Monthly Archives: October 2013

Şifreler, Şifreler Ve Şifreler

Basit ve etkili bir şifrelemeden bahsettim fakat bir şifrenin nerede saklandığı, nasıl saklandığı, bu şifrelerin nasıl kırıldığında dair bir yazım yoktu. En azından temel kriptografi bilgisi ve basit bir Hashcat örneği ile bu eksikliği giderebilirim. Yazının eksik kaldığı noktalar elbette vardır ve herhangi bir grubu tatmin etme amacı yoktur. Bu yazı bunun ve bunun derlenmiş halidir.

  • Şifreler nerede saklanıyor?

Veritabanlarında. İlk bakışta dalga geçiyorum gibi gelecek ama durum bu. Unix ve Unix benzeri işletim sistemlerinde şifreler tek bir metin dosyasında, Windows’ta ise binary dosyasında saklanmaktalar. Elbette şifrelerin kriptosuz hallerini herhangi bir metin dosyasında bulundurmak mantıklı değildir. Bu dosyayı eline geçiren bir saldırgan şifrelerinize de sahip olacaktır. Bu nedenden dolayı bütün işletim sistemleri şifreleri bir hash algoritması ile çalıştırır, sonuç olarak veritabanlarında kriptografik hash olarak saklarlar. Bu ise şunu sağlar; eğer bir saldırgan bu veritabanını bir şekilde eline geçirirse, hash olarak saklanmış şifreleri bakarak çözemeyecektir.

Örneğin, GNU/Linux’ta kullanıcı için bir şifre oluşturduğunuz zaman bu şifre sha-512 algoritması ile hashlenerek /etc/shadow dosyası içinde yerini alır (AES ve Rijndael şifrelemesini de ekleyelim). Bu dosyaya baktığımız zaman;

kame:$6$7gNvdbpz$c6fb024a22c4db9101ea1d20596034../:15758:0:99999:7:::

$6 = Sha-512 hash algoritması.
$7gNvdbpz = Salt değeri.
$6fb024a22c4db9101ea1d20596034.. = Şifre.
:15758= Son şifre değişikliği tarihi (gün sayısıdır, başlangıç tarihi 1 Ocak 1970).
:0 = Şifre değişiklikleri arasındaki minimum süre.
:99999 = Şifrenin maksimum geçerlilik süresi (gün sayısıdır).
:7 = Hesap kapatıldıktan sonra şifrenin dolma süresi.

  • Peki hash nedir?

Hash, bir hashing algoritmasının (md5, sha-1, sha-2 vs.) kriptografik çıktısıdır. Bir hashing algoritması açık metin ile şifrelenmiş metin arasında tek yönlü bir dönüşüm sağlar. Bu şu demektir; eğer ben herhangi bir açık metni bir hashing algoritması ile şifrelenmiş metne dönüştürmüşsem, hashing algoritmasını tekrar kullanarak şifrelenmiş metinden açık metne ulaşamayacağım. Herhangi bir hashing algoritması tarafından boyutu standart olmayan bir girdinin şifrelenmiş çıktısı hashing algoritmasına göre eşit uzunluktadır. Diğer bir deyişle, bir e-kitabın boyutu ya da bir filmin boyutu ya da bir metnin boyutu ne olursa olsun, çıktının uzunluğu algoritmaya göre sabittir. Bunun kriptografide önemli olmasının sebebi, eğer bütün algoritmalar kendi türleri içinde aynı uzunlukta çıktıyı verirse, girdinin boyutunu ya da türünü belirlemek mümkün olamaz.

  • Salting, biz buna tuzlama mı desek?

Salting‘in türkçeye nasıl çevrildiğini ya da ne denildiğini bilmiyorum. Nedir noktasına gelirsek eğer, Salt rastgele verilen bir değer olup gizli değildir ve rastgele oluşturulur, şifre hashi ile birlikte saklanır. Büyük boyutlardaki salt değeri önceden hesaplanmış saldırılarını, mesela rainbow tablousu, her şifreyi eşsiz olarak hashleyerek engeller. Yani Ali ile Ayşe, aynı veritabanında saklanan tıpatıp aynı şifrelere sahip olsa bile, salt değerleri ile birbirinden farklı hash değerlerine sahip olacaklar ve bir saldırgan veritabanına erişse bile bu iki kişinin şifresinin aynı olduğunu bilemeyecektir.

Saldırganın başarılı olabilmesi için her salt değerini de ayrı ayrı hesaba katması gerekmektedir. Salting’in kullanılmasının nedeni şifrelerdeki entropi düzeyini arttırmaktır. Bir diğer deyişle, bizlere fazladan koruma sağlar.

Kripto fonksiyonunda iki girdi vardır. Bunlar $salt ve $key’dir, crypt($salt, $anahtar). Eğer salt değerimizin “0Z” ve şifremizin “kame” olduğunu varsayarsak $salt + $şifre;

0Zkame

Artık bu hashlenecek ve şifre veritabanında saklanacaktır. Bu şifrenin eğer bir kullanıcı şifresi olduğunu varsayarsak, /etc/shadow altında hash ile birlikte saklandığını görebiliriz. Örneğin, sisteme giriş yapmak istediğimizde, doğrulama yapmamız gerekecektir. Doğrulama, kullanıcı adı ve şifresi girildiğinde önce salt değerini alacak ve girilen şifre ile birlikte kripto fonksiyonunu çalıştıracaktır. Ardından, eğer şifreniz doğru ise hashler birbirini tutacak ve sisteme girebileceksiniz.

  • Birkaç örnek

En popüler hashing algoritmalarından biri (bugünlerde zayıf olduğu sıkça tekrarlansa da) MD5‘tir. MD5 hashing algoritması 128 bit yani 16 byte’tır. Çıktısı 32 haneli, onaltılı (0,…,9, a,…,f) (hex) sayıdan oluşur. Yani, 2 hex = 1 byte, 16 byte = 128-bit.

kame” dizisini MD5’e dönüştürürsek;

kame ~ % echo -n 'kame' | md5sum | cut -f 1 -d " "
366b18ce0695e44bfc30423b9eb8a793

İçinde sadece “test” yazan “test.txt” dosyasını MD5’e dönüştürürsek;

kame ~ % md5sum test.txt
098f6bcd4621d373cade4e832627b4f6  test.txt

MD5’e göre daha güçlü ve NSA tarafından tasarlanan bir diğer hashing algoritması ise SHA-2‘dir. SHA-2, 224, 256, 386 ve 512 gibi çeşitli bit uzunluklarında 4 farklı seçenek sunar.

kame ~ % echo -n 'kame' | sha256sum | cut -f 1 -d " "
be45d72f76fc702161620f5d5462443cb038fffd5b839d28d5c85dcf3b46cac5

kame ~ % sha256sum test.txt
9f86d081884c7d659a2feaa0c55ad015a3bf4f1b2b0b822cd15d6c15b0f00a08  test.txt

256/128 = 2 > 32 x 2 = 64! Yani, algoritma, 64 hex haneli hash üretir.

Hashing algoritmaları ayrıca bir veriyi doğrulamak için de kullanılmaktadır. Örneğin, Internet üzerinden indirmek istediğiniz herhangi bir dosya için yayınlayan kişi bu dosyaya ait bir hash bilgisi de vermektedir. Böylece indirdiğiniz dosya ile Internette verilen hashleri karşılaştırıp doğrulama yapabilirsiniz.

Hashlere saldırılar ikiye ayrılmaktadır. Birincisi çevrimiçi saldırılar, yani elinizde kırmak isteyeceğiniz bir hash listesi yoktur, Internet üzerinden bulunan bir uygulama ya da servise, veritabanlarında bulunan hashlerle karşılaştırması için çoklu şifre tahminlerinde bulunursunuz. İkincisi ise çevrimdışı olan saldırılardır. Bunlarda ise elinizde bulunan veya bir yerlerden elde ettiğiniz hash listesini çeşitli saldırı türleri ile kırmaya çalışırsınız. Bu saldırı türlerinden en bilinenleri, bruteforce, rainbow tablosu ve sözlük saldırılarıdır.

  • Bruteforce

Varolan bütün kombinasyonların denenmesi anlamına gelmektedir. Kullanılan karakterlere göre değişmektedir. Örneğin sadece a,z aralığı ya da a,z ve A,Z aralıkları veya A,Z,0,9 aralığı gibi çok çeşitli kombinasyonlar oluşturabilirsiniz. En yavaş yöntem olabilir fakat sadece kombinasyon oluşturmaz. Ayrıca her kombinasyon için hash de oluşturur ve bunları karşılaştırır.

Elbette 4 hanelik bir şifrenin hash’ini kırmak çok uzun sürmez fakat hanesi sayısı artarsa, bunu kırmak için geçecek süre de artacaktır.

  • Rainbow Tablosu

Bir Rainbow (gökkuşağı) tablosu, daha önceden hesaplanmış hash’leri içermektedir. Yani, diğer bir deyişle, hash’ler hazır ve karşılaştırılmayı beklemektedir. En önemli artısı, işlemci yükünü azaltarak küçük boyutlu işlerde çok etkili sonuç verir. Sözlük saldırılarında, önce hash oluşturup ardından bunu kırmak istediğimiz hash ile karşılaştırırız. Gökkuşağı’nda ise hashlere zaten sahibiz ve tek yapmamız gereken bunları karşılaştırmak. İyi bir gökkuşağı tablosu oluşturmak vakit alacak bir iştir fakat etrafta çok büyüt boyutlu ve işe yarar tablolar da dolanmaktadır.

Gökkuşağı tablosunun etkisini azaltmak için yukarıda bahsettiğim salt yöntemi etkili bir yöntemdir.

  • Sözlük

Sözlük, kelimelerden, karakterlerden ve bunların kombinasyonlarından oluşan basit bir metin dosyasıdır. Sağda solda gördüğünüz “wordlist” ya da kelime listeleri de aynı anlama gelmektedirler. Sözlük, genel olarak kullanıcının basit şifreler kullanması fikrine dayanır. Bu yüzden herhangi bir sözlük metin dosyasına baktığınız zaman “12345678”, “qwerty” gibi ya da “home”, “pass” gibi dizilerden oluştuğunu görebilirsiniz.

Sözlük saldırıları şu şekilde olur; kırmak istediğiniz hash’e karşılık sözlükteki her dizinin bir hash karşılığı oluşturulur ve bununla karşılaştırılır. Eğer iki hash de birbirini tutarse, kırılmış demektir. Günümüzde artık CPU’lar epey güçlü olduğu için 1-2 dakika içerisinde 14 milyon girdi test edilebilir.

Bu saldırıları gerçekleştirebileceğimiz çevrimdışı bir uygulama arıyorsak eğer Hashcat bu iş için biçilmiş kaftan.

  • Hashcat

Hashcat, çok hızlı ve çok yönlü hash kırıcısı (cracker)’dır. Dağıtımlarınızın repolarında muhtemelen vardır, kurarsanız altta vereceğim örnek üzerinde nasıl çalıştığını daha iyi anlayabilirsiniz.

kame
dizisinin MD5 çıktısı “366b18ce0695e44bfc30423b9eb8a793” olduğunu yukarıda söylemiştik. Bunu bir metin dosyası içine, örneğin test.txt, yapıştırın ve kaydedin. Bu örneğimiz için bize bir sözlük lazım;

1ANORMUSWL
RockYou

İstediğinizi indirebilirsiniz. Bu örnekte 1ANORMUSWL dosyasını kullanacağım.

kame ~ % hashcat -m 0 -a 0 -o /home/kame/hashcat/sonuc.txt /home/kame/hashcat/test.txt /home/kame/hashcat/pass/1aNormusWL.txt
Initializing hashcat v0.46 by atom with 8 threads and 32mb segment-size...

Added hashes from file /home/kame/hashcat/test.txt: 1 (1 salts)
Activating quick-digest mode for single-hash


NOTE: press enter for status-screen

366b18ce0695e44bfc30423b9eb8a793:kame

All hashes have been recovered

Input.Mode: Dict (/home/kame/hashcat/pass/1aNormusWL.txt)
Index.....: 1/5 (segment), 3498468 (words), 33550338 (bytes)
Recovered.: 1/1 hashes, 1/1 salts
Speed/sec.: - plains, 33.39M words
Progress..: 3428536/3498468 (98.00%)
Running...: --:--:--:--
Estimated.: --:--:--:--

Started: Tue Oct 29 20:49:48 2013
Stopped: Tue Oct 29 20:49:49 2013

Görüldüğü üzere “-m“, seçtiğim hash algoritmam, 0, yani MD5, “-a” ise saldırı türüm , 0, yani doğrudan (burada sözlüğe bakıp her dizi için hash karşılaştırması yapıyor).

Herhangi bir sözlük kullanmadan bu saldırıyı yapmak istersek;

kame ~ % hashcat -m 0 -a 3 -o /home/kame/hashcat/sonuc.txt /home/kame/hashcat/test.txt ?l?l?l?l

Terminal çıktısı çok uzun olduğu için onu koymadım. Burada, farklı olarak saldırı türünü 3, yani bruteforce olarak belirledik ve sözlük yerine “?l” parametresini, yani sadece küçük harfleri (a,…,z) kullanmasını söyledik. 4 tane koymamın nedeni 4 haneden (kame) oluşması. Hangi şifrenin kaç haneden oluştuğunu, hangi karakterleri içerebileceğini bilemeyeceğimiz için saldırı modellerini kendiniz geliştirmeniz gerekmektedir.

Hashcat, çok başaralı ve hızlı bir hash kırıcısıdır. Burada çok temel bir örnek vererek anlatmam, sizlerin sağda solda denk getirdiğiniz herhangi bir hash algoritmasını oturup kırsın diye değildir. Daha fazla ayrıntılı bilgi almak isterseniz Hashcat’in wikisi, özellikle mask saldırısı ya da RTFM ve internette bulabileceğiniz sayısız döküman var.

Ccrypt İle Şifreleme

Platform bağımsız ve kullanması kolay bir uygulama olarak, ccrypt, dosya şifrelemede kullanmak için gayet basit ve güvenli, ayrıca sistem kaynaklarını da bir o kadar az tüketen bir araç olarak durmakta. Bu basit rehberi en azından denemeniz ve hatta kalıcı olarak kurup kullanmanız için hazırladım.

ccrypt, dosyaları şifrelemek ve şifresini çözmek için kullanılan, Rijndael Blok Şifresi üzerine kurulu açık kaynak, özgür yazılım bir uygulamadır. ccrypt’in sahip olduğu algoritma simetrik değildir. Bununla birlikte, ccencrypt ile dosya şifrelerken ccdecrypt ile şifre çözemektedir (ccrypt -e ya da ccrypt -d ile de yapabilirsiniz). Ayrıca ccat ile şifresiniz çözdüğünüz dosyayı sadece terminal ekranına yazdırabilir ve bilgisayarınızda geçici dosyalar bırakma riskinizi düşürebilirsiniz.

  • ccrypt güvenliği

ccrypt 256-bitlik bir şifrelemeye sahiptir. AES’in de seçtiği Rijndael Blok Şifresi‘ni kullanmaktadır. ccrypt’in AES ile farkı ise, AES 128-bit blok boyutu kullanırken kullanırken, ccrypt, Rijndael’in izin verdiği 256-bit blok boyutu kullanmaktadır. Bu onu elbette AES’ten daha az güvenli yapmamaktadır. Sadece AES standartına sahip değildir. Ayrıca, bu şifreleme eğer kırılırsa duyulması da o kadar çabuk olacaktır.

ccrypt ile bir dosyayı şifrelerseniz eğer, ccrypt o dosyanın üzerine yazacak, yeni bir dosya oluşturmayacaktır. Bununla birlikte, artık harddiskinizde orjinal dosya olmayacaktır. Fakat, siz bu dosyayı silseniz dahi donanım ataklarında harddiskiniz/ram’iniz/takasınız bu dosyanın izini taşıyabilir. Eğer bu izleri silmek isterseniz, bunun için çeşitli araçlar mevcut. Bunlardan bir tanesi GNU/Linux için wipe.

Eğer, şifreleme esnasında “–tmpfiles” parametresi kullanırsanız, orjinal dosyanın üzerine yazmak yerine geçici bir dosya oluştabilir, ardından da wipe ile silebilirsiniz.

kame ~ % ccencrypt --tmpfiles sifrelenecekdosya && ls

sifrelenecekdosya
sifrelenecekdosya.cpt

  • Dosya ve dizin şifreleme, şifre çözme

ccrypt ile herhangi bir dosyayı sorunsuz bir şekilde şifreleyebilirsiniz. Fakat, sizinleri şifrleyemezsiniz. Dizin için farklı bir yol izleyeceğiz.

Dosya şifreleme;
kame ~ % ccencrypt sifrelenecekdosya
Enter encryption key:
Enter encryption key: (repeat)

Gördüğünüz üzere ccencrypt (ya da ccrypt -e sifrelenecekdosya) ile dosyamızı anahtarımız ile şifrelemiş olduk. Anahtarı ise unutmamanız çok önemli. Tamamen unutursanız eğer şifrelenen dosyayı kurtarmanız mümkün olmayacaktır.

Dizin şifreleme;
kame ~ % tar -zcvf sifrelenecekdizin.tar.gz dizin/
kame ~ % ccencrypt sifrelenecekdizin.tar.gz

İlk komutumuz dizin adındaki dizinimizi (balık adındaki balık, komik değil biliyorum.) tar.gz formatında sıkıştırmak olacaktır. Ardından arşiv dosyamızı ccrypt ile sorunsuz bir şekilde şifreleyebilirsiniz.

Şifre çözme;
kame ~ % ccdecrypt sifrelenmisdosya.cpt
Enter decryption key:

ccrypt’in şifrelediği dosyaların uzantısı “.cpt” olarak değiştirmektedir. Eğer şifreyi çözmek isterseniz kullandığınız ccdecrypt ile (ya da ccrypt -d sifrelenmisdoya.cpt) anahtarınızı girerek dosyanızın şifresini çözebilirsiniz.

  • Anahtarımı unuttum, ne yapmalıyım?

Eğer anahtarınızı unutmuşsanız, şifrelediğiniz dosyaya erişmeniz mümkün olmayacaktır. Fakat, ccguess ile şifrenizi yanlış yazmış olabileceğinizi düşünerek ne olabileceğine dair bir kalıp deneyebilirsiniz.

Diyelim ki, şifrenizi “abcdefg” yaptınız (ben yaptım siz yapmayın), ve aklınızda sadece a, b, c, d ile e’yi içerdiği kalmış;

kame ~ % ccguess sifrelidosya.cpt
Enter approximate key: abcde


Generating patterns...1..2..3..4..5..sorting...done.

Possible match: abcdefg (2 changes, found after trying 1890639 keys)

Burada şu unutulmamalı; anahtarınız ne kadar çok karakter içerirse doğru tahmin için o kadar çok karakteri doğru hatırlamak zorundasınız, yoksa çabalarınız boşuna olacaktır.

  • Şifreleme esnasında sistem çöktü, peki şimdi ne olacak?

Örneğin, elinizde 100mb bir dosya var ve tam bunu şifrelerken ya da şifreyi çözerken sisteminiz kitlendi, elektrikler gitti vs. Ayrıca, bu dosyanın yedeğini şifrelemeden önce almadınız ve tek kopya şifrelemeye çalıştığınız dosya. Öncelikle yapmanız gereken şifrelenen dosyayın şifresini “-m” parametresi ile çözmek olacaktır.

kame ~ % ccdecrypt -m bozukdosya.cpt

Bu yöntemle dosyanın çözülen şifrelenmiş kısmı ile bozuk kısmından oluşan 2 ayrı dosya oluşturacak. Orjinal dosyayı bu iki kısmı birleştirerek tekrar oluşturabilirsiniz, fakat şifreleme ve çözümün birleştiği noktadaki 32-63 byte’lık bölümü malesef kaybedeceksiniz.

  • Anahtar oluştururken neleri kullanmamalı?

Yazdırılabilir ASCII karakterlerin hepsini kullanabilirsiniz. Sadece ‘\n’, ‘\r’ ve ”’ı kullanamazsınız. Bunların dışında, işletim sisteminiz eğer bazı özel karakterleri yazdıramıyorsa, doğal olarak onları da anahtar oluştururken kullanamayacaksınız.

  • Windows’ta şifreledim, GNU/Linux veya Mac Os’ta açabilir miyim?

Evet! ccrypt, platform bağımsız bir uygulamadır.

  • Şifrelenecek dosyanın boyutu önemli mi?

Hayır! İstediğiniz büyüklükte bir dosyayı ccrypt ile şifreleyebilirsiniz. Önemli olan sisteminizin bunu kaldırabilmesi.

DNS Leak Tehlikesi

Kullandığımız anonim ağlara ya da VPN tünellerine aldanıp anonim olduğumuzu zannederken, aslında tüm Internet aktivitelerimizin İSS tarafından rahatça izlenip kaydedilebilmesi, bir DNS sızıntısı ile o kadar kolay ki.

  • DNS Sızıntısı (Leak) Nedir?

what-is-a-dns-leak
Anonim bir ağ ya da VPN servisi kullandığınız zaman, bilgisayarınızdan geçen tüm trafiğin bu anonim ağ ya da  servis üzerinden güvenli bir şekilde gönderildiği varsayılır. Tor veya VPN kullanmanızdaki temel neden, trafiğinizi İSS’nizden ve diğer üçüncü kişilerden gizlemek, anonimliğinizi arttırmaktır. Fakat bazı durumlar vardır ki, siz güvenli bir VPN bağlantısı kurduğunuzu düşünseniz bile, İSS’niz Internet trafiğinizi izleyebilir ve çevrimiçi aktivitelerinizi monitörleyebilir. Yani, bir nedenle sorgularınız VPN bağlantınız ya da anonim ağ yerine İSS’nizin DNS sunucularına da yönleniyorsa, burada bir DNS sızıntısı (leak) var demektir. Şema üzerinden anlatırsak; bir VPN tüneline sahipsiniz ve EFF için bir sorguda bulundunuz. Normal olarak sorgunuz tünelden VPN servisine, VPN servisinin DNS sunucusu ve oradan da EFF’ye ulaşmalı. Fakat, sorgunuza İSS’niz DNS sunucusu da cevap vermektedir. Bu da şu anlama gelmektedir; İSS’niz İnternet aktivitilerinizi bir bir kaydetmekte, sizleri rahatça izlemektedir.

Anonimliği tehdit eden en büyük tehlikelerden biri DNS sızıntısıdır. Çünkü, anonim bir ağa bağlı olsanız bile (mesela Tor), işletim sisteminiz anonim servis tarafından atanan anonim DNS sunucuları yerine kendi varsayılan sunucularını kullanmaya devam etmektedir. Bu da kullanıcılara sahte gizlilik hissi vermekte ve sonuçları üzücü olmaktadır.

Etkilenenler;
VPN sunucuları
Socks proxyleri (Tor gibi)

Etkilenmeyenler;
CGI Proxyleri
SSH tünel ile HTTP proxyleri

  • Transparan DNS Proxyleri

transparent-dns-proxy

Günümüzde bazı İSS’lerin Transparan DNS Proxysi adında bir teknoloji kullandığı bilinmektedir. Bu şu işe yarıyor; siz eğer bir DNS sorgusu yaparsanız, İSS bunu sadece kendi DNS’leri üzerinden (TCP/UDP port 53) yapılmaya zorluyor. Bir örnek vererek anlatalım. Siz DNS sunucusu olarak OpenDNS‘i kullanmaktasınız ve EFF için bir sorgu yapacaksınız. Transparan DNS Proxysisi sizin isteğiniz OpenDNS sunucularına ulaşmadan araya girip akışı keserek İSS’nin kendi DNS sunucusuna yönlendirmekte ve OpenDNS sunucusu yerine İSS DNS sunucusu cevap vermektedir. Siz tabi bu noktada “Ben VPN kullanıyorum, güvendeyim.” veya “Tor kullanıyorum, güvendeyim.” diyebilirsiniz. Fakat, sonuçlar sizin beklediğiniz yönde gerçekleşmemektedir (şemalar DNS leak test’ten alıntıdır).

  • Tehlikenin Boyutlarına Dair

Bir tehlike modeli üzerinde (Modeller çoğaltılabilir. Mesela ücretsiz anonim socks proxyler üzerinden modeller oluşturulabilir, denemesi size kalmış.) sizlere DNS sızıntısı göstereyim. Modelimiz şu; Amerika lokasyonlı bir VPN servisi kullanıldığınızı düşünün. Ayrıca tarayıcınız da Tor üzerinden internete (exit-node da Amerika’da) girdiği farzedilmekte. Fakat, dinamik ip kullanmaktasınız ve özel bir DNS ayarına sahip değilsiniz;

2013-10-20-002934_1920x1080_scrot

Tor veya VPN servisinizin DNS sunucularını görmeniz (görmezseniz daha iyi) doğal olarak beklenendir. Sizin tek görmek istemeyeceğiniz şey ise, trafiğinizi ondan gizlediğinizi sandığınız İSS’niz olacaktır. Fakat, sonuca bakarsak;

2013-10-20-014138_1920x1080_scrot

Tam bir facia! En üstte VPN servisinizi görüyorsunuz. Daha da kötüsü, siz Tor kullanmanıza ve VPN tüneli oluşturmanıza rağmen, ve tüm bunların üzerine kendinizi tamamen güvende (tamamen olmasa da bir nebze) hissederken, farkında olmadığınız bir DNS sızıntısına sahipsiniz. Diğer enteresan nokta, Firefox, socks proxy (Tor) yerine işletim sisteminin bağlı olduğu ağ (İSS) üzerinden DNS sorgusu gerçekleştirip, Tor’u tamamen atlamış. Tabi burada benim aklımı daha çok kurcayalayan şey, TTNet’in ya da Türkiye’de hizmet veren herhangi bir İSS’nin transparan dns proxysine ya da proxlerine sahip olup olmadığı. Gerçi, TTNet pişkin pişkin Phorm kullanmaya devam edip ve DPI ile paket analizlerine dalmış olduğu için bunu sormak (gene de şunda veya bunda vardır diyemiyorum) abesle iştigaldir.

  • DNS Sızıntı Testi

Böyle bir durumla karşıya karşıya olup olmadığınızı anlamak için;

– DNS Leak Test: https://www.dnsleaktest.com
– IP Leak: http://ipleak.net/

  • İSS’nin DNS Gaspı (Ekleme: 19.11.2013)

Buradaki işlemleri terminalden gerçekleştireceğiz. Önce, varolmayan bir domain adresine ping atalım;

kame $ % ping yokboylebirdomain.ltd
PING yokboylebirdomain.tld (195.175.39.75): 56 data bytes
64 bytes from 195.175.39.75: icmp_seq=0 ttl=236 time=336 ms
64 bytes from 195.175.39.75: icmp_seq=1 ttl=236 time=292 ms
64 bytes from 195.175.39.75: icmp_seq=2 ttl=236 time=274 ms

İşte aradığımız! Var olmayan bir domain’e 195.175.39.75 IP’si üzerinden yanıt geliyor. Yani İSS’niz (örnekte gerçek) sahte bir adres üzerinden sorgularınıza yanıt veriyor.

kame $ % nslookup yokboylebirdomain.tld
Server: 192.168.2.1
Address: 192.168.2.1#53

Non-authoritative answer:
Name: yokboylebirdomain.tld
Address: 195.175.39.75
Name: yokboylebirdomain.tld
Address: 195.175.39.71

Sahte IP’yi sonunda yakaladık; 195.175.39.71!

  • Ne Yapmalı?

Öncelikle, testi yaptığınızı ve kötü sonuçla karşılaştığınızı varsayarak; bir, statik ip ayarını yapmayı öğrenin. Internette bununla ilgili girilmiş tonlarca yazı, alınmış ekran görüntüsü ve nasıl yapacağınızı anlatan videolar bulunmakta. Bir aramanıza bakar. Hangi işletim sistemini kullanırsanız kullanın, bunu yapın.

İki, iyi bir DNS servisi bulun. Benim bu konudaki önerim aşağıda. Eğer, sizin farklı görüşleriniz varsa, ben sadece Google DNS’i kullanmamanızı tavsiye ederim. Onun yerine OpenDNS‘i gönül rahatlığıyla (dediğime pişman olmam umarım) kullanın, kullandırın.

Üç, Firefox’unuzu aşağıda anlattığım şekilde ayarlayabilirsiniz. Ayrıca, kötü bir VPN servisi kullanmayın, para veriyorsanız da paranızı ziyan etmeyin.

Dört, eğer Windows kullanıyorsanız, öncelikle Toredo‘yu Windows cmd üzerinden kapatın (netsh interface teredo set state disabled). İyi bir firewall kurabilirsiniz. Son olarak, DNS Leak Test’in şu önerilerini uygulayın.

Beş, GNU/Linux’ta alternatif olarak Polipo kurup kullanabilirsiniz.

Altı, Dnscrypt kurup kullanabilirsiniz (Platform bağımsız!).

  • Hangi DNS Servisi?

Ben OpenNIC Project‘in DNS sunucularını kullanmaktayım. Beni kullanmaya iten en önemli ayrıntısı, ücretsiz, sunucuların kayıtlarını bir süre sonra (saatte bir, 24 saatte bir ya da hiç tutmayarak) silmesi (anonimleştirmesi), birçok ülkeden, istediğiniz DNS sunucusunu kullanmanıza olanak vermesi. Şimdilik, sicili gayet temiz ve sunucuları da performans olarak üzmeyecek düzeyde.

  • Firefox Ayarı

Firefox’ta bu dertten kolayca kurtulmak isterseniz eğer, adres çubuğuna about:config yazarak Firefox’un ayarlarını açabilirsiniz. Açtıktan sonra;

network.proxy.socks_remote_dns bulun ve onu true yapın. Böyleyece Firefox bağlı olduğu ağ üzerinden değil socks proxy üzerinden (ayarladıysanız Tor) DNS sorgusu yapacaktır. Eğer kullandığınız uygulamalar DNS ön yüklemesi yapıyorsa, ayarlarında DNSPrefech var mı yok bu bir bakın. Firefox için network.dns.disablePrefetch bulun ve true yapın.

  • Sonuç

DNS sızıntısı basit ve küçümsenecek bir durum değildir. Bunu iyice anlamak lazım. Bir diğer nokta da, “ben Tor’la yasaklı siteye girebiliyorsam nasıl isteğim İSS’me gitsin?” sorusu. Burada bir hataya düşüyorsunuz; Tor’la siteye girmek farklı bir şeydir, siteye girmek için gönderdiğiniz isteğin aynı anda İSS’nize de gitmesi (İSS üzerinden girmeseniz dahi) farklı bir şeydir. Sizin kaçınmanız gereken, konunun da özü, isteğin İSS’nin DNS  sunucularına da gitmesi. “Onu kullanmayı bilen zaten şunu da ayarlar.” yanlış bir bakış açısıdır. Ayarladığını zannedersiniz, güncellersiniz ayarlarınız sıfırlanır, değişir, “VPN kullanıyorum ya, n’olcak.” dersiniz, böyle bir olasılıktan haberdar değilsinizdir ya da iyi bir tehlike modeliniz yoktur, zor duruma düşersiniz.

Anonimlik sizin tehlike modelinize dayanır ve anonimlik düzeyiniz ölçülebilir (bunu her yazımda tekrarlayacağım). Bunun bilincinde olun!

Tor’a Giriş

Çok temel ve bir giriş yazısı olarak Tor’la ilgili yarım kalan bu yazıyı tamamlayayım istedim. Öncelike yazının ne son kullanıcıyı ne de ileri düzey kullanıcıyı tatmin etmek gibi bir amacı yok. Birçok şeyin gayet net, anlaşılır olduğunu düşünüyorum. Kullandığınız program vs. burada örnek verilmedi diye desteklenmediğini düşünmeyin. Bu yazı tamamen GNU/Linux temellidir.

  • Kısaca Tor Nedir?

Tor (eski adıyla onion router), ilk olarak Amerikan Donanması ile beraber, devlet içi iletişimleri korumak için geliştirilmiştir. Günümüzde ise herkesin kullanabildiği (aktivist, ordu, gazeteci, kanun uygulayıcı vs.), sanal tünellerden oluşan, kişi ve grupların Internet üzerindeki gizliliklerini ve güvenliklerini sağlayan, geliştiren ve özgür yazlım olan bir anonimlik ağıdır.

  • Arkasında Kimler Var?

Sıklıkla raslatladığım ve çok eleştirilen -haklı- noktalardan biri de bu. Arkasında kimler var, kimler destekliyor, kim bunlar diyorsanız; Tor, senelik şeffaflık raporları yayımlıyor. Okumak isterseniz;

2012 yılı olağan raporu
2011 yılı finansal raporu
Baştan sona okumak isteyenlere, Tor and Financial Transparency e-posta listesi tartışması var.

Bilindik isimlerden;
Jacob Applebaum
EFF desteği (tam destek olmasa da) ve;
EFF ile birlikte geliştirdikleri HTTPS-Everywhere eklentisi.

Kaçamak cevap veriyorum gibi olmasın. Bu konudaki araştırmayı kullanacak insana bırakıyorum. Özellikle e-posta listesindeki tartışmadan ayrı birkaç yazı bile çıkabilir. Çok detaylı bilgiler içermekte.

  • Tor Nasıl Çalışır?

htw1

İster basit, isterse karmaşık trafik analizi olsun, Tor; işlemlerinizi Internet üzerindeki birden fazla alana dağıtarak riski düşürmeye yardımcı olur. Temel fikir şudur; peşinizde sizi takip eden birini, dolambaçlı yollara sokarak hem takip edilmenizi engeller, hem de arkanızda bıraktığınız izleri (fingerprint) periyodik olarak temizlersiniz. Kaynaktan hedefe doğrudan bir yol seçmek yerine, Tor ağındaki veri paketleri birkaç relay üzerinde rastgele bir yol izler. Böylece, verinin nerden geldiği ve nereye gittiği belli olmaz. Sahip olduğunuz Tor istemcisi (Ayşe), dizin sunucusundan (Ali) şifreli bir bağlantı ile dolaşım oluşturacağı Tor node’larının listesini alır (bağlantıya şemada kısa olsun diye link dedim).

Bir örnek vererek kafanızda durumu daha da netleştirelim. Ayşe, elinde güvenli ara sokakların olduğu bir listeyle (Tor node) onu takip eden ailesine izini belli ettirmeden Oya’ya (hedef sunucu) gitmek ister.

htw2
Tor; (Ayşe’nin istemcisi) ağ üzerinde bulunan relay’ler vasıtasıyla hedef sunucuya kadar şifreli bir dolaşım kurar. Dolaşım, her seferinde bir atlamaya (Tor Node’lardaki yeşil linkler) sahiptir, ve her relay sadece hangi relay’in kendisine veriyi verdiğini ve hangi relay’e vereceğini bilir. Relay’lerin hiçbiri bireysel olarak verinin aldığı tüm yolu bilemez. İstemci, dolaşım boyunca her atlamanın iletişimi takip edememesi için farklı anahtar setlerine sahiptir.

Örneğimize devam edelim; Ayşe, Oya’ya (hedef sunucu) ulaşabilmek için rastgele bir dolaşım yolu hazırlar (circuit) ve güvenli ara sokaklardan (şifreli link) sadece bir kez geçerek Oya’ya gider. Geçtiği ara sokaklar ise sadece hangi ara sokaktan geldiği ve hangisine gittiğini bilir fakat tüm güzergahı bilemez ve ara sokakların hepsi farklı bir anahtar ile açılmaktadır.

Bu dolaşımdaki son relay, Exit Node olarak adlandırılır, ve hedef sunucuyla (Oya) asıl bağlantıyı kuran bu relay’dir. Tor’un kendisi, ve tasarım olarak da, Exit Node ile hedef sunucu arasındaki bu bağlantıyı (kırmızı) şifreleyemez. Bu şekildeki Exit Node’lar geçen her trafiği yakalayabilme durumundadırlar. Ayrıca, bu Exit Node’u çalıştıran kimse gelen ve giden verileri okuyabilir. İletişimlerin bu noktasında dinleme (eavesdropping) olabilmektedir. O yüzden devamlı “end-to-end encryption” kullanın diyoruz. Bu konuda da herkesi teşvik ediyoruz.

Örneğimize devam; son ara sokak (Exit Node) ile Oya’nın evi arasındaki yol açık bir yoldur ve bu yol istenirse son ara sokak tarafından izlenebilir, hatta Ayşe’nin ailesine (eğer kötücül ise) bile bilgi verebilir veyahut kızınız şuraya kaçtı diyerek polisi arayabilir.

htw3
Tor, daha etkili olabilmek için aynı dolaşımı yaklaşık 10 dakika boyunca kullanır. Sonraki istekler, mesela yeni bir websiteyi ziyaret etmek isterseniz (Işık) ise yeni bir dolaşım üzerinden yapılır. Böylece, bir önceki dolaşımla yaptıklarınızı yenisiyle ilişkilendirmek isteyenleri engellemiş olur (şemalar ve açıklamalar Tor’dan, dinleme ise Tails’tan alıntıdır.). Son olarak, Tor sadece TCP’den ve SOCKS desteği olan uygulamalarda kullanılabilir (SOCKS desteği yoksa Polipo kısmına bakın).

Örneğimizi bitirelim; Ayşe, eğer bir süre sonra fikrini değiştirir ve Oya’ya değil de Işık’a (farklı hedef sunucu) gitmek isterse, bu sefer de farklı güvenli ara sokaklardan (Tor Node) oluşan bir dolaşım yolu hazırlar ve izini belli ettirmeden Işık’a (hedef sunucu) gider.

Tor’u, dağıtımınızı bilmediğim için nasıl kuracağınızı yazmıyorum. Paket yöneticinizden tek bir komutla ve tıklamaya kurabilirsiniz. Basit bir örnek vermem gerekirse;

apt-get install tor
pacman -S tor

Eğer grafik arayüzlü bir Tor kontrolcüsü isterseniz Vidalia‘yı da kurabilirsiniz. Vidalia; Tor’u başlatıp durdurmaya, ne kadar bandwidth harcadığınızı, aktif olarak hangi dolaşıma sahip olduğunuzu, bu dolaşımları harita üzerinde göstererek Tor’un durumuyla ilgili mesajlar yayımlar ve sizlere basit bir arayüz üzerinden Tor’u ayarlamanıza, köprü, ve relay oluşturmanıza olanak verir.

  • Temel Tor Ayarları

Dağıtımınız ne olursa olsun (Debian, Arch, Gentoo, Ubuntu denediklerim) Tor kurulumda kendi basit ayarlarıyla (dağıtıma da özgü olarak) geliyor. Bu ayarlar da Tor’un gayet güvenli ve sorunsuz çalışmasını sağlıyor. Bu arada, servis olarak çalıştırmayı unutmayın. Yukarıda da belirttiğim üzere eğer Exit Node’larının bazılarında bir dinleme varsa, veya gizli servislerin veri örnekleri aldıkları Exit Node’lar varsa Tor buna engel olamaz (HTTPS kullanın!). Belki güvendiğiniz ya da bildiğiniz Exit Node fingerprint’lerine sahipseniz sadece bunları kullanmasını da ayarlar üzerinden sağlayabilirsiniz (ama uzun vadede kimliğinizin bulunmasını kolaylaştırabilir). Farklı bir port (9050, Vidalia için 9051) kullanmadığınızı varsayarsak basitçe (örnektir) Firefox’u şu şekilde ayarlayabilirsiniz;

Seçenekler -> Gelişmiş -> Ağ -> Ayarlar -> Vekil sunucuyu elle ayarla

SOCKS = 127.0.0.1
Port = 9050 (9051)

Tor Browser Bundle varken Firefox veya başka bir tarayıcı kullanmak mantıklı mıdır? Bana sorarsanız, Tor’u kullandığınız tarayıcı ile (ya da TBB) normal olarak kullandığınız tarayıcıyı ayrı tutarsanız daha mantıklı olacaktır. Ayrıca, tarayıcınız ile ilgili test yapmak isterseniz, Panopticlik ve JonDonym var. Tarayıcınızı TBB ile kıyaslarsanız, biraz fikir sahibi olabilirsiniz.

  • Tor Ve Polipo

Polipo, basit ve hızlı bir web cache, HTTP proxy ve proxy sunucusudur. Kullanım ve ayarları gayet basit, özellike Privoxy ile kıyaslarsak, ondan çok daha hızlıdır. Polipo’nun tek sıkıntısı disk önbelleğini herhangi bir kısıtlama yapmadan devamlı olarak arttırmasıdır. Harddisk dolmaya başladığında burayı bir kontrol ederseniz iyi olur.

“/etc/polipo/config” ayar dosyası (örnek);
daemonise=false
diskCacheRoot=/var/cache/polipo/
proxyAddress=127.0.0.1
proxyName=localhost
serverSlots=4
serverMaxSlots=8
cacheIsShared=true
allowedClients=127.0.0.1
socksParentProxy = localhost:9050
socksProxyType = socks5

http-proxy‘yi localhost:8123 üzerinden kullanabilirsiniz. Polipo’yu sadece SOCKS desteklemeyen bir uygulamanız varsa (mesela Uzbl, Dwb gibi tarayıcılar) kullanmanız tavsiye. Diğer durumlarda SOCKS üzerinden sadece Tor’u kullanın.

  • Tor Ve Freenode (IRC)

Eğer Freenode‘a (OFTC‘de ekstra bir ayara gerek yok!) Tor üzerinden bağlanmak isterseniz (bu örnek Weechat için);

/proxy add tor socks5 127.0.0.1 9050
/server add freenode-tor p4fsi4ockecnea7l.onion
/set irc.server.freenode-tor.proxy "tor"
/set irc.server.freenode-tor.sasl_mechanism dh-blowfish
/set irc.server.freenode-tor.sasl_username "kullanıcı adınız"
/set irc.server.freenode-tor.sasl_password "şifreniz"
/set irc.server.freenode-tor.nicks "kullanıcı adınız"
/connect freenode-tor

  • Tor Ve Pidgin

Eğer Pidgin’de herhangi bir servise Tor üzerinden bağlanmak isterseniz (Hepsini denemeyin bence, desteleyen Jabber sunucuları için yapabilirsiniz örneğin.);

Ayarlar -> Proxy
Proxy türü SOCKS5
Host 127.0.0.1
Port 9050

Bunun yanında bence OTR eklentisi de kurulabilir. OTR’de dikkat etmeniz gereken şeylerden birincisi iletişimde bulunan her iki tarafta da OTR eklentisi kurulu olmalıdır. Bir diğer şey de siz ve karşı taraf log tutmasın, gerekirse karşı taraftan bunu rica edin.

  • Köprüler

İSS’niz ve devlet eğer sizin trafiğinizi inceliyorsa ve varsayılan ayarları ile Tor kullanıyorsanız bunu öğrenebilirler. Bridge (köprü)’ler de bu noktada devreye girereler. Köprü kullanımı şu nedenlerle olabilir:

  1. Tor kullanımı sansür ile engellenmiştir.
  2. Ülkenizde Tor kullanımı tehlikelidir, yasaktır, yasal yaptırımları vardır.

Tor Köprü Relayleri açık olarak listelenmeyen Tor ağına giriş noktalarıdır ve köprüler İSS’nizin Tor kullandığınızı anlamasını zorlaştırır. Köprüler açık olarak listelenmedikleri için öğrenmenin yolu Gmail veya Yahoo gibi e-posta hesapları ile mesaj konu ve gövdesine “get bridges” yazıp bridges[at]bridges dot torproject dot org adresine e-posta atmak olacaktır. Yanıt olarak gelen köprüleri ise Tor Browser’ın açılında Configure diyip:

2014-03-28-145224_1920x1080_scrot

Buraya kopyaladıktan sonra Connect diyoruz.

  • Tor Çalışıyor Mu?

Test etmek istiyorsanız; https://check.torproject.org

  •  Hidden Services

Deep web, dark internet, Internetin karanlık yüzü, buz dağının görünmeyen kısmı gibi bir sürü tamlama yapıp çok detaya girmeyi pek planmadığım bir nokta. Tor kullanıcısı şunun her zaman bilincinde olmalı; Tor’u neden kullanıyor, nerede kullanıyor? Bu sorular doğrultusunda hidden services profillerinizi clear web üzerinde kesinlikle ilişki kurulabilecek şekilde bağlamayın. Javascript’i deep web’de kapatın. Freedom Hosting’in FBI baskınından sonra sunucuları gittiği için gördüğünüz sadece %50’sidir. Hidden services’ten bir şeyler indirecek ya da yükleyecekseniz bunu iş yerinizden yapmamanız tavsiyedir.

  • Dikkat Edilmesi Gereken Birkaç Nokta

Tarayıcınızın bir parmakizi (fingerprint)’i vardır, kullandığınız her şeyin kendine özgü ve “eşsiz” fingerprint’leri vardır. Şöyle bir örnek vereyim sizlere; kullandığınız tarayıcıyı tam ekran kullanmanız, onun araç çubuğunun boyutu ile ilgili eşsiz bir bilgi sızdırabilir ve ziyaret ettiğiniz siteye sizinle birlikte görüntüleyen diğer tarayıcılar arasında farklı bir konuma düşebilir. Bu da sizin gerçek kimliğinizin ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Dahası, günümüzdeki çöznürlükler dikkate alındığında bu ayrım giderek belirginleşmektedir. Bu yüzden TBB, tarayıcı tam ekran yapıldığında kullanıcılarını uyarmak için bir uyarı mesajı tasarlamaktadır.

Bir diğer nokta, diyelim ki sizler Internette flash video izliyorsunuz ve bir yandan da bunun için Tor kullanıyorsunuz (pornocular dikkat). Hiçbir çerez tutmayın, geçmişi silin, ne yaparsanız yapın webgl (HTML5’te de bu durum vardı ne oldu son durum bilmiyorum.) sizin ekran kartı bilginizi cache’leyecektir. Yani Büyük Birader sizleri evinizde ziyaret etmek isterse o ekran kartı benim değil deme şansınız var mı?

  • Son Sözler

Daha önce söylemiştim ama yinelemekte fayda var. Anonimliğiniz sizin kişisel tehlike modelinize dayanır. Kimsiniz ve kimden gizleniyorsunuz? Neden ve ne tür bir risk almayı hedefliyorsunuz? Öncelikli olarak sizin cevaplamanız gereken soruların başında bu gelmektedir. Bir diğer durum da Tor, anonim olmayan bir Internet üzerinde kendi anonim ağını oluşturmaya çalışmaktadır. Burada %100 bir sonuç alma ihtimaliniz yoktur. Gmail gibi servislere Tor üzerinden girmeniz pek mantıklı olmayacaktır (şifre yenileme talebi gönderecek). Torrent için kullanmayın (yavaş ve bilgi sızdırabilir). Eğer kullandığınız servis Tor’u desteklemiyorsa ya da kara listeye almışsa ısrarla Tor’la bağlanmayı denemeyin. Sonun sonu, gerçek kimliğinizle (mesela Facebook profiliniz) Tor üzerinden oluşturacağınız herhangi bir profil (mesela Twitter’daki takma adlı profiliniz) arasında ilişki kuracak/kurduracak (Twitter’ı Facebook profili ile ilişkilendirmek) hatalar yapmayın.

SSL, Man In The Middle Ve TurkTrust

Wired‘da yayımlanan Law Enforcement Appliance Subverts SSL makalesinden (haber mi deseydik?) sonra biraz geriye gidip makale üzerinden ve yakınlarda gerçekleşmiş TurkTrust‘ın hatalı sertifika üretimi üzerine enteresan bir benzerlikten bahsedeceğim.

Man in the middle attack nedir?
man-in-the-middle
MitM saldırısı yapısı itibariyle aktif bir dinlemedir. Kurban ile sunucu arasındaki orjinal bağlantıya bağımsız bir bağlantı ile giren saldırgan, aslında kendi kontrolü altında bulunan iletişimi, kurbanı ve sunucu ile arasındaki iletişimin gizli ve sadece birbirleri arasında gerçekleştiğine inandırır. Tüm bu süreçte ise gönderilen ve alınan mesajlar saldırgan üzerinden gider. Daha iyi anlaşılabilmesi için wiki‘de bulunan çok güzel bir örnek üzerinden adım adım gidelim (şema Tails‘tan alıntıdır):

  1. Ali, hoşlandığı kız Ayşe’ye bir mesaj göndermek ve onunla pastanede buluşmak ister fakat aralarında bir üçüncü şahıs olan ve Ayşe’den hoşlanan ortak arkadaş Işık vardır ve ikisi de Işık’tan haberdar değildir;
  2. Ali “Ayşe, ben Ali. Bana anahtarını ver.”-> Işık Ayşe
  3. Işık, Ali’nin gönderdiği bu mesajı Ayşe’ye yönlendirir fakat Ayşe bu mesajın Işık’tan geldiğini bilmez;
  4. Ali Işık -> “Ayşe, ben Ali. Bana anahtarını ver.” Ayşe
  5. Ayşe anahtarı ile yanıt verir;
  6. Ali Işık <- “Ayşe’nin anahtarı” Ayşe
  7. Işık, Ayşe’nin anahtarını kendi anahtarı ile değiştirir ve mesajı Ali’ye yönlendirir;
  8. Ali <- “Işık’ın anahtarı” Işık Ayşe
  9. Ali, Ayşe’ye göndereceği mesajı Ayşe’nin sandığı anahtar ile şifreler ve Ayşe’ye gönderir;
  10. Ali “Saat 22:00’da pastanede buluşalım(Işık’ın anahtarı ile şifrelenmiş)” -> Işık Ayşe
  11. Anahtar aslında Işık’ın olduğu için, Işık mesajın şifresini kırar, içeriğini istediği gibi okur, eğer isterse mesajın içeriğini değiştirir, ve elinde bulunan Ayşe’nin anahtarı ile yeniden şifreler ve mesajı Ayşe’ye yönlendirir;
  12. Ali Işık “Saat 22:00’da çorbacıda buluşalım(Ayşe’nin anahtarı ile şifrelenmiş)” -> Ayşe
  13. Ayşe ise bunun Ali’den kendi anahtarı ile şifrelenmiş olarak ulaştığını düşünür. Garibim Ali saat 22:00’da pastanede Ayşe’yi beklerken Ayşe ise Ali ile buluşacağını düşünüp saat 22:00’da çorbacıya, yani Işık’a gider.

SSL, bir kriptografik protokol olup, web trafiğini şifrelemek için kullanılmaktadır. Bu protokol sörf, e-posta, internet üzerinden fax ve VOIP gibi çok geniş çaplı uygulamaları kapsar ve yüksek düzeyde bir şifrelemedir. Tarayıcı ile sunucu arasındaki iletişim ve verinin yukarıda bahsettiğim şekilde dinlenilmesini önler. Hergün ziyaret ettiğiniz birçok site HTTP[S] kullanmaktadır. HTTP ise bu şifrelemeye sahip değildir, gönderilen mesajlar herkes (mesela İSS’niz, ağınızdaki başka bir şahıs) tarafından zorlanmadan okunabilmekte/dinlenebilmektedir.

Makaleye dönecek olursak, Packet Forensics isimli bir şirket bir kutu yapıyor ve bu kutu şifre kırmadan iletişimin arasına girerek gerçek SSL sertifikasını kendi oluşturduğu sahte SSL sertifikası ile değiştiriyor. Şirket sözcüsü Ray Saulino ise bu kutuyu kanun uygulayıcıları için yaptıklarını, Internette tartışıldığını ve çok özel bir şey olmadığını söylüyor. Bununla birlikte, TurkTurst firması 2013 yılı başında 2 adet “hatalı” SSL sertifikası ürettiğini farkediyor (konu ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için bu yazıyı okuyabilirsiniz!)

TurkTrust yapığı 4 Ocak 2013 tarihli kamuoyu açıklamasında şöyle diyor:

Yapılan incelemeler sonucunda, söz konusu hatalı üretimin sadece bir kez gerçekleştiği, sistemlerimize herhangi bir müdahalenin söz konusu olmadığı, hatalı üretim sonucu ortaya çıkan bir zarar bulunmadığı tespit edilmiştir.

Microsoft’un duyurusu:

TURKTRUST Inc. incorrectly created two subsidiary CAs (*.EGO.GOV.TR and e-islem.kktcmerkezbankasi.org). The *.EGO.GOV.TR subsidiary CA was then used to issue a fraudulent digital certificate to *.google.com. This fraudulent certificate could be used to spoof content, perform phishing attacks, or perform man-in-the-middle attacks against several Google web properties.

Microsoft, duyurusunda TurkTrust firmasının 2 tane hatalı sertifika oluşturduğunu (*.ego.gov.tr ve e-islem.kktcmerkezbankasi.org), bu hatalı sertifikanın çeşitli Google web özelliklerine karşı phishing ya da man in the middle saldırılarına neden olabileceğini söylüyor.

Microsoft çözümü:

To help protect customers from the fraudulent use of this digital certificate, Microsoft is updating the Certificate Trust list (CTL) and is providing an update for all supported releases of Microsoft Windows that removes the trust of certificates that are causing this issue.

Microsoft, kullanıcılarını bu sahte sertifakalardan koruyabilmek için bir yama yayımlamak zorunda kalıyor. Açık ve net olarak sahte sertifikadan kullanıcıların haberdar olmadığını (muhtelemen man in the middle saldırısı ile ilişkili), ve bunun için de kullandıkları hedef işletim sistemlerini güncellemelerini istiyor.

Mozilla’nın çözümü:

Mozilla is actively revoking trust for the two mis-issued certificates which will be released to all supported versions of Firefox in the next update on Tuesday 8th January. We have also suspended inclusion of the “TÜRKTRUST Bilgi İletişim ve Bilişim Güvenliği Hizmetleri A.Ş. (c) Aralık 2007” root certificate, pending further review.

Mozilla ise duyurusunda Firefux’un 8 Ocak Salı günü tüm desteklenen sürümleri için bu sertifikaları kaldıracaklarını ayrıca “Aralık 2007 tarihlikök sertifikayı ise ileri bir inceleme için askıya alacaklarını söylüyor.

Wired’ın makalesinde geçen kısmı aynen buraya aktarıyorum:

The boxes were designed to intercept those communications — without breaking the encryption — by using forged security certificates, instead of the real ones that websites use to verify secure connections.

Diyor ki; kutular, yukarıda da kısaca bahsettiğim gibi -şifreyi kırmadan- websitelerin güvenli bağlantıları onaylamak için kullandığı gerçek sertifikalar yerine, sahte güvenlik sertifikaları tarafından iletişimlerine müdahale etmek için tasarlanmıştır. Yani burada söz konusu olan saldırı “man in the middle attack“‘tır. Makalenin değindiği bir başka nokta ise daha da vahim bir şeyi ortaya çıkartıyor:

To use the Packet Forensics box, a law enforcement or intelligence agency would have to install it inside an ISP, and persuade one of the Certificate Authorities — using money, blackmail or legal process — to issue a fake certificate for the targeted website. Then they could capture your username and password, and be able to see whatever transactions you make online.

Packet Forensics kutusunu kullanmak için mesela bir istihbarat servisinin (Türkiye için MİT diyelim) kutuyu İSS (mesela TTNet) içine kurmalı, bir tane Sertifika Sağlayıcısı’nı (tesadüfe bakın, TurkTrust) para ile, şantajla ya da yasal bir süreçle hedef websitesi için sahte sertifika üretmesine ikna etmeli. Sonuçta ne oluyor, sizin çevrimiçi olarak yaptığınız işlemler görülebilir ve kullanıcı adınızla şifreniz elde edilebilir olacaktır.

Tabi ki yazından TurkTrust böyle bir şey yapmıştır sonucuna varılmamalı. Öncelikli olarak, Packet Forensics’in böyle bir kutu ürettiği, bu kutunun kullanıldığı ve kapalı kapılar ardında tanıtıldığı, kanun uygulayıcıları ya da istihbarat servislerinin hedef pazarları olduğu (kim bilir başka kimler var?) ve bunu pişkince söyleyebildikleridir. İkinci olarak, böyle bir kutunun kullandığınız ya da kullandığımız İSS tarafından “kanun uygulayıcılarına” ya da “istihbarat servisine” yardımcı olsun diye kurulup kullanıldığı ve bir SSL sertifika sağlayıcısının bir şekilde buna ortak edilebileceği olasılığıdır. Tüm bunlar “olanaklı mıdır?” sorusuna gelirsek (TurkTrust’ı bunun dışında tutuyorum); gönderdiğiniz bir e-postanın bir kopyasının aynı anda NSA sunucularında da yer alması, görüntülü konuşmaların simultane olarak NSA tarafından kaydedilmesi gibi uç örnekler, çok büyük boyutlardaki verinin NSA tarafından her yıl yedeklenmesi gibi daha bir sürü örnek vereceğimiz şeylerin olması da çoğu insana olanaklı gözükmüyordu. Her şeyden önce (bu örneğe istinaden) deşifrelemek için  uğraşmak yerine MitM (kutunun yaptığı) çok daha etkili bir sonuç verecektir. SSL sertifikasını kırmaya çalışmak yerine “araya girmek” ve akışa müdahale etmek çok daha basit ve hızlıdır. XKCD’nin şu karikatürü ise çok güzel bir özet. Dahası, bir İSS düşünün, Phorm, DPI, Finfisher ve bilinmeyen bir sürü kötücül uygulamaya sahip ve (gerçek olduğunu varsayarak) böyle bir kutunun varlığından da bir şekilde haberdar, bunu mu kullanmayacak? Bir diğer nokta da, (makaleye istinaden) diyelim ki devletiniz ve istihbarat servisiniz kapınızı çaldı ve sizden böyle bir şey istedi, kafa tutacak güce sahip misiniz? Her geçen gün kişisel gizlilik haklarının yok sayıldığı, ihlal edildiği ve insan haklarına aykırı durumların çıktığı şu günlerde sizlere bol sabır dilerim.