Monthly Archives: January 2015

Perili köşkte seks

Sahne: Bir yatak odasında, ikiz yatak. Erkek kadının üstündedir. İkisi de büyük ölçüde giyiniktirler. Birbirlerine sürtünerek öpüşmektedirler.

Ta orta okuldan beri cebelleş oldunuz başıma. Değil mi, C? Değil mi, E? Değil mi, M? Ve diğerleri! Konuşsanıza ulan. Aylarca, yıllarca, sizin zaferlerinizi dinledik durduk. Okul servisinde, basketbol oynarken, deneme sınavı çıkışında, teneffüs arasında, sürekli kızlarla yaşadığınız küçük maceraları anlattınız. Gözümü kocaman aça aça dinledim hikayelerinizi. Çünkü daha o yaşta Marx’tan haberimizin olmadığı için, insanlar üç sınıfa ayrılırdı: Havalılar, ezikler ve orta sınıflar. Ve ben de bir ezik-orta sınıf mensubu olarak imreniyordum size.haunted house storyboard art[4]

“Verir mi? – Ne zaman verir?” muhabbetlerini, öperken hatunun alt dudağını ısırışınızı, okulu ekip kafeye gitmek için otostop çektiğinizde yeterince yer olmadığından kucağınıza oturduğunda sikinizin nasıl sertleştiğini ve kızın bunu fark etmesine rağmen pozisyonunu değiştirmemesini, “Oğlum onun öyle sessiz göründüğüne bakma ha, aslında…”larınızı… Hepsini, hepsini, hiç sevgilisi olmamış, hiç bir kızın bacaklarına dokunmamış bir ilk ergenin açlığıyla kazıdım zihnime. Ve tüm C’ler, tüm E’ler, tüm M’ler, tüm havalılar, hepinizin sentezinden oluşan o soyut kişi gibi olmayı marifet sandım. Kız tavlamak için sizin gibi olmak gerekir sandım.

Gerçek insanlarla tanışana kadar, gerçekten romantik ve/veya erotik şeyler yaşayana kadar, her şey anlattığınız gibi olacak sandım. Sizin hiç eliniz ayağınıza dolaşmıyordu sevişirken, ve bütün kızlar “vermeye” can atıyorlardı, hiç reddedilip üzülmüyordunuz, hiç kimse kalbinizi kıramıyordu. Gerçek insanlarla tanıştıktan, gerçekten romantik ve/veya erotik şeyler yaşadıktan sonra hüsranım arttı. Hem sevişiyordum, hem de yine de sizin gibi olamıyordum. İşler yolunda gitmiyordu.

Liseden mezun olduğumdan beri (yani kabaca 10-15 yıldır) görüşmüyoruz. Tek tük karşılaşmalarımızda, kilo aldığınızı veya hâlâ orta okuldaki cümle öbekleriyle kendinizi ifade edebildiğinizi veya sadece ve sadece mutsuz olduğunuzu gördüğümde, sevinmemiştim. Çok istemiştim sevinmeyi, ama becerememiştim.; çünkü sizin hüsranınız da benim hüsranıma eklenmiş, o hepinizin sentezi soyut kişi daha da erişilmez hale gelmişti.Barnabys-Dream

İşte şimdi de tüm bunları çoktan geride bırakmış olmam gerekirken yine, bir kez daha aklıma gelmeniz öfkelendiriyor beni.

Neyin peşindesiniz?

Bir tarife göre sarışın, mavi gözlü, saçlarını at kuyruk yapan, mizah duygusu gelişmiş bu kadınla arama neden giriyorsunuz? Sarışın mavi gözlü deyince aklımıza gelen, belki de birinizin bir keresinde tam da böyle anlattığı bu kadının gözlüklerini çıkarınca yüzünün yuvarlaklığının belirginleşmesi, yattığında gıdısının ortaya çıkması, keyif aldığını belli eden nefes alış verişlerinde burnundan çıkan hırıltı neden dikkatimi çekiyor? Neden hiçbir şeyin masallarınızdaki gibi olmasına izin vermiyorsunuz?

Ve ben neyin peşindeyim?

Epi topu üç gün önce tanıştığım ve en iyi ihtimalle “sevimli” bulduğum bu kadınla neden sevişiyorum? Size kendimi ispat etmeye mi çalışıyorum hâlâ? Daha da önemlisi: Neden şu oynaşma halinden huzur içinde keyif alamıyorum?

– Gel yanıma uzan. Biraz ağırdan almak istiyorum.

İşte kurtarıcı müdahale! Beni sizin hortlaklarınızdan hep ne istediğini bilen kadınlar kurtardı zaten. Şimdi rahat bırakın beni, çünkü bu gece sadece sarılıp uyumak istiyorum bu insanla.

Devamı gelmeyecek.

Ve yarın kimseye anlatacak bir maceram olmayacak.

waking up next to you

Erkencisin bakıyorum.

Sahne: Bir yatak odasında, ikiz yatak. Erkek sırtüstü uzanmıştır. Kadın, erkeğin üstünde dizüstü durmaktadır.

Ben bu pozisyonda içine giremem büyük ihtimalleriding. Ağzına bile almadı, tahrik olmadığımı görmüyor mu? Ahanda başladık… Çok kötü bir ilk seks oluyor bu, kesin nefret edecek benden.

Islanmış bile galiba. Yumuşak vajinasıyla sürtündükçe yarım yamalak ereksiyonum da kayboldu. Neden hep böyle geriliyorum ki sanki? Bu dakikadan sonra henüz kendimi onun yanında güvende hissetmediğimi de söyleyemem. Ne yapmalı acaba… Eliyle penisimi yönlendiriyor penetrasyon için; sertleşmediğimi fark edip de tüm keyfi kaçarsa kötü olur. Dur yahu daha yeni başlıyoruz, belki kurtarabilirim durumu.

Hah… Şimdi onu üzerimden attığıma göre, ereksiyonmuş penetrasyonmuş gibi dertler ortadan kalktı. Bakalım ne yapabiliyoruz… Tüh, yeni tıraşlı vajina, yalarken dikenli dikenli diline dudağına batar insanın. Neyse canım, işimize bakalım.

cunnilingussh

– Ben öyle orgazm olamıyorum. Buraya gel.

İşte şimdi ayvayı yedik. Başlar başlamaz fırça yemekle kalmadık, bir de üstüne çıkmamı istiyor. Dur gülümseyip devam edeyim bir süre daha. Kendimi rahatlatmak için yaptığım bir şey, sanki hiç keyif almadığım ama o orgazm olsun diye yapıyormuşum gibi oldu iyi mi… Şimdi “İyi peki” deyip pozisyon değiştirsem kesin bu yönde düşüncesi pekişir. Bunlar hep dert işte bak.

Biraz zaman kazandım en azından. Şimdi yavaşça doğrulup penisimi ağzına götürsem ereksiyonu geri kazanabilirim. Sonra da artık bakarız penetrasyon olayını yapıp yapamayacağıma.

İşin kötüsü hâlâ çok çekici geliyor bana hatun. Gerçi gözlüklerini çıkarınca yüzü albenisini birazcık yitirdi, ama kalın vücudu ve tombul bacaklarında beni tahrik eden bir şeyler var. “Ele gelme” dedikleri şey midir, yoksa yumuşaklık mı, kemiklerini hiç hissetmeyip kas hareketlerini net olarak takip edebilmem midir, bilemiyorum.

Eveeeet, ereksiyon olduğuma göre şimdi hızlı davranıp prezervatifi takalım ereksiyonu kaybetmeden. Nerede bu lanet şey?! Hah… Neyse bu sefer kolayca açabildim paketini. Bazı kadınlar ya prezervatifi kendileri takıyor, ya da ben paketinden çıkarana kadar oral seks yapmaya devam ediyorlar, o zaman bu ereksiyon kaybı sorunu ortadan kalkıyor. Ama bir de işte böyle seksin durduğu örnekler var. Acaba ben prezervatifle cebelleşirken o ne yapıyor? Öylece bekliyor mu, kendini mi parmaklıyor, yoksa sadece soluklanıyor mu?

Ereksiyonu bu kadar dert ettik, bakalım onun ıslaklığı ne alemde. Ve tabii acaba açılmış mı vajinası. “Gel buraya” dediğine göre, bir bildiği vardır inşallah.

İyi, ilk girişi yaptık. Vay canına, vajinanın içi de bacakları ve ayakları gibi tombul sanki. Islak ve kaygan yastıkların arasında gidip geliyor sanki sikim. Şöyle bir doğrulup seyredeyim olan biteni. “Bacak omuza” dedikleri bu pozisyon mu acaba… Sormaya da utanıyor insan bu yaştan sonra. İnternette bir arayayım yarın falan. Neyse, konumuza dönelim.omuzlu

Ayak bilekleri ne kadar da kalınmış, fark etmemişim şimdiye kadar. Yeterince güvenmediğin bir kadınla birlikte olursan olacağı bu: Çıkardığı sesleri beni tahrik etmek için mi yoksa kendisi gerçekten keyif aldığı için mi çıkarıyor, emin olamıyorum bir türlü. Ama beni tahrik ettiği kesin.

Eliyle kalçamı kavraması hiç hoş olmadı bak, özellikle de benim hareketlerimi hızlandırmak için yapması bunu… Hem ben zaten çabucak heyecanlanıyorum, hem de onun açısından sevişmeye yeni başladık sayılır. Ağzımla uyarmama izin verse böyle olmayacaktı bak.

Boşalmak üzereyim bile, lanet olsun. Kalçamı öyle bir tutuyor ki kendi dilediğim gibi boşalmama da imkan yok. En iyisi böyle devam etmek, belki arada benim çıkardığım seslerle tahrik olur da ben yumuşamadan o da boşalır. Şimdi boşalırsam bu gece bir kez daha penetrasyon yalan olur aga, yapacak bir şey yok. Hah, bir de bu çıkardığı sesler eksikti. Ne yavaşlamama izin veriyor, ne de başka şey düşünüp boşalmayı geciktirmeme.

– Aa, boşaldın bile mi? Ne çabuk?!

Lan şimdi orgazma doğru ilerleyen kadını yolun yarısında durdurup ona kendi cinsel kaygılarımı da anlatamam ki…

Kesin nefret edecek benden.

Blog yenilendi !

15 aydır aktif bir blog Bir Şey’in Anıları. Kendim de beklemiyordum bu kadar istikrarlı bir şekilde blogu aktif tutabileceğimi. Toplamda 80’e yakın yazı var blogda, yani ayda ortalama beş yazı yazmışım.

Çeşitli evrelerden geçti blog, benimle beraber o da evrildi.

  1. Başlarken (Ekim 2013) bu blogla tam olarak ne yapmak istediğimi bilmiyordum. Aklımda dönüp duran ne var ne yoksa yazdım. Bazen de Hite Raporu’nun anket sorularından ilham aldım.
  2. Sonra (Ağustos 2014) oturdum yazdıklarımı okudum. Bir başkasının günlüğünü okur gibi… ve kendimle ilgili bir sürü şey öğrendim. Dert ettiğim temel meselelerden oluşan Aklıma Takılanlar bölümü böyle ortaya çıktı.
  3. Bunun hemen ardından (Eylül 2014), başkalarının yazdıklarını okumaya başladım. Bu da Çeviriler ve Sanat Sepet bölümlerini oluşturdu.
    Bu sayede hiç aklıma gelmemiş olan birçok soruyla tanıştım. Ama bir yandan da blog kişisel deneyimlerdense görüş ve düşüncelerle doldu.

Şimdi yeni bir evreye geçiyorum. (Ocak 2015)

Aslında iki evreye birden geçiyorum denebilir. Şöyle:

[Erotik yazında] başarısız cinsellik yok. Herkes ha bire sevişiyor ve hiçbir aksaklık olmuyor. …

Belki de “erotik başarısızlık öyküleri” yazmalı.

İşte buradan hareketle, erotik öyküler yazacağım. Başarısızlık öyküleri. Otobiyografik olacak bu öyküler. Sevişme esnasındaki kaygılarım, gerginliğim, hayal kırıklıklarımı anlatmaya çalışacağım.

Bunları Öyküler bölümünde bulabilirsin.

  • Bir yandan da Dossie Easton ve Janet W. Hardy’nin “Etik Sürtük” (The Ethical Slut) kitabını okuyorum. Metne eşlik eden egzersizleri yaparken bir yandan da çağrışımlarını yazıya dökmeye çalışacağım.

Bunları da Etik Sürtük Alıştırmaları bölümünde bulabilirsin.

Bu arada, bir arkadaşım sayesinde yeni evreye yeni bir tasarımla geçiyorum. Sayfanın artık bir afişi var. Ayrıca görselleri de arttırdım, şimdi birçok bölüme ve yazıya görselleri takip ederek ulaşılabiliyor.

Yeni yazılardan haberdar olmak veya sırf sohbet etmek için birseyinanilari{at}riseup.net adresinden bana ulaşabilirsin.

Emmanuelle ve erotisizm

Emmanuelle, küçükken herkesin bahsettiği, dur otur Show TV’de yayınlanan ama geç saatte ailemize fark ettirmeden izlemeyi çok azımızın başarabildiği o meşhur “kırmızı noktalı” film. İşte onun kitabı da var. Ve hatta o kitabın ikincisi de var…mış. Şans eseri denk geldim. Filmi daha hala izlemediğimi de hatırlayarak, bari kitabı okuyayım dedim.Emmanuelle Book

Hikaye, Bangkok’ta erotisizmle tanışan Emmanuelle’in başından geçen seks deneyimleri ve sohbetlerinden oluşuyor. Anladığım kadarıyla bir çeşit Taoizm’den bahsediyoruz, ama ilk kitabı okumadığım için pek yorum yapamayacağım. Zaten burada kitabı özetlemem de saçma olur, hele ki Wikipedia’nın icadından sonra.

İlk kez bir erotik romanı kamusal alanda okudum. Gırla seks sahnesini otobüste, metroda, yolda yürürken, kafeteryada falan okumak ilginç bir deneyimdi. (Kapladım tabii kitabı.) Hiç heyecanlanmadım. Yani, birileri bana böyle olaylar anlatsa muhtemelen heyecanlanırdım, evde yalnızken benzer videolar izlesem heyecanlanırdım. Ama kitabı okurken heyecanlanmadım. Oysa sahnelerin tasviri gayet başarılı. Demek ki cinselliği mekansal bağlamdan kopuk olarak deneyimleyemiyormuşum. Bağlam değişince okuduğum şeyin anlamı da değişiyormuş.

Neyse, kitaba döneyim. Continue reading

Poliamori/Çok-aşklılık nedir? – Noah Brand

Çok-aşklılıkla ilgili en yaygın sorulara yanıtlar.

[Daha önce şurada değinmiş olduğum bu konuyla ilgili The Good Men Project’ten Noah Brand 19 Kasım 2012’de What is Polyamory? başlıklı bir yazı yazmış. Çeviri boyunca polyamory için çok-aşklılık, polyamorous için çok-aşklı sözcüklerini kullanacağım. – Şey]

PolyLogo

Çok-aşklılık ne demek?

Eş zamanlı olarak birden fazla romantik/cinsel ilişkiyi sürdürme pratiğine çok-aşklılık deniyor. Çok-aşklı bir insanın birden çok sevgilisi olabileceği gibi bu insan evli de olabilir. Partnerleri de başka ilişkilere sahip olabilir. Herkes herkesten haberdardır.

Aldatma dediğimiz bu değil mi?

Değil. Aldatmak, yalan söylemeyi ve verilen sözleri tutmamayı içerir. Çok-aşklılığın en iyi çalıştığı – ve işin aslı, gerçekten çalışabildiği tek – durum, son derece açık ve dürüst bir iletişim tabanında kurulduğu durumdur. Çok-aşklı ilişkilerde, aldatmak hâlâ mümkündür: örneğin mevcut partnerinize aksini söylemiş olmanıza rağmen bir kişiye çok yakınlaşabilirsiniz. Bu çok kötü bir davranıştır: Çok-aşklı olsun olmasın, kimse aldatanları sevmez.

Continue reading