Tuvaletin kapısını neden kapattım?

İlk kez, tuvaletteyken kapıyı kapatma mecburiyeti hissetmeyen bir kadınla karşılaştım. Tuhaf bir sahneydi:

Bir şey konuşuyoruz. Bir yandan da evde oradan oraya yürüyoruz, şimdi hatırlamıyorum tam ama galiba sofrayı mı kuruyoruz ne. Lafı bölüp “Ay dur ben tuvalete gideyim.” demek yerine, zaten sadece işeyeceği için, tuvalete girip klozete oturdu. Ben de gayri ihtiyari başımı  çevirdim ve kapıyı azıcık örttüm. letsgothere

Ve tam kapıyı örterken, yaptığımın farkına vardım. Sonraki yarım saat kendi kendime bunu düşündüm durdum.

– Benim yapmadığım bir şey değildi yaptığı.

– Benim yapmaktan utandığım bir şey de değildi.

– Dahası, kapıyı kapatmamak için gayet somut bir gerekçesi vardı: Sohbeti bölmemek.

Benim kapıyı kapatmak için somut gerekçem neydi?

İlk anda, muhafazakarlığı kendime yediremediğimden, hijyeni gerekçe gösterecek oldum. Ama, sadece işeyecekti, kimse de tutup o çişin klozette duracağı otuz saniyenin iki metre ötede duran biri için bir hijyen sorunu yarattığını iddia edemez. Üstelik erkekler de sadece işeyecekleri zaman kapıyı açık bırakıyorlar ve bununla bir sorunum yok. (Kamuya açık tuvaletlerde pisuvarlar zaten kapalı kapılar ardında bile olmuyor.)toilet

Bence ikinci bahanem ilkinden daha komik: Ben kapısı tam kapanmayan tuvaletlerde rahat edemediğim için (evet, bu yüzden pisuvar kullanamıyorum bu yaşımda), başka insanlara da aynı varsayımla davranıyordum. Dürüst olmak gerekirse, bu bahane beni birkaç gün idare etti. Sonra tabii ki, bunun başımı çevirmiş olmamla alakası olmadığını kabullenmek zorunda kaldım.

Sonuçta, aynı sahne tekrar yaşanmadı şimdiye kadar.

Tekrarlansa ne yaparsın derseniz, mutlaka olayları akışına bırakacağımı falan söylerim. Ama gerçekten tekrarlansa, en iyi ihtimalle, sohbete devam ederim ama kendimi de garip hissederim konuşurken.

Sahi, tuvaletin kapısını neden kapattım?

Leave a Reply

Your email address will not be published.