Daily Archives: June 1, 2022

Bahar geldi, hala libidom düşük.

Nasıl olacak da olacak?

Kışın hadi havalar soğuk, kat kat giyiniyoruz. Dışarıda olsan paltolu kadının çekici bir yeri olsa da göremezsin, ev de soğuk zaten öyle ten tene dokunmak pek mümkün değil. Kışın libidom düşük oluyor genellikle, ona tamam.

Yazın da öyle sıcak oluyor ki bazen, sevişip bir de bu yüzden terlemeye üşeniyorum. Üstelik bir de sevişirken iyicene ısınıyoruz, hava zaten 35 derece, iyice bunaltıcı oluyor.

Ama bahar? Bahar gelince benim libidom normalde tavan yapar. Alçak tavanlı bir cinselliğim olduğunu kabul etsem de, yine de bir kış gibi olmaması lazım durumların. Cidden kaygılandım bak kendi hakkımda şimdi. Belki geçici bir şeydir, belki havaların ısınmalı soğumalı dalgalanması kafamı karıştırmış olabilir. Ama ya bu bir cinsellikten soğuma belirtisiyse? Ve hatta daha genel bir depresyon yolundaysam? Ay bir bu eksikti dert edilecek.

Bak bunları seninle paylaşıyorum, çünkü bu blog da sanki bu duruma katkıda bulunmış olabilir. Ergenlikte, porno ve arkadaşlar sağ olsunlar, seks benim başkalarına yaptığım şeylerden ibaretti. Mastürbasyon yaparken de genellikle bu açıdan, yeni benim hayal ettiğim (ve çoğunlukla tanıdığım bildiğim) o kadına neler yaptığımı gözümün önüne getirirdim.

Sonra biraz daha adam oldum, gerçek hayatta da cinsellik yaşadım az çok. Pek daha sonra, üniversitenin ortalarına doğru muhtemelen, duruma ayar gibi oldum. Bu konuyu düşünürken blogda da yazdım aklımdan geçenleri. Zamanla, seks, benim bir başkasıyla beraber yaptığım bir etkinlik olmaya başladı.

Bundan öyle kayda değer bir feminizm falan çıkmaz bence, ama şundan eminim: kadını nesneleştirmediğinde, cinsellik hem daha derin bir şey oluyor, hem de daha çok emek istiyor.

Libidoyla ilgili sorum biraz da bu: Böyle bir derinliğe ihtiyacım var mı? Ve bu kadar duygusal emek vermek istiyor muyum?

Derinliğe ihtiyacım var, ama cinsellik yoluyla sağlanması gerekmeyebilir. Zaten bir dünya performans kompleksim var. Derin ve sağlam bir ilişkiyi başka şekilde de kurabilirim. Duygusal emek hakkında da iki aydır yazıyorum (bak önceki yazılara dilersen), özetle: zahmetli bir şey ve çoğunlukla kadınların erkekler adına da yaptıkları bir şey – yani benim için ekstra zor: hem yapmayı öğrenmek zahmeti var, hem de sonra emeğin kendisi var. Kim uğraşacak bunlarla? Hadi diyelim ki uğraşacağım, niye bunu seks gibi kaygan bir zeminde yapayım?

Ayrıca benim libidom hep de düşük olmuştur. Hiçbir partnerimin cinsellik talebini karşılayabildiğimi hatırlamıyorum – üstelik burada niteliği görmezden gelsek de, nicelik olarak bile arz talep dengesi kurulmamıştır hiç.

Sorularım çok genel, ve de yanıtım yok. Hayattan mı soğudum? Cinsellikten mi soğudum? Uğraşasım mı yok? COVID-19’un bir yan etkisi olabilir mi? (Yani, virüsün fizyolojik etkisi olabileceği gibi, aylarca evde kalmanın psikolojik etkisi de olabilir.) Yeni bir partnerim olsa durum değişir mi? Reddedilmekten sıkıldım da içime mi kapandım? Geçici bir durum mu, kalıcı mı?

Acaba başka erkekler de benzer şeyler yaşıyorlar mı? Yaşıyorlarsa, nasıl tepki veriyorlar? Ne yapıyorlar konuyla ilgili?

Sado-mazo güven

Blogun ilk aylarında, bilmediğim konular hakkında yazıyordum daha çok. Hakkında ilk kez düşünmeye başladığım konularda, bu ilk düşüncelerimi dağınık bir biçimde buraya koyuyordum. Sonrasında yavaş yavaş, okuduğum şeyleri paylaşmaya, sonra da biraz olsun araştırdığım şeyleri yazmaya başladım.

Bugünlük, fabrika ayarlarına dönüyoruz.

Bir partnerimin cinsellikle ilgili sorunları var. Bu sorunlar, geçmiş sevgililerinin ısrarcı, manipülatör ve şiddetli davranışlarından kaynaklanıyor genel olarak. Sevişirken kendini serbest bırakamıyor, çünkü partnerinin onu kullandığı hissi geliyor sürekli. Adamın sevişirken onu incitmesine de gerek yok. Daha genel bir his bu: erkeklerin onunla o olduğu için değil, sevişmek/eğlenmek için birlikte oldukları sezgisiyle yaşıyor.

Bu sezgiyi anlıyorum, çünkü bütün lise ve bir kısım üniversite yıllarımda o gözle baktığım onlarca kadın oldu. Tabii bu kadınların hepsi beni reddettikleri için benim bu gözümün kimseye çok ciddi bir zararı olmadı, ama etrafımdaki (reddedilmeyen) erkekler de benden farklı değillerdi – zaten hepimiz birbirimizden öğreniyorduk.

Bu korkunun sonuçlarından biri, penetrasyon veya oral seks gibi şeylerin devre dışı kalması. Hatta benim ona oral seks yapmam bile sorunlu, çünkü beni göremediği ve bana sarılamadığı zaman bu düşüncelerin başına üşüşmesi daha muhtemel. Başka bir sonucu da, seksin ortasında olaya hepten yabancılaşması ve bir mola istemesi.

Eğer bu blogdaki diğer yazılarımı okuduysan, benim kendi cinselliğimle de pek öyle barışık olmadığımı biliyorsundur. Partnerimin bu korkuları, benim kaygılarıma gayet uygun bir biçimde eşlik ediyorlar. Sanki ben çok sağlıklıymışım da sorunlu bir partner bulmuşum gibi anlaşılmasın yani yukarıdakiler.

Neyse işte, ortada genelleşmiş bir güven sorunu var ve nasıl aşacağımızı bilemiyoruz. Benim aklıma gelen ve yaptığım şeyler, ağırdan almak, her yeni şey için her seferinde açıkça rıza istemek, cinselliğin sonunda olup bitenler hakkında sakinca konuşmak ve nasıl hissettiğini dinlemek. Bu yaptıklarım sayesinde, krizsiz bir cinselliğimiz olmasına katkıda bulunuyorum, ama nasıl güven inşa edilir ben de bilemiyorum.

İşte bu bağlamda, neredeyse durup dururken, geldi bana BDSM’den bahsetti. Bir arkadaşıyla konuşuyormuş bir güven, bağlanma ve kendini serbest bırakma konularını. Arkadaşı önermiş. BDSM nedir bildiğini varsaymayacağım; Wikipedia diyor ki “involving bondage, discipline, dominance and submission, sadomasochism”. Yani esaret, disiplin, tahakküm, boyun eğme, sadomazoşizm gibi etkinlikleri içeriyormuş.

Arkadaşı bu konuyu acayip fanteziler yaşayalım diye değil, herhangi küçücük bir etkinliği bile yapmadan önce bir dünya anlaşma yapman gerektiği için ve sonrasında da her iki tarafında bu anlaşmalara sadık kalacağına güvendiğin için önermişmiş. Yani cinselliği bizim yaşadığımız gibi paldır küldür değil de, önce müzakere masasında o günkü sınırlarımızı tartışarak yaşarsak, belki güven inşa edebileceğimizi söylüyor.

Senden gizli saklım yok. BDSM benim için, porno sitesinde ben istemesem de sağda solda beliren bir kategoriden ibaret. Bundan başka ne bilirim, ne de ilgilenirim. Şimdiye kadar hiç “ay bu neymiş ki” deyip bakmışlığım da yok. Konu seks olunca, vanillayım ben bildiğin.

Zaten ilk tepkim de o oldu: “Ay ben vanillayım ayol, ne anlarım bu işlerden?” dedim. Hala da kafam karışık. Benim yapabileceğim bir şey değil gibi sanki. Ne kendimi birine öylece teslim edecek kadar güvenirim, ne de başka biriyle sevişirken yanlış bir şey yapmayacağıma.

Durup dururken bizi tehlikeli sulara atıyormuş gibi hissettim yani. Ama tabii onun açısından bakınca, tüm cinsellik başlı başına tehlikeli sulardan ibaret ve bu su hakkında oturup ciddi ciddi konuşabilmemiz lazım bir yolunu bulup.

Şimdilik konu askıda kaldı. O biraz bakacak neyin ne olduğuna. Sonra tekrar konuşacağız.