Emmanuelle ve erotisizm

Emmanuelle, küçükken herkesin bahsettiği, dur otur Show TV’de yayınlanan ama geç saatte ailemize fark ettirmeden izlemeyi çok azımızın başarabildiği o meşhur “kırmızı noktalı” film. İşte onun kitabı da var. Ve hatta o kitabın ikincisi de var…mış. Şans eseri denk geldim. Filmi daha hala izlemediğimi de hatırlayarak, bari kitabı okuyayım dedim.Emmanuelle Book

Hikaye, Bangkok’ta erotisizmle tanışan Emmanuelle’in başından geçen seks deneyimleri ve sohbetlerinden oluşuyor. Anladığım kadarıyla bir çeşit Taoizm’den bahsediyoruz, ama ilk kitabı okumadığım için pek yorum yapamayacağım. Zaten burada kitabı özetlemem de saçma olur, hele ki Wikipedia’nın icadından sonra.

İlk kez bir erotik romanı kamusal alanda okudum. Gırla seks sahnesini otobüste, metroda, yolda yürürken, kafeteryada falan okumak ilginç bir deneyimdi. (Kapladım tabii kitabı.) Hiç heyecanlanmadım. Yani, birileri bana böyle olaylar anlatsa muhtemelen heyecanlanırdım, evde yalnızken benzer videolar izlesem heyecanlanırdım. Ama kitabı okurken heyecanlanmadım. Oysa sahnelerin tasviri gayet başarılı. Demek ki cinselliği mekansal bağlamdan kopuk olarak deneyimleyemiyormuşum. Bağlam değişince okuduğum şeyin anlamı da değişiyormuş.

Neyse, kitaba döneyim.

Öncelikle, yine hiç başarısız erkek yok. Başarısız cinsellik yok. Herkes ha bire sevişiyor ve hiçbir aksaklık olmuyor.

İkincisi, hiç yaşlı kadın yok. Hatta aslında çirkin kadınlar aleyhinde konuşuyorlar ciddi ciddi. Çirkin derken de bildiğimiz düz güzellik tanımlarını hiç eleştirmeden kullanıyorlar.

Üçüncüsü, aşk (“make love”), erotisizm ve seks laflarını birbiriyle karıştıra karıştıra kullanıyor karakterler ki bu benim kafamı çok karıştırdı.

Cinselliğin, daha doğrusu erotisizmin tarihsel olarak baskılanmasıyla ilgili ve dolayısıyla bugün serbestçe cinsellik yaşamanın bizzat kendisinin özgürleştirici olacağıyla ilgili birkaç önemli noktaya değiniyor kitap. Ama, sanırım mistik referansları sebebiyle, bunu abartıyor. İnsanın ilerleyişini – kitabın deyimiyle “evrimini” – bir çeşit tanrılaşma süreci olarak tarif ediyor. Yani işte tek eşlilikten, kıskançlıktan kurtularak özümüze kavuşacakmışız. Burada bir “önceden belirlenmiş evrim” algısı var ve bu tarz “Nirvana’ya ulaşma” muhabbetleri bayağı bozmuş metni. Öte yandan Emmanuelle’in bir Hristiyan arkadaşıyla yaptığı sohbetlerde gayet zihin açıcı oldu benim için. Mesela:

“Ben orgazm olduğumda, bedenimin içinde ruhum orgazm oluyor: bedenim hayvani bir hale bürünüyor değil. Sen ruhun sırf kendinden ve kendi içinde haz almasını istiyorsun. Neden? Hayatın tamamı muhteşem, hem bedende hem de ruhta. Bunlar gerçekten de iki ayrık şey midir? Sen kimse bu dünyada zevk almasın istiyorsun. Peki nerede zevk alacaklar?” [s.44]

Ya da başka bir yerde, ideal partnerin nasıl olması gerektiğiyle ilgili:

“Cehaleti, tuhaflığı, yasakları ve ön yargılar silsilesi yerine, bir gelinin çeyizinde olması gereken şey aşk konusunda bir damak tadı, aşk sanatı ve bilimine bir ilgi olmalı ! Ya da, en azından, eğer evlenmeden önce deneyim kazanmaya cesaret bulamadıysa, evlenir evlenmez deneyim kazanmak için her yolu denemeli !” [s.128]

Ve son olarak, orada burada sevişmesinin sonucunda eşine “kimden olduğu bilinmeyen” çocuklar vereceği konusundaki ahkama yanıt olarak:

“O çocuklar ‘başka bir erkekten’ falan değiller, onlar insanlar. Şaraba ya da peynir yaptığın gibi, menşeiyle ilgili gürültü çıkarmazsın ! Bir bebeğim olduğunda, onun kökeni hakkında çok kafa yormayacağım, ama kesinlikle yaşayacağı dünyanın nasıl bir yer olacağıyla ilgili endişeleneceğim. Eğer bu dünya akıl ve özgürlükle inşa edilmediyse, zavallı çocuk her halükarda zavallı bir piç olacaktır.” [s.129]

Bence bunlar enteresan tespitler. Ama kitabın sonuna doğru artık bu konuşmaların yerini birbirinin tekrarı sayılabilecek seks sahneleri aldıkça ben de gayri ihtiyari olarak ilk dediğim “başarı” hususuna kafayı taktım.

Belki de “erotik başarısızlık öyküleri” yazmalı.

220px-Emmanuelle-2

***

Emmanuelle Arsan
Emmanuelle 2Mayflower Books, 1976, Granada Publishing Limited, 270 sayfa.

Leave a Reply

Your email address will not be published.