Memeler

Seks101 dersinin üçüncü haftasında memeleri işledik.

Müfredattaki konular arasında benim bundan daha az ilgimi çeken bir ders olmayacak muhtemelen. Normalde, ne insanların memelerine bakan bir insanım, ne büyük (veya küçük) memesi var diye birinden hoşlanmışlığım vardır, ne partnerimin memesine dokunmakla uğraşırım, ne de birinin benim mememe dokunmasını isterim.

İşin aslı, başkası benim göğüslerime dokunmaya başlayınca biraz huzursuz olurum. Hele meme uçlarıma dokunulmasından hiç hazzetmem. (Başka dokunacak yer mi kalmadı?) Porno falan izlerken de memeli göğüslü bölümleri atlarım (bir kere atlamayı unuttum, ay ne korkunç şeyler yapıyorlar insanlar birbirlerine bazen!).

Durum böyle olunca, göğsünün okşanmasından özellikle tahrik olduğunu söyleyen birinden nereye nasıl dokunulacağını öğrenmek tuhaf kaçtı. İnsan kendini soyutlayıp “La dur, bu ben değilim, başka bir insan. Şu anda, ben onun yerinde olsam hissedeceklerimi hissetmiyor.” deyip olaya yoğunlaşamıyor.

Her neyse, diğer güvenli bölgelerdeki gibi burada da bir crescendo olayı varmışmış. Tercihen göğüslerin öncelikle çevresine masaj yapıp, sonra yavaş yavaş merkeze doğru (ve şiddeti arttırarak) geliniyor. Bu sırada yavaştan öpmeye de başlanabilirmiş. Sonra meme uçlarının etrafından dolaşıp gerilimi arttırırmışsın. Sonunda da meme uçlarını dilinle uyarırmışsın.

Açık konuşalım: Bence bunların hepsi bir korku filmi sahnesi gibi. Bana yapılsa ortalığı birbirine katarım ayol. O ne öyle!

Bir de tabii, partnerine bağlı olarak, emmeli ısırmalı versiyonlar var. Neyse ki biz oralara hiç bulaşmadık, yoksa yüreğim dayanmazdı bu acıya.

Sonra konuşurken, “Ay valla mı? Bence sana o crescendo‘yu doğru yapmamışlardır da ondandır. Aceleye getirilince, o bölgeler çok hassas olduğundan canın yanabilir evet. Ama böyle sabırla yavaş yavaş hazırlarsan…” falan filan dedi partnerim. İyi peki madem, oturduk denedik. Tık yok. Yarım saat sonra pes etti de neyse de rahatıma kavuştum.

Asıl soru tabii şuydu: Ben göğüslerini uyardığımda bunun partnerime etkisi nedir?

Anlaşılan, etkisi olağanüstü.

Öyle sürreal bir şey ki. Benim açımdan bak: Sana hiçbir şey ifade etmeyen bir şeyler yapıyorsun. Ne bileyim, partnerinin burnuna parmağını koyup daireler çiziyorsun mesela. Sonra iki parmağını kullanıyorsun. Sonra burnu öpmeye başlıyorsun. Bunları yaparken partnerin ıslanıyor ve açılıyor. Olacak iş değil! Ama tam da böyle oluyor. Burada asıl sıkıntı şu: Partnerim bu kadar hazır hale geldiğinde, bende hiçbir şey harekete geçmemiş oluyor. Ne kalp atışım hızlanmış, ne ereksiyon, ne başka bir şey. (Birinin burnunu mıncıklayarak sen ne kadar tahrik olurduysan işte öyle düşün.)

Bu derste böylece iki şey öğrenmiş oldum.

Birincisi, partnerimi çok heyecanlandıracak bir etkinlik öğrendim. (Kelimenin tam anlamıyla bir “önsevişme” etkinliği, çünkü benim açımdan ortada seksi hiçbir olay dahi yok.)

Bunu beni kendi halime bıraksan asla keşfedemezdim, çünkü kendi şahsi deneyimimden yola çıkarak bu kadar manasız bir eylemi denemekle uğraşmazdım. Bu da öğrendiğim ikinci noktaya getiriyor beni:

Partnerimin hoşuna giden her şeyi sırf kendi deneyimimden yola çıkarak keşfetmeme imkan yok. Bir kere, bana boş ebleh gelen şeyler onun hoşuna gidebilir. Daha önemlisi, benim aklıma bile gelmeyecek şeyler onu heyecanlandırıyor olabilir. O yüzden, mutlaka konuşmak lazım, açık açık, uzun uzun konuşmak hem de. (Konuşup da partnerinin her istediğine okey diyeceksin diye bir kural yok elbette. Belki seni huzursuz eden şeyler ister partnerin. Yine de önemli olan bunları konuşmak.)

Bir sonraki dersimizde daha hardcore konulara geçeceğiz.

Leave a Reply

Your email address will not be published.