#1 Tanıdığımız ve sevdiğimiz sürtükler

ETİK SÜRTÜK, ALIŞTIRMA #1: Aklına gelen tüm tek-eşli-olmayan kişilerin (televizyondan, filmlerden, kitaplardan falan karakterler de dahil) bir listesini çıkar. Her biri hakkında duyguların neler? Onlardan (olumlu veya olumsuz) neler öğrenebilirsin?

Benim listem hem uzun hem de kısa. Hayali karakterleri saymazsak (bazılarını da sanat sepet bölümünde zaten anlatmışım) liste çok kısa çıkıyor. Üstelik bu gerçek insanlarla benim iletişimim de bayağı sınırlı olagelmiş, bu yüzden ne belirli duygularım var onlara karşı, ne de onlardan öğrenebileceğim somut bir şeyler.

Bunların dışında bir de kendi sürtüklük deneyimim var. Yani şöyle ya da böyle birlikte olduğum çeşitli insanlar ve birlikte öğrendiklerimiz…

Ama bu soruyu okur okumaz aklıma gelen ilk şey bu yukarıdakilerden hiçbiri değildi. Aklıma gelen ilk tek-eşli-olmayan kişi, Bill Clinton’dı!sinned

Clinton’ın bizzat kendisinden hiçbir şey öğrenmedim, ama medyanın yarattığı imaj var ya, o imajdan çok şey “öğrendim”.

Monica Lewinski skandalı patladığında henüz ilkokuldaydım. Bütün televizyonlarda ana haber bültenleri bundan bahsediyordu. Şimdi tekrar göz atınca fark ediyorum ki tüm 1998 yılı bu skandalla geçmiş. Peki ama, bunun konumuzla ne alakası var?

CLINTON TEK-EŞLİ DEĞİL MİYDİ YANİ?

O zamanki çocuk aklımla bile, bu tür bir ilişkiyi gerçekten de gizli olarak yaşayabileceğini düşünmemiştim. Cilton’ın ofisinde kimse fark etmeksizin cinsellik yaşaması mümkün gelmedi bana.

Dünyada daha yüksek bir mevkii yok. ABD Başkanı olup sonra da terfi etseniz, imkanı yok, dünyayı yönetmişsiniz, bunun ötesinde ne olabilir?

Bu ölçekte bir iktidarı elinde tutan birinin en küçük bir falsosunun etkisi devasa olacaktır. Ve etrafındaki herkes de bunu bilir ve bu kişiyi gözetler. Demem o ki, ofisinde böyle bir şey yaşayıp bunu kimsenin bilmemesini, o yaşımda ihtimal dahilinde bile görmemiştim.

Yani bence* Clinton tek-eşli değildi. Hillary’nin olaydan (açıkça veya dolaylı olarak) haberi vardı.Shocking Report

Mesele tek-eşli olmaması değildi. Bunun bir anda herkes tarafından bilinir hale gelmesiydi! Skandal buydu.

İşte benim tek-eşli olmamakla ilgili hatırlayabildiğim en eski şey bu. Tek-eşli olmamakla ilgili öğrendiğim ilk şey de bu.

Tek-eşli olmamak mümkündür, ama ayıptır. Yani, yaşayabilirsin, ama bu tarz yaşam görünür olamaz. ABD Başkanı olsan bile olamaz. Hiçbir türlü olamaz. Başka her türlü kötülüğü yapabilirsin, başına hiçbir kötülük gelmez, ama eşini aldattığın ortaya çıkarsa siliniverirsin. (Nitekim öyle oldu, Bill Clinton siyaset sahnesinden silindi… Hillary Clinton devam ediyor gerçi.)

Bunu sonra zamanla çevremde de gördüm. Ve çevremde gördükçe cinsiyet eşitsizliğini de fark ettim: Kadınlar, eşlerinin onları “aldattığını” biliyor ancak yine de ilişkilerini sürdürüyorlardı. Erkekler, eşlerini aldattıklarını eşlerinin de bildiğinin farkındaydılar, ancak yine de ilişkilerini sürdürüyorlardı.

Çok-eşlilik dediğimiz şey çapraşık biçimde de olsa bir bakıma kabul görüyordu demek ki…

CLINTON VE MONICA -> DÜRÜSTLÜK -> SÜRTÜKLÜK

Tüm bunlardan somut olarak öğrendiğimse, dürüst olmaya karar vermemdi. Kendimi tek-eşli bildiğim zamanlarda sevgilimden başkasıyla bir şey yaşadığımda bunu hemen gidip sevgilime söyleyiverdim hep. (Bu, öncelikle benim kendi değerler sistemim açısından, sonra da sevgilimle ilişkim açısından büyük krizlere yol açtı elbette.)

Çok-aşklı toplulukların en çok vurguladıkları ilkelerden biri olan dürüstlüğü, çok-aşklılık konusuyla uzaktan yakından alakam yokken benimsedim yani.

Bundan sonraki adım, kendi kendime dürüst olmam ve kimle ilgili neler hissediyorsam kabullenmem oldu. Bu da bir çeşit çok-aşklılık güzergahı çizdi bana.

Bir ABD Başkanı nelere kadir görüyor musun?

poly

***

* Buradaki “bence” sözüne dikkat: İlkokul yaşındaki bir çocuğun televizyonda ve gazetelerde gördüklerinden yaptığı çıkarımları kast ediyorum. “Bu böyledir şu şöyledir.” demiyorum, “Benim o tarihte olaydan anladığım budur.” diyorum.

Leave a Reply

Your email address will not be published.