Daily Archives: October 31, 2013

Kadınlar ne ister?

Shere Hite’ın erkek cinselliğiyle ilgili 1981’de tamamladığı bir araştırması var. Kompoziyon tipi anket yöntemi kullanarak yapılan araştırmada erkeklere 170 civarında soru yöneltiliyor.

Yanıt veren bir kişi, şöyle bir laf etmiş: “It is remarkable how much men think they know what a woman needs without asking her.” [906. sayfa]are you ok

Yani diyor ki “Erkeklerin, kadının neye ihtiyacı olduğunu ona sormadan da gayet iyi bildiklerini düşünmeleri ne acayip.”

Doğru hatırlıyorsam bu yorum “kadınlarla seks” başlığı altındaki bir soruya cevaben yazılmış. Öyle değilse bile, ben öyleymiş gibi yapacağım. Çünkü bugün kadınların ne istediği hakkında zerre fikrim olmadığından bahsetmek istiyorum.

Aman diyeyim, buradan “Kadınlar anlaşılamaz varlıklardır.” gibi klişeler çıkarmayın. Çok somut bir şey söylüyorum: Sevişirken, sevişmeye başlarken veya sevişmeyi sonlandırırken, karşımdaki kadının neden hoşlandığını ve ne zaman rahatsız olduğunu anlayamıyorum.

Doğru anda doğru yerde olmak diye bir şey var ya. Sevişirken sıklıkla aklıma geliyor o. Çünkü ya zamanlamamdan ya da yapmakta olduğum şeyden şüpheye düşüyorum.

Obama disappointed (in me?)

Obama disappointed (in me?)

Fazla mı hızlı gidiyorum, fazla ısrarcı mı oluyorum, sıkıcı ölçüde yavaş mı gidiyorum? (Burada “gitmek” geniş bir anlamda, öpüşmekten okşamaya ve (karşılıklı) oral sekse kadar birçok faaliyeti anlatıyor.) Hadi diyelim o anda yapmakta olduğum bir şeyden hoşlandığı sonucuna vardım bir şekilde, iyi ama yapmaya devam etmem gerektiği sonucu çıkmaz ki bundan. Ve nihayet: Onu tatmin ediyor muyum?? Yoksa her şey “idare edilen” bir hayal kırıklığı mı? Gerçi, benimle ilgili kırılacak herhangi bir hayali olduğunu düşünmek için bile bir sebep yok ya, neyse.

Üstelik kafa karışıklığım çift yönlü çalışıyor: Bu dokunuşla ne demek istedi? Bir şey demek istedi mi? Acaba açıkça verdiği ve benim kaçırdığım bir mesaj oldu mu? Ve nihayet: Acaba bu yaptığını kendi hoşuna gittiği için mi yapıyor yoksa benim hoşuma gittiğini düşündüğü için mi yapıyor?? (Buna kimi hassas okşamalardan oral sekse ve çeşitli “pozisyon”lara kadar birçok örnek verebilirim.)

mesela

mesela

Benim özgüven sorunum olduğunu söyleyip meseleyi çözebiliriz belki. Ama bu bir çözüm mü emin değilim. Sonuçta, o anki performanısımı daha önceki deneyimlerimle ya da başka insanlarla kıyaslayıp da telaşa düşüyor değilim. Dikkat ederseniz ortada hiçbir kıyaslama yok. Zaten mesele (en azından bu yazı için) “erkekliğimi ispat etmek” falan değil. Karşımdaki insanın keyif aldığına emin olmak ve ona keyif vermenin yollarını bilmek istiyorum. Olay bundan ibaret.

Aklıma gelen en bencil yorumla, partnerime “Yine bekleriz.” mesajı vermek istiyor olabilirim: Yaşadığımız cinselliğin onun açısından güzel bir deneyim olmasını (ve tekrarını istemesini) istemekte çok da büyük bir sorun yok sanırım.i always do

Sorunumu açık ve net bir biçimde ortaya koyduğuma göre şimdi “diğer insanlar”ın sorunu çözmek için ne yapabileceği konusunda ahkam kesebilirim. (Kendi sorunumu kendim çözecek değilim herhalde.)

Bir kere şunda anlaşmak lazım: 1) Partnerimin ne istediğini ve ne hissettiğini anlamıyorum, ya da en azından anladığımı hissetmiyorum. 2) Partnerimin ne hissettiğini ve ne istediğini bilmeyi çok önemsiyorum.

Şimdiye kadar söylediklerimde olabilir ama bu iki madde açısından yalnız olmadığımı sanıyorum.

Birbirinden tuhaf yöntemler denedim, hepsi de bir miktar yararıma bir miktar zararıma oldu. Bunlar arasında, sevişme esnasında kısa yönlendirmeler halinde konuşmak (“İyi hissediyorum.”, “Boşver şimdi onu, buraya gel.” vb), sevişmenin ardından konuşmak (“Son yaptığın çok hoşuma gitti.”, “O denediğimle ilgili ne hissettin?” vb.) ve hatta sevişmeden önce konuşmak (Buna örnek vermeye utandım şimdi.) var. En çok işime yarayan yöntem, kendi orgazmımı ikincil ve hatta opsiyonel bir mesele olarak kabul ederek sevişmek oldu. Özellikle ilk kez seviştiğim insanlarlayken bu, onların tepkilerine odaklanmamı kolaylaştırdı.demotivational

Son olarak, eğer partnerinizin benim gibi beceriksizin teki olduğundan şüpheleniyorsanız, size önerim yatakta (ya da her neredeyse) iletişim kurmanız. Bunu illa ki sözlü olarak yapmanıza gerek yok tabii ki. Konuşmanın yanı sıra, onu eliniz ve/veya bedeninizle yönlendirebilir, yaptıklarına sesli olarak tepki verebilirsiniz. Eğer hödüğün teki değilse belki bu mesajlardan bazılarını alacaktır ve kim bilir belki de zamanla sizin ihtiyaçlarınızı daha iyi anlamaya başlayacaktır.

Bana sorarsanız, partnerimi daha iyi anlıyor muyum bilemem, ama yukarıda saydığım bütün yöntemlerin benim daha rahat hissetmemi sağladığı kesin.

Başlarken bahsettiğim kitabın Türkçe çevirisi yok. İngilizce künyesi şöyle:
The Hite Report on Male Sexuality ; Shere Hite ; Alfred A.Knopf, New York, 1981; 1129 sayfa.