Sansür Dinamikleri ve Değersizleştirme

Türkiye’de özellikle Internet haberciliği ve yazılı-görsel basına uygulanan son dönem sansürleri dikkate alındığında, web sitelerinin veya içeriklerin sansürlenmesi yanında bu web sitelere veya içereklere başlatılan bir değersizleştirme kampanyası da dikkati çekmektedir. AKP’nin özellikle totaliter bir rejime kayıyor oluşu da dikkati alında bu kavramın açıklanması ile yaşanan sansürlere ve değersizleştirme çalışmalarına bir ışık tutulabilir.

Totaliteryanizm, genellikle her alana nüfuz eden bir ideolojik manipülasyona ve açık bir terör ve zorbalığa dayalı olarak tesis edilen, her şeyi kapsayıcı bir siyasî yönetim sistemidir. Totaliteryanizm, bireysel ve sosyal hayatın her boyutunu politize ederek “total ikditar”ı amaçlar. Bununla birlikte, totaliter rejimlerde dikkati çeken iki husus aşağıdadır [1]:

  • Genellikle her şeye muktedir bir lider tarafından yönetilen tek-parti devleti.
  • Kitle iletişim araçlarının tekeli.

Türkiye, son 13 yıldır tek parti (AKP) iktidarlığında ve bu parti de tek bir lider (Tayyip Erdoğan) tarafından yönetilmektedir. Bireysel ve sosyal hayatın tamamına hükmetme amacıyla kürtajdan, alkollü içeceklere, inanç sistemlerinden bireyin gizliliğine, yazılı ve görsel basından edebi içeriklere kadar birçok alanda baskı kurmaya çalışılmış ve bu söylemler aynı lider tarafından büyük bir kısmı kendi kontrolünde olan kitle iletişim araçlarıyla iletilmiştir. AKP, kendilerini konumlandırdıkları muhafazakâr demokratlık ile muhafaza etme arzusunu yerine getirmek ve bunun için bireylere sosyal ve tarihsel bir aidiyet hissi vererek bir istikrar geliştirmiş ve tüm bunları da topluma bir hayat görüşü olarak aktarmayı tercih etmiştir. Diğer taraftan, karşısına sürekli bol komplo içerikli anti karakterler yaratmış, toplumun belirli bir kısmını muhafazakârlık temasında birleştirmiş ve birlik yoluyla güçlülük inancını yaymıştır. Bu açılardan bakıldığında, AKP için birey hiçbir şeydir. Bireysel kimliği bu topluluk tarafından absorbe edilmeli ve bu topluluğa ait olmalıdır. Kendini ideal, ödev, şeref ve feda etme duygusuyla güdülenen, sosyal ve tarihsel aidiyet etrafında birleşmiş birey, hayatını bu uğurda feda etmeye ve liderine sorgusuz sualsiz bağlı olmaya adamalıdır. Özellikle, Tayyip Erdoğan’ın yapmış olduğu konuşmalarda zorla dayatmaya çalıştığı ahlak anlayışını “Bunlar bizim hayat görüşümüzdür.” diyerek kendisine bağlı olan topluluğun aidiyet hissini pekiştirmektedir [2].

Tüm bunlar, AKP’nin giderek totaliter bir rejime kayması da dikkate alındığında, yazılı-görsel basın ve Internet haberciliğinin sansür dinamikleri açısından bir değerlendirmesi aşağıdadır:

  • Sansürlenen içeriklerin (websitelerin vd.) yalanla, iftirayla, suçlayarak, manipüle ederek vb. değersizleştirilmesi.

Bu, sadece sansürlenen belirli bir içeriğin değersizleştirilmesi değil, aynı zamanda bunu yayınlayan kurumun da değersizleştirilmesini içermektedir. Örneğin, Zergele Köyü’nde yaşananlar, sansürlenen Özgür Gündem haberinin değersizleştirilme çalışması ve tweet aşağıdadır (Soldaki Özgür Gündem manşeti, sağdaki sahte haber) [3]:

zergele

Bir başka değersizleştirme çalışması aşağıdadır (Soldaki sahte, sağdaki ise gerçek habere ait görsel.)

zergele2

  • İktidara ait ve yakın iletişim kanalları (yazılı, görsel, Internet) kullanılarak değersizleştirme yapılan sansürün ve içeriğinin sanki adaletin tecelli ettiğini gösterir gibi bu topluluğa aktarılması.

MİT tırları görüntüleri ve haberi için sansür gelmesi, sonrasında Can Dündar ve Cumhuriyet Gazetesi için soruşturma açılması [4] ve, iktidara yakın Star Gazetesi yazarı Cem Küçük’ün bu haberin vatana ihanet olduğunu belirtmesi [5] örnek olarak gösterilebilir. Özellikle, haberin doğruluğu veya yanlışlığı bir yana, bu topluluğun birleştiği ana nokta bunun bir “vatana ihanet” olmasıdır.

Bir diğer örnek ise Star Gazetesi’nin 09 Ağustos 2015 manşetidir.

zergele2

  • Değersizleştirilen ve sansürlenen içeriklerin (veya websitelerin vd.) bu topluluk tarafından –özellikle sosyal medyada– yeniden yorumlanmasının sağlanması.

Bununla birlikte, 09 Ağustos 2015 itibariyle Türkiye’den erişime engellenen (sansürlenen ve içerik itibariyle haber sitesi olarak sınıflandırılan) haber siteleri aşağıda bulunmaktadır [6]:

  • Ajansa Nûçeyan a Firate: anfajans.com
  • BestaNûçe ANF ve DİHA Haberleri: bestanuce3.com, bestanuce4.com
  • Dağ Medya: dagmedya.net
  • Devrimci Haber: devrimcihaber.com
  • Bitlis Aktüel: bitlisaktuel.com
  • Denge Azad: dengeazad.com
  • Güncel Yorum: guncelyorum-canadil.blogspot.com.tr
  • Ajansa Nûçeyan a Dicleye: dihanews.net
  • Türkistan İslam Bülteni: turkistanbulteni.com
  • Ümmet-i İslam: ummetislam.net
  • Newededersim: newededersim.com
  • Haber Dersim: rojamunzur.com
  • Ajansa Kurdî: haberajansakurdi.com
  • Halkınsesi TV: halkinsesitv-2.blogspot.gr
  • Amed Times: amedtimes.com
  • Kurdistan Haber Postası: kurdistanhaberpostasi.blogspot.com.tr
  • Med Nûçe: mednuce.com
  • Öteki Haber: otekihaber.blogspot.com.tr
  • Peyama Azadî: peyamaazadi.com
  • Etkin Haber Ajansı: etha.com.tr
  • Xqw News: xqwnews.com (Sunucu erişimi yok.)
  • Ajansa Nûçeyen Kurdî Haber: ajansakurdi.net
  • Ajansa Nûçeyan Fırate: ajansanucayanfirate.com (Sunucu erişimi yok.)
  • Ajansa Nûçeyan a Firate: anfturkce.net
  • Ajansa Nûçeyan a Firate: anf.com (Site yapım aşamasında.)
  • Avaşîn: avasinweb.com
  • Avesta Kurd: avestakurd.net
  • Avrupa Halkın Sesi: avrupahalkinsesi.com (Sunucu erişimi yok.)
  • Azadiya Welat: azadiyawelat.net (Site yapım aşamasında.)
  • Azady: azady.nl
  • BasNews: basnews.com
  • Besta Nûçe: bestanuce.org, bestanuce1.com
  • Ajansa Nûçeyan a Firate: firatnews.com
  • Anha: hawarnews.com
  • Ajansa Kurdî: ku.ajansakurdi.com
  • Kurdinfo Platform: kurdinfo.com
  • Cizre Postası: cizrepostasi.com
  • Dicle Fırat Haber Ajansı: diclefirathaber.com
  • Ajansa Nûçeyan a Dicleye: diclehaber.com
  • Kurdish Question: kurdishquestion.com
  • Kurdistan Aktuel: kurdistan-aktuel.org, kurdistanaktuel.com
  • Navenda Lekolinen: lekolin.net, lekolin.org
  • Gelawej: m.gelawej.net
  • Kurdistan Media: kurdistanmedia.com
  • The Kurdistan Tribune: kurdistantribune.com
  • Kurdiu: kurdiu.org
  • Rojeva Kurdistan: rojevakurdistan.org
  • Rojhelat: rojhelat.info
  • Rojname: rojname.com
  • Rojnews: rojnews.net
  • Rûdaw: rudaw.net
  • Sendika: sendika.org
  • Sendika: sendika.tv
  • American Kurdish Information Network: kurdistan.org
  • Kurdistan Post: kurdistan-post.eu
  • Kurdistan Haber Portalı: kurdistan24.info (Site yapım aşamasında.)
  • Maverahaber: maverahaber.net (Alan adı durdurulmuş.)
  • Özgür Gündem: ozgur-gundem.com
  • Pirtûkxane: pirtukxane.org
  • Rast Haber: rasthaber.net
  • Rojaciwan: rojaciwan.com
  • Serokatî: rojbas1.wordpress.com, rojbas2.wordpress.com
  • The Sham News: theshamnews.com
  • Risgari Online tr.rizgari.com
  • Ümmet-i İslam ummetislam.info
  • Xendan: xendan.org
  • Yeni Demokratik Gençlik: yenidemokratgenclik.net, ydg-online.com
  • Yeni Özgür Politika: yeniozgurpolitika.info, yeniozgurpolitika.org
  • Ypg News: ypgnews.blogspot.com
  • Yüksekova Haber: yuksekovahaber.com
  • Inca News: incanews.com

Dikkati çektiği üzere sansürlenen web sitelerinin ve içeriklerin büyük bir çoğunluğu –neredeyse tamamı– Sol/Kürt Basın ağırlıklıdır. Diğer taraftan, bu web sitelere uygulanan sansürde ilk olarak içeriklerin -veya doğrudan web sitelerin- değersizleştirilmesi –sosyal medya ağırlıklı olarak– (terörizm, yalan habercilik vb.) yoluna gidilmiştir. Değersizleştirilen web siteleri ve içerikler, sosyal medya üzerinde iktidara yakın bireyler veya iktidar kontrolü altında hesaplar üzerinden paylaşılarak topluluğu tarafından yeniden yorumlanması sağlanmıştır [7]. Buradaki en önemli noktalardan biri, içerik sansür için gerekçe olsun veya olmasın, değersizleştirme üzerinden web siteye uygulanan sansür için bir altyapı oluşturmakta ve haklı bir gerekçe gibi sunulmaktadır. Topluluk da -sözde haklı olan- bu gerekçeleri onayladığında, sansür için gösterilen tepkiler savunulması zor bir tarafa çekildiği görülmektedir. Böylece, sansüre karşı gösterilen tepkiler sanki bir yanlış savunuluyor algısı yaratmaktadır.

Sonuç olarak, sansür dinamikleri çok çeşitli ve içeriklere göre şekillenebilirler fakat, genel itibariyle çok da farklılaşmayacaklardır. Burada önemli olan değersizleştirmeye karşı etkili yolların bulunması [8] ve bunların en hızlı bir şekilde kullanılmasıdır. Çünkü, değersizleştirme sonrasında bireyler kendilerini sanki yanlış bir şeyi savunuyor algısında bulabilirler. Diğer taraftan, hem bu algının değiştirilmesi hem de değersizleştirilen içeriğin tekrar doğrulanması ve paylaşılması süreci de giderek uzayacak ve daha yorucu bir hal alacaktır. Ayrıca, özellikle başa gelmeden tepki gösterilmesi ve başkalarının da haklarının savunulması değersizleştirmeyi kıracak etkili yollardan bir tanesidir.

[1] Heywood, A. 2014. Politics 3rd Edition, Palgrawe Macmillan.
[2] Doğrulama için kaynak gereklidir.
[3] Anonim
[4] http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/287703/Silahlari_MiT_tasidi__sorusturma_Cumhuriyet_e_acildi.html#
[5] http://www.milatgazetesi.com/can-dundar-vatana-ihanet-etti/70128/
[6] http://engelliweb.com
[7] https://twitter.com/yasaryzzet/status/627856204241502208
[8] Eleştiri ve önerilere açığım.

Türkiye’de Internet Sansürünün Son 6 Yılı

Bu çalışma, 2007’de çıkan 5651 sayılı kanun ile Türkiye’de Internet sansürünün genel hatlarıyla ne noktaya geldiğini, sansürlemede gerekçe olarak gösterilebilecek ve literatür tarafından kabul edilmiş kategoriler ve içerikler çerçevesinde belirlemek ve ileri çalışmalar yapacak olanlara bir klavuz olmaktır. Türkiye’de 07.07.2015 tarihi itibariyle sansüre maruz (engelleme yerine yazıda sansür kelimesi tercih edilmiştir) kalmış “bilinen” 81530 web sitesi bulunmakta, TİB’in 2009 yılından bu yana bilgi vermeyi kesmesi ile gerçekte kaç web sitesinin sansürlendiği tam olarak belirlenemektedir. Fakat, 2008 yılından bugüne gerçeğe en yakın verilerin bulunduğu Engelli Web, bu web sitelere ait karar tarih, alan adı, karar makamı ve karar noları yayımlamaktadır. Tüm bu veriler doğrultusunda hazırlanan bu çalışma, Türkiye’de en çok sansürlenen kategorilerin ve (yüzeysel) içeriklerin, sansürlemede kullanılabilecek yöntem veya donanımların neler olabileceğine dair ön bilgiler sunarken, basit ve tartışmaya açık bir önerme mantığı üzerinden istatistiksel olarak sonuçlar sunmaktadır.

Veriye Ulaşım

Çalışmanın temel veri kaynağı Engelli Web veri tabanıdır. Bununla birlikte, kendi tanımlarıyla; “Türkiye’deki internet sansürünün boyutunu gözler önüne serme amacıyla 2008 yılında kurulan Engelli Web, erişime engellenen web siteleri, IP adresleri ve URL/nesne tabanlı erişim engellemelerini detaylarıyla birlikte listelemekte ve istatistiğini yayınlamaktadır.” Engelli Web, site üzerinde yayımlamış olduğu sansürlenen web siteleri bir JSON üzerinden sayfa başına 25 veya en fazla 50 girdi ile listeler halinde paylaşmaktadır. Bu listelerden 0, kategorisel ayrım yapmadan sansürlenen tüm web sitelerini içermekte ve bu yaklaşık 07.07.2015 tarihi itibariyle 2009’dan bu yana –tarih bilgisi içermeyenler dahil– 81530 web sitesine ve 1632 sayfaya denk gelmektedir.

İlk olarak, bu sayfaları çekebilmek için basit bir Bash betiği yazılmıştır. Bu betik, sayfaları JSON formatını bozmadan ve otomatik olarak aktarılmasını sağlamaktadır. İkinci olarak, oluşturulan 1632 JSON dosyasının daha iyi analiz edilebilmesi ve verilerin okunurluğunun artırılabilmesi için CSV formatına dönüştürülmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, birden fazla CSV dosyası ile uğraşmanın zorluğu da dikkate alınarak bütün JSON dosyaları bir başka Bash betiği ile tek bir JSON dosyasına dönüştürülmüştür. Fakat, birleştirilen JSON dosyalarının toplam boyutunun 16mb’ı aşması ve JSON’dan CSV’ye aktarılmasında ortaya çıkan kodlama hataları ile çevrimiçi çözüm aranma yoluna gidilmiştir.

Son olarak, kodlama hataları ve dosya boyutuna rağmen çevrimdışı denemeler sonucunda JSON’dan CSV’ye dönüşüm için en iyi çevrimiçi çözümün https://json-csv.com * web sitesinde olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan, dönüşüm aşaması bu web sitesinin ücretsiz üyelikler için günlük 1mb’lık sınırına takılmıştır. Web site yönetimine e-posta üzerinden çalışmanın içeriği anlatılarak herhangi bir ücret ödemeden üyelik hesabı açılması sağlanmıştır. Dönüşüm sonucunda, toplam 76578 web sitesi ve bilgileri alınmış, yaklaşık 5000 web sitelik eksikliğin nedeni ise bulunamamıştır.

Verilerin Sınıflandırılması

Toplumlar, ifadeleri her zaman sakıncalı ve kabul edilebilir olarak ikiye bölmüşlerdir. Bilgi akışını sınıflandırmak içinse Internet, bu tartışmayı kategoriler üzerinden keskinleştirmiştir (Crandall, R., J., Zinn, D., Byrd, M., Barr, E. ve East, R. 2007). Verilerin daha iyi analiz edilebilmesi ve daha anlaşılır kılınabilmesi için kategoriler ve kategoriler için de içerikler belirlenmiştir. Bu kategoriler (Faris, R., ve Villeneuve, N. 2008):

  • Siyaset ve Güç
  • Sosyal Normlar ve Ahlak
  • Ulusal Güvenlik
  • Ekonomik Çıkarlar ve Telif Hakları
  • Ağ Araçları
  • Diğer

Siyaset ve Güç: Otoriter ve baskıcı rejimlerde iktidarın muhalefeti baskı altında tutması için uygulanan sansürleri içermektedir. Bunlar, siyasi bloglar, dini siteler, silahlı/silahsız örgütler, sırları ifşa eden siteler, haber siteleri gibi çeşitli içerkleri barındırmaktadır.

Sosyal Normlar ve Ahlak: Toplumsal normlara uymayan veya baskıcı rejimlerde zorla dayatılmaya çalışılan ahlaka aykırı sitelere uygulanan sansürleri içermektedir. Bunlar, erotizm, pornografi, fetiş, LGBT, kumar, şiddet, nefret söylemi, siyasi taşlama gibi çeşitli içerkleri barındırmaktadır.

Ulusal Güvenlik: Birçok işletme, hükûmet ve birey daha derin bir güvenlik sağlayabilmek ve kendilerini zararlı yazılımlardan koruyabilmek veya hack saldırılarıyla mücadele edebilmek veya aşırı radikal gruplar için sansür uygulamaktadır. Bu siteler, dünya’da Müslüman Kardeşler’den sızıntı sitesi Wikileaks’e veya hack gruplarına kadar çeşitli içerikleri barındırmaktadır.

Ekonomik Çıkarlar ve Telif Hakları: Ucuz Internet üzerinden telefon hizmeti (VoIP), dosya paylaşımı, P2P siteleri, müzik paylaşımı, vergi dışında kalan bahis siteleri gibi çeşitli içerikleri barındırmaktadır.

Ağ Araçları: Sansürü aşabilmek için anonimlik araçları, proksiler, VPN, blog siteleri, sosyal medya siteleri, çevrimiçi oyun siteleri, tercüme siteleri, hosting siteleri, e-posta sağlayıcıları, arama motorları ve medya paylaşım siteleri gibi çeşitli içerikleri barındırmaktadır.

Diğer: Yukarıda bahsedilen içeriklerin dışında kalan, zamanında sansürlenen ama sansürlenmesiyle ilgili olarak kesin bir fikre varılamayan siteleri içermektedir.

Veriler kategorilendirildikten sonra içeriklerinin belirlenmesi için sansürlemede kullanılan filtreleme mantığına benzer bir önerme mantığı kullanılmıştır. Bu örneme mantığının temel prensibi aşağıdadır.

Eğer alan adı α içeriyorsa, β kategorisinde ve γ içeriğine sahiptir.
α => β ˄ γ

Bu önerme ile ilgili çeşitli örnekler verilmek gerekirse:

  • Eğer alan adı “porn” içeriyorsa, “sosyal normlar ve ahlak” kategorisinde ve “pornografik” içeriğe sahiptir (porn => sosyal normlar ve ahlak ˄ pornografik).
  • Eğer alan adı “gay” içeriyorsa, “sosyal normlar ve ahlak” kategorisinde ve “LGBT” içeriğe sahiptir (gay => sosyal normlar ve ahlak ˄ LGBT).
  • Eğer alan adı “mp3” içeriyorsa, “ekonomik çıkarlar ve telif hakları” kategorisinde ve “paylaşım” içeriğine sahiptir (mp3 => ekonomik çıkarlar ve telif hakları ˄ paylaşım).

Sansürlenen 76578 web sitesini tek tek inceleyerek kategorilendirmek çok uzun bir zaman alacağı için temel bir mantık üzerinden hareketle otomize edilmiştir. Fakat, bu yöntem çeşitli kısıtları ve belirli bir düzey hata oranını da beraberinde getirmektedir. Örneğin, http://luxor.com sitesi Las Vegas’ta yer alan ve MGM‘e bağlı bir kumarhane/oteldir. Fakat, sansürlenen web siteler içerisinde yer almaktadır. Diğer taraftan, çevrimiçi bir kumar hizmeti de vermemektedir. “Lux” kelimesi üzerinden bir sansüre maruz kaldığı düşünülmektedir ama bunun %100 bir kesinliği de bulunmamaktadır.

Kısıtlar daha da detaylı incelenmek istenirse; yukarıda kurulan önerme mantığı, sansürün arkadasında yatan nedeni tam olarak ifade etmenin karşılığı olmayabilir. Bununla birlikte, siteler kategori ve içerik olarak sınıflandırılsalar bile artık hizmet veriyor, sunucuyla erişim sağlanmıyor da olabilir. Hatta, buna rağmen sınıflandırılmış bile olabilmektedirler. Tüm bunları daha anlamlı hale getirebilmek için sonuçlar doğrultusunda, belirli bir örneklem grubunun içerikleri %95 güven aralığında ve %5 hata payı ile elle kontrol edilmiştir. Diğer taraftan, yazının başında da belirtildiği üzere %100 doğru ve çok kapsamlı bir analiz sunmaktan ziyade, genel sansür kategorilerinin ve bu kategorilere giren içeriklerin Türkiye’deki ön çalışmasını oluşturmaktır.

Kategori Analizi ve İstatistiksel Sonuçları

Elde edilen veriler doğrultusunda, Türkiye’de sansürlenen sitelerin kategorik olarak dağılımı aşağıdadır.

kategorik

07.07.2015 itibairyle, siyaset ve güç kategorisinde toplam 140, sosyal normlar ve ahlak kategorisinde 71064, ulusal güvenlik kategorisinde 12, ekonomik çıkarlar ve telif hakları kategorisinde 3350, ağ araçları kategorisinde 25, bu kategorilerin dışında kalan 14 ve artık çevrimdışı (erişilemeyen, alan adı süresi dolan, silinen) 1963 site tespit edilmiştir. Bununla birlikte, sansürlenen websiteler sosyal normal ve ahlak kategorisi dışında kalan tüm kategorilerde toplam %7.2’lik bir alanı kaplarken, sosyal normlar ve ahlak %92.8 gibi çok ciddi bir fark atmaktadır. Bu farkın temel nedeni 2009 ile Türkiye Internet deneyimini son derece derinden etkileyen filtre sisteminin kelime/URL tabanlı bir filtreleme sunmasıdır.

Siyaset ve Güç Kategorisi ve Sansürlenen İçerikler

Siyaset ve güç kategorisinde sansürlenen içerikler itibariyle, bloglar, dini siteler, forumlar, haber siteleri, 17 Aralık yolsuzluk sürecine dair ifşaların yapıldığı siteler, metin paylaşım sitesi, sosyalist örgütler, partiler, siyasi hivic siteleri, televizyon ve tarihe sahiptir.

siyaset

İçerikler sayı itibariyle, 30 blog, 11 dini web site, 5 forum, 45 haber sitesi, 32 ifşa sitesi, 1 metin paylaşımı sitesi (http://pastebin.com), 7 örgüt sitesi, 1 parti sitesi, 1 siyasi hiciv sitesi (http://shockhaber.com), 4 TV (Roj TV, Halkınsesi ve Newroz), 3 resmi tarih dışında tarih anlatan site şeklindedir. Özellikle, Kürtçe haber sitelerinin yoğunluğu (yaklaşık 35 haber sitesi ve 3 TV kanalı) da dikkate değer başka bir bulgudur. İfşa sitelerinde ise ağırlık 17 Aralık yolsuzluk süreci sonrasıda ortaya çıkan anonim grupların paylaymış oldukları ses kayıtlarını veya milletvekillerine ait video kayıtlarını içermektedir. Pastebin.com’un sansürlenmesinde ise RedHack’in duyularını/yazı paylaşımlarını buradan yapması etkili olmuştur.

Sosyal Normlar ve Ahlak Kategorisi ve Sansürlenen İçerikler

Sosyal normlar ve ahlak kategorisi sansürlenen içerikler itibariyle, bloglar, alış-veriş siteleri (sex-shop), çizim (anime, manga, hentai vb.), erotik siteler (erotik hikayeler vb.), eşlikçi hizmeti sitesi (eskort, masöz, jigolo vb.), falcılık, fetiş, hosting hizmeti (porno sitelere hosting hizmeti verenler), mizah siteleri (aynı anda erotik/pornografik -karma- içeriğe de sahip), ilaç tanıtım ve satış siteleri (cinsel, zayıflama vb.), LGBT siteleri (erotik, pornografik, forum, arkadaşlık vb.), cinsel içerikli bilgisayar oyunlara ait siteler, pornografi (video, porno yıldızlarının kişisel siteleri, listeler, gif, fotoğraf, bloglar vb.), şiddet teşhirciliği siteleri (gore), sosyal ağlar, tasarım sitesi, uyuşturucu satış siteleri (marijuana -çoğu ülkede uyuşturucu olarak değerlendirilmese bile temel mantık Türkiye-) ve zoofili siteleridir.

sosyalnorm

İçerikler sayı itibariyle, 6 blog, 46 alış-veriş sitesi, 926 çizim, 747 erotik site, 2275 eşlikçi hizmeti sitesi, 2 falcılık sitesi, 322 fetiş temalı site, 2 hosting sitesi, 2 mizah sitesi, 56 ilaç tanıtım ve satış sitesi, 4155 LGBT sitesi, 72 cinsel içerikli bilgisayar oyun sitesi, 62346 pornografik site, 2 şiddet teşhirciliği yapan site, 9 sosyal ağ, 1 porno web sitesi tasarlayan site, 4 uyuşturucu satış sitesi ve 101 zoofili sitesini içermektedir. LGBT’nin özellikle pornografi içeriğinin dışında tutulmasının sebebi Türkiye’de sansürlenen web sitelerin özellikle sürekli artan nefret söylemleri ve şiddetle beraber LGBT içeriğin ağırlığını ortaya koyabilmek ve buna göre değerlendirebilmektir. Diğer taraftan, aynı mantıkla fetiş, zoofili, anime, manga ve hentai siteleri de bu yüzden pornografi altında yer almamaktadırlar. Penis büyütücü veya yasaklanan diyet haplarına dair satış sitelerinin yanında yasayla işletmelerin zorunlu web sitelerine sahip olmaları zorunlu tutulmuşken sex shoplara ait web siteleri (özellikle yerli) de sansüre maruz kalmıştır. Daha önce de belirtildiği üzere, pornografik sitelerin bu denli fazla çıkmasının nedeni kelime/URL tabanlı filtreleme sistemi ile listelerin daha kolay ve hızlıca sansürlenebilmesidir.

Ulusal Güvenlik Kategorisi ve Sansürlenen İçerikler

Ulusal güvenlik kategorisinde sansürlenen içerikler itibariyle bir hack grububa ait (RedHack) blogları ve sanatsal eserlerinin (çizim, 3d vb.) paylaşıldığı bir çevrimiçi topluluk sitesini (Deviantart) bulundurmaktadır.

ulusal

Sansürlenen içerikler sayı itibariyle, 10 blog ve 2 sanatsal siteden oluşmaktadır. Sansürlenen 12 site de RedHack’e aittir.

Ekonomik Çıkarlar ve Telif Hakları Kategorisi ve Sansürlenen İçerikler

Ekonomik çıkarlar ve telif hakları kategorisinde sansürlenen içerikler itibariyle, bahis siteleri (yasal olmayan veya Türkiye’ye vergi vermeyen), bulut hizmeti veren siteler, alış-veriş siteleri, kütüphane siteleri (Scribd), foreks siteleri, ücretsiz forum kurulmasını sağlayan hosting sitesi, kumar siteleri, P2P (torrent vb.) paylaşım siteleri, ücretsiz SMS gönderilmesine olanak sağlayan siteler, sosyal ağlar ve canlı maç yayını yapan siteler içermektedir.

ekonomik

Sansürlenen içerikler sayı itibariyle, 864 bahis sitesi, 3 bulut hizmeti sitesi, 10 çevrimiçi alış-veriş sitesi, 2 çevrimiçi kütüphane (Scribd ve tr.scribd.com), 27 foreks sitesi, 1 hosting sitesi (ücretsiz forum servisi), 214 kumar sitesi, 14 P2P sitesi (torrent), 154 ücretsiz SMS servisi sitesi, 1951 paylaşım sitesi (çevrimiçi film, dizi, albüm, müzik paylaşımı vb.), 19 sosyal ağ (sohbet servisleri) ve 91 Internet üzerinden canlı maç yayını yapan sitelerdir. Bununla birlikte, foreks siteleri, Lig TV ile özellikle Blogspot‘a (Google araçlarına) uygulanan IP bazlı sansür, vergi vermediği için Türkiye’de yasal olmasına rağmen sansürlenen bahis siteleri, son olarak da çevrimiçi fim ve dizi servisi sunan sitelerin ekonomik çıkarlar ve telif hakları doğrultusunda engellenen sitelerin büyük bir ağırlığını oluşturduğu dikkati çekmektedir.

Ağ Araçları Kategorisi ve Sansürlenen İçerikler

Ağ araçları kategorisinde sansürlenen içerikler itibariyle, DNS hizmeti veren site, çevrimiçi oyunlar ve oyunlara ait hile yapılmasına olanak sağlayan uygulamalar, anonim olarak Internette gezinmeyi sağlayan proksiler, sosyal ağlar ve URL kısaltma servisleridir.

ağ

Sansürlenen içerikler sayı itibariyle, 1 DNS servisi, 16 oyun ve oyun hilesi sitesi (Ogame, KoXP vb.), 3 proksi (tunnel), 3 sosyal ağ (VK, digg ve MySpace) ve 2 URL kısaltma servisi (bit.ly ve dld.bz)’dir. Bit.ly TİB’in yapmış olduğu açıklamaya göre yanlışlıkla yaplımıştır fakat, aynı şekilde hizmet veren dld.bz de engellenen URL kısaltma servislerinden bir tanesidir. Burada yanlıştan çok, filtrelemede kullanılan listenin bu iki alan adını içermesi ve bit.ly’nin çok kullanılan bir URL kısaltma servisi olduğundan dolayı kamuoyunun dikkatini çekmesi ve hızlı bir tepki dalgasının oluşturulmasıdır. Diğer taraftan, aynı tepki dld.bz’de görülmemiştir.

Diğer Kategorisi ve Sansürlenen İçerikler

Diğer kategorisinde sansürlenen içerikler itibariyle, bloglar, hiçbir kategoriye giremeyen siteler (diğerin diğeri), otel ve siyasi parti sitesidir.

diğer

Kırılma Dönemleri ve Sansürlenen Site Sayısı

5651 sayılı kanun ile Internet sansüründeki ivmenin giderek hız kazanması ve seçici sansürden daha radikal bir sansüre doğru kayması beraberinde AKP hükûmetini bir içeriğin sansürlenmesinde daha hızlı ve kolay çözümler için yeni teknoloji arayışlarına itmiştir. Özellikle, 28 Mayıs 2013 tarihinde başlayan Gezi Parkı protestoları ve 17 Aralık 2013 tarihinde yapılan yolsuzluk ve rüşvet operasyonları ile iki büyük ve Türkiye tarihi açısından çok önemli kırılma dönemleri yaşanmıştır. Bu kırılma dönemlerinde sosyal ağların bir mesajın paylaşılmasında en etken araç olarak kullanılması, Internet üzerinde paylaşılan ve yolsuzluğa ait ses kayıtlarının veya görüntülerin en hızlı ve kolay şekilde engellenmesi istendiğinde yaşanan teknik yetersizlikler, 5651 sayılı kanunda yeni düzenlemeye gidilmesini yol açarken, basına da sansür ve gözetim araçlarının alınacağına dair haberlerin yansımasına neden olmuştur.

Bu dönemlerin daha iyi incelenmesi ve sansürlenen sitelerin istatistiksel verilerinin belirlenmesi de bu çalışmanın önemli bir basamağını oluşturmaktadır. Bu yüzden, Gezi Parkı protestoları için 28 Mayıs 2013 – 30 Ağustos 2013 ve yolsuzluk operasyonu için 17 Aralık 2013 – 24 Mart 2014 tarihleri inceleme aralığı olarak seçilmiştir.

28 Mayıs 2013 – 30 Ağustos 2013

Bu dönem aralığında toplam 3475 web sitesi sansürlenmiştir. Sansürlenen web sitelerine ait kategoriler, ekonomik çıkarlar ve telif hakları (125 web sitesi), siyaset ve güç (2 web sitesi), sosyal normlar ve ahlaktır (3225 web sitesi)’dir. 123 web sitesi ise çevrimdışıdır. Ekonomik çıkarlar ve telif hakları kategorisinde içerik olarak, 35 bahis sitesi, 6 çevrimiçi alış-veriş sitesi, 2 kumar sitesi, 57 paylaşım sitesi ve 25 ücretsiz SMS sitesini içermektedir. Bununla birlikte, siyaset ve güç kategorisinde içerik olarak, 1 tarih sitesi ve 1 dini site bulunmaktadır. Son olarak, sosyal normlar ve ahlak kategorisinde içerik olarak, 5 çevrimiçi alış-veriş sitesi, 66 anime, manga ve hentai sitesi, 134 erotik site (erotik hikayeler vb.), 156 eşlikçi hizmeti sitesi, 6 fetiş sitesi, 52 ilaç tanıtım ve satış sitesi (cinsel, diyet vb.), 108 LGBT sitesi, 5 cinsel içerikli oyun sitesi, 2681 pornografik site, 3 uyuşturucu sitesi (marijuana) ve 9 zoofili sitesini içermektedir.

Sonuçlar dikkate alındığında, dönemin hükûmetinin sahip olduğu filtreleme sistemi ve bu sistemin sahip olduğu anahtar kelime/URL listesi üzerinden içerik sansürlemeye devam ettiği gözlemlenmekte ve Internet üzerindeki hakimiyet ve baskı eksikliği dikkati çekmektedir. Bu dönem aralığında sosyal ağlardaki paylaşımları nedeniyle gözaltına alınanlar olsa da anlık ve hızlı bir sansür tepkisi veremediği, kontrolü altında bulunan medyanın (gazete, TV vb.) ise açık bir sansür uyguladığı gözlemlenmektedir. Buradan hükûmetin Gezi Parkı protestolarını ve protestolarda yaşananları ilk olarak kendi halkına duyurmak istemediği ve bunun için de Türkiye’de hükûmetin yaygın olarak başvurduğu TV’nin sansürlenmesi ve baskı altına alınmasını tercih ettiği -zorlama bir sonuç da olsa- söylenebilir.

17 Aralık 2013 – 24 Mart 2014

Bu dönem aralığında toplam 3645 web sitesi sansürlenmiştir. Sansürlenen web sitelerine ait kategoriler, ekonomik çıkarlar ve telif hakları (207 web sitesi), siyaset ve güç (9 web sitesi) ve sosyal normlar ve ahlak (3318 web sitedi)’dir. 111 web sitesi ise çevrimdışıdır. Ekonomik çıkarlar ve telif hakları kategorisinde içerik olarak, 14 bahis sitesi, 1 bulut servisi, 1 çevrimiçi kütüphane (Scribd), 20 foreks sitesi, 1 kumar sitesi, 141 paylaşım sitesi, 7 ücretsiz SMS servisi, 12 sosyal ağ (sohbet servisi) ve 8 Internet üzerinden canlı maç yayını sitesidir. Bununla birlikte, siyaset ve güç kategorisinde içerik olarak 1 TV (Halkınsesi TV), 2 blog ve 2 ifşa (yolsuzlukla ilgili olarak), 4 sosyal ağ (Twitter) sitesi bulunmaktadır. Son olarak, sosyal normlar ve ahlak kategorisinde içerik olarak, 2 çevrimiçi alış-veriş sitesi, 30 anime, manga ve hentai sitesi, 114 erotik site, 233 eşlikçi hizmeti sitesi, 9 fetiş sitesi, 2 ilaç tanıtım ve satış sitesi, 158 LGBT sitesi, 1 cinsel içerikli oyun sitesi, 2763 pornografik site ve 6 zoofili sitesini içermektedir.

Özellikle, yolsuzluğa dair bilgi, belge ve ses kayıtlarının yoğun olarak paylaşımında kullanılan Twitter, dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’ın 20 Mart 2014 tarihindeki Bursa mitinde “Twitter mivitır hepsinin kökünü kazıyacağızçıkışıyla beraber toplamda 4 kez sansürlenmiştir. Diğer dikkati çeken bir nokta ise yeni 5651 sayılı kanun düzenlemesinin 15 Ocak 2014 tarihi itibariyle meclisten geçmesi ile Twitter, Şubat ve Mart 2014 tarihlerinde 4 kez sansürlenmiştir. Fakat, 17 Aralık 2013 ve 3 Şubat 2014 tarihleri arasında hükûmetin yasal ve teknik yetersizliği bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Bu aralık sonrası ise Soundcloud, Vimeo, Vagus.tv, T24 ve soL Haber portallarına yayılmaya başlayan bir sansür dalgası gözlemlenmiştir. Ardından Tayyip Erdoğan ve Bilal Erdoğan arasındaki telefon konuşması Youtube’a aktarılmış ve URL tabanlı engelleme yapılmış, dönemin cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün danışmanı olan Yusuf Gül’ün açıklamaları doğrultusunda Türkiye’deki Internet kullanıcılarının sadece metadata bilgilerinin paylaşılacağı söylenmiş ve 8 Ocak 2014 tarihinde Wikileaks’in paylaşmış olduğu tweetler ile Türkiye’nin URL tabanlı engelleme sistemi olan Netclean’i satın alacağına yönelik bilgiler paylaşıldı. Gene aynı dönemde Necdet Özel’in sosyal medyanın denetim altına alınması için bir yazılım alınması gerektiğine dair haberler de paylaşılmıştı.

Sonuç

Türkiye, Internet sansürü konusunda son 6 yılda sayısal olarak sürekli artan bir filtreleme sistemi ile Internet’i, mevcut iktidarın ahlak anlayışına göre şekillendirirken diğer yandan da bu yığınların içerisine fazla dikkati çekmeden çok çeşitli web siteleri ve servisleri de “yanlışlık” bahanesiyle eklemektedir. Özellikle, haberleri çıkan URL engelleme/filtreleme sistemleri de dikkate alındığında -muhtemelen bu donanımı ve hizmeti verenler tarafından- düzenli güncellenen bir liste üzerinden yığınlar halinde (özellikle sosyal normlar ve ahlak kategorisinde) siteleri sansürlemektedir. Öte yandan, Gezi Parkı protestolarında basını ve TV kanallarını baskı altında tutup sansürleme yolunu tercih ederken, 17 Aralık 2013 yolsuzluk operasyonu ile başlayan süreçte de en etkili doğrulama ve paylaşım ortamı olduğu için Internet’i baskı altında tutup sansürlemeye çalışmış ve 5651 sayılı kanununda radikal değişikliler yapma yoluna gitmiştir.

Diğer taraftan, Arap Baharı da dikkate alındığında, baskıcı rejimlerin Internet üzerinde bir sansür uygulamak yerine web siteleri ve bu web sitelere olan trafikleri monitörlemeyi tercih etmişler, diğer bir deyişle DPI ile gerçek zamanlı olarak trafiği analiz etmişlerdir. Öte yandan, bu monitörleme/analiz işlemleri için de çeşitli donanımlar satın aldıkları bilgisi sızdırılmıştır. İlerleyen süreçte ise bu ülkelerde radikal bir sansür döneminin başladığı ve devam ettiği bilinmektedir. Aynı şekilde Türkiye’ye bakıldığında, Gezi Parkı protestoları döneminde de benzer olarak Internet’i radikal bir şekilde sansürlemek yerine trafiğin analizi yoluna gidildiği, 17 Aralık 2013’ten sonra radikal bir sansürleme sitemine adım atıldığı Arap Baharı dönemine paralellik göstermektedir.

Ayrıca, sosyal normlar ve ahlak kategorisinin bu denli yüksek bir sonuç vermesinin temel nedeni listenin dışarıdan güncellenmesi ve genel olarak pornografi, zoofili, fetiş, LGBT vb gibi içeriklerin global olarak bu donanım/yazılım hizmeti alan ülkelerde de ortak olarak engellenmesinden kaynaklanmaktadır. Diğer taraftan, Türkiye’nin kendi iç sorunlarına dair içeriklerin sansürlenmesinde ilk aşamada pasif veya geç kalınmasının temel nedeni de bu olarak gözükmektedir. Çünkü, filtreleme sistemi bu içerikleri tarayamayacak veya bu sistemi Türkiye’de yönetenler tarafından URL’lerin elle girilmesi gerekecektir.

Akademi çerçevesinden bakıldığında ise ULAKBİLİM veya üniversitelerin kendi içinde nasıl bir sansür uyguladığı, hangi sitelerin neye dayanarak sansürlendiği veya veritabanlarında hangi akademik içeriklere sansür uyguladığının da herhangi bir verisi bulunmamaktadır. Bu konuda şeffaf bir bildirim de yapılmamıştır. Bununla birlikte, Orta Doğu’da yaşanan trajedi de dikkate alındığında şiddetin bu kadar teşhir edilmesine rağmen sansürlenen içeriklerde yer bulamaması da bir başka düşündürücü noktadır.

Bu çalışmanın daha anlamlı ve daha iyi sonuçlar verebilmesi için geriye yönelik daha derin taramalar yapılması ve sansürlenen içeriklerin ve sansürlenme nedenlerinin bir önerme mantığı üzerinden sınıflandırmak yerine tek tek araştırılması gerekmektedir. Sansürlenen site sayısının 90000’e yaklaşması ve birçok sansürlenmiş sitenin ise artık çevrimdışı veya silinmiş olması yüzünden de gerekçesinin tam olarak netleştirilememesi, bir diğer zorluk olarak gözükmektedir. Öte yandan, Türkiye’deki sansürlenen URL’lere dair bilgilerin bulunmaması, sansür bilgilendirmelerinin devlet kurumları tarafından kamuoyuyla paylaşılmaması da analizi (ve gelecek analizleri) rasyonellikten uzaklaştırmaktadır. Ama her şeye rağmen, genel hatlarıyla Türkiye’de uygulanan Internet sansürüne dair web sitelere ait veriler ışığında Türkiye’nin gelmiş olduğu noktayı, kırılma dönemlerinde izlemiş olduğu baskı ve sansür yollarını, temel kategoriler ışığında genel bir sınıflandırma yapılabileceği gibi teorik bilgilerin de ortaya konabileceği görülmektedir.

Son olarak, ileri çalışma yapmak veya mevcut veriyi tekrar analiz etmek isteyenler için ODT formatında hem yalın hem de işlenmiş haliyele yazının altında verilen bağlantıdan indirip incelenebilir.

Yalın veriler
İşlenmiş veriler
* Thank you so much Brendon! I wouldn’t make this happen without your great support!
Crandall, R., J., Zinn, D., Byrd, M., Barr, E. ve East, R., ConceptDoppler: A Weather Tracker for Internet Censorship, 2007.
Faris, R., ve Villeneuve, N., Measuring Global Internet Filtering, 2008.

Sansürün PR Çalışması: Bir Analiz

Yıllar boyunca, Internet bilgi akışını demokratikleştirmiştir. Öte yandan, paralelinde, otoriter rejimler kendi çıkarları doğrultusunda bu akışı kısmen veya tamamen sansürleyerek kısıtlamışlardır. Sansürde uygulanan kural, sistem ve kapsam ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir (Nabi, Z., 2013). Sansür sistemleri ise baskıcı otoriter rejimlerle oto-sansürü ortaya çıkartmıştır. Oto-sansür, diğer bir ifadeyle kendi kendine sansür (self-censorship) bir bireyin kendini ifade etmekten alıkoymasına denilmektedir. Bu, yüzyüze konuşmalarda olduğu gibi sosyal medya sitelerinde de görülmektedir. Bu tarz alanlar üzerinde, oto-sansür eşsiz sebeplerden ortaya çıkabilmekte ya da sosyal medya üzerinden şiddetlenebilmektedir (Das, S. ve Kramer, A., 2013). Özellikle, Türkiye gibi seçici sansürden (düşük sayıda web sitesi ve konunun engellenmesi veya filtrelenmesi) 5651 sayılı kanun ile baskıcı sansüre evrilen bir ülkede, bireylerin herhangi bir düşünceyi hem yüz yüze hem de sosyal medya üzerinde özgürce ifade etmekten kaçınmaktadırlar. Diğer taraftan, sosyal medya üzerinde baskının şiddetlenmesi, kendini bu otoriter rejime ait hisseden bireylerin mevcut sansür kural, sistem ve kapsamlarından destek alarak keyfi yaptırımlarını da ortaya çıkartmaktadır.

Oto-sansürün daha da iyi anlaşılabilmesi için konuyla ilgili birkaç örnek verilmesi önemlidir. Sosyal medya sitesinde kendi gerçek kimliği –veya anonim- ile yer alan bir kullanıcı, kendini takip edenlerin veya bu topluluğun sosyal normlarına aykırı paylaşımlardan kaçınabilir veya spam yapmamak için bile peşpeşe bir şeyler paylaşmaktan kendini engelleyebilmektedir. Bir diğer örnek, Beykoz Ortaçeşme Bağüstü Camii İmamı Azmi Koç aracını sattığı kişiler tarafından dolandırılmış ve bir kafede arkadaşına “Beni dolandıran bu adamlar, hem hırsızlık hem dolandırıcılık yapıyor hem de elini kolunu sallayarak geziyor.” dedikten sonra aynı kafede bulunan iki kişi tarafından Cumhurbaşkanı’na hakaretten müftülüğe şikayet edilmiş ve sonra da meslekten ihraç edilmiştir. Son örnek, şiddetlenen baskının ne boyuta ulaştığını, bireylerin kamuya açık ortamlarda kendilerini ifade ederken neleri söylememeleri –sansürlemeleri- ve söylerlerse –sansürlemezlerse- başlarına neler gelebileceğinin bir örneğidir.

California Coastal Records Project, veritabanında California sahile ait binlerce fotoğraf barındıran ve ödüllü bir projedir. Bu fotoğraflardan bir tanesi de Barbra Streisand’a aittir. 2003 Şubat’ında Streisand, fotoğrafçı Kenneth Adelman ve çevrimiçi fotoğraf satış sitesi olan pictopia.com‘a gizliliğin ihlali gerekçesiyle 50 milyon dolarlık bir bir tazminat davası açmıştır. Davadan önce fotoğraf sadece altı kez indirilmiş, bunun ikisi ise avutkatlar tarafından gerçekleştirilmiştir. Kamuya yansıyan yasal müdahale ile fotoğraf bir Internet fenomeni olmuş ve bir ayda 420.000 kez indirilmiştir. Aralık ayında ise dava kapanmıştır. Eğer, Streisand fotoğrafa bu denli ilgiyi çekmeseydi belki de fotoğraf çok daha az kişi tarafından bilinecekti. Ama onun bu hareketi ile istemeden kamuyu etkilemiş ve fotoğrafın reklamını yapmıştır. Bu, daha sonra kendi adıyla anılan paradoks olarak Streisand etkisi adıyla tarihe geçmiştir. Bununla birlikte, Streisand’ın açtığı davanın Internet ile herhangi bir ilişkisi bulunmamaktadır. Onun istediği, gizliliğinin ihlal edildiğini düşündüğü fotoğrafı ortadan kaldırmaktır. Öte yandan, tarihte ise çok daha önce ve aynı mantığa sahip Herostratus’un M.Ö. 356’da Artemis Tapınağı’nı yakması Streisand etkisine örnek olarak gösterilmektedir (Jansen, C., S. ve Martin, B., 2015).

Streisand etkisine ait dinamikleri daha iyi anlayabilmek için aşağıda beş önemli taktik bulunmaktadır. Bunlar:

  1. Sansürün varlığını gizlemek (sansürü sansürlemek)
  2. Sansür hedeflerini değersizleştirmek
  3. Yalan söyleyerek, başkalarını suçlayarak, tesadüfleri azaltarak sansürü tekrar yorumlamak
  4. Resmi kanalları kullanarak adaletin tecelli ettiğini göstermek
  5. Bireylerin gözünü korkutmak

Streisand etkisi, Türkiye’de de birçok sansürde gözlenmektedir. Diğer taraftan, Streisand etkisi ile Barbra Streisand’ın aksine kendi reklamını bilinçi olarak yapmaya çalışan bireyler de görülmektedir. AKP’den milletvekili aday adayı olup seçilemeyen avukat Meltem Banko, ekşi sözlük üzerinde bazı girdilere aldırdığı erişim engeli önce sözlük, daha sonrada diğer sosyal medya kanalları üzerinden kendinden bahsettirmeye başlamıştır. Kişisel eski sitesine girildiğinde aşağıdaki resimde görülen bir içerik karşılamaktadır:

mel1

Bununla birlikte, eski kişisel site olan meltembanko.com, http://www.meltembanko.av.tr adresine doğru yönlendirilememiş olmalı ki  tamamlanmamış veya düzgünce yayından kaldırılmamış sitesi hala aktiftir. Bu yüzden, her iki siteye ait iletişim bilgilerinin tutarlığı açısından aşağıda örnek olarak gösterilmiştir.

mel6

meltembanko.com whois bilgileri ise:

Domain Name: MELTEMBANKO.COM
Registry Domain ID: 1719392561_DOMAIN_COM-VRSN
Registry Registrant ID: GKG-C000034113
Registrant Name: Meltem Banko
Registrant Organization: Banko Hukuk Burosu
Registrant Street: Sezenler Caddesi No:10/12 Kat: 3
Registrant Street: Sihhiye
Registrant City: Ankara
...

Bir bilişim hukuku avukatının web sitesinde yer alan ilk bilginin Internet’ten haber kaldırma olması, 5651 sayılı kanunun ne kadar büyük bir ifade özgürlüğü düşmanı olduğunun ve kişisel reklam olarak sunulabileceğinin bir göstergesidir. Diğer taraftan, 11 Haziran’da Twitter’da yer alan uyari_var ilk olarak aşağıdaki tweeti girmiştir:

20 Haziran tarihinde ise:

girerek Meltem Banko hakkında yazılanlarla ilgili yasal işlem başlatılacağına dair bir uyarıda bulunmuştur. Bu, bir uyarıdan ziyade Twitter kullanıcılarına Meltem Banko hakkında oto-sansür uygulamaları için bir baskı aracıdır. Ayrıca, Streisand etkisini daha da çok artırabilmek için mesajın daha çok kişiye ulaşabileceği ve daha çok dikkat çekebileceği Twitter, tercih edilme sebebi olarak gözükmektedir. uyari_var hesabı, parayla satın alınmış ve muhtemelen belirli bir algoritma ile otomatik mesaj gönderen bir hesap gibi durmaktadır. Gerekçesine gelince, bu hesaba ait 24 gün öncesine ait bir tweet aşağıdadır:

mel8

2 yıl öncesine ait iki tweet ise:

mel3

Görülen o ki, bu hesap bir bireysel hesaptan zaman içerisinde bir reklam hesabına dönüşmüş, daha sonra kullanıcıları oto-sansür yapmaları için baskı uygulayabileceği bir bot halini almıştır. Dahası, uyari_var hesabı seri olarak Twitter kullanıcılarına “Avukat Meltem Banko hakkında yazdığınız hukuka aykırı iletiyi silmediğiniz takdirde hakkınızda yasal işlem başlatılacaktır!” şeklinde tweet göndermektedir.

mel4

Bununla birlikte, atılan bu tweetlerin kullanıcıların hangi tweetlerine istinaden söylendiğine dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Hesap, Meltem Banko ile ilgili paylaşımlarda bulunanlara veya bir havuz içerisinde toplanan hesaplara belirli bir algoritma ile bunu göndermektedir. Açıkçası, tweetlerde geçen “Meltem Banko“, uyari_var hesabını bu içeriğe sahip tweet’i gönderen kişiye otomatik cevap attığı görülmektedir. Böyle bir şeyin oluşumunun ardında yatan ise; otoriter bir rejim altında paramparça edilmiş ifade özgürlüğünün, 5651 sayılı toptan sansürcü ve baskıcı yasayla beraber kendini rejime yakın veya parçası hissedenler tarafından ucuz bir PR’a –reklam aracına– dönüştürülmesidir. Bunun için de Streisand etkisi temel alınmış, ama Streisand davasının Internet’le bir ilgisinin olmadığı da unutulmuştur. Diğer taraftan, yukarıda saymış olduğum taktiklerden bireylerin gözünü korkutmak yapılanlarla doğrudan ilişkilidir. Hesabın parodi/troll hesap olup olmadığı da kesin değildir. Elbette, bu yönde olduğu iddia edilebilir fakat, neden 2000+ RT alan bir hesap 30 günde tüm eski tweetlerini silip böyle bir bot hesabına dönüşmüştür, belki de en doğru cevabı bunun sonucu verecektir. Ancak, Streisand etkisi hesabın troll veya gerçek hesap olup olmadığından etkilenmemektedir. Dolaylı veya doğrudan bir reklam aracı olarak kullanılmaktadır.

Kötü bir sosyal medya yönetimi, ilk olarak bir hesabın geçmişe yönelik tweetlerinin silinse bile sosyal medyayı arşivleyen başka sitelerden takip edilebileceğini atlamaktır. Tıpkı, uyari_var hesabına ait olan eski tweetlerin basit bir aramayla ortaya çıkabileceği gibi. Öte yandan, bir bilişim hukuku avukatının anayasayla doğrudan çelişen (basın hürdür sansür edilemez) Internetten haber kaldırmayı bir yetenek olarak sunması, kendi adından söz ettirebilmek için basit hesapların peşinden koşabilmesi (örneğin, ekşi sözlük’te girdileri mahkeme kararı ile sildirmek), ve tüm bunları bireylerin kendilerini oto-sansüre almaları için bir baskı aracına dönüştürebilmesinin ve bireylerin gözünü korkutarak sansür yoluyla yapmasının hiçbir kabul edilebilir yanı bulunmamaktadır. Bir bilginin doğruluğu veya yanlışlığı günümüzde Internet üzerinden çok hızlı bir şekilde gerçekleştirilir –bilim etiği de bunu söylerken-, ve birey kendisi hakkında ortaya atılan iftiralar için kamuoyuna duyuruda bulunabilmek veya kendi kişisel web sitesinde bu iddiaları çürütülebilmektedir. Fakat, tüm bu mantıksal yollar yerine, reklam amacıyla sansürü de kullanarak çok daha yanlış bir yol tercih edilmiştir. Meltem Banko’nun demokrasiden fersah fersah uzak ve anlamından bi’haber olduğu ortadadır. Demokrasi, fikirlerini beğenmediğin, kabul etmediğin, nefret ettiğin veya azınlıkların, zayıfların, şeytanların kendilerini en az senin kadar özgürce ifade edebilecekleri, eleştirebilecekleri –ve haber paylaşabilecekleri– bir anlayıştır.

Tüm bu analizle birlikte Streisand etkisin beş taktiği de dikkate alındığında, sansürün Türkiye’deki yaygın ve iyice yerleşmiş kullanımı, bilim etiği çerçevesinde kırılacak ve demokrasiden uzak her birey de demokrasinin ne anlama geldiğini istese de istemese de öğrenecektir.

Nabi, Z. The Anatomy of Web Censorship in Pakistan, 2013.
Das, S., ve Kramer, A. Self-Censorship on Facebook, 2013.
Jansen, C., S. ve Martin, B. The Streisand effect and censorship backfire, 2015

TİB ve Metadata

5651 sayılı Internet düzenlemesinin etkileri ve tepkileri sürerken, Gül’ün hiç şaşırtmayan bir hamleyle onayladığı ve birkaç sorunlu şey var düzeltilecek demesi ile hükümetten yana saf tuttuğunu bir kez daha ispatlamıştı. Cumhurbaşkanı danışmanı Yusuf Müftüoğlu The Wall Street Journal‘a “Türk siyasetinin paranoyak tarzı” makalesi ile ilgili sitem dolu bir e-posta göndermiş. Bu e-postada da özellikle dikkatimi çeken Gül’ün Internet düzenlemesindeki “en tartışmalı maddelerin –global normlar ile en uygunsuz olanların– derhal değiştirileceği yönünde hükümetten güvence aldıktan sonra bu onayı vermiştir” cümlesi oldu. Ayrıca, haberin başlığı da Gül’ün Internet yasasına direndiğini söylemektedir. Peki metnin devamında Gül’ün direndiğine dair bir ibare var mı? Yok ve daha kötüsünü belirtmişler. Adı da metadata!

Öncelikle, metadata nedir değildir? Kısaca, bir veri hakkındaki verilerdir. Bunu detaylandırırsak eğer, belirli bir veri setine ya da kaynak hakkında nasıl, ne zaman ve kim tarafından oluşturulduğu hakkında tanımlayıcı bilgiler içerir. Metadata çoğunlukla Internet içeriğine bir gönderme olsa da fiziksel veya elektroknik içerikler hakkında da olabilir. Ayrıca, bir yazılım veya elle oluşturulabilirler. Biraz daha ayrıntıya girelim, bir metadata saat kaçta, nereden, hangi baz istasyonunu kullanarak kimi aradığınızı, arama yaptığınız telefonun IMEI numarasını, ne kadar süre konuştuğunuzu vb. bilgileri içerir. Bunu Internet açısından düşünecek olursak, örneğin bir e-posta gönderdiniz, e-postalarınıza nereden eriştiğiniz, ne zaman eriştiğiniz, IP adresiniz, e-postada kullandığınız adınız, alıcının adı, zaman dilimi, yazı karakter kodu, sunucu transfer bilgisi gibi detaylı bilgileri içermektedir. İşin komik tarafı şu:

Son olarak, servis sağlayıcıları internet kullanıcılarının yalnızca üst verilerini (metadata) TİB’e verecek ve bu yalnızca mahkeme emri ile yapılabilecek. Önceki şeklinde, daha detaylı bilgilerin mahkeme emri gerektirmeksizin iletilmesi isteniyordu.

Sizin gizliliğinize ait tüm içerikler “mahkeme emri” adı altında bir şekilde TİB’e verilebilecek. Bununla birlikte, metadata çok kapsamlı ve sadece tek taraflı bilgiler içermediği için sizinle birlikte iletişime konu olan karşı tarafa ait bilgiler de verilmiş olacak. Tabi ki bizler Internet kullanmasını bilmeyen ve gizlilik konusunda yeterince bilgi sahibi olmadığımız için bu açıklamayı da “evet, kesinlikle çok haklısınız” çerçevesinde değerlendiriyoruz. Üzülerek söylüyorum ki, açıklama yaptıkça daha çok batıyorlar ve şuna artık eminim, ne dediklerinin veya söylediklerinin ne anlama geldiğinden bile emin değiller.

Metadata ile ilgili meşhur bir örnek de Petraeus skandalıdır. Bu skandal, CIA yöneticisi olan general David Petraeus ile gazeteci ve Amerikan ordusu istihbaratında görevli Paula Broadwell arasındaki evlilik dışı ilişki ve konuya dahil birçok farklı kişiden oluşmaktadır. Kısaca, Paula ve David ortak bir anonim e-posta kullanarak birbirleriyle iletişim kurmaktadırlar. İkisi de e-posta göndermek yerine bu anonim e-postada yazdıklarını kaydedip okumaktalar. Paula, kamuya açık alanlardan Internete girip bu kayıtlı mesajları okur ve nerden, ne zaman okunduğuna ve oluşturulduğuna dair metadata verisi birikir. FBI’ın araştırması sonucunda da metadatalar ile Paula’nın kimliğine erişilir.  Guardian’ın metadata’ya giriş makalesinde metadata ile ne tür bilgilerin toplandığına dair detaylı bir anlatım mevcut. Buradan bazı şeyleri aktaracağım:

Kamera

  • GPS bilgileri
  • Oluşturulma ve düzenleme tarihi
  • Fotoğrafa ait içerik bilgileri
  • Kamera modeli
  • Kamera ayarları (flash, f-stop, shutter hızı vs.)
  • Fotoğraf özellikleri (boyut vs.)

Facebook

  • Ad ve soyad, doğum tarihi, yer, iş, ilgi alanları gibi biyografi bilgileri
  • Kullanıcı adı ve ID
  • Abonelikler
  • Cihaz bilgileri (telefon, bilgisayar vs.)
  • Aktiviteler, beğeniler, etkinlikler
  • Facebook etkinliğine dair zaman, saat ve saat dilimi

Twitter

  • Ad, yer, profil bilgileri ve URL
  • Hesap oluşturulma tarihi
  • Kullanıcı adı ve ID
  • Tweetlerin gönderildiği yer, zaman ve saat dilimi
  • Tweetlerin ve cevapların ID’si
  • Takipçiler, takip edilenler, favoriler
  • Tweetlerin gönderildiği uygulama

Google Arama

  • Arama sorguları
  • Aramada çıkan sonuçlar
  • Arama sonucu erişilen bağlantılar

Tarayıcı

  • Ziyaret edilen sayfalara ait bilgiler ve zamanı
  • Otomatik tamamla ile muhtemel giriş bilgileri ve kullanıcı verileri
  • IP adresi, cihaz ve donanım bilgileri, işletim sistemi ve tarayıcı bilgisi
  • Websitelerinden alınan çerez ve cache verileri

Neyse ki bizler teknolojinden anlamayan insanlarız ve bunların ne anlama geldiğini bilmiyoruz. Teşekkürler TİB, teşekkürler Müftüoğlu, teşekkürler Gül! Sayenizde Internet hiç olmadığı kadar “özel hayatın ve iletişimin gizliliğine” saygılı olmamıştı. Google’dan aratıp anaysayadan bir iki şey “sallamak” isterdim sizlere ama artık yazmaktan tiksiniyorum.

Türkiye’nin Internetteki Yeni Yeri

Türkiye’nin Internetteki yeni yeri mağmadır. Yerin dibinin de dibidir. Buradan çıkartacak ve bizleri bu utançtan kurtaracak olan da ne muhalefet ne de iktidardır. Sadece bizleriz.

Yeni 5651 sayılı kanun tasarısı 5 Şubat 2014 tarihi itibariyle mecliste oylanarak kabul edildi. Bununla ilgili olarak meclisin bu yasanın görüşüldüğü andaki bir ekran görüntüsünü paylaşayım (Şevket‘e çok teşekkürler):

sansüre karşı boş koltuklarSizlerle paylaştığım bu ekran görüntüsü ile duygu sömürüsü falan yapmıyorum. Dikkat ettiyseniz kanun tasarı anlaşılmasın diyerek televizyonlara “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK’da Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı” adı altında yansıtıldı. Diğer yandan, gördüğünüz boş koltuklar bir insan hakkı olan Internete, gizliliğinize, düşünce özgürlüğünüze, ifade özgürlüğünüze, inanç özgürlüğünüze, bilime, bilim etiğine, açık bilgi akışına, gelişime, ilerlemeye ve Internetten para kazananların ekmeğine (ve sayamadığım daha birçok hak ve özgürlüklere) yani iktidar destekçi olun veya olmayın sizlere ve geleceğinize vurulmuş en büyük darbedir.

Şimdi kısaca birkaç şeyi son bir kez daha netleştirelim. Sansür; her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin hükûmetçe önceden denetlenmesi işi, sıkı denetim demektir. Bu, TDK‘nin verdiği tanımdır. Tabi ki ilerleyen süreçte bu da değiştirilmezse. Devamlı ifade edilen ve ettiğim bir diğer şey de TİB’in başına MİT geçmişi olan Ahmet Çelik’in gelmesidir. Sizlere MİT’in sitesinden bir alıntı yapayım (umarım bu cezai takibata neden olmaz inşallah dinimiz amin maşallah):

İstihbaratta gaye, doğru haber almak ve devleti bir süprizle karşı karşıya bırakmamaktır.

Bir de istihbaratın kelime anlamına bakalım. Herhangi bir Türkçe sözlüğü açıp baktığınızda kelimenin Arapça kökenli ve çoğul bir kelime olduğunu göreceksiniz. Anlamı ise “haberler” ve “haber alma” şeklinde yazmaktadır. Teknik olarak istihbarat ise imkanları ve araçları kullanarak bilgi temin etmek, bu bilgiyi işlemek, yorumlamak ve bundan bir sonuç çıkarma sürecini ifade eder. TİB yeni kanun ile bizlere ait bilgiyi (veriyi) temin etme, bu veriyi işleme, yorumlama ve bundan bir sonuç çıkarma (fişleme) sürecine yasal olarak sahip olmuştur. Ayrıca, bu gelenekten gelen bir ismi de kendini başkan yapmıştır.

Artık yeni kanun ile birlikte bunu şöyle yorumlayabiliriz: “17 Aralık 2013 tarihinde başlayan ve devletleşen AKP, AKP’leşen devlet bir yolsuzluk operasyonu süpriziyle karşı karşıya kalmış, buna benzer bir durumla tekrar karşılaşmamak, engellemek ve bundan korunmak için TİB, MİT geçmişi olan Ahmet Çelik başkanlığı ve yeni kanun ile Internette her türlü veriyi önceden denetleyecek, temin edecek, işleyecek, yorumlayacak, bundan sonuç çıkartacak ve sıkı denetim yapacak, insan haklarına aykırı bir yapıya yasal olarak kavuşmuştur.” Ayrıca, ülke tarihinin en büyük toptan gözetimci fişlemesi ile karşı karşıyayız. Bu yapı yüzünden sadece biz karşı çıkanlar kaybetmeyeceğiz. Herkes kaybedecek. Bunun ötesi berisi yoktur.

Sonucu bu sefer uzun uzun yazmayacağım. Okuyanlar artık az çok ileride neler olacağını, neler yaşayacağımızı biliyor. Bununla birlikte, yeni 5651 sayılı kanun tasarısı için yazılar yazdım ve sansürü elimden geldiğince burada anlattım. Bu yazılar kimilerine ulaştı, kimileri okuduğu halde görmezlikten gelmeye devam etti. Sansüre karşı empati yapın dedim fakat çok da ciddiye alınmadım. Hala da aynı konuda ısrar ediyorum, empati yapın. Empati yapmayı öğrenin. Bu toptan gözetimci, fişlemeci sansür yasası, –tekrar tekrar vurguluyorum– ilgili ilgisiz herkese zarar verecektir. Bunun seni, beni, onları olmaz. Lütfen bunu görün. Son olarak, ümitsizliğe kapılmayın. Sansüre karşı verilen bu mücadele hiçbir zaman bitmeyecektir.

Sansürde Son Gelişmeler

Hukuka aykırı kanun tasarısı, insan haklarına aykırı kurum TİB. Ne derseniz diyin. Bunun adı açık ve net biz imza attığımız insan hakları sözleşmesini tanımıyoruz demektir.

Yeni 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayın Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” tasarısı torba yasa içine konularak mecliste görüşmelerine başlandı. Fakat, gelen tepkilerden sonra oturum 4 Şubat tarihine ertelendi. Tasarının TİB’e sağladığı koruma kalkanı ve MİT kökenli başkanların atanması ile yerli NSA yapısına dönüşeceği defalarca belirtildi, yazıldı ve çizildi. Bununla birlikte, torba yasayla 5651 sayılı kanun henüz geçmemesine rağmen TİB hukuka aykırı olarak erişim engelleme ve içerik kaldırma taleplerinde bulunmaya başladı bile. Sırayla erişime engellenen siteleri ve gerekçelerine bir bakalım:

  • Vimeo

Vimeo, 8 Ocak 2014 tarihinde “müstehcenlik” gerekçesi ile erişme engellendi. Erişime engellenme asıl nedeni Başbakan’ın kardeşi Mustafa Erdoğan’a ait bir videonun sitede yer almasıydı. Video, özel hayatın gizliliğini ihlal etmektedir. Fakat, bunun için Vimeo ile iletişime geçmek yerine siteye erişimin tamamen engellenmesi tercih edildi. İçerik silindikten ve Vimeo bir süre erişime engellendikten sonra karar kaldırıldı.

  • Soundcloud

Soundcloud, 16 Ocak 2014 tarihinde Sümeyye Erdoğan’ın telefon görüşmelerine ait ses kaydının yayımlanmasından sonra erişime engellendi. Bununla birlikte, yayımlanan ses kayıtlarında sadece Sümeyye Erdoğan yoktu. Ayrıca, Başbakan’a ait ses kayıtlarını da içermekteydi. Aynı Vimeo’da olduğu gibi içeriğin kaldırıması talebi yerine site tamamen erişime engellendi ve Soundcloud şu an hala engelli durumdadır.

  • Vagus.tv

Vagus.tv, 16 Ocak 2014 tarihinde “koruma tedbiri” kararı ile habersizce erişime engellendi. Habersizceden kasıt, Vagus.tv’ye herhangi bir bildirimde bulunulmadan direkt olarak engellenmesidir. Ayrıca Vagus.tv sahibi Serdar Akinan, engelleme ile ilgili bilgi almak için TİB’e giden avukatlarının hiçbir yetkileye ulaşamadıklarını ve Cumhuriyet Başsavcısı’nında böyle bir kararının olmadığını belirtti. Karar olmadığı halde TİB’in hukuka aykırı bu engeli bir yana, henüz kanun tasarısı kabul edilmeden yapmış olduğu engel için cevap vermeye tenezzül bile etmemesi ilerleyen süreçte özgür basına yapılacakların bir habercisidir. Ek olarak, hala erişime engellidir.

  • T24 ve soL Haber Portalı

T24 ve soL Haber Portalı, 1 Şubat 2014 tarihinde BTK ve TİB tarafından yayımlamış oldukları “CHP’li Oran’dan Erdoğan’a: Sabah ve ATV için satın alma talimatı verdiniz mi?“, “Sabah-ATV havuzunu Erdoğan mı doldurdu?” ve “2. dalgada adı geçen kişiler hakkındaki yakalama kararı kaldırıldı!” haberlerinin yayından kaldırılması için tebligatta bulunuldu. Bu tebligata göre; “04/05/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun“‘a dayanarak konu içeriğin çıkarılması istenmektedir. İçeriklerin hukuka aykırı bir şey içermemelerine rağmen böyle bir istekte bulunulmuş, ayrıca kaldırılmadığı takdirde Türkiye’den erişime engelleneceği de bildirilmiştir. Burada sadece özgür basına uygulanan sansür bir yana bir siyasi partiyle ilgili habere ve içeriğe de dolaylı bir sansür söz konusudur.

Yukarında bahsedilen erişim engelleri ve içerik kaldırma talepleri TİB’in Internet üzerinde hüküm verebilen ve hükümetin sansür isteklerini yerine getiren bir kurum olduğunun tıpkı bugüne kadar yaşanan süreçte olduğu gibi açık bir delilidir. Diğer yandan, TİB’in MİT kökenli bir yönetime kavuşması, yeni 5651 sayılı kanun tasarısı ile de yasal bir koruma kalkanına sahip olması radikal sansürün en büyük habercisidir demiş ve özgür basından siyasi partilere doğru bir sansür dalgasının başlayacağını öngörmüştüm. Bugün yaşananlara baktığımızda sansür işleyişinin bu ifademe tamamen uyduğunu gördüm.

Ek olarak, belirtmeden edemeyeceğim birkaç nokta var. “Daha yeni 5651 sayılı kanun çıkmadan böyle oluyor” dediğiniz anda kanun çıktıktan sonra yapılacak sansürleri bir ister istemez kabul ettiğiniz veya kanunda yazıyor yapacak bir şey yok dediğiniz anlamına da geliyor. Elbette böyle bir şeyi kimse istemez fakat bunu da görebilmek önemlidir. Ayrıca, yeni tasarı insan haklarına aykırıdır. Aykırı bir kanunun kararları da doğal olarak hukuka aykırı olacaktır. Türkiye’nin de altına imza attığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı bir kanun ile yapılacaklara “hukuka uygundur” demek abesle iştigaldir. Bir diğer nokta da, TİB hukuka aykırı hareket ederek 5651 sayılı kanun tasarını meşrulaştırmaya çalışmakta, yaptıkları ile kanun da desteğini alarak yeni bir yasal zemin hazırlamaktadır.

Malesef, bizleri radikal, fişlemeye dayanan, toptan gözetimci ve insan haklarına aykırı sansürlerlerin olacağı daha da kötü bir dönem beklemektedir. Yeni 5651 sayılı kanun daha çıkmadan TİB hukuka aykırı yaptırımlarda bulunarak MİT kökenli yeni yapısı ile yerli NSA olma yolunda hızlı adımlarla ilermekte, Internetin hükümet süzgeci olmaktadır. Internet güçle kutsanmış iktidarın mülkü, iktidarın bizlere dayattığı sansürcü anlayış da hukuk değildir.

Yeni 5651 ve Sansürün İşleyişi

5651 yumuşatılarak geçmişken Internet sansürünün Türkiye’deki yumuşak yerine bir bakalım.

5651 sayılı Internet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun sözde yumuşatılarak meclisten geçti. Bizleri ilerleyen süreçte neler bekliyor, Türkiye’nin sansür konusunda dünyadaki yeri nedir, 5651 sayılı kanun sonrası ne olur, dünyada sansürlenen içeriklerin dağılımı ve bizdeki yansımaları ne olur tüm bunları merak etmekteyiz. İlk olarak, Türkiye’nin dünya Internet sansürü haritasında nerede yer aldığına bir bakalım.

Internet_Censorship_World_Map_suggestedYukarıda gördüğünüz harita 2013 yılı dünya sansür haritasıdır. Haritanın kaynağı için buraya bakabilirsiniz. Ek olarak, diğer haritalar yerine renkleri için bu haritayı seçtim. Renklerin ifade ettiklerine gelirsek; radikal, oldukça, seçici, gözetim altında, düşük (ya da yok) ve veri yok şeklindedir. Haritaya Türkiye’de seçici bir sansür olduğu işlenmiştir. Bununla ilgili de hatırlarsanız çeşitli kelimelerin (haydar, mini etek, liseli vs.) filtrelendiği ve bunun üzerinden de sitelere erişimin yasaklandığını, TİB’in ise 2014 yılı itibariyle (muhtemelen bahsettikleri sistemin otomatik olarak engellediği siteler) 35702 siteyi, Türkiye’de ise toplamda 40124 sitenin engellediğini biliyoruz. Fakat, 5651 sayılı kanun ile muhtemelen 2014 yılında Türkiye’de sansür oldukça veya radikal olarak renklendirilebilir bir hale gelebilir.

sansürlenen içeriklerİkinci olarak, bizleri ilgilendiren diğer bir nokta dünyada sansürlenen içeriklerin ne olduğudur. Bu konundaki yüzdesel dağılım (birincil kaynak: opennet initiative) yukarıda görüldüğü gibidir. Yoğunluğun bloglar ve siyasi partilerde olması -bence- çok önemli bir noktadır. Özellikle 5651 sayılı kanun ile Türkiye açısından değerlendirdiğimizde, ilerleyen süreçte muhalefet partilerine ve bloglara, ardından bağımsız basına doğru çok ciddi bir sansür dalgasının yayılabileceğini (bu kısmı benim öngörüm olarak alırsanız memnun olurum) söyleyebiliriz.

sansür işleyişiYeni 5651 sayılı Internet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun‘un içeriğini yukarıdaki sansür işleyişi şeması üzerinden anlatalım. Devlet, yasal düzenlemelerin yanında İSS’larını direkt olarak kontrol edebilmek için tüzüğünü kendi onayladığı Erişim Sağlayıcıları Birliği adında bir birliğe üye olmaya zorlamaktadır. Bununla birlikte, bu birliğe üye olmayan servis sağlayıcıların faaliyette bulunamayacaklarını da ayrıca belirtmektedir. Böylece, erişim engelleri ve veri takibi (phorm, dpi vs.) taleplerinin bu birliğe yapılacağı, bunun bir sonucu olarak da taleplerin İSS’lere de yapılmış varsayılacağı söylenmektedir. Kısaca devlet, Erişim Sağlayıcıları Birliği ile İSS’leri direkt olarak kontrol edebileceği bir yapıya kavuşturmaktadır.

Ayrıca, yapılan erişim engelleri ve veri takibi için yasal bir koruma kalkanı da mevcuttur. Bu koruma kalkanına göre; “TİB Başkanlığı personelinin, yaptıkları görevin niteliğinden doğan veya görevin yerine getirilmesi sırasında işledikleri iddia olunan suçlardan dolayı haklarında ceza soruşturması açılmasına TİB Başkanı için ilgili Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı, diğer personel için ise Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı’nın izni aranacak.” Bunu yukarıdaki veri takibi araçları ile ilişkilendirirsek sonucun ne kadar vahim bir boyutta olduğu çok net görebiliriz. Yani devlet, veri takibi için İSS’leri kontrol altında tuttuğu bir yapı içinde olmaya ve bu takipler sonucu doğabilecek suçların soruşturulması için de kendinden izin almaya zorluyor. Kısaca, beni bana şikayet edin demektedir.

Bir diğer nokta, yer sağlayıcıların (hosting firmaları) yasal düzenleme ile trafik kayıtlarını saklama süresi en az 6 ay en fazla 2 yıl olacak şekildedir. 5651 sayılı kanun TİB (MİT kökenli Ahmet Çelik) başkanına sansür için doğrudan yetki vererek -sözde- kanuna aykırı (örneğin, kişilik hakları bahanesi ile) fakat herhangi bir içeriğe erişim 4 saat içinde engellenebilecek (24 saat içinde mahke karar verecek) ve yer sağlayıcı kendisine bildirilen içeriği derhal çıkartmak zorunda kalacaktır. Gayri hukuki talepler ise tam bu noktada devreye girmektedir. Kendisiyle ilgili yapılan eleştiriden memnun olmayan bir “bakan” içerik hukuka uygun olsa bile (örneğin, özel hayatı bahane ederek) erişimi engelleyebilme yolu açılmış olacaktır. Burada sadece bakanla sınırlamamak gerekir. İktidar, kendisini eleştiren tüm içeriklere ve bu içeriklerin birçoğu hukuka uygun olsa bile (örneğin, özel hayatı tekrar bahane ederek), erişime engelleyebilecektir. Diğer yandan, kayıt bilgilerinin nerede tutulduğu bu noktada çok önemli değildir. Kayıtların uzun süre tutulması ve istendiği takdirde (hukuka uygun olsa bile) devlete verilecek olması asıl problemdir. Fakat, Ulaştırma Bakanı Lütfi Elvan, “kayıtlar devlette tutulmayacakdiyerek insanları yanlış yönlendirmektedir. Kendisine tabi yaptığı sağlayıcılar, istendiği takdirde tüm kayıtları vermek mecburiyetindedir.

Devlet, içerik kaldırma ve kullanıcıya ait veri taleplerini içerik sağlayıcılarından istemekteydi. Fakat, bununla ilgili olarak her zaman istediği sonucu alamamakta bazen de reddedilmekteydi. Artık, içerik kaldırma ya da veri talebi ile uğraşmak yerine IP ve URL bazlı engelleme getirerek, kuracağı birlik üzerinden İSS’lerin hizmetlere erişimi engellemesini sağlayacaktır. Bu şu demek oluyor; örneğin, Twitter’ın (https://twitter.com) tamamen erişime engellenmesi yerine Twitter kullanıcılarından herhangi birinin (https://twitter.com/songuncelleme) içeriğinin erişime engellenmesi veya tamamen erişime engellenen bir sitenin DNS (VPN veya proxy hariç) değiştirilse bile erişilememesidir. Böylece, devlet yapmış olduğu erişim engeli ya da veri isteği taleplerinde reddedilse bile içeriğe ya da tamamen yer sağlayıcıya erişimi engelleyebilecektir.

Yukarıda anlattıklarımı en basit şekliyle bir kolunu şemaya uygun olarak kısaca tekrar anlatayım. Devlet, yasal bir düzenleme ile İSS’leri oluşturacağı birliğe üye yapmaya mecbur ederek İSS’lerin direkt kontrolünü sağlar. Böylece veri takibi ve erişim engelini de kendine yani tekele yükler. Bu da içeriğin kaldırılmasından engellenmesine, veri takibinden kullanıcının Internetteki hareketlerinin izlenmesine kadar çok geniş çaplı bir alanı kapsar. Tüm bunları toparlayacak olursam, devlet kendi denetiminde ve üyeliği zorunlu tuttuğu bir birlik kurarak Internet’te veri takibi ve erişim engelinin gayri hukuki yolunu açmış, ayrıca bunu yasal bir düzenleme ile yapmıştır. Bununla birlikte, Türkiye’de zaten radikal bir sansür mevcuttur. Bu konuda bir örnek (çoğaltılabilir elbette) göstermem gerekirse, hiç düşünmeden Guillaume Apollinaire Davası diyebilirim. 5651 sayılı kanun ile oluşturulacak yeni birlik ve işleyiş de Internette “seçici” olan sansürü “radikal” sansüre çevirecektir.

Şimdi soruyorum, sizce sansür haritasında 2014 yılı sonu için Türkiye’nin yeni rengi (benim ifademi bunun dışında tutarak) ne olacaktır?

Ekleme (17.01.2014): Bugün t24’te ‘Emniyet ve yargıdaki görevden almaların merkez üssü TİB’ başlıklı bir haber yayımlandı. Haberde TİB’e MİT kökenli Ahmet Çelik’in atanmasından sonra cemaate yakın kamu görevlilerinin listelerine yönelik çalışma başlatıldığı ve teknik takiplerin TİB’in “ana dinleme sistemi” araclığı ile kontrol edildiği söyleniyor. Yazıyla tamamen tutarlı olması açısından önemli bir haberdir.

Ekleme (17.01.2014): Yeni bir haber daha. ‘Dinlemenin merkezi’ TİB’de tüm daire başkanları görevden alındı başklı bu haberde de 5 TİB daire başkanın görevden alındığı ve yerlerine MİT kökenli isimlerin geleceği söylenmiş. Türkiye’yi artık radikal olarak boyayabiliriz.

Ekleme (24.01.2014): Vimeo erişime engellendi.

Ekleme (24.01.2014): Soundcloud erişime engellendi.

Ekleme (27.01.2014): Vagus.tv erişime engelledi. (Özgür basın)

Ekleme (31.01.2014): Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, T24‘e CHP’nin soru önergesi haberini yayından kaldırması için tebligat yolladı. Haberin ayrıntıları burada. Özgür basın demiştim değil mi? Buna dolaylı yoldan siyasi partiye ait haber ve içeriği de ekleyebiliriz.