Duyguların senin mi benim mi?

Empati hakkında okuyorum ve düşünüyorum bir zamandır. Bir şey fark ettim kafamı karıştıran. Empatik bir insan olmadığımı falan söylüyorum ya, aslında bunun ardında yatan bir tuhaflık var. Bu yazıda önceki yazılarıma çok referans vereceğim. Artistlik olsun diye değil, yazıyı kısa tutmak için yapıyorum bunu. İdare et bu seferlik.

Duygularım

Şöyle bir duygular listesi var: “kızgınlık” (anger), “üzüntü” (sadness), “mutluluk” (happiness), “korku” (fear), “kıskanma ve imrenme” (jealousy and envy), “utanç ve suç” (shame and guilt) ve “intihara yönelim” (suicidal urge).

Bu duygular hissedene bir mesaj veriyorlar. Bir şey yapmasını istiyorlar. O şeyi yapınca, duygular ricat ediyorlar. Bu duygularla eylemlerin eşleşmiş listesi de şurada.

Eylemlerim

Bir duygu yaşadığımızda, şu adımları izlememiz gerekiyormuş:

uyarı/dürtü -> duygu -> his (duyguya isim vermek)
-> hissin dürtüye uygun olup olmadığını kontrol etmek
-> eylem veya eyleme geçmemeye karar vermek

Böylece doğru eyleme geçersek duygular geri çekileceklermiş.

Empatinin 6 yüzü

Şöyle bir liste var empati kurmakla ilgili:

1. Duygu bulaşması (emotion contagion): Bir başkasında bir duygunun belirdiği veya senden bir duygu beklendiği hissi.

2. Empatik isabetlilik (empathic accuracy): Kendinde ve başkalarında duygusal hal, düşünce ve niyetleri doğru tespit edebilme yeteneği.

3. Duygu ayarı (emotion regulation): Kendi duygularını anlama, regüle etme ve onlar üzerinde çalışma becerisi.

4. Bakış açısı alma (perspective taking)

5. Başkaları için endişelenme (concern for others)

6. Kavrayışlı ilişkiye geçme (perceptive engagement): Empatine dayanarak kavrayışlı kararlar alma ve karşındaki kişinin ihtiyaç duyduğu şekilde harekete geçme (veya geçmeme) yeteneği.

Bu altı açıdan bakıyorsun empati becerine.

Senin duyguların, benim eylemlerim

Şimdi bu üç şeyi birleştirelim. Duygu, eylem, empati.

Empati süreci demek ki kabaca şöyle işlemeli: Biri bir şey hissedecek, sonra onu ben hissedeceğim bulaşma yoluyla, sonra o duyguyu ayarında tutup doğru eylemi bulacağım, o eyleme geçeceğim.

Ama arada tuhaf bir adım var. Bir çeşit, duyguyu onaylama adımı. Bu kontrol adımı yüzünden empati kuramıyorum çoğunlukla.

Bir şey oluyor, sonra biri bir şey hissediyor, ben bu kişinin bu hissini anlıyorum, ama sonra o hissin bu duruma kıyasla abartılı olduğuna karar veriyorum ve o kişinin beklediği aciliyet veya kararlılıkla eyleme geçmiyorum.

Bak mesela, arkadaşımın iş yerinde bir sıkıntı oluyor ve sinirleniyor. Ciddiye alınmadığı veya haksızlığa uğradığı için öfkeleniyor. Sonra günlerce uyuyamıyor. Bu insanın düzgün bir işi, sabit bir geliri var, evi sevgilisi var, tatil planları var, sağlığı yerinde. Filistin’de veya Yemen’de yaşamıyor tabii ki, ama mesela Kürdistan’da veya kendi şehrinin bile gecekondu mahallesinde yaşamıyor. Bu şartlar altında, haksızlığa kızmasını anlıyorum, ama biraz da göreceli bakmak lazım. Öyle uyku tutmayacak kadar ciddi bir şey olamaz bu. O kadar yoğun bir tepki vermesini anlıyorum ama kabul edemiyorum. Dolayısıyla da onun ihtiyacı olan duygusal desteği veremiyorum. Duygusal destek verebilirim, ama bütün enerjimi ona yöneltmemi beklemesi bana saçma geliyor.

Empatinin hangi adımında çuvallıyorum?

Onun bakış açısından baktığımda (perspective taking) aslında kendi bakış açıma geri mi dönüyorum? Yoksa bu ayrıcalıklı konumu yüzünden bu kişi için aslında pek de endişenmiyor muyum (concern for others)?

Aslında ortada başka bir sorun daha var: Duygu benim değil ki, o kişinin. Dolayısıyla eyleme geçmesi gereken o. Peki ben ne yapabilirim? Onun duygusuna eşlik mi etmeliyim, yoksa onun eyleme geçmesi için ona yardım mı etmeliyim, veya onun ihtiyaç duyduğu eylemi ikamet edecek bir şey mi yapmalıyım?

Bu soru öyle çok da bariz değil. Karşımdaki insanın beklentilerini ve benimle olan ilişkisini yanlış tahmin edebilirim.

Nasıl yapacağımı hiç bilemedim. Yani bu kendi duygularımın yönetimiyle ilgili kısımla, başkalarının duygularının bana etkisi hakkındaki kısım birbiriyle nasıl konuşuyorlar? Birinden diğerine nasıl geçmem gerekiyor empati olaylarını doğru yapabilmek için? Empatik olmadığımda, tam olarak hangi kısmı yanlış yapıyorum?

Biraz daha düşüneceğim bu meseleleri. Aklıma başka bir şey gelirse söylerim sana da.

One response to “Duyguların senin mi benim mi?

  1. Pingback: Empatik olacağım da ne olacak? | Bir Şey'in Anıları

Leave a Reply

Your email address will not be published.