G.Y.’nin köşesi

G.Y. Sen de yaz ! çağrıma ilk yanıt veren oldu. Yazılarına şuradan ulaşabilirsin.

Yolladığı ilk mesajda “yıllardır tartıştığım bir konuyu dile getirdiğini fark ettim” dedi. “Aslında erkeklik bunalımının da bir kadın sorunu bileşeni olduğu hakkında” “dağınık biçimde yığılmış” fikirlerini toparlamak için blogu kullanmayı önerdi. Heyecanla ve neşeyle kabul ettim tabii ki.

Kendini şöyle tarif ediyor G.Y.:

“Batı medeniyeti ve sistematik bilimler bir oluşumu en küçük parçasına kadar ayırarak onu anlamaya çalışır. Benim de kendimi önce doğa sonra insan sonra genç sonra kadın sonra feminist sonra sola yakın ve sonra sonra sonra diye parçalayarak anlamaya çalışmışlığım çok olmuştur. Fekat önce doğaysam doğaya kıymet verilmeyen bir coğrafyadayım, sonra insansam kafama bir ağaç düşerek ölmemin çok da zor olmayacağı, sonra kadınsam emeğimin sömürülmekle kalmayıp, tamamen bir rastlantı sonucu kendimi içinde bulduğum bu kimlik ve beden hasebiyle aşağılandığım , sonra feministsem “sol cenahın” bile bir kenara ittiği, sonralarımın hiçbir tanesinin beni “sizden” yapmadığı bir yerde yaşıyorum işte ben.

Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birinde bile halen bir kadın “seks” üzerine ciddi bir görüş ortaya koyduğunda oradan matah bir şeymiş gibi sırıtan bir herifin suratına bakıyorum , ya da aynı kadını kendi küçük dünyasında “sürtük” kisvesi altında değerlendirmekten içten içe haz duyan, onun ve tabii olarak kendimin haklarını savunmak için yıllarca verdiğim çabanın içine edercesine bana çeşitli yakıştırmalar yapmak için yanıp tutuşan bir hemcinsimin suratına bakıyorum.

“Her şeyi abartıyorsunuz!” diyebilir , vicdanını rahatlatıp köşesine çekilebilir topluluklar.

Ama içten içe biliyorlar ki ben hiçbir şeyi abartmıyorum. Seksten bu kadar korkan kadınların sayısını abartmıyorum ve herkesin birbirinden gizlediği o küçük gerçekleri.”

Sonra da, “erkeklik bunalımının kadın sorunu bileşeni” hakkında şunu ekliyor:

“Örneğin erken boşalma korkusu üzerine yazdıkların tam da bunun bir açılımı. Yoksa aynı eylemi gerçekleştiren bir diğer cinsin erken boşalması istenen bir koşulken niçin erkek bunu yaşamaktan korksun? Erkek için her şeyin bir meydan okuma olduğu bu dünyada eşitlikçi biri olarak sizin sırtınızdaki yükü de görüyorum. Her şey bir zafere dönüştürülmek zorunda bir erkek için çocukluğundan itibaren. Çükünü göstermek zafer, utanmak ayıp; ağlamamak zafer, bir kadına isteği dışında dokunmak zafer, erken boşalmamak zafer. E bu da insanı ya skor adamı yapar ya da maço. Nasıl patriyarka kadına güzel vücut kıstası koyuyorsa erkeğe de büyük penis, boşalma süresinin uzun olması, kaslı vücut, para vb. yüzlerce ön koşul getiriyor.”

İşte bu köşede bizi bu konular ve kim bilir başka neler bekliyor.

image2

G.Y.’nin yazıları: