aykırı olarak ihlal edildiği defalarca günyüzüne çıkmıştır. Artık bizler daha fazla vakit kaybetmeden açık, özgür, modern teknolojileri tercih edip sansüre karşı birlikte mücadele etmeliyiz.

1. Flash artık ölmeli!
Web, bağımsız komiteler tarafından denetlenen daha açık ve özgür standartları hakeden bir çevrimiçi bilgi alanıdır. Öte yandan, Flash ise özel mülkiyet kapalı kaynak bir yazılım olmasının yanında her gün bir yenisi eklenen güvenlik açıkları nedeniyle hackerların, siber suçluların ve istihbarat servislerinin en çok yararlandığı bir yazılımdır. Hem okuyucuyu hem de websiteleri tehlikeye sokan bir yazılım yerine HTML5 gibi açık kaynak ve modern teknolojiler tercih edilmelidir.

2. HTTPS zorunlu olmalı!
SSL/TSL protokolü Internet üzerinde sıklıkla kullanılan ve bilgisayarlar arası iletişimi şifreli ve güvenli hâle getiren bir protokoldür. HTTPS, web siteler ve ilgili sunucular arasında bir doğrulama sağlar, ziyetçi ve websitesi arasındaki iletişimin güvenliği için kayda değer bir garanti sunar. Bununla birlikte, SSL sertifikaları uygun hizmet ücretleri karşılığında satın alınmakta ve websitelerde kullanılmaktadır.

3. Reklamlar okuyucu gizliliğini hiçe sayabilir!
Internet, veri paketlerinin karşılıklı değişiminin olduğu bir ağ olup, bu ağlarda paketler temel birimlerdir. Kötücül reklamlar ise ziyaretçinin mahremiyetini hiçe sayarak derin paket analizi yöntemiyle bu paketlerin içeriğini inceleyebilir ve ziyaretçilerin eşsiz profillerini çıkartabilir. Örneğin, Türkiye’de kişisel reklam adı altında derin paket analizi yapan/yapmış Phorm, reklam havuzundan beslenen birçok haber sitesini ve bu siteleri ziyaret eden kullanıcıları doğrudan etkilemiştir. Elbette, websitelerin gelir kaynağı olan reklamdan vazgeçmeleri istenmemektedir. Fakat, bu websitelerde kullanılan reklamların ziyaretçilerin mahremiyetine ne kadar saygısı olduğu da dikkate alınmalıdır.

4. Sansüre karşı tek çatı altında toplanılmalı!
2009’dan bu yana sadece basına ait 160’ın üzerinde, bu websitelerden 100’den fazlası ise 2015 yılının Temmuz ayı itibariyle TİB tarafından sansürlenmiştir. Sansüre karşı biz-siz, o-ben hatasına düşmeden hep birlikte mücadele gösterilmeli, sansürlenen web sitelere ve içerikle aynı eşitlikte yaklaşılmalıdır. Çünkü, sansür sadece bizim erişmek istediğimiz websitelere ve içeriklere yapıldığında değil, sansürün kendisiyle her zaman mücadele etmeyi unutmamalıyız.

Bilgiye açık erişimin en demokratik yollarından biri Internettir. Bu bilgiler bireyler tarafından incelenir, kullanılır, yeniden değerlendirilir ve yeniden paylaşılır. Buna ayrıca araştırmacılıkta bilim etiği denilmektedir. Bununla birlikte, Internet özgürlüğü ayrıca ifade özgürlüğünün de koruyucusudur. Ayrıca, sizi etkilesin veya etkilemesin, sansür bu açık bilgi akışını doğrudan etkiler ve bundan dolayı bilimin ve toplumun ilerlemesi söz konusu dahi olamaz.

Gelin siz de bu çağrıya kulak verin. Websitenizde modern, açık ve özgür teknolojiler tercih edin. Gelir kaynağınız olan reklamlarda biraz daha seçici olun. Sansüre karşı başa gelmeden veya ilgi alanınıza giren konular sansürlendiğinde değil her zaman mücadele edin. Doğru arayışında ve açık bilgi akışında her birey eşit şartlarda olsun, gelin bunun mücadelesini birlikte verelim.

Unutmayın; Internet bir insan hakkıdır. Bu hakkı savunacak olan büyük şirketler, partiler veya örgütler değil bizleriz!

Saygılarımla!
———-

Kolaylık açısından iletişim için bağlantılar ve e-posta adresileri -ayırt edilmeksizin- aşağıdadır. İstediklerinize gönderebilirsiniz. Sizlerden gelen diğer websitelere ait iletişim bilgileri de yazıya eklenecektir.
Radikal: http://www.radikal.com.tr/iletisim/
Cumhuriyet: guray at cumhuriyet.com.tr
Evrensel: sozmen at evrensel.net
T24: bilgi at t24.com.tr
Diken: info at diken.com.tr
İMC TV: geribildirim at imc-tv.com
CNNTurk: izleyicitemsilcisi at cnnturk.com.tr
ATV: dijital at atv.com.tr
aHBR: http://www.ahaber.com.tr/bize-ulasin
Sabah: http://www.sabah.com.tr/bize-ulasin?refl=http%3a%2f%2fwww.sabah.com.tr
Odatv: info at odatv.com
Star TV: operasyon at ntv.com.tr
Sözcü: net at sozcu.com.tr

Sansür Dinamikleri ve Değersizleştirme

Türkiye’de özellikle Internet haberciliği ve yazılı-görsel basına uygulanan son dönem sansürleri dikkate alındığında, web sitelerinin veya içeriklerin sansürlenmesi yanında bu web sitelere veya içereklere başlatılan bir değersizleştirme kampanyası da dikkati çekmektedir. AKP’nin özellikle totaliter bir rejime kayıyor oluşu da dikkati alında bu kavramın açıklanması ile yaşanan sansürlere ve değersizleştirme çalışmalarına bir ışık tutulabilir.

Totaliteryanizm, genellikle her alana nüfuz eden bir ideolojik manipülasyona ve açık bir terör ve zorbalığa dayalı olarak tesis edilen, her şeyi kapsayıcı bir siyasî yönetim sistemidir. Totaliteryanizm, bireysel ve sosyal hayatın her boyutunu politize ederek “total ikditar”ı amaçlar. Bununla birlikte, totaliter rejimlerde dikkati çeken iki husus aşağıdadır [1]:

  • Genellikle her şeye muktedir bir lider tarafından yönetilen tek-parti devleti.
  • Kitle iletişim araçlarının tekeli.

Türkiye, son 13 yıldır tek parti (AKP) iktidarlığında ve bu parti de tek bir lider (Tayyip Erdoğan) tarafından yönetilmektedir. Bireysel ve sosyal hayatın tamamına hükmetme amacıyla kürtajdan, alkollü içeceklere, inanç sistemlerinden bireyin gizliliğine, yazılı ve görsel basından edebi içeriklere kadar birçok alanda baskı kurmaya çalışılmış ve bu söylemler aynı lider tarafından büyük bir kısmı kendi kontrolünde olan kitle iletişim araçlarıyla iletilmiştir. AKP, kendilerini konumlandırdıkları muhafazakâr demokratlık ile muhafaza etme arzusunu yerine getirmek ve bunun için bireylere sosyal ve tarihsel bir aidiyet hissi vererek bir istikrar geliştirmiş ve tüm bunları da topluma bir hayat görüşü olarak aktarmayı tercih etmiştir. Diğer taraftan, karşısına sürekli bol komplo içerikli anti karakterler yaratmış, toplumun belirli bir kısmını muhafazakârlık temasında birleştirmiş ve birlik yoluyla güçlülük inancını yaymıştır. Bu açılardan bakıldığında, AKP için birey hiçbir şeydir. Bireysel kimliği bu topluluk tarafından absorbe edilmeli ve bu topluluğa ait olmalıdır. Kendini ideal, ödev, şeref ve feda etme duygusuyla güdülenen, sosyal ve tarihsel aidiyet etrafında birleşmiş birey, hayatını bu uğurda feda etmeye ve liderine sorgusuz sualsiz bağlı olmaya adamalıdır. Özellikle, Tayyip Erdoğan’ın yapmış olduğu konuşmalarda zorla dayatmaya çalıştığı ahlak anlayışını “Bunlar bizim hayat görüşümüzdür.” diyerek kendisine bağlı olan topluluğun aidiyet hissini pekiştirmektedir [2].

Tüm bunlar, AKP’nin giderek totaliter bir rejime kayması da dikkate alındığında, yazılı-görsel basın ve Internet haberciliğinin sansür dinamikleri açısından bir değerlendirmesi aşağıdadır:

  • Sansürlenen içeriklerin (websitelerin vd.) yalanla, iftirayla, suçlayarak, manipüle ederek vb. değersizleştirilmesi.

Bu, sadece sansürlenen belirli bir içeriğin değersizleştirilmesi değil, aynı zamanda bunu yayınlayan kurumun da değersizleştirilmesini içermektedir. Örneğin, Zergele Köyü’nde yaşananlar, sansürlenen Özgür Gündem haberinin değersizleştirilme çalışması ve tweet aşağıdadır (Soldaki Özgür Gündem manşeti, sağdaki sahte haber) [3]:

zergele

Bir başka değersizleştirme çalışması aşağıdadır (Soldaki sahte, sağdaki ise gerçek habere ait görsel.)

zergele2

  • İktidara ait ve yakın iletişim kanalları (yazılı, görsel, Internet) kullanılarak değersizleştirme yapılan sansürün ve içeriğinin sanki adaletin tecelli ettiğini gösterir gibi bu topluluğa aktarılması.

MİT tırları görüntüleri ve haberi için sansür gelmesi, sonrasında Can Dündar ve Cumhuriyet Gazetesi için soruşturma açılması [4] ve, iktidara yakın Star Gazetesi yazarı Cem Küçük’ün bu haberin vatana ihanet olduğunu belirtmesi [5] örnek olarak gösterilebilir. Özellikle, haberin doğruluğu veya yanlışlığı bir yana, bu topluluğun birleştiği ana nokta bunun bir “vatana ihanet” olmasıdır.

Bir diğer örnek ise Star Gazetesi’nin 09 Ağustos 2015 manşetidir.

zergele2

  • Değersizleştirilen ve sansürlenen içeriklerin (veya websitelerin vd.) bu topluluk tarafından –özellikle sosyal medyada– yeniden yorumlanmasının sağlanması.

Bununla birlikte, 09 Ağustos 2015 itibariyle Türkiye’den erişime engellenen (sansürlenen ve içerik itibariyle haber sitesi olarak sınıflandırılan) haber siteleri aşağıda bulunmaktadır [6]:

  • Ajansa Nûçeyan a Firate: anfajans.com
  • BestaNûçe ANF ve DİHA Haberleri: bestanuce3.com, bestanuce4.com
  • Dağ Medya: dagmedya.net
  • Devrimci Haber: devrimcihaber.com
  • Bitlis Aktüel: bitlisaktuel.com
  • Denge Azad: dengeazad.com
  • Güncel Yorum: guncelyorum-canadil.blogspot.com.tr
  • Ajansa Nûçeyan a Dicleye: dihanews.net
  • Türkistan İslam Bülteni: turkistanbulteni.com
  • Ümmet-i İslam: ummetislam.net
  • Newededersim: newededersim.com
  • Haber Dersim: rojamunzur.com
  • Ajansa Kurdî: haberajansakurdi.com
  • Halkınsesi TV: halkinsesitv-2.blogspot.gr
  • Amed Times: amedtimes.com
  • Kurdistan Haber Postası: kurdistanhaberpostasi.blogspot.com.tr
  • Med Nûçe: mednuce.com
  • Öteki Haber: otekihaber.blogspot.com.tr
  • Peyama Azadî: peyamaazadi.com
  • Etkin Haber Ajansı: etha.com.tr
  • Xqw News: xqwnews.com (Sunucu erişimi yok.)
  • Ajansa Nûçeyen Kurdî Haber: ajansakurdi.net
  • Ajansa Nûçeyan Fırate: ajansanucayanfirate.com (Sunucu erişimi yok.)
  • Ajansa Nûçeyan a Firate: anfturkce.net
  • Ajansa Nûçeyan a Firate: anf.com (Site yapım aşamasında.)
  • Avaşîn: avasinweb.com
  • Avesta Kurd: avestakurd.net
  • Avrupa Halkın Sesi: avrupahalkinsesi.com (Sunucu erişimi yok.)
  • Azadiya Welat: azadiyawelat.net (Site yapım aşamasında.)
  • Azady: azady.nl
  • BasNews: basnews.com
  • Besta Nûçe: bestanuce.org, bestanuce1.com
  • Ajansa Nûçeyan a Firate: firatnews.com
  • Anha: hawarnews.com
  • Ajansa Kurdî: ku.ajansakurdi.com
  • Kurdinfo Platform: kurdinfo.com
  • Cizre Postası: cizrepostasi.com
  • Dicle Fırat Haber Ajansı: diclefirathaber.com
  • Ajansa Nûçeyan a Dicleye: diclehaber.com
  • Kurdish Question: kurdishquestion.com
  • Kurdistan Aktuel: kurdistan-aktuel.org, kurdistanaktuel.com
  • Navenda Lekolinen: lekolin.net, lekolin.org
  • Gelawej: m.gelawej.net
  • Kurdistan Media: kurdistanmedia.com
  • The Kurdistan Tribune: kurdistantribune.com
  • Kurdiu: kurdiu.org
  • Rojeva Kurdistan: rojevakurdistan.org
  • Rojhelat: rojhelat.info
  • Rojname: rojname.com
  • Rojnews: rojnews.net
  • Rûdaw: rudaw.net
  • Sendika: sendika.org
  • Sendika: sendika.tv
  • American Kurdish Information Network: kurdistan.org
  • Kurdistan Post: kurdistan-post.eu
  • Kurdistan Haber Portalı: kurdistan24.info (Site yapım aşamasında.)
  • Maverahaber: maverahaber.net (Alan adı durdurulmuş.)
  • Özgür Gündem: ozgur-gundem.com
  • Pirtûkxane: pirtukxane.org
  • Rast Haber: rasthaber.net
  • Rojaciwan: rojaciwan.com
  • Serokatî: rojbas1.wordpress.com, rojbas2.wordpress.com
  • The Sham News: theshamnews.com
  • Risgari Online tr.rizgari.com
  • Ümmet-i İslam ummetislam.info
  • Xendan: xendan.org
  • Yeni Demokratik Gençlik: yenidemokratgenclik.net, ydg-online.com
  • Yeni Özgür Politika: yeniozgurpolitika.info, yeniozgurpolitika.org
  • Ypg News: ypgnews.blogspot.com
  • Yüksekova Haber: yuksekovahaber.com
  • Inca News: incanews.com

Dikkati çektiği üzere sansürlenen web sitelerinin ve içeriklerin büyük bir çoğunluğu –neredeyse tamamı– Sol/Kürt Basın ağırlıklıdır. Diğer taraftan, bu web sitelere uygulanan sansürde ilk olarak içeriklerin -veya doğrudan web sitelerin- değersizleştirilmesi –sosyal medya ağırlıklı olarak– (terörizm, yalan habercilik vb.) yoluna gidilmiştir. Değersizleştirilen web siteleri ve içerikler, sosyal medya üzerinde iktidara yakın bireyler veya iktidar kontrolü altında hesaplar üzerinden paylaşılarak topluluğu tarafından yeniden yorumlanması sağlanmıştır [7]. Buradaki en önemli noktalardan biri, içerik sansür için gerekçe olsun veya olmasın, değersizleştirme üzerinden web siteye uygulanan sansür için bir altyapı oluşturmakta ve haklı bir gerekçe gibi sunulmaktadır. Topluluk da -sözde haklı olan- bu gerekçeleri onayladığında, sansür için gösterilen tepkiler savunulması zor bir tarafa çekildiği görülmektedir. Böylece, sansüre karşı gösterilen tepkiler sanki bir yanlış savunuluyor algısı yaratmaktadır.

Sonuç olarak, sansür dinamikleri çok çeşitli ve içeriklere göre şekillenebilirler fakat, genel itibariyle çok da farklılaşmayacaklardır. Burada önemli olan değersizleştirmeye karşı etkili yolların bulunması [8] ve bunların en hızlı bir şekilde kullanılmasıdır. Çünkü, değersizleştirme sonrasında bireyler kendilerini sanki yanlış bir şeyi savunuyor algısında bulabilirler. Diğer taraftan, hem bu algının değiştirilmesi hem de değersizleştirilen içeriğin tekrar doğrulanması ve paylaşılması süreci de giderek uzayacak ve daha yorucu bir hal alacaktır. Ayrıca, özellikle başa gelmeden tepki gösterilmesi ve başkalarının da haklarının savunulması değersizleştirmeyi kıracak etkili yollardan bir tanesidir.

[1] Heywood, A. 2014. Politics 3rd Edition, Palgrawe Macmillan.
[2] Doğrulama için kaynak gereklidir.
[3] Anonim
[4] http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/287703/Silahlari_MiT_tasidi__sorusturma_Cumhuriyet_e_acildi.html#
[5] http://www.milatgazetesi.com/can-dundar-vatana-ihanet-etti/70128/
[6] http://engelliweb.com
[7] https://twitter.com/yasaryzzet/status/627856204241502208
[8] Eleştiri ve önerilere açığım.

Haklarım, Hakların, Hakları

Abdullah Gül önüne konan Internet düzenlemesini “bir iki husus vardı onlar da giderilecek” yaklaşımıyla onayladı. Bir iki husus kısmını saymazsak benim beklentim de onaylayacağı yönündeydi. Bazen insan bir şeyin olcağını bildiği halde kendini aksine inandırır. Ben bunu yapmayı çok önceden bırakmıştım.

Abdullah Gül tarafından dün onaylanan sansürcü, toptan gözetimci, fişlemeci Internet düzenlemesi muktedirin çıkarları için geriye kalan herkesin gizliliğine vurulmuş bir darbedir. Fakat, gizlilik bir insan hakkıdır. Açık toplumlar için bir gerekliliktir. Gizlilik hakkı, bizi biz yapan şeylerle çevrili, bize ait bir alana sahip olma hakkıdır. Sadece biz bu alanda kimlerin olacağını ve paylaşmak istediğimiz şeylerin kapsamını, niyetini ve zamanlamasını kontrol etmeye sahibiz. Gizlilik hakkı, insani gelişme için bir araçtır, kişinin bireysel kimliğini inşaa eder, kendini tanımasına yardımcı olur, yaratcılık ve öğrenme için gereklidir. Ayrıca, insanoğlunun otonomisini korumak anlamına da gelir.

Madde 20 – Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.*

Gizlilik hakkı bizlere yapay bir ada oluşturur. Bu ada fiziksel veya sanal olsun, bizler burada bir üçüncü gözün gözetimi altında kalmadan, herhangi bir sosyal baskıya uğramadan ve yaptığımız eylemlerin sorumluluğunu üstlenmeye zorlanmadan deneyler ve hatalar yapabiliriz. Kendimize ait yalnız kalabileceğimiz bir alana sahip olamazsak kendimiz için neyin doğru veya yanlış olduğuna bağımsız bir şekilde karar veremez, gerçek anlamda otonom insanlar olamayız. Bununla birlikte, gizlilik hakkı insanların fiziksel ve akıl sağlıklarını korumalarına yardımcı olur. Çünkü, oluşturulan bu yapay adalar insanların yüzyüze gelmek istemediği kişilere sahip değildir. Kişinin oynaması gereken sosyal rollere bu adada gerek yoktur. İnsan bu alanda tamamen kendisiyle veya sadece orada olmasını istedikleriyle başbaşa kalabilir.

Madde 22 – Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.*

Madde 24 – Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.*

Bir demokrasideki en hassas konulardan biri de ifade özgürlüğüdür. Bireyin kendini tanıması için ifade özgürlüğü olmazsa olmazdır, ifade özgürlüğü bir doğru arayışıdır. Öncelikle, düşünce bir kişi, olay vs. hakkında görüş sahibi olmak ve zihinsel hüküm kurmaktır. Zihinsel hüküm şunu söyler; bu süreç bireyin kendi iç dünyasındadır ve başkası tarafından bilinemez. Düşünceler ise yazıyla, sözle, resimle, fotoğrafla, video vd. ile yansıtılır. Özgürce düşünemeyen, düşüncelerine ait içeriklerin sansürlendiği bir ortamda birey bunun bir sonucu olarak kendini özgürce ifade edemez. Gizliliğin olmadığı, sansürün ve gözetlemenin olduğu bir yerde bizler daha farklı davranmaya başlar, daha resmi bir tavır takınır, dürüstlüğümüzden ödün verir ve ayıplanma, dışlanma, fişlenme vs. korkuları yüzünden kendimizi özgürce ifade edemeyiz. Ek olarak, kendimizi özgürce ifade edemediğimiz bir yerde inanç özgürlüğünden söz edilemez. Ayrıca, ifade özgürlüğünün zarar görmesi araştırma özgürlüğünü olumsuz yönde etkiler. Çünkü ifade özgürlüğünün engellenmesi açık bilgi akışını etkileyecek ve böylece planlı ve sistemli olarak toplanan veriler, yapılan analizler, yorumlar, değerlendirilmeler bundan dolayı zarar görecektir.

Madde 26 – Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.*

Madde 27 – Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.*

Tüm bunların karşısında artık bazı alışkanlıklarımızı da değiştirmek zorundayız. Kapalı kaynak, bilim etiğinden yoksun, arka kapılara sahip herhangi bir yazılımın ve donanımın kullanılmasına karşı çıkmak gereklidir. Sırf alışkanlık diyerek GNU/Linux görmezden gelinmemelidir. Elbette, kullandığınız veya işiniz için gerekli olan her uygulamayı bulamayabilirsiniz. Fakat, gündelik kullanımınızda hiçbir eksiği yoktur. Hatta işiniz için benzer uygulamalara bile sahip olabilmektedir. Diğer yandan, kriptografi artık olmazsa olmazdır. Birine bir şeyler söylemek veya göndermek isteniyorsa ve bu Internetin gözetlendiği, sansürlendiği, insanların fişlendiği bir ortamda yapılıyorsa bunu şifreleyerek yapmak, anonim, otonom servisler, dijital para (btc vd.) sistemleri kullanmak ve bunları desteklemek gerekmektedir.

Ayrıca, yukarıda bahsettiğim haklarımı hiçbir hükümet, parti, şirket ya da büyük ve yüzsüz örgütlerin savunmasını istemiyorum. Benim adıma konuşmaları, haklarımı savunuyor gibi yapmaları, sanki benimle birlikte aynı mücadeleyi veriyormuş gibi görünmeleri sadece kendi çıkarları içindir. Amaçları benim gizliliğime değer vermek ve bunun için mücadele etmekten çok sahip olduğum bilgiyi elde etmek ve onu kontrol etmektir. Ben bunun bir parçası veya aracı olmak istemiyorum. Bununla birlikte, yalanın doğru, doğrunun ise yalan olduğu şu dönemde bir insan dürüstlükten asla vazgeçmemelidir. Okurken denk gelmiş veya bir yerlerden duymuşsunuzdur; bütün insanlar yalancıdır. Fakat, ben buna inanmıyorum. Tıpkı saydığım haklar gibi dürüstlük de benim için önemlidir. Bir insan dürüst olmadıktan sonra tüm bu haksızlıklara karşı nasıl bir fark yaratabilir ki? Şunu da bir kez daha yinelemek zorudayım. Empati yapmalıyız. Empati yapmayı öğrenmeliyiz. Sizi etkilemediğini düşündüğünüz durumlarda bile, sansüre, fişlemeye, gözetime vd.lerine hangi dilden, dinden, etnik kimlikten vs. maruz kalan olursa olsun bu haksızlıklara karşı mücadele etmek gerekir. Empati ve dürüstlük bunu gerektirir.

Madde 28 – Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.*

Son olarak, bunu okuyanlara da bir mesajım var. Yazıyı okurken benim ruhsal dalgalanmalarımı hissedebilirsiniz. Bunu yazıyı da nasıl algılarsanız algılayın. Bir manifesto veya sıradan bir yazı. Fakat devamlı olarak; ben, benim için, bence desem de bu yazı ancak sizlerle birlikte bir fark yaratabilir ve sadece sizlerle bir anlam kazanabilir. Sadece devamlı olarak gördüğünüz “Internet yasaklarını aşın“, “sansürden korunma rehberleri“, “şunu kullanın sansürü aşın” ile değil, sizlerin sansüre, fişlemeye, gözetime her ne ve kime yapılırsa yapılsın karşı çıkarak başa çıkabileceğinizi unutmayın. Ben böyle olduğunu düşünüyorum.

* Türkiye Cumhuriyeti Anayasası