Tag Archives: vajina

İşe dört elle sarılmak

Seks eğitimimin altıncı haftasında, aynı anda ellerimi kullanarak hem klitoral hem de vajinal uyarma yapmanın yollarını öğrendim. Tüm ders boyunca yaptığım, elimi kolumu nereye koyarsam bileğimin ve parmaklarımın rahat edeceğini test etmek oldu.

Eğer bu olayların nasıl yapılacağını zaten biliyorsan bu yazı biraz tekrar ve biraz da bayık gelebilir. Ama madem ki amacım ders notlarımı buraya geçirmek, idare ediver. Hem belki bir satır yeni bir şey çıkıverir, kim bilir.

Bu derste, önceki derslerde atladığımız bir konuya da değinmiş olduk: Klitorisi uyarmayı az buçuk öğrenmiştim, ama sadece kıyafet üstünden (partnerimin iç çamaşırını çıkarmadan) yaptıydım o derste. Bunun sebebi, klitorise doğrudan dokunmanın, hele ki parmaklarını ıslatmadıysan (belki doğrudan partnerin ıslanmıştır, onu kullanırsın, belki de basitçe parmağını yalarsın (ıyyyy)) partnerimin canını yakabilecek olmasıydı. O derste almadığım riski şimdi daha karmaşık bir durumda almak zorundaydım.

Ders, öncekilerden uzun sürdü. Deneyecek çok pozisyon vardı. (Tabii tüm bunları deneyip deneyip, tam işe yararken yarıda bırakarak partnerime işkence etmek de ayrıca keyifli oldu.) Bak mesela:

  • Partnerinin bacakları arasında, yüzükoyun uzanabilirsin. Bunun sıkıntısı, parmak kullanmanın biraz zorlaşması. (Bileklerim ağrıdı be.)
  • Partnerinin yanında, diz üstü oturabilirsin. En uygunun bu olduğuna karar verdim, çünkü bedenimi farklı yönlere çevirerek ve bazen eğilerek bileğimi ve parmaklarımı gevşetebiliyorum.
  • Partnerinin üstüne oturabilirsin, sırtın ona dönük biçimde. Bu da enteresan olabiliyor bir varyasyon olaraktan, ama eğer partnerin çok hareket eden cinstense uzun süre böyle iş görmek zor.

Bunlar sadece bedenini nereye koyacağınla ilgili. Bir de ellerini nasıl kullanacağın olayı var. Penetrasyon için işaret parmağımı kullandım ben, zaten iki parmak kullanmama imkan yok partnerim icabı. İşaret parmağını kullanınca, baş parmağımı onun yanına koyup, ileri-geri hareketle baş parmağımın klitorisi uyarmasını da sağlamış oldum. Tabii bu şekilde klitorisi sadece aşağıdan uyarıyorum, ama nihayetinde hala bir elim daha var, onunla da yukarıdan uyarmak mümkün.

Son olarak, parmaklarımı ve elimi nasıl hareket ettirdiğime de dikkat ettim: dairesel hareketler, ileri-geri hareketler, biri dairesel diğeri ileri-geri, yavaş, hızlı, biri yavaş biri hızlı, vb.

Tüm bunlar olurken, şöyle saçma şeyler öğrendim: Vajinal uyarma ile partnerim orgazm olamazmış; ancak, vajinal uyarma öyle yoğun oluyormuş ki klitoral uyarmayı bastırabilirmiş. Yani bir diğer deyişle, eğer vajinayı uyarıyorsam, klitorise ne yaparsam yapayım partnerimin orgazm olması çok düşük ihtimal. Şimdi, mantıklı bir insan, e o zaman bu kadar zahmete ne gerek var, ikisini ayrı ayrı yap, ne bir saattir öyle oturunca bileğim ağrıyor, böyle oturunca parmağım ağrıyor diye kafa şişiriyorsun, diye sorar. Ben de sordum. Yanıt çok tatmin edici değil: çok heyecanlanıyormuş böyle farklı şekillerde aynı anda uyarınca. Eee heyecanlandın da ne oldu, diye sormadım.

Sonradan aklıma geldi: vajinal uyarma olmaksızın orgazm olamayan partnerlerim de olmuştu. Bu da bu eğitimin sertifikasyon sürecini sekteye uğratıyor: Bu on üç haftalık programın ardından (eğer sınavları geçersem) dersi geçmiş olsam da seks konusunda pek az şey öğrenmiş olmam mümkün. Belki her partnerle bu ünitelerin üstünden geçmek lazım ağır ağır. Karışık işler…

Parmak olayları

Seks eğitimimin beşinci haftasında partnerimi parmak penetrasyonu ile uyarmayı öğrendim. Uzun uzun ne yaptığımızı anlatacak değilim. Ama şunları söyleyeyim bak:

Ne ben, ne de partnerim, G noktası diye bir şeyden haberdarız. Ortada bir noktadan ziyade uyarılabilecek genişçe bir alan varmış gibi görünüyor.

Böyle değil.

Bu geniş alanı uyarmak için genel olarak söylenen, parmağını veya parmaklarını partnerinin vajinasına sokup “Buraya gel” işareti yapacak şekilde hareket ettirmen.

Anladığım kadarıyla bu iyi bir başlangıç olabilir, ancak olay bundan ibaret değil. Asıl mesele, görmediğin, yarım yamalak hissettiğin bir bölgeye dokunuyor olman.

Cidden şiddetle herkese, bir kez bunu bir egzersiz olarak yapmalarını öneriyorum: Konuşun.

Bir kerelik, parmakla uyarma süresince tuhaf şeyler deneyin:

  • Birden fazla parmak kullan mesela. (Benim partnerimin canı acıdı. Zaten çok da derine gitmeme imkan olmadı.)
  • Farklı parmaklar dene: İşaret parmağı mı, orta parmak mı daha rahat hareket etmeni sağlıyor?
  • Parmağını kendi ekseni etrafında çevir, penetrasyonu böyle farklı şekillerde başlat ve sonra “Buraya gel” hareketini dene.
  • “Buraya gel” işareti yerine, yatay ve dikey daireler çiz.
  • Hatta, hareketi tersine çevir: Yani “Buraya gel” hareketini, filmi tersten izliyor gibi, fiske atıyormuşsun gibi ileri doğru yap. (Aman diyeyim vajinanın içinde fiske atayım deme – en azından partnerine danışmadan. Burada sadece parmak hareketini tarif etmeye çalışıyorum. Sonra benden bilmeyin.)
  • Partnerinin sana yakın duran bacağını kaldır, bu belki el bileğini rahatlatabilir.
  • Partnerini yan çevir, veya yüzükoyun uzanmasını iste. Kendi pozisyonunu da gözden geçir: Yanında mı duruyorsun, bacaklarının arasında mı, yoksa onun göbeğinin üstüne mi oturuyorsun, veya partnerinin yanında mı uzanıyorsun?

Tüm bunları bilinçli olarak ve mesela birer dakika boyunca dene. Sen denerken de partnerinden yorum yapmasını iste. “Ben her şeyi deneyeyim, sonra nasıl hissettiğini sorarım.” diye düşünme. O anda, sen bir şey denerken anlatsın o şeyin nasıl hissettirdiğini.

Bunu böyle önermemin sebebi, başta da dediğim gibi, ne yaptığımızı pek bilemiyor olmamız. Görmüyoruz; zaten dokunmakta olduğumuz alanın nasıl bir şey olduğu hakkında da pek fikrimiz yok. Bundan dolayı, senin benim belki de hiç farkında bile varmayacağımız küçük değişiklikler (özel bir noktaya özel bir şekilde dokunmak, veya açıyı azıcık değiştirmek gibi) partnerlerimiz için çok şey ifade ediyorsa bunun ayırdına o anda varmamız çok zor, bu yüzden de partnerimizin hoşuna giden bir şeyi keşfetsek de sonrasında tekrarlamayı beceremeyebiliriz.

Konuşun işte.

Bir kerelik.

Evet, tuhaf hissediyor insan sevişirken “Hah şöyle yap.”, “Ay ne yapıyorsun?”, “Dur oraya değil”, “Biraz daha yavaş.” gibi laflar duyunca.

Ama bir kerelik dene. Deneyin.

Eğer kötü giderse, suçu bana at. (Eposta olarak at mesela: birseyinanilari [malum a işareti] riseup.net )

Cunnilingus’ta dikkat edilecek hususlar

“Ben bu konunun uzmanıyımdır, bakın anlatayım nasıl yapılacağını.” gibi bir ukalalık edecek değilim. Ne böyle bir iddiam var, ne de kadınların ne istediğini anlıyorum.

Hatta, tam tersini yapacağım.

Öncelikle: Partnerimi ağzımla uyarmaktan çok keyif alıyorum. Hem onun zevk almasını sağlamak hem de bunu benden beklenenden erken boşalmak vb. dertler olmadan yapabilmek üzerimdeki gerginliği alıyor. Dadetail_of_c3a9douard-henri_avril_23hası, partnerimin (en azından bir kez) orgazm olduğundan emin olunca görece kaygısız olarak sevişmeye devam edebiliyorum.

Dolayısıyla cunnilingus benim için seksin en önemli bölümlerinden biri.

Dolayısıyla cunnilingus’un hem partnerim hem de benim için zevkli geçmesi çok önemli.

ERKEKLER CUNNILINGUS’TA NELERE DİKKAT ETMELİ

“Daha demin bu başlığı atmayacağını söylemiştin” dediğinizi duyar gibiyim. Telaşa gerek yok. Sadece iki küçük şey söyleyeceğim:

1) Erkeklerin, erkek ve kadın cinsel organlarının bir bakıma aynı olduğu fikrine alışmaları lazım. Kadınların orgazm olması için klitorisi, erkeğin orgazmı için penisi uyarıyoruz. Cinsellikten zevk alma açısından, klitorisin bedenin içindeki bir penis olduğunu veya penisin tersyüz edilmiş bir klitoris olduğunu düşünebiliriz.

Bunu tabii ki anatomik olarak böyle bir karşılık olduğu için değil, “cinsellikten alınan zevk” açısından söylüyorum. Nasıl ki erkeği sırf idrar kesesini okşayarak ya da ne bileyim sadece yumurtalıklarını uyararak orgazma ulaştıramıyorsak, klitorisin uyarılmaması da kadınlar için benzer bir sonuç veriyor.artistic

Ama daha önemlisi var: Nihayetinde yapılan şey aynı. İster ağzımızla, ister elimizle, ister penisimizle, ister herhangi bir aletle yapalım, yaptığımız şey klitorisi uyarmak. Tıpkı kadının, ister eliyle, ister ağzıyla vb. bizim penisimizi uyarması gibi. Aynı şeyi yapıyoruz.

Yani cunnilingus’u bir ekstra olarak düşünmekten vazgeçmemiz gerekiyor.

2) Penis, kelimenin ilk anlamıyla, “elimizin altında” bir organ. Oysa klitorisi göremediğimiz gibi, anlaşılan ciddi bir bölümüne* doğrudan temas dahi edemiyoruz.

Penisin boyutunu, şeklini şemalini anlamak görece kolayken, partnerimizin klitorisi hakkında böyle bir gözlemsel bilgiye sahip değiliz.

Dolayısıyla, dikkat edilmesi gereken, partnerimizi dinlemek. Bu dinlemenin partnerimizin bize “söyledikleriyle” sınırlı olmadığı aşikar sanırım: Beden hareketlerini, çıkardığı sesleri, kasılmalarını vb. takip etmeli ve anlamaya çalışmalıyız.

Yani kısacası, “erkeklerin cunnilingus’ta dikkat etmesi gereken” tek gerçekten önemli şey, bu konuda hiçbir şey bilmediği (ve işin kötüsü, yeni bir partnerleyken hakikaten de pek bir şey bilemeyeceği) gerçeğini kabul etmek ve karşısındaki bedenle tanışmaya çalışmak olabilir.

İyi ama bu nasıl olacak?

KADINLAR CUNNILINGUS’TA NELERE DİKKAT ETMELİ

İşte yazının başında “tam tersini yapacağım” derken kast ettiğim buydu.

Kadınların da “erkeklerin bu konuda hiçbir şey bilmediği (ve işin kötüsü, yeni bir partnerleyken hakikaten de pek bir şey bilemeyeceği) gerçeğini” kabul etmelerinde fayda var. Buradan hareketle:

1) Aşağıdayken, genellikle partnerimin yüz ifadesini seçemiyorum. Eğer partnerim o pozisyondayken anlayabileceğim bir tepki vermiyorsa, onun zevk alıp almadığını, hoşuna giden şeyler yapıp yapmadığımı bir türlü anlayamıyorum.

İster eliyle bana dokunarak, ister sadece bedeninin (bacaklarının, kasıklarının vb.) hareketiyle, ister doğrudan konuşarak, bana nasıl hissettiğini anlatan partnerlerle çok daha rahat ettiğimi söyleyebilirim.

Yani: İletişim!enjoying

2) Her kadının çığlık çığlığa orgazm olmadığını biliyoruz çok şükür. Bilmediğimizse, partnerimizin nasıl orgazm olduğu. Bunun sonucunda, hele ki cunnilingus sırasında, durmam veya yavaşlamam gerektiğinde bunu kesinlikle anlayamıyorum.

Tam o esnada kadının bana “Pardon, azıcık durabilir misin rica etsem.” gibilerden anlaşılır bir mesaj verebilmesini beklemek saçma. Sanırım bu konu, yani kadının zirvelerde gezinirken erkeğin ne yapmasını istediği konusu, cinsellik esnasında değil, başka zaman konuşulması gereken bir konu.

Yani: İletişim!

Bunları demişken, “cunnilingus’un hem partnerim hem de benim için zevkli geçmesi çok önemli” lafıma dönüp, kendi aldığım zevkle ilgili birkaç şey söylemek istiyorum.

3) Yalama eyleminin kendi başına beni tahrik etmediği aşikar. Asıl eğlence, karşımdaki kadının verdiği tepkileri izlemenin ve bunların benim sayemde gerçekleştiği düşüncesinin yarattığı heyecanda gizli.

Bu yüzden, eylemin kendisinin de – en azından – çileli olmaması gerekiyor. Kabul edelim ki, bazı kadınların vajinal bölgesinin doğal kokusu rahatsız edici olabiliyor. Böyle bir durumdan şüphelenen kadınlar sevişme öncesinde cinsel organlarını yıkarlarsa, cinsellik esnasında akıl sağlığı cunnilingus’un başarılı geçip geçmediğine bağlı olan benim gibi takıntılı insanlara biraz yardımcı olabilirler belki.Wiki-cunnilingus

4) Son olarak, porno filmlerindekinin tam aksi bir şey söyleyeceğim, ama bunun ne kadar genel-geçer olduğu konusunda emin değilim.

Bence kadın cinsel organının “tıraşlı” olması hiç de iyi bir şey değil.

Bir kere, genellikle, sevişmeden hemen önce değil biraz zaman önce tıraş olunduğu için, yeni çıkmaya başlayan kıllar batıyor (oysa biraz uzun olsalar hiç batmayacaklar). Dahası, atlanmış tek bir kıl veya kesilmiş ama deriye yapışıp kalmış bir küçük parça, ayakkabı içine kaçan küçücük bir taş parçası gibi sinir bozucu olabiliyor. (Oysa plajda yalınayak yürümek dert değil mesela.)

Sanırım burada benim için kilit olan, “tıraş”tan ziyade “kısaltmak”… Neye dokunduğumu seçebilmek ve sonuçta vajinaya doğrudan temas edebilmek istiyorum. Bunu sağlayacak kadar kısaltılmış olmaları gayet yeterli oluyor.

Kötü koku sorununa çözüm olarak kendilerine tıraş işkencesini yapan kadınları ise pek az anladığımı itiraf etmeliyim.seriously

Tekrar ediyorum: Bu son söylediğim konusunda diğer erkeklerin ne düşündüğü hakkında hiçbir fikrim yok. Porno yapımcılarının kılları hiç sevmediği ortada. Bana ise, tamamen tıraşlanmış bir vajinayla karşılaşmak, karşımdaki insan güneş gözlüğünü çıkardığında aniden hiç kaşı olmadığını görmek gibi geliyor. Ama bu sadece benim tercihimden ibaret olabilir.

ASIL DİKKAT EDİLECEK

“Ay feminist devrim mi ne yapacaksanız yapın da hepimiz huzura erelim” temalı, topu kadınlara atan bir yazı oldu bu; farkındayım. Erkekler için iki genel uyarı, kadınlar içinse dört kocaman madde yazdım sonuçta.

Yine de, erkeklerin, bilmedikleri konularda konuşmalarındansa, bilmedikleri konuları bilmiyor oluşlarını ve tam olarak neleri bilmediklerini anlatmaları belki biraz yararlı olabilir diye umuyorum. Ve sanırım asıl dikkat edilmesi gereken şeylerden biri de bu.

***

Not: Cunnilingus Latince’deki cunny (vulva) ve lingere (yalamak) sözcüklerinden türetilmiş. Kadın cinsel organlarının ağızla uyarılması için sanırım Türkçe’de ayrı bir terim yok. (Oral seks fellatio’yu, yani erkek cinsel organının ağızla uyarılmasını da içeriyor.)

* Bkz. 5harfliler’deki Orgazmınızı Nasıl Olurdunuz yazısı.  “Klitorisin penis gibi erektal bir dokuya sahip olduğunu biliyorduk ama yüzölçümü açısından penis kadar büyük olduğunu biliyor muyduk? Vajinamızın hemen altında durup rahim yolunu çepeçevre saran şu güzelliğe bir bakın! Buisson ve Foldés araştırmalarına G noktasının varlığını kanıtlamak için başlıyorlar, ama sonuçta vardıkları yer daha da heyecanlı oluyor. Bir nevi, vajinal orgazmcıları da, klitoralcileri de haklı çıkarmaca: Evet vajinal penetrasyonla orgazm elbette mümkün, ama zaten vajinanın etrafını saran ve seks sırasında erekte olup zevki sağlayan organ bildiğimiz klitoris. G noktası diye karanlıkta lamba düğmesi arar gibi arayıp durduğumuz yer de, vajina duvarı ile klitoris yüzeyinin birbirine baskısından oluşan hassas nokta(lar). … “

İlk cinsel deneyimim

İlk öpüşmesinin ortasında duraklayıp “İlk kez öpüşüyorum ben.” demiş ve sonra da bu bilgiyi vermiş olmanın rahatlığıyla öpüşmeye devam etmiş bir insanın deneyimlerini okuyorsunuz. Dolayısıyla, bir başkasıyla yaşadığım ilk cinsel deneyimi anlatmaya kalksam sayfalar sayfalar süreceği aşikar. Ben şimdi “çocukluğuma gidip” kendi başıma yaşadığım ilk cinsel deneyimleri anlatayım.

Dün ne yemek yediğini bilmeyen insanın the ilk cinsel deneyimini hatırlamasına imkan yok. Ben daha ziyade ortaokul hazırlıkta ergenliğe bodozlama girişimle beraber cinselliğimi keşfetme sürecimi anlatayım diyorum. Düşündükçe yüzüm kızarıyor aslında ama yüzüme bir gülümseme de yayılmıyor değil.

Kadınların cinsel organının nerede olduğunu biliyordum yaklaşık olarak, bu tamam. Esasında şekli hakkında da bir fikrim vardı. Fen dersinde cinsel organlarla ilgili bir ünite vardı. Tam hatırlamıyorum ama kafemalereproductiveVagina Anatomybaca yandaki iki şekildeki gibi bir şeyler öğrenmiştik.

Eğer gerçek dünyada hiç vajina görmediyseniz iç organları detaylıca tarif eden bu şekiller pek yardımcı olmayabilir.

Bilmiyorum benden başka kimse aynı kafa karışıklığını yaşadı mı, ama şunlara dikkatinizi çekerim:

Bu şekillere bakarak vajinanın bedenin neresinde olduğunu anlamanız kolay değil. Ben gerçekte olduğundan daha yukarıda hayal etmiştim. Yani cinsellik için kadının bacaklarını açmasına hiç gerek yoktu benim hayallerimde. (Hangi pozisyonları hayal ettiğimi ise malesef hiç hatırlamıyorum.)

– Ayrıca bu çizimler vajinanın dışarıdan şeklinin nasıl olduğuna dair de hiçbir şey söylemiyor. Benim ilk aklıma gelen (ve neredeyse bir sene kadar hayallerimi idare eden) fikir, penisin gireceği şekilde yuvarlak bir delikti. Bu deliğin şekli şemali hakkında çok fikir yürütmemiş olduğumu kabul etmeliyim. Zaten kızların yüzlerini ve bacaklarını hayal etmek tahrik olmaya yetiyordu, penetrasyon üzerine pek kafa yormamıştım.

Böylece, 18 yaşında insanların da öğrencilik yaptığı bir okulda (o zamanlar ilköğretim 8 yıl değildi, böylece liselerde ortaokul ve lise eğitimi veriliyordu) ergenliğe girmiştim ve cinsellik el şakalarından küfürlere kadar hayatın normal bir parçası olmuştu.

Cinsel faaliyetim, cinsel organımı yatağa sürterek keyif aldığımı fark etmemle başladı. Sınıftaki, mahalledeki, okuldaki kızları birer birer değerlendiriyor, hoşuma gidenleri hayal ederek yatağa veya yastığa sürtünüyordum. Geriye dönük olarak o günleri düşündüğümde ilginç anekdot olarak şunlar geliyor aklıma:

* Çok tuhaf. Aylarca (belki bir yıldan daha uzun bir süre) hiç ellerimi kullanmadan masturbasyon yaptım. Sürtünme gayet yeterliydi, üstelik krem/sabun vb. teknolojileri akıl etmediğim için elimi kullanmak canımı yakıyordu. Bununla bağlantılı olarak:

* O gün “zevk suyu” dediğimiz (bilimsel olarak ne dendiğini – nedense – hiç merak etmemiş olduğum) sıvının boşalmasını takiben zaman içinde spermin oluşumunu net bir şekilde gözlemleme imkanım oldu. Bu üsttekiyle bağlantılı, çünkü iç çamaşırımlayken sperm gelmeye başladığı zaman (her masturbasyon bir donu kirletmeye mal olamayacağına göre) artık olay teknik olarak basit bir “şeyimle oynuyorum”un ötesinde komplikasyonlara yol açmıştı. [mesela bkz. Masturbasyon çok meşakkatli bir şeydir.]

* Farklı bir görüntüde de olsa bugün bile devam eden enteresan bir izlek dikkatimi çekiyor. (Aslında yazıya da bunu anlatmak için başladım.) Önce hatırlayalım: Masturbasyon sürtünmeden ibaretti, bir noktada bir deliğe girileceğini biliyordum ama bu deliğin şekli hakkında pek az şey biliyordum. Bu durumda cinsellik hayalim de dokunma, okşaşma, öpüşme, sürtünme ve en sonunda bir tür (tam anlamadığım ama gerçekleşmesini by default verili kabul ettiğim) penetrasyondan ibaretti. Dikkat ediyorum da, penetrasyon boşalmaya çok yakın devreye giren bir olaydı.

Ay konuya gelemedim bir türlü. Enteresan izlek dediğim şu: Karakterini beğenmediğim, ukala, bencil ve şımarık olup buna rağmen bedenini çekici bulduğum kızlar vardı. Ve bu kızlarla penetrasyonun benim canımı yakacağına dair bir önkabulüm vardı. Fiziksel bir acıyı kast ediyorum. Darlık, batma vb. hisler anımsıyorum bu masturbasyon deneyimlerinden.

Üstelik tersi de doğruydu. Hiç popüler ve “güzel” olmayan kızların da eğer beğendiğim bir yanları varsa bunun sevişmeye yansıyacağını düşünüyordum. (Tekrar edeyim: Fiziksel olarak yansıyacağını.)

Bunu bugün, saçma sapan bir yorum yapıp muhabbetin içine eden kadınların, tahrik olmuşsam onu da aynı anda yok etmeleriyle eşleştiriyorum. (Dindar ve/veya muhafakar çıktıklarında, solculara sağdan sağdan laf sokmaya çalıştıklarında veya çok kötü bir filmi övdüklerinde olabiliyor bu mesela.) Cinsellikten alınan (daha doğrusu almayı beklediğim) fiziksel zevki karakterle ilişkilendirmiştim.

Bu son dediğimle alttan altta “Ay ne hassasmışım bak ta o yaştan” mesajı vermek değil amacım. Bir bakıma, bugün açıktan çekici bulduğum kadınların aslında beden ölçüleri sağlamaktan çok daha öte (fazla değil, öte) bir anlamı olduğunu söylemiş oluyorum galiba. Bu kadınların içini rahatlatır mı bilemem, ama benim içimi rahatlatıyor gayet.

Lafı daha fazla uzatmadan, sırf aklıma geldi diye biraz dağılıp yazmak üzereyken başka yazıya ertelediğim konuları da söyleyeyim de en azından kendime bir not olarak burada dursun: Bir başkasıyla ilk cinsel deneyimim, ilk penetrasyon deneyimim, ilk cinsellik eğitimim ve pornografik materyallerle ilk karşılaşmam.