Monthly Archives: November 2013

Polyamory / Poliamori / Çok-aşklılık nedir?

Türkçe karşılığı ne olmalı, bilmiyorum. İngilizcesi polyamory. Çok-aşklılık doğru bir çeviriye benziyor, ama ben poliamori sözcüğünü kullanacağım. (Aynı sözcükle Vikipedi’de bir başlık açılmış bile. Gerçi Vikipedi kriterlerini sağlamıyor henüz bu madde. Bir de tabii Ekşisözlük’te var bir miktar yorum.) Sıfat olarak kullanılan poly-amorous içinse çok-aşklı sözcüğünü kullanacağım.poliamori

Poliamori sözcüğü, “birçok” veya “çok” anlamına gelen Yunanca πολύ [poli] sözcüğü ile “aşk” anlamına gelen Latince amor sözcüklerinden üretilmiş. Burada sözcüğün kökeniyle ilgili felsefi bir tartışma yürütecek değilim, ama sanırım birkaç basit bilgiyle başlamakta fayda var. Wikipedia’daki polyamory başlığından özgürce çeviriyorum:

Poliamori, müdahil herkesin bilgi ve rızasıyla, aynı anda birden fazla mahrem ilişkiye sahip olmayı kabul etmek, istemek veya uygulamaktır. Eş değiştirme (swinging) ile aynı şey değildir (Eş değiştirme, başka insanlarla cinselliği sadece eğlence amaçlı görmeyi vurgular.) ve çoklu cinsellik içermek zorunda değildir.

Poliamori çoğunlukla “rızaya dayalı, etik, sorumluluk sahibi olarak monogamik-olmama durumu” şeklinde tariflenir. Sözcük bazen daha genel olarak cinselliği ayrıcalıklı tutmayan cinsel veya romantik ilişkiler için de kullanılır ama ne kadar geniş anlamda kullanılacağı konusunda anlaşmazlıklar vardır. Etiğe, dürüstlüğe ve şeffaflığa önem verilmesi, tanımlayıcı karakteristikleri arasında sayılmaktadır.

Kendilerini çok-aşklı olarak tanımlayan kişiler genellikle cinsel ve ilişkisel münhasırlığın (exclusivity) derin, adanmış, uzun süreli bir aşk ilişkisi için gerekli olduğu görüşünü reddederler.

Wikipedia maddesi okumaya gelmediğinizi düşünerek burada kesiyorum. Sanırım neden bahsettiğimde kabaca anlaşmışızdır.poliamori bayrağı

Beni ilgilendiren konu, poliamori hakkında ne düşündüğüm, ne hissettiğim falan değil. Biraz tuhaf gelebilir ama ben çok-aşklı olmayan sağlıklı bir ilişki düşünemiyorum. Yani, tek-aşklı olduğunu düşündüğümüz ilişkilerin aslında çok-aşklı olduğunu iddia ediyorum.

Bu iddiayı tek bir yazıda düzgünce tartışamayacağım aşikar. Yine de, örnekler üzerinden biraz açmaya çalışayım aklımdakileri.

İlişki = aşk = romantizm = cinsellik ?

Tüm bu tartışmadan kurtulmak için bulabildiğim en kısa yol, cinsel arzuyu aşık olmakla denkleyerek (ya pratikte ya da ahlaki olarak) bunun dışındaki her şeyi sadakatsizlik olarak tarif etmek.

Söylediğim haliyle, dünyadaki herkes zaten sadakatsiz çıkıyor ve “sağlıklı ilişki” diye bir şey kalmıyor: Cinsel arzuyu pratikte sadece partnerimize odaklamadığımız ortada (porno izlemek, kadınların ve/veya erkeklerin kalçalarına bakmak vb.). Ancak, cinsel arzuyu ahlaki olarak da sadece partnerimizle sınırlamıyoruz. Şurada anlaşalım. Porno izlemeyi veya insanların vücutlarını seyretmeyi ilişkimiz açısından etik olarak yanlış falan bulmuyoruz. Başka etik sebeplerle kendimizi huzursuz hissediyor olabiliriz, ama kesinlikle sadakatsizlik yaptığımız gibi büyük sonuçlara ulaşmıyoruz.gelmeden

Demek ki, cinsel arzuyu değil, cinsellik eylemini, seksi aşık olmakla denkliyor olmalıyız.

Malesef bunun yeterli olmadığını düşünüyorum. Birçoğumuzun “fiziksel eylemin gerçekleşmemiş olması”nı pek tatmin edici bulmayacağını sanıyorum: Diyelim bir ilişkiniz var, başka birinden hoşlandınız, bu kişi de size benzer sinyaller verdi, her şey tamam, ama sırf aldatmamak için sevişmediniz. Gidip sevgilinize “Böyle böyle hissettim ama bir şey yapmadık.” diye rahat rahat anlatabilecek misiniz bunu? Sevgiliniz “Ha iyi tamam bana sadıkmışsın o zaman, sorun yok.” mu diyecek? Size sevgiliniz böyle şeyler anlatsa siz ne hissedersiniz?

Daha enteresan durumlar da var: Bir başkasıyla sevişip “Ama sadece cinsellikti.” diyerek sevgilisini sadakatine ikna eden var dünyada. Buna hiç bulaşmayalım.

Demek ki romantik yakınlaşma da yetebiliyor tek-aşklılığın bozulması için. Hardcore seks sahnelerine gerek olmayabiliyor.

Çok daha zor sorular var:

– Mastürbasyon yaparken kimi hayal ettiğiniz, tek-aşklı mı çok-aşklı mı olduğunuzu belirler ya da etkiler mi?nasıl olacak

– Sevgilinizle uzun süre sevişmediyseniz (bunun sebebi fizyolojik de olabilir, duygusal da) ortada bir ilişki var mıdır?

– Sevgilinizle sevişirken bir başkasını hayal ettiniz mi? Örneğin bir porno sahnesini? Ya da tam tersi: Bir pornografik video izlerken aslında sevgilinizi o sahnede hayal ediyorsanız, ortada bir aldatma var mıdır? Peki ya bir başkasıyla sevişirken aklınızda sevgiliniz varsa?

– Sanal seks gibi alengirli alanlara hiç girmiyorum.

Bu zor sorular bir kenarda dursun, ben aslında daha iddialıyım: Bence birçoğumuz için tek-aşklı olmak döngüsel bir argümana dayanıyor.

Ailemizle, yakın arkadaşlarımızla ya da video koleksiyonumuzla yaşadığımız birçok şey, farklı şekilde anlamlandırıldığında aldatma sayılabilir. (öpüşmek, dans etmek, beraber uyumak, onu düşünerek mastürbasyon yapmak, rüyanda onunla seviştiğini görmek vb.) Gözlemlenebilir dünyada yaşanan şey aynı kalıyor. Ama, sırf biz “Ben bu eylemi yaparken onu aldatmıyordum.” dediğimiz için – ve muhtemelen o üçüncü kişi de aynı kanıda olduğu için – hiçbir rahatsızlık hissetmiyoruz.döngüsel argüman

Tam da bu yüzden, “Sadece bir gecelik bir şeydi.” lafı meşru olabiliyor. Tam da bu yüzden, “Hiçbir şey yaşamadık, ama başka birine karşı bunları hissetmiş olmam yeter.” deyip ayrılmayı seçebiliyoruz.

Yani “O sayılmaz, çünkü o sayılmaz.” ya da “Bu sayılır, çünkü bu sayılır.” diyoruz.

 

Ya aşkla seks aynı şey değilse? Romantizm nerede?

Bu, konuyu tartışmaya açık biri için seçilebilecek en radikal yoldu. (Bunun dışında tabii ki Müslüman, Katolik falan olabilirsiniz. Gerçi o zaman ortada konuşulacak bir konu kalmıyor galiba.)

Başka yollar da var. Cinsellikten sadece penetrasyonu değil, daha geniş bir tensel etkileşimi anlıyor olabilirsiniz. (Mesela dans etmek?) Bir deneyimi, bir hissi, bir anı, sevgilinizin yanınızda olup olmamasından bağımsız olarak romantik bulabiliyor olabilirsiniz.

Bu durumda ortalık daha da karışıyor. Hangi ilişkilerin poliamori olmadığını tespit etmek iyice zorlaşıyor. Çok soru var. Ve ben çok azına eli yüzü düzgün bir yanıt verebiliyorum.

Erkekler boşalmadan orgazm olabilir mi?

Yıllardır düşündüğüm bu soruya şimdi “Yanıt ‘Hayır’ değil.” şeklinde net bir yanıt verebilirim.

Çok tatmin edici bir yanıt gibi durmuyor, ama zayıf da olsa ortada bir iddia olduğunda anlaşalım.

Öncelikle, sanırım orgazmın ne olduğu konusunda çok az fikrim var.orgasmic hand

Genellikle, boşalmam orgazm olduğumu ifade ediyor, ama her zaman değil. Biraz kötü bir örnek ama “tanım” yapmaya çalışırken tanımı uç örneklerle test etmekte fayda var: Uykumda boşalmama orgazm diyemem. Daha fizyolojik bir şey o; bedenin sperm üretme döngüsünü bana rağmen çalıştırmasından ibaret. (Zaten, tatmin edici bir cinsel hayatım varken uykumda boşalmıyorum.)

Bu durumda ilk akla gelen, duygusal başka kriterlerin yanında, boşalmayı da orgazm için bir gerek koşul olarak görmek. Bu diğer kriterleri tartışmak da eğlenceli olabilirdi, ama ben boşalmanın orgazm için gerekli olup olmadığından bile emin değilim.

Biriyle hem duygusal olarak yoğun hem de erotik bir anı paylaştığınızı, ancak daha ileri* bir aşamaya geçmenizi engelleyen şartlar olduğunu farz edin. Benim buna verebileceğim birkaç örnek var. Soyut konuşmamak için, gerçekte olanı azıcık değiştirerek kendimden örnek veriyorum:

  • Hep çekici bulmuş olduğum bir arkadaşımla bardaydık. İkimiz de biraz sarhoştuk; hani başın dönmeye başlar ama hala bilincin sağlamdır ya, öyle. Birbirimize normalden biraz daha fazla izin verip dansın kendisini bir cinsel deneyim dönüştürmüştük. (Ya da en azından benim için öyleydi. Zaten, dansla sevişmek arasında ne fark var ki?)
  • Bir arkadaşımla deniz kıyısında oturmuştuk. Önümüzden kimse geçmiyordu, ama sonuçta başka insanlar vardı çevremizde. Birbirimizi çok özlemiştik. Birbirimizin bedenine dokunmaya başladık. Uzunca bir süre birbirimizi okşadık, sonra yürüyüşümüze devam ettik.
  • Bir de şu çok önemli örnek var: Ciddi romantik hisler beslediğim bir arkadaşıma masaj yaptım. Benim hislerimden haberdardı, ama sevgilisi vardı ve ilişkileri benimle yakınlaşmasına açık olmadığı için tereddüt yaşıyordu. Buna ve benim hislerimi bilmesine rağmen, masaj yapmamı kabul etti. (Basit bir omuz masajından massage examplebahsetmiyorum.) Saatlerce süren ve benim birçok “normal” cinsellik deneyimimden daha yoğun, daha mahrem, daha erotik olan bir şey yaşadık. Bu örneği diğerlerinden ayıran birkaç nokta var: Yalnızdık. Bizi daha ileri* gitmekten alıkoyan, etik gerekçelerdi. Dahası, bir bakıma, sadece ben bir şeyler yapıyordum; o daha ziyade yaptıklarımı kabul ediyordu.

Tüm bu örneklerde ortak olan birkaç şey var, benim deneyimim açısından:

  • Penisime hiçbir temas olmadı. Ne dokunma, ne sürtünme.
  • Çok heyecanlandığımı hissettim. Karşımdaki insanla yaşadığım şey özel bir andı, ve ikimiz de bunun farkındaydık.
  • Bitti. Yani, bu hissin bir sonu vardı. Anın sonlanmasını değil, benim hissimin sonlanmasını kast ediyorum. Bir zirveye ulaştım, yavaşlamak ve ara vermek ihtiyacı hissettim.
  • Boşalmadım.

Örneklerden sadece sonuncusunda (masaj örneği) olan ve aslında bana yazının başındaki yanıtı (“Yanıt ‘Hayır.’ değil.” yanıtını yani) böyle net bir biçimde verdiren bir şey var. “Normal” bir cinsellikte dokunmayacağım, hatta birçok partnerimde hiç dokunmamış olduğum bölgelerine dokundum onun. (Bu bölgelerin “erotik” bölgeler olmasına gerek yok.) Ve bunun farkındaydım. Karşımdaki kadının bedeniyle çok yoğun bir iletişim içerisindeydim. Eğer bu yaşadığımız cinsellik değildiyse, cinsellik sözcüğü işe yaramaz bir sözcüktür. Bir diğer deyişle, içinde ne penetrasyon, ne çıplaklık, ne cinsel organlar, ne de öpüşme bulunmasına rağmen; yaşadığımız şey cinsellik değilse, cinselliğin istediğim bir şey olduğuna emin değilim. Sonuç olarak, bu uzun saatlerin ardından huzurlu bir şekilde uyuyabildim. Yaşanacak başka bir şey kalmamıştı. Daha ileri* gitmek diye bir şey kalmamıştı.

Yani ortada bir “zirve” var. Ve ben bu zirveyi orgazmdan ayırt etmenin kolay bir yolunu bulamadım.peak

Gerçi yukarıdaki anlatımda bir hususu düzeltmem lazım: Boşalmayı sadece spermle sınırlamazsak ve zevk suyu denilen (asla neyin nesi olduğunu anlamadığım) sıvıyı da dahil edersek, ortada bir boşalma vardı.

(Sanırım birçok erkek için zevk suyu, spermin geçişini kolaylaştırmak üzere “boşalma öncesinde akan” bir sıvıdır. Bu “biyolojik” olarak büyük ihtimalle doğru. Ama bu blogun tüm olayı zaten “cinsellik” ve “üreme” arasındaki denkliği sorgulamak olduğuna göre, adında bile “zevk” geçen bir sıvıyı sadece evrimsel terimlerle anlamaya çalışmak kaçak dövüşmek olur.)

 Üstelik düşünsenize: Ergenliğe girme sürecimde mastürbasyon yapıyordum ve gayet de orgazm oluyordum. Ortada sperm falan yoktu, ama basit bir “şeyiyle oynama”dan falan ibaret değildi. Aslında, şu anki mastürbasyonlarımın aynısıydı, tek farklı olan şey spermin olmayışıydı. (Tekrar düşününce, gayet iyiymiş öylesi. Çünkü mastürbasyon çok meşakkatli bir iştir.) Bence “Sperm yoksa orgazm da yok” diyemeyiz. Dahası, “O sayılmaz. Yetişkinliğe erişmemiş ki daha.” demeyi o sivilceli çocuğun deneyimlerine bir hakaret sayarım. Orgazmı nasıl tanımlarız bilmiyorum, ama o yaşadıklarımda kesinlikle bir çeşit orgazm vardı.

İnternette orgazm olan erkek fotoğrafı bulmanın çok zor olduğunu fark etmiş miydiniz? Bir deneyin. Ne yazarsanız yazın, çığlık atan kadın fotoğrafları çıkıyor karşınıza.

İnternette orgazm olan erkek fotoğrafı bulmanın çok zor olduğunu fark etmiş miydiniz? Bir deneyin. Ne yazarsanız yazın, çığlık atan kadın fotoğrafları çıkıyor karşınıza.

Toparlayayım.

Orgazm için, mutlaka duygusal bir boyutu olmalı işin. Ayrıca, bir çeşit zirveye ulaşma hissi olmalı. Bu hissi kalp atışlarımdan vücudumun kasılmasına kadar çeşitli şekillerde fizyolojik olarak fark edebilirim. Ancak “boşalma” dediğimiz şey, her ne kadar çoğunlukla gerçekleşse de, tanıma dahil değil.

Belki de, çoğunlukla boşalmaksızın orgazm olamayışımın bizzat kendisi düşünmeye değer bir konudur.

* “Daha ileri” derken ne kast ettiğimi pek bilmiyorum. Genel kabul gören bir anlamda kullanıyorum sözcüğü. Hareketlerin ve hızın artmasını anlayın siz.

***

Not: Bu yazının yayınlanmasından tam bir yıl sonra, aynı soruyla ilgili bir şeyler daha karaladım: Erkekler boşalmadan orgazm olabilir sanki…?

The Price of Sex (Seksin Bedeli)

Önce şu fragmanı bir izleyin. Sonra konuşalım.

Bir süredir “rıza” ve onun üzerinden “seks işçiliği” hakkında yazmak istiyordum.

Sonra “The Price of Sex”i izledim.

Doğu Avrupa ülkelerinde Sovyetler Birliği sonrasında yaşanan yıkımın en önemli yönlerinden biri, tüm Doğu Avrupalı kadınların bir anda aynı isme sahip oluvermeleri: Nataşa.

Bu isimsizlik kendi başına çok şeyi açıklıyor gerçi, ama “neler döndüğünü” anlamak için filmi izlemenizi şiddetle öneririm.

Seks işçiliği (ya da en son hangi terim politik olarak doğru kabul ediliyorsa artık onunla değiştirin) tartışması biraz et yeme tartışmasına benziyor. Hayal ettiğiniz dünyada et yenip yenmeyeceği sorunsalıyla bugünkü işkencenin boyutları arasında öyle bir açı var ki, meseleyi genel-geçer felsefi normlar içinde tartışmak abesle iştigal etmek oluyor. Aynı geniş açı, bugünkü modern kölelik düzeni içinde özgür cinsellik ve seks işçiliği konuşmak için de var.

Filmin büyük bir kısmı İstanbul Aksaray’da geçiyor. Filmin yönetmeni Mimi Chakarova, benim girmeye dahi cesaret edemeyeceğim sokakları kamerasıyla geziyor, önünden geçerken başımı eğip adımlarımı hızlandıracağım adamlarla röportaj yapıyor.

Aksaray. Hem öyle uzak, hem de öyle yakın ki.

Çok tuhaf.

Belki de bir gün cesaretimi toplayıp Aksaray’a gitmeyi denemeliyim. Belki de böyle bir şey yapmak cinsellik üzerine (özellikle erkek cinselliği üzerine) görüşlerimi alt üst edecek.

Çok tuhaf.

Aksaray. Hem öyle uzak, hem de öyle yakın ki.

price

Tayyip ve adamları! Sevişiyoruz. Alışın!

Çok öfkeliyim.böcek

Tayyip’in ve çevresindeki böcek sürüsünün “kızlı-erkekli” meselesinde ettiği laflarla ilgili haberleri bile sakin kafayla sonuna kadar okuyamıyorum.

Tecavüzden başka hiçbir seks biçimini hayal edemeyen bu herifler tarafından – kelime anlamıyla – ırzıma geçildiğini hissediyorum.kızlı erkekli

Yapacağız ulan. Evet. İstiyorum ben. Kızlı erkekli kalacağız evlerde. Sevişeceğiz, grup seks yapacağız, oral seks yapacağız, üstelik kızlı-kızlı, kızlı-erkekli, erkekli-erkekli ve burada uzun uzun yazmadığım diğer tüm varyasyonlarla (interseksli-kızlı-erkekli, erkekli-erkekli-translı vb.).

Öpüşeceğiz, birbirimize sarılacağız, birlikte uyuyacağız.

Ben tüm bunları istiyorum, evet. Cinsellik sizin sikinizle anladığınızdan çok daha büyük bir şey bence. Cinsellik güzel bir şey olacak benim hayalimdeki dünyada. “Biriyle sevişmek” diye bir ahlaksızlık tanımlı olmayacak.

Ama, sizin kıç deliğinizden gördüğünüz dünyada olmayan bir şey daha olacak.böcekler

Herkes “rıza” (consent) üzerine konuşacak. Neyin rıza göstermek, neyin zorlamak, neyin baskılamak olduğunu tartışacağız hep birlikte. Her bir bireyin cinsel bütünlüğü (integrity) önceliğimiz olacak. Cinsellik (de), hem kadının hem erkeğin rızasını gerek şart sayacağız.

Sizin aşağılık “Zorla oral seks olmaz, istemiştir kesin”leriniz, “Yeterince direnç göstermemiş”leriniz olmayacak.akıllı ol

Üstelik rıza sadece bir gerek şart değil, aynı zamanda bir politik proje olacak: “Evde kalırsın”lar, “Kocalık görevini yerine getirmiyor”lar, “Kocam terk ederse bir başıma ne yaparım”lar gibi zorunlu rıza gerekçeleri ortadan kalkacak. Sevişmeyi isteme ve istememe özgürlüğü olacak. Özgür seksten ben bunu anlıyorum.consent

Bugün tacizle rıza arasındaki ilişkiyi tartışmak istiyordum. Neyin fazla ısrar etmek olduğunu konuşmak, karşımdaki insanı gerçekten arzuladığımı onu huzursuz etmeden nasıl ifade edebileceğimi konuşmak istiyordum.

Ama sofular cinlerimi tepeme çıkardı. (İnsan 16. yüzyılı gıptayla hatırlayan hıyarların yönettiği bir ülkede nasıl aklına mukayyet olup merak ettiği konular hakkında kafa yorabilir ki?)

Bu heriflerin iktidarına rıza gösteren onlar gibi olsun. (Yani cinsellikten, anca, boşalmadan boşalmaya haz alabilsin.)

adam olun lan