Bir seks bağımlısıyla söyleşi 1: çok-eşli bir hayat kurmak

Geçen hafta Canan Irmak bana bir e-posta yolladı ve “yaklaşık altı ay önce seks bağımlısı olduğunu keşfettiğini” ve “benim gibi birinin varlığından bir kesim insanı haberdar etmek, varsa görüşlerini almak ya da bana önerilerini öğrenmek” amacıyla bir blog açmak istediğini söyledi. Benden de görüş istiyordu.

İlk mesajlarında “yaşadıklarım normal değil çoğu insanın hayali almiyor hatta yasamadan yada görmeden inanmam diyenler varken bunu anlatmak istiyorum” dediğinde, açık konuşmam gerekirse hiç etkilenmedim. Benim gibi yaşadığı her cinsel ilişkiye performans kaygısıyla başlayan birinin bir başkasının “doymak bilmeyen dürtülerin verdiği inanılmaz skorlar”ına merak duymayacağı aşikar. Sonrasında şöyle düşündüm: Şu veya bu sebeple sık sık cinsel ilişki yaşayan ve birçok cinsel partneri olan bir kadın deneyimlerini paylaşmak istiyor. Eğer ben de erkek cinselliğiyle ilgili yüz elli tane yazı yayınladıysam bu blogda, bu kadına sormak isteyeceğim milyon sorum olmalı. Yani sonuçta “Ben bu kişiye nasıl yardımcı olabilirim?” aptal sorusunun yerine “Bu kişi bana nasıl yardımcı olabilir?” sorusunu geçirince, Canan’ın da desteğiyle, ortalık daha eğlenceli oldu. İşte bu röportaj dizisi de böyle ortaya çıktı.

İlk konumuz, Canan’ın çok-eşlilik ve çok-aşklılık deneyimi.

Şuna dikkat çekerek başlamak istiyorum: Canan 31 yaşında, evli ve 2 çocuk annesi.

Partnerlerin birbirinden haberdar mı? Birbirlerini tanıyorlar mı?

Partnerlerimin birbirinden haberi var eşim hariç. Eşimin olaylara ait hiçbir bilgisi yok.

Ama diğerleri birbirlerini tanıyorlar aynı çevrenin insanları hatta akrabalıkları var uzaktan. Burda bahsi geçen 5 kişi. Kimisiyle henüz bir şey yaşamadım. Ama belli aralıklarla konuşuruz düzenli olarak. Ayrıca iş yerimden bu konuları konuştuğum/yaşadığım 3 kişi var. İsmen olmasa da şirket içinde 3 kişi olduklarını biliyorlar. Ve bunlardan bağımsız 2 kişi daha var. Bu saydığım 10 kişi birbirinden haberdar.

Eşinden bu bilgiyi saklamak sana kendini nasıl hissettiriyor? Günün birinde onunla paylaşmak ister misin, yoksa sırrın olarak kalmasını mı istersin? Eğer öğrenirse nasıl tepki vereceğini tahmin ediyorsun?

Eşimle zaten güllük gülistanlık bir ilişkimiz yok hatta bu tür ilişkilere başlamadan önce boşanma fikri uyandı. O yüzden saklamaktan rahatsız olmuyorum. Vicdan azabı dersen hiç yok.

Paylaşmak istemem kesinlikle. Evli insanların da bireysel özel yaşantıları olması gerektiğini düşünüyorum. Tabii ki tepkisi boşanma olur. Ancak boşanma olsa da bu sebeple olmamalı.

Diğer partnerlerin durumu nasıl idare ediyorlar? Kıskançlık hissediyorlar mı?

Diğer partnerlerimin neredeyse hepsiyle günlük ya da haftalık düzenli sohbetlerimiz var. Birden fazla kişiyle olmam yarısını rahatsız ederken diğer yarısı bundan zevk alıyor gibi. Doyumsuz olmam, her koşula her isteğe açık olmam zevkli geliyor. 10 kişiden 3’ü bekar. Bekarlardan ikisi kıskançlık yapıyor hemde had safhada. Bazen sorun oluyor bu sebeple tartışıyoruz ancak kişiliğimi bildikleri için çok sorun etmemeye çalışıyorlar. Evli olanlarda zaten kıskançlık olmuyor. Sadece bir kısmı tek bir partner seçmem gerektiğini onunda kendileri olmasını istiyorlar. Ancak en çok tartışılan konu tabii ki kimin daha iyi olduğu.

İlla ki tek partner seçme konusunda: Sen partnerlerinden herhangi birinin tek başına cinsel açıdan seni tatmin edebileceğini düşünüyor musun?

Sadece bir kere böyle bir durum oldu. Ama aynı kişiyle ikinci görüşmemde aynı etkiyi alamadım. Maalesef benim doyumsuz kişiliğim çizgiyi hep yukarıya taşıdığı için sorun oluyor. Ama arada bir ince çizgi var. Bağımlılığımın bana yaptırdığı bir şey bu. Daha doğrusu her gün ilişkiye girdiğimde bu kadar kesin olmazlarım yok. Ama ilişkim düzenli olmazsa evet. Tek bir kişi tatmin edemez.

Partnerlerin cinsel açıdan kendilerini geliştirebilmek için sana akıl danışıyorlar mı? Ne istediğini, neyin seni heyecanlandırdığını açıkça onlarla paylaşabiliyor musun? Yoksa el yordamıyla ve yavaş yavaş mı keşfediyorlar?

Genelde görüştüğüm kişilerin kendilerine dair görüşleri var. Bir kısmı sadece kendi bildiğince beraber olmak istiyor. Bazı limitleri aşmak tabuları yıkmak kolay değil tabii ki. Ortak merakları, bir kadın bir erkeği en çok ne kadar arzulayabilir? Bununla ilgili sorular ve eylemler oluyor. Ancak çoğunun kendi bedeniyle ilgili bilmedikleri noktalar var. Hiç dokunulmamış bölgeleri ya da haz alacağını düşünmedikleri bölgelerden haz aldırıyorum. Böylece geliştirmiş oluyoruz kendilerini. Çok az kişi fantezi yapmak yada geliştirmek istiyor.

Orgazm olmana rağmen tatmin olmadığın, “aradığım bu değil” dediğin bir durum oldu mu? Olduysa, detaylıca anlatabilir misin? Neler yaşandı? Kim ne yaptı? Ne seni rahatsız etti veya ne eksikti? Partnerin ne hissetti? vb.

Evet, defalarca bunu yaşadım. Mesele şu ki daha öncede söylediğim gibi doyumsuzum. Hele de bir bira dahi olsa alkol aldıysam. Orgazm olmak erkeklerden çok farklı kadınlarda. Tabii kadınlarda da kendi içinde farklılık gösteriyor. Kimi kadın aynı erkekte olduğu gibi dinlenmek kendini salmak isterken kimisi de benim gibi üst üste yaşamak istiyor. Genelde bu durumla karşılıyorum. Ben devamını isterken karşımdaki doyuma ulaştıysa hem sinirleniyorum hem de karşımdakini tekrar ikna çabasına giriyorum. Netice pek istediğim gibi olmuyor. Karşımdakilerin bu durum karşısında üzüntü içine girdiğini görmedim şimdiye kadar. Herkes benim ulaştığım rekor boşalma sayısından ötürü koltuk kabartırken; ben henüz doyuma ulaşmamış olduğumdan amacımı gerçekleştiremeden günü bitirmiş oluyorum.

Şimdiye kadar beni tatmin edemediği için üzülen erkek çıkmadı maalesef.

Sen, partnerlerini tatmin ediyor musun? (Bunu açıkça sordun mu?)

Her birlikte olduğum erkeğe açıkça sorarım. Şu ana kadar beni tatmin edemedin, yarım kaldım, umduğum gibi değildi gibi cevaplarla hiç karşılaşmadım. Hatta açık açık 1’den 10’a kadar puanlayın dediğimde 7’den aşağı not almadım.

Erkeklerin kendi bedenlerini tanımadıkları çok doğru. Ancak erkekler genellikle kadın bedenini de pek tanımıyorlar. Sorum şu: Cinsel ilişki sırasında senin tatmin olmandan kim “sorumlu” oluyor? Sen kendi ihtiyacın olanı yapıyor veya yaptırıyor musun? Yoksa partnerlerin seni neyin heyecanlandırdığını keşfetmek için çaba sarf ediyorlar mı? Ne gibi şeyler yapıyorlar?

Kesinlikle hem erkek hem de kadınlar kendi bedenlerini tanımıyor. Çok nadir de olsa tanıyanlar var tabi. Ben kendimi çok iyi tanıdığımı, ne olmazsa orgazm olamayacağımı ya da boşalamayacağımı biliyorum. Bunu neyin sağlayacağını karşımdakinin ilk seferde bilme şansı yok. O yüzden her görüştüğüm kişiye iplerin benim elimde olması gerektiğini söylerim. Ancak burada da bir ince ayrıntı var. Kesinlikle karşımdakinin isteklerini gözardı etmem. Kendi düzenimin içine onları da eklerim. Böylece her iki taraf da mutlu ayrılır. Dikkatinizi çekerim, tatmin olmuş demiyorum; mutlu diyorum.

Hiç seni tekrar aramayan, telefonuna çıkmamaya başlayan veya açıkça görüşmek istemediğini söyleyen oldu mu? Nasıl oldu? Neden? Sen nasıl idare ettin olayı?

Şimdiye kadar öyle bir durum olmadı. Yani ilişki yaşadıktan sonra olmadı. Her tanıştığım erkeğe bundan emin olup olmadığını sorar, hareketlerini ölçerim. Kimileri sırf heyecanı yaşamak, beni merak ettiği için birlikte olmak istiyor ama fıtratında çok-eşlilik (aşklılık) yok. Böyle birisini uzun ısrarlar sonucu (fazla ilgiden bezdirme yöntemiyle :) ) kendimden uzaklaştırdım. İlişki sonrası kimseyle öyle bir duruma düşmedim. Ancak, ilginin ilişkiye kadar aşırı yoğun, ilişkiden sonra oldukça sığlaşması doğrudur. Bir köprüyü geçene kadar durumu var. Bununla çok karşılaştım. Ve bunu sevmiyorum. Hayatımın bu kısmı benim için özgürlükler ülkesi. Ve bu ülkede yalan, kandırma vb. olmamalı.

İyi, sağlıklı bir ilişkiyi nasıl tanımlarsın? (Cinsel deneyimi değil, partnerlerinle kurduğun ilişkiyi kast ediyorum.)

Bir kere bence selamlaşma olmalı. Yani şunu kastediyorum tabiri caizse sadece kabardığı zaman değil, arada bir sadece insan yönüm için hatırımı sormalı. Yani cinsiyetim cinselliğim ve bu konudaki hünerlerim için değil insan olarak önemsemeli beni. Bunu sağlayamadığım biriyle zaten öyle bir paylaşım içine giremem.

İyi bir ilişkiyi selamlaşmayla sınırlandırmana çok şaşırdım. Yani, cinsel ihtiyaçlarına yanıt verdiği sürece, yalnızca hatırını soran partnerlerin olması senin için yeterli mi olurdu mutlu bir aşk hayatın olması için?

Evli olmamdan kaynaklı olabilir bu sanırım. Çünkü hep hayatımda olan bir erkek zaten var. Ayrıca selamlaşmanın ötesi sohbet/dertleşme elbette olabilir ama daha ileri samimiyetler evliliğime zararlı olur. Aşk inanmadığım bir kavram. O yüzden öyle bir tanımlamada bulunamıyorum.

Peki, bu söyleşinin son sorusu: Bu 10 partnerine nasıl hitap ediyorsun? Sevgili? Arkadaş? Başka bir şekilde? Onlar seni ne olarak görüyorlar?

Aslında öyle bir sınıflandırmam yok. Ama arkadaş desek çok yanlış olmaz. Onlar beni direkt olarak eskort gibi görüyorlar diye düşünüyorum. Ancak arkadaşlık diyorlar onlarda genel olarak.


Tabii ki Canan’ın söyledikleriyle ilgili aklımdan geçenleri de paylaşmak isterim. Ama şimdilik üç-beş soruyla onu anladığımı iddia edemem. O yüzden de ahkam kesmeden (mansplaining) önce birkaç söyleşi daha yapmak istiyorum.

Leave a Reply

Your email address will not be published.